|
|
01 Şubat 2007 Perşembe 11:59
|
Ekonomi
|
Ocak 2007 ihracat rakamı AÇIKLANDI
OCAK AYI İHRACATI, YÜZDE 34.2 ARTARAK 6 MİLYAR 606 MİLYON DOLAR OLARAK GERÇEKLEŞTİ
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, Ocak ayı ihracatının yüzde 34.2 artışla 6 milyar 606 milyon dolar olarak gerçekleştiğini açıkladı.
Ocak ayı ihracat rakamları Bursa'da Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Genel Sekreterliği'nde düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı. TİM Başkanı Oğuz Satıcı, son bir yıllık ihracatın ise yüzde 19.18 artışla 87.4 milyar dolar olarak gerçekleştiğini bildirdi.
- TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİ BAŞKANI OĞUZ SATICI: - "2007 OCAK AYI İHRACATI BİR ÖNCEKİ YILA GÖRE YÜZDE 34.20'LİK ARTIŞ GÖSTEREREK 6 MİLYAR 606 MİLYON DOLARA ULAŞTI"
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, 2007 Ocak ayı ihracatının bir önceki yıla göre yüzde 34.20'lik artış göstererek 6 milyar 606 milyon dolar olarak gerçekleştiğini açıkladı.
TİM Başkanı Satıcı, yeni yılın ilk ihracat rakamlarını Bursa'da açıkladı. Uludağ İhracatçılar Birliği'nde (UİB) basın toplantısı yapan Satıcı, 2007 Ocak ayı ihracatının bir önceki yıla göre yüzde 34.20'lik artış göstererek, 6 milyon 606 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirtti.
Basın toplantısı sonrasında, Bursa'da 2006 yılı ihracatında ilk 10 sıraya giren firma yetkililerine birer başarı plaketi verildi.
Sanayi, madencilik ve tarım ihracatları hakkında bilgiler veren Satıcı, 2007 Ocak ayı ihracatlarında hububat, bakliyat, yaş sebze-meyve ürünleri ile ağaç mamüllerinde artış yaşandığını, fındık ve fındık mamülleri ile zeytin ve zeytinyağı sektörlerinde ise azalma kaydedildiğini belirterek, "Tarım ihracatımız Ocak ayında yüzde 34.48'lik artışla 844 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 12 aylık rakamlara baktığımızda, tarım ihracatının yüzde 7.89'luk artışla 10 milyar doları yakaladığını görmek bizi memnun etmektedir. Hububat, bakliyat, yaş sebze, meyve-sebze mamülleri ile ağaç mamülleri ve orman ürünleri sektörlerimizde Ocak ayındaki yüksek oranda artışlar bizi sevindirirken, fındık ve mamülleri ile zeytin ve zeytinyağı sektörlerinde ise aylık bazda azalma kaydedilmiştir" dedi.
Sanayi dalında en yüksek artışı yüzde 119 ile makine ve aksamları sektörünün gerçekleştirdiğini söyleyen Satıcı, "Sanayi sektörü ihracatı, aylık bazda yüzde 33.23 artarak 5 milyar 598 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Son 12 aylık ihracattaki artış oranı ise yüzde 20.31 olmuştur. Sanayide tüm sektörlerimizde artış yaşanırken, Ocak ayında en yüksek artışı yüzde 119 ile makine ve aksamları sektörümüz gerçekleştirmiştir. Ardından demir ve demirdışı metaller sektöründeki yüzde 62.3 ve otomotiv sektöründeki yüzde 40'lık artış oranları dikkat çekmektedir" diye konuştu.
TİM Başkanı Satıcı, madencilik sektöründe ise ihracat rakamlarının artışının sürdüğünü belirterek, şu bilgileri verdi:
"Madencilik sektörü ihracatımız, 2006 yılındaki yükselişini devam ettirerek Ocak ayında yüzde 76.57'lik artışla 162.6 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Madencilik sektörümüz son 12 ayda ise yüzde 42'lik artışla 2 milyar 151 milyon dolarlık ihracata ulaşmıştır."
