türk net en son haber 5 Eylül 2008Güncelleme: 05.09.2008 08:47 rss flas en son dakika haber arama son dakika net haber türk haberler
en net son haber
Ana sayfa haber
Politika Haber
Toplum Haber
Ekonomi Haber
Dünya Haber
Yaşam Haber
Spor Haber
Görüntülü Haber
Haber İndeksi
Haber Arama
Haber Arşiv
Hava Durumu
Yazarlar
Haber Başlıkları
Araştırma Dosyaları
Haber Yorumlar
Haber Üyelik Merkezi
Haber Üyelik Merkezi

Güncel Başlıklar
Milli Takım ve Milli Maçlar
Kenya
Afrika
Küresel Isınma
Hava Durumu
Yerel Seçimler
Kadir Topbaş
Melih Gökçek
Sağlık Haberleri
İnternet
Add to Google

14 Haziran 2007 Perşembe 20:05 Dünya

Avrupa, Ahmet Altan'ın yazısını tartışıyor: 'Üçüncü Dünya Savaşı Türkiye'den çıkabilir'

Ahmet Altan'ın, gazetem.net sitesinde Mayıs ayında yayımlanan 'Üçüncü Dünya Savaşı Türkiye'den çıkabilir' başlıklı yazısı, Le Monde ve Stern'de de yayımlandı. İşte o yazı:

Ahmet ALTAN

Üçüncü Dünya Savaşı, Türkiye’den çıkabilir…


Türkiye, son ve büyük bir hesaplaşmaya doğru gidiyor. Bu ülke korkulduğu gibi ırka ya da dine dayalı bir bölünme yaşamadı.

Daha korkunç ve daha temel bir bölünmeyle sakatlandı.

Cumhuriyet boyunca süren “kültürel bölünme” artık iyice keskinleşti.

Şimdi bir yanda, ayakkabılarını sokak kapısının önünde çıkaran, kadınlarının başını örttüğü, erkeklerinin sokağa pijamayla da çıkabildiği, erkek çocuklarının kahveye gittiği, kızlarının tam bir baskı altında yaşadığı, türküyle arabesk arası bir müzikten hoşlanan, belki de hiç kitap okumamış, hiç dansetmemiş, hiç karı koca birlikte lokantaya gitmemiş, hiç tiyatro seyretmemiş, evlerinde floresan lamba yakan, iyi eğitim alamamış, dini inançları kuvvetli kalabalık bir kitle var.

Diğer yanda ise kız lisesiyle Robert Kolej yelpazesinde eğitim görmüş, bir düğün salonunda ya da kolej partisinde dansetmiş, sinemaya giden, çok fazla olmasa da kitap okumuş, müzik zevki pop şarkılarla klasik müzik arasında dolaşan, evi nispeten daha zevkli döşenmiş, kızların flörtüne izin verilmese bile göz yumulan, Allah’a inanan ama ibadete pek aldırmayan, kadınlarının başını örtmediği, şarabın kalitesinden pek anlamasa da kadın erkek bir arada gidilen bir gezmede içki de içmiş, gazetelere bakan, magazin haberlerini izleyen, kendini birinci gruba kıyasla çok gelişmiş hisseden, entelektüel düzeyi çok yüksek olmasa da okumuş yazmış, Batı standartlarına yakın bir grup var.

Bu iki grubun yaşam tarzı birbirinden kopuk.

Onları, Batı’daki sınıflar arasında ortak bir zevk yaratan kilise müziği, dini resimler, İncil’in sinemalara bile yansımış hikayeleri gibi birleştirecek kültürel bir zemin yok.

Hayatları, zevkleri, inanışları birbirinden farklı.

Hatta birbirine düşmanca.

Birinci grup Cumhuriyet boyunca horlanmış, aşağılanmış, itilip kakılmış.

Şimdi bu grup siyasal olarak örgütlendi. Kalabalıklar. Ve her seçimi kazanacak siyasi bir güçleri var artık.

İkinci grup ise azınlıkta. Ve artık bir daha seçim kazanma ihtimalleri yok.

Bu noktada da tarihi bir paradoks ortaya çıkıyor.

Daha Batılı olan “ikinci grup”, Batı’nın siyasi değerlerini kabul ederse bir daha asla iktidarı ele geçiremeyeceğini bildiği için Batı’ya ve Batı’nın demokratik değerlerine düşman oluyor.

Yaşam tarzı olarak Batı’ya düşman olan kesim ise iktidarı ancak Batı’nın kriterlerini kabul ederek ele geçirebileceğini bildiği için Batı’yla ilişkileri geliştirmek ve demokrasiyi kabullenmek istiyor.

Bu kültürel parçalanmada “ordu” önemli bir role sahip.

