|
|
26 Haziran 2009 Cuma 08:35
|
Ekonomi
|
Yeni Şafak gazetesinin ekonomi müdürü, TMSF başkanına KIRGIN: Bize KONUŞMADI; ama Referans gazetesine konuştu
AK PARTİ'NİN İKTİDAR OLDUĞU BİR DÖNEMDE, BÜROKRASİDEN EN İYİ İSTİHBARATI KİMLERİN ALMASI BEKLENİR? AK PARTİ'Yİ DESTEKLEYEN GAZETELERİN, DEĞİL Mİ? TMSF SÖZ KONUSU OLUNCA, BU OLMUYOR...
YENİ ŞAFAK GAZETESİNİN EKONOMİ SERVİSİ MÜDÜRÜ İBRAHİM KAHVECİ, GAZETEDEKİ KÖŞESİNDE ŞUNLARI YAZIYOR:
ikahveci@yenisafak.com.tr
Yeni Şafak gazetesi ekonomi şefliğini devraldığım günden beri ekonomi bürokrasisinden en fazla duyduğum söz "biz basına konuşmuyoruz" oluyor. Hatta bu cümle biraz daha üst düzeye gittikçe "tabii görüşürüz, ama zamanımız şimdi uygun değil" diye değişiyor ama o zaman da bir türlü gelmiyor.
Elbette konuşmama, açıklama yapmama kişisel tercih olabilir. İşin sorgulanmasını çok fazla istemeyebilirler, hatta daha derin sorgulardan bunalmış da olabilirler. Açıkçası kişisel tercihleri olmamasına rağmen ben öyle bırakıyorum.
Biz, kamuoyunu bilgilendirmek adına elbet olayları, perde arkalarını sorgulamak zorunda kalıyoruz. Bir durum oluştuğunda elbet soruların cevabı alınamayınca olağan şüpheleri yazıyoruz. Ama bu tarz bizim isteğimiz ve tercihimiz olmamasına rağmen bu sefer eksik tarafların dolmasını bekliyoruz.
04 Haziran 09 günü bu köşede mali entrikacılarımızdan ve TMSF uygulamalarından bahsettim. Orada şunu sordum: "Çağlar ve Garipoğlu ailelerine yapılan uygulama ile Toprak ailesine yapılan uygulama aynı mı?" Hatta bir adım daha ileri giderek: TMSF hortumculara eşit tarzda mı yaklaştı?
Bilirsiniz ülkemizde bir şirket yönetmek inanılmaz bir güç verir. O şirketler üzerinden yatlarınız, katlarınız ile krallar gibi yaşayabilirsiniz. Yayıncılık yapar, taraftar da toplayabilirsiniz. Yani şirket sahipliği ve yönetimi çok büyük bir rant oluşturabilir.
Bu meyanda TMSF uygulamalarının yasal, esneklik veya bilmediğimiz gerekçe adları ile kamuoyunda bir farklı algı yarattığını ve bu algının artık ciddi bir açıklama beklediğini belirtmiştim. Hatta Çukurova Grubu adına Mehmet Emin Karamehmet'in Vatan Gazetesi'nden Ercan İnan'a açıklamaları hiç de boş geçilir iddialar değildi. Ama TMSF tarafından bir açıklama gelmedi. Aaaa.. bile denmedi.
Toprak Grubu tarafından yapılan iddialar da hiç boş geçilir iddialar değil. Kamuoyu bu iddiaların ne ifade ettiğini öğrenmek istiyor. Bu tür iddialar öyle "basın bülteni ile yazdık, oradan alıp siz de yazın" şeklinde artık yürümüyor.
Yeni Şafak gazetesi içerisinde TMSF Başkanı ile görüşmek istediğimde yukarıda bahsettiğim bir "basına konuşmuyor" cevabı almıştım. Bu cevap benim adıma değil, bu ülkenin insanları adına önemliydi.
Bugün TMSF çatısı altında mı yoksa çatısı nerede olduğunu bilmediğimiz bir grubun aile çevresine bağlı işlenen cinayet kamuoyunun gündeminden inmiyor. Polisi, savcısı olayın peşinden koşuyor, işi aydınlatmaya çalışıyor. Ve TMSF Başkanı Referans gazetesinden Jale Özgentürk'e açıklama yapıyor: "o fabrikayı satıyoruz".
Sevgili meslektaşım ve Türk halkı adına bu açıklamayı çok önemsiyorum. İşlenen cinayette o servetin bir etkisi var mı? gibi soruların bir kısmına ışık tuttular. Medyanın '..daş'lığı olmaz desem de, maalesef bu mesleğin en üstündeki kişiler bile '..daşlık'tan bahsediyor. Jale Özgentürk'ün bu haberi nerede olursa olsun benim açımdan çok önemliydi. Konuşmayan adamı konuşturdu...
Burada şu noktaya dikkat çekmek istiyorum: 04 Haziran günü yazdığım yazıda da değindiğim gibi "Ahmet Ertürk'le görüşmek gibi bir derdimiz olamaz. Önemli olan TMSF uygulamalarını ve iddialarını sorgulayabileceğimiz bir basın toplantısının ne kadar ihtiyaç olduğudur."
Son olarak kredi kartı yasasına değinmek istiyorum. Meclis alt komisyonunda dahi ciddi şekilde karşı çıkılan "kart aidatı" sorunu vatandaşın kucağına bırakıldı. Ben bu tür davranışları "önemsiz sorunlarda kendini ülkenin sahibi görüp de önemli konularda tarafsız kalmayı seçen bir dönemin askeri tarzına" benzetiyorum.
Kart yasası bu şekliyle şimdilik bankaları kurtardı. Vatandaş bekliyor. Belki iki yıl sonra yeni bir afla kurtulurlar.
Altın fiyatlarındaki artış ev hanımlarının düzenlediği günlerin vazgeçilmezlerinden olan çeyrek altına olan ilgiyi azalttı.
NE YAPARLARSA AFFETMEZ? ''IMF ile bir anlaşma yapmak Türkiye ekonomisini daha hızlı büyütecekse, işsizlikteki azalmayı beraberinde getirecekse ve biz sırf bunun üzerinden bir kahramanlık yapalım, bunu
BELÇİKALI bir turizm firmasının, 'Bisiklet Üstünde Günler' sloganıyla Belçika ve Hollanda'dan Türkiye'ye gönderdiği turistler bisikletle Akdeniz'i keşfediyor.
PLAN YAPMAYAN İNSANLAR ÜLKESİ, TÜRKİYE
Coca- Cola'nın Almanya operasyonunda 24 işyerinin kapatılacağı ve 4 bin çalışanın işsiz kalacağı öne sürüldü
Enerji piyasasında faaliyet gösteren lisans sahibi kişi ve şirketler, her hesap döneminin en geç ilk üç ayında o hesap dönemi için seçtiği bağımsız denetim kuruluşuyla sözleşme imzalamak zorunda olaca
|