Bu arada, basın toplantısı sonrasında Bursa'da 2006 yılı ihracatında ilk 10 sıraya giren firmalara, yetkililer tarafından birer plaket verildi. Plaket alan kurumlar, sırasıyla şu şekilde: "Oyak-Renault Otomotiv Fab. A.Ş., TOFAŞ Türk Oto Fa. A.Ş., Bosch San. ve Tic. A.Ş., Yeşim Satış Mağazaları ve Tekstil Fabrikaları A.Ş., Döktaş Dökümcülük Tic. San. A.Ş., Küçükçalık İth. İhrc. A.Ş., Delphi Automotive Systems Ltd. Şti., Prysmian Kablo ve Siskeml. A.Ş., Durmazlar Makina San. ve Tic. A.Ş."
TİM BAŞKANI OĞUZ SATICI, İHRACAT RAKAMLARINI ŞU KONUŞMAYLA AÇIKLADI
Değerli ihracatçılar, değerli basın mensupları, değerli katılımcılar,
2007 yılının ilk ihracat rakamlarını Bursa’dan açıklıyoruz. Yeni bir yıl, yeni bir başlangıç demek, bu nedenle biz de bu ay rakamlarımızı Anadolu’daki ilk başkentimizden açıklamayı uygun gördük. Tam 700 yıl evvel, bu kent siyasi temellerimizin atıldığı merkez olmuştu. Bursa bugün de üretimimizin ve ihracatımızın önemli bir kalesi haline geldi. Geride bıraktığımız yılda, İstanbul’un hemen ardından, 7,8 milyar doları aşan bir miktarla Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştiren ili oldu. Ağırlıklı olarak Bursa’da yapılanan otomotiv sektörü, ihracatımızda ilk sıraya yerleşti.
Bursa’nın geçtiğimiz yılda gerçekleştirdiği ihracatın yaklaşık 6,5 milyar doları sanayi ürünleriydi. Diğer bir deyişle Bursa’nın bir sanayi şehri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 6,5 milyar dolarlık sanayi ürünü ihracatının da 4,5 milyar dolardan fazlasının otomotiv sektöründen elde edildiğini görüyoruz. Başka bir anlatımla Bursa’nın toplam ihracatının yaklaşık olarak yüzde altmışını otomotiv sektörü gerçekleştiriyor. Artık göğsümüzü gere gere Bursa küresel rekabette dünya klâsında bir sanayi merkezi diyebiliyoruz ve bununla gurur duyuyoruz. Bununla birlikte bizim Bursa’dan beklentilerimiz çok daha büyük. İhraç edilen ürünlerdeki katma değerin de arttırılmasıyla bugünün Türkiye’sinin temellerinin atıldığı bir kentimizden mevcut başarılarından daha fazlasını arzu ediyoruz.
Değerli konuklar,
Geçtiğimiz ay gerçekleştirdiğimiz önemli ziyaretlerden birisi Sayın Bakanımız Kürşad Tüzmen önderliğinde yapılan Mısır temaslarıydı. Her nedense bazı kişilerce bu temaslar Türkiye’deki Türk girişimcilerin ve yatırımcıların yurt dışına kaçıyor olması olarak algılandı. Oysa yıllardır Türkiye’nin yükünü beraberce omuzlayan değerli üretici ve ihracatçılarımız Türkiye’de sürüp giden üretimi caydırıcı para politikalarına rağmen, son senelerde rekor üzerine rekor kırarak ihracatımızı on yıl önce hayal bile edemeyeceğimiz noktalara taşıdılar.
Tüm bu süreç boyunca her fırsatta Türkiye’nin üretim maliyetlerinin rakiplerine oranla çok yüksek olduğunu, yüksek faizlerin yatırımları engellediğini, çeşitli ülkelerle gerçekleştirdiğimiz Serbest Ticaret Anlaşmalarını çoğaltmamız gerektiğini dile getirdik. Tüm bu süreç boyunca kendi kârımızdan Türkiye’nin pazarları elden gitmesin diye büyük özverilerde bulunduk.