Eğer, birinci grubu desteklerse ve Batı’nın demokrasisi burada kabul görürse, ordu da iktidarını kaybedecek.

Aslında birinci grubun çocuklarından oluşan ordu, kendi iktidarını sürdürebilmek için, kendisine benzemeyen ikinci grupla işbirliği yapıyor. Bir anlamda kendi köklerine ihanet ediyor.

Bu iki grup siyasi iktidar için son kez çarpışmak üzere hareketlenmiş gözüküyorlar.

Birinci grup ekonomik olarak da güçlü artık, Anadolu’da üretim yapıyor, “devletle” arası iyi olmadığı için malını dış dünyaya satıyor. Para kazanıyor. Siyasi örgütünü destekliyor.

İkinci grup parasal güç olarak da kuvvetli değil.

Dış dünyayla iş yapan, dışardan borçlanan büyük burjuvazi, Türkiye’nin ancak demokrasiyle normalleşebileceğine inanan entelektüel kesim, devletin yapısının değişmesi ve dünyayla bütünleşmesi gerektiğini düşünen bir grup bürokrat, birinci grubun destekçileri.

Yargı, ordu, bürokrasinin önemli bir kısmı ikinci grubun arkasında.

İkinci grup, siyasetle, demokrasiyle iktidarı elinde tutmasının mümkün olmadığını kavradığından şimdi siyaset ve demokrasi dışında bir çözümün peşinde.

Cumhurbaşkanı seçimi kavganın keskinliğini ve iki tarafın niyetlerini açıkça ortaya koydu.

Ordu destekli ikinci grup artık seçim de istemiyor.

Ve darbe söylentileri gittikçe artıyor.

Cuntalardan söz ediliyor.

Peki, darbe olursa ne olur?

Yaşam tarzı Batı’ya daha yakın olan grup orduyla birlikte iktidara gelir ve Batı’nın desteğini kaybeder.

Avrupa buna kesinlikle karşı çıkar.

Amerika her zamanki pragmatizmiyle, Kuzey Irak ve Ortadoğu politikalarını desteklemesi karşılığında darbeyi kabullenebilir aslında. Ama Amerika’nın önünde de ciddi bir engel var. “Demokrasi getireceğim” diye Irak’ı işgal eden bir ülke, dünyaya ve kendi kamuoyuna Türkiye’deki “darbeyi” niye desteklediğini açıklayamaz. Ve Irak faciasından sonra ikinci bir “zorlamayı” gerçekleştirecek gücü yok. İstese de istemese de darbeye karşı çıkacak.

Silahını ve parasını Batı’dan alan bir ordu ve ülke, Batı’dan koptuğunda ne yapacak?

Sanırım uzun zamandır bunu düşünüyorlar ve korkarım bunun cevabını buldular.

Türkiye’de darbe olursa, tarihte bugüne kadar hiç gerçekleşmemiş yeni bir oluşumla karşılaşacak dünya.

Türkiye, olası bir darbeden sonra, Rusya ve İran’la ortaklık kurmak isteyecek.

Silahı, enerjiyi ve parayı bu iki ülkeden alacak.

Rusya’yla İran’ın elindeki doğal gaz, petrol ve nükleer güç, Türkiye’yi bir süreliğine de olsa ayakta tutmaya yeter.

Ama Rusya, Türkiye, İran bloku dünyanın bütün dengelerini değiştirir.

Ortadoğu’nun kontrolünü tümüyle ele geçirir.

Avrupa’yı küçük kıtasına hapseder.

Kafkaslar’ı, Afganistan’ı, Pakistan’ı kendi gücüne katar.

Müslüman dünyayla yakın bir ilişki kurar.

Petrol kaynaklarına egemen olur.

Çin’le işbirliği yapabilir.

Bu gelişme, Avrupa, Amerika ve biraz da Japonya’dan oluşan “Batı”nın dünyadaki etkinliğini inanılmaz bir biçimde azaltır.

Yeni blok asker, enerji ve para açısından çok güçlenir.

Böylece, Türkiye’deki çatlama dünyada büyük bir çatlamaya yol açar.

Eğer Üçüncü Dünya Savaşı çıkacaksa, sanırım, bu çatlamadan çıkar.

“Asla böyle bir şey olmaz” diyebilirsiniz… Niye olmayacağına dair elinizde çok kuvvetli veriler varsa, söyleyin.

Ama, ya olursa… Ki bana çok mümkün geliyor.

O zaman ne yapacaksınız?

Bugün Türkiye’de kamplaşan ve bölünen insanların da…

Türkiye’yi Avrupa dışına itmeye çalışan, eski bir imparatorluk olmanın bir yanıyla çok görkemli, bir yanıyla çok zayıf mirasına sahip olan bir ülkeye küstahça davranan, işbirliği yerine “başöğretmenlik” yapmaya kalkan Avrupa’nın da…

Türkiye politikasında “ikili” oynayıp, kurnazlık ettiğini sanan Amerika’nın da…

Bu senaryoyu bir düşünmesini isterim doğrusu.

Türkiye’de yaklaştığı görülen kanlı bir çatışmanın bütün dünyayı yakması sandığınız kadar uzak bir ihtimal değil.

Hiç unutmayın ki ilk dünya savaşı tek bir tabancanın patlamasıyla başlamıştı.

7 Mayıs 2007, Pazartesi

İlgili Başlıklar:
Ahmet Altan (7 haber)
Asker (251 haber)
Savaş (3 haber)





Yorumlar
VATAN CENK - 15.06.2007 15:37
(devam) O BAYRAK HEPİMİZİN,MÜSLÜMANLIK VE KURANDA HEPİMİZİN.BUGUNLERI BİZE YASATAN ATATÜRK DE BİZDEN BİRİ,AYAGINDA ÇARIĞI,ÇANTASINDA AZIĞI OLMADAN SAVAŞIP CANINI VEREN ANADOLUDAN KÖYUNDEN KALKIP GELMİŞ OLAN İNSANLARDA BİZDEN BİRİYDİ,ALLAH HEPSINDEN RAZI OLSUN,ULKEYI BAYRAGI YUCELTMEK GEREKIRKEN,JAPONLAR GİBİ ÇALIŞMAMIZ GEREKIRKEN NEDENDİR BİLİNMEZ,HEP KENDİMİZLE İÇİN İÇİN UĞRAŞIRIZ,BU İNSANLARIN KIŞKIRTICI DEĞİL BİRLEŞTİRİCİ HABERLERE,OLGUN BİR MEDYAYA İHTİYACI VAR,UNUTULMASIN Kİ FAZLA DÜŞÜNMEYİ DENEMEYEN HALE BUYUK BİR NUFUSUMUZ VAR GEREK ANADOLUDA GEREK İSTANBULUMUZDA....
VATAN CENK - 15.06.2007 15:36
ÖNCELİKLE ÇOK KESKİN YAZILMIŞ,DOGRULUK PAYI OLMAKLA BERABER KESKİN,KESKİN SİRKE KÜPÜNE ZARAR VERİR DEMİŞ ATALARIMIZ,BUGUN NAMAZINI KILMAYI BİLEN,İBADETİNİ YAPAN,AYNI ZAMNADA İSE GAYET GÜZEL GİYİNMEYİ BİLEN,ASİL OLMAKLA BİRLİKTE EĞİTİM DÜZEYİDE YÜKSEK,KİTAP OKUYAN HATTA HER GÖRÜŞE AİT KİTAPLARI RAHATLIKLA OKUYABİLİP,BUNLARI DEGERLENDIREBILEN BİR İNSAN KİTLESİDE MEVCUTTUR ÜLKEMDE.YAZINIZDA BU GRUBUN BIR YERI YOK,ŞİMDİ BU GRUP MEYDANLARDA ELİNDE TÜRK BAYRAGI ALIP BAGIRAN KALABALIGAMI KARISIYOR YOKSA LAİKLİĞİ ELDEN GÖTÜRÜYORLAR DENİLEN GRUBAMI DAİL OLUYOR ACABA!!!AYRICALIKLARIDA AYIRT EDEBİLMEK GEREKLİ OLDUGUNU DÜŞÜNÜYORUM,

Kenyalılar ilk karın tadını çıkarırken, uzmanlara göre Kenya’da kar, kötüye işaret

Orly katliamı mimarının da maçı protokolde izleyeceğine ilişkin haber kısa sürede yalanlansa da ortalığı karıştırdı

CumhurbaşkanıAbdullah Gül’ün 6 Eylül’de Erivan’a gideceğini açıklaması Türkiye gündemine damga vurdu. Programın içeriği netleşirken Ermenistan’ın yaptığı iki jest dikkat çekti.

Ermenistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Balayan, Türk basınında çıkan 'Partikyan'ın Cumhurbaşkanı Gül ile protokolde maçı izleyeceği' yönündeki haberleri yalanladı.

ABD’li askerlerin mahkumlara yaptığı işkencelerle ünlenen Ebu Garib cezaevini Irak yeniden açıyor.

Kandil'de sorgulanan Rıza Altun'un 'özeleştirisi' kabul edildi. Karayılan ve Karasu'nun da bulunduğu bazı sözde sorumlular Altun'un infazı yönünde tavır aldı.

Anadolu Ajansi net haber son dakika flas haber IHA ihlas haber ajansi net haber son dakika flas haber
NET Haber
Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı
resmi abonesidir.
NetHaber Künye: Genel Yayın Yönetmeni: Nevzat BASIM
Yayın Koordinatörü: Emre KULCANAY
Reklam