Bugün biz yine aynı zihniyetimizi sürdürüyoruz. Önemli olan Türkiye’nin geleceğidir. Bu anlamda ülkemize döviz kazandırıp, müreffeh ve zengin bir ülke yaratmak istiyorsak üretmek ve ihraç etmek zorundayız. Bugün Mısır’a yapılacak Türk yatırımları, ülkemiz adına bir gurur kaynağıdır. Artık yurt dışına sermaye de ihraç edebilen bir ekonomi olduğumuzun göstergesidir. Üstelik tüm bu girişimler, merkezleri Türkiye’de olan yatırımcılarımızın güçlenmesi ve Türkiye adına daha büyük işlere imza atmaları için gerçekleştirilmektedir.
Türkiye’deki ihracatçıları temsil eden en yüksek kurum olan TİM’in görevi Türk yatırımcısının uluslararası rekabet koşullarında rekabet güçlerine katkı yapmak ve Türkiye şirketlerinin küresel oyuncu olmalarına katkıda bulunarak Türkiye’nin ve dünya ticaretine onurlu bir biçimde entegrasyonunun sağlamaktır.
Bunun için Türkiye içinde üretimine devam edilerek rekabet yapma ihtimalini yitirmiş mal ve hizmetlerde Mısır’a veya dünyanın herhangi bir yerine yatırım yapılması gerekiyorsa, bunun önünü açmak başta dış ticaretten sorumlu bakanlığımız dahil olmak üzere TİM’in asli görevidir.
TİM’in görevi istihdam hamaseti yaparak rekabet şansını yitirmiş üretim kalemlerinin Türkiye’de kalması için devletten avantaj kopartmak değildir. Bu çerçevede TİM’in üstlendiği misyon hakkında ileri geri yorumlar yapılmasını ve işe irrasyonel saptamaların karıştırılmasını esefle karşılıyoruz.
Mısır’ın ülkemizde rekabet gücünü ve şansını yitirmiş sektörlere sağladığı gümrük enerji ve istihdam avantajlarını bilmezlikten gelerek, üstelik dünyanın büyük şirketlerinin, üretimlerinin %90’nına yakınını başka ülkelerde yaptığını ancak katma değeri kendi ülkelerine transfer ettikleri gerçeği ortada dururken ve Mısır’da veya başka bir ülkede yapılacak yatırımdan kazanılacak tüm katma değerin vergi ve servet olarak Türkiye’ye döneceğini bile bile bu konuda yorumlar yapılması en iyimser tahminle bir vizyonsuzluk örneğidir.
Değerli konuklar,
Size hemen kısaca Mısır’da yatırım yapmanın avantajlarını sıralayalım: Mısır’da üretim ve ihracata ilişkin hukuksal düzen yatırımcılar için oldukça elverişli. Türkiye henüz ABD’nin bazı ülkelere tanımış olduğu Nitelikli Sanayi Bölgeleri hakkından yararlanamıyor, yine ABD ile arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması da yok. Oysa Mısır imzaladığı bu anlaşmalarla ABD pazarına tekstil ve diğer sektörlerde gümrüksüz ve öncelikli mal gönderme hakkına sahip. ABD’nin tekstilde % 15–25 arasında gümrük vergisi uyguladığı düşünülünce, bunun oldukça büyük bir avantaj olduğu ortaya çıkıyor.
Bundan başka, Mısır tüm Arap ülkeleriyle yaptığı Gümrük Birliği anlaşmaları sonucunda ürettiği malları 18 Arap ülkesine sıfır gümrükle ihraç etmektedir. Yine Türkiye’de giydirilmiş işçilik 1000 USD civarında iken, Mısır’da bu fiyat 100–150 USD civarındadır. Enerji maliyetlerinde de Mısır, üreticilerine Türkiye’nin üçte biri oranında fiyatlarlarla üretim yapma şansı sunmaktadır. Bu nedenle Mısır Projesi bir entegrasyon ve optimizasyon projesi olarak algılanmalıdır. Zira biz vasıflı işçi gerektiren ve katma değeri yüksek işleri yine Türkiye’de yapmaya devam edeceğiz. Mısır’da yapılacak işler ağırlıklı olarak vasıfsız işçi kullanımını gerektiren üretim süreçlerinden oluşmaktadır. Bununla birlikte Mısır’a yapılan yatırımlar Türkiye’den bu ülkeye yapılan ihracatı da arttırmaktadır.
Bugün Türkiye’ye biçilen rol, “Demokratik Müslüman Ülke Örneği”nin çok ötesinde bir “Bölge Liderliği”dir. Ne kadar büyük bir bölgenin lideri olacağını da Türk insanı tayin edecektir. Bunun en kritik belirleyicisi, vizyonel Türk işadamlarının bu konuda öncülük etmesidir. Devlet ancak bundan sonra liderliğe soyunabilir. Bir yerde, Türk işadamları geleceğin Türkiye’sine öncülük etmektedirler. Sonuçta, her neticede Türkiye kazanmaktadır. Zaten aksi bir duruma ne teşebbüs ederiz, ne de teşebbüs ettiririz.
Değerli katılımcılar,
Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak enflasyonla mücadele sürecini çok yakından takip ediyoruz. Enflasyonun Türkiye ekonomisine verdiği zararların ve kronik enflasyon sürecinin ülkemizin gelişmesine nasıl engel olduğuna da bizzat sanayici ve üretici olarak çok yakından şahidiz. İşte bu yüzden hiçbir zaman enflasyonla mücadeleye “Hayır” demedik, bizim için yüksek maliyetlerine rağmen hep destekledik.
Her zaman enflasyonla mücadelenin ülkemizin ekonomisi için ne anlama geldiğinin bilinciyle hareket etmeye çalıştık. Fakat ihracatçılar olarak enflasyonla mücadele programının üretime ve sanayiye zarar vermemesi gerektiğini, Türkiye’nin rekabet avantajını ortadan kaldıran bir mücadele programının da ekonomiye zarar vereceğini defalarca kamuoyu ile paylaştık.
Tüm iyi niyetli uyarılarımıza rağmen enflasyonu düşürmek amacıyla sadece yüksek faiz-düşük kur politikası uygulandı. Bu politikanın üreticiye ve sanayice verdiği zararlar her zaman göz ardı edildi.
2006 başında yüzde 5 hedeflenmesine rağmen yıl sonu hedefi yüzde 9,65 olarak gerçekleşti. Acaba aradaki bu büyük fark için bir açıklama yapılacak mıydı? Bu büyük farkın oluşturduğu tahribatı kim ödeyecekti? Acaba Merkez Bankası, 2006 hedefinin büyük oranda ıskalanmasının kamuoyunun 2007 hedefine inanmasının önünde büyük risk teşkil ettiğinin farkında mıydı? İşte bu soruların cevaplarını alabilmek için hafta başında Merkez Bankası’nın açıklamalarına dinledik.
Ne yazık ki, bu sorularımıza net cevaplar alamadık. Merkez Bankası sıkı para politikasına devam edeceğini üstüne basa basa vurgulamaya devam ediyor. Bu demek ki, bu sene de faizler yine yüksek seyretmeye devam edecek. Kurlar, yüksek faizler yüzünden baskılanmaya devam edecek. Türkiye’ye sıcak para girmeye devam edecek. İhracatçılarımızın rekabet güçleri erimeye devam edecek. İthalat ve dış ticaret açığımız artmaya devam edecek. Cari açık sorunu büyümeye devam edecek.
Peki neyin karşılığında? Bunca sıkıntıya rağmen enflasyonda 2007 hedefi tutacak mı? Bizzat Merkez Bankası’nın Başkanı da hedefin iddialı olduğunu dile getirdi. Bu noktada sormak istiyoruz: “O zaman bu ısrar niye?”
Türkiye’deki üreticiyi ve sanayiciyi geri plana iten, ihracatçının rekabet avantajını her geçen gün törpüleyen ve girişimcinin önünü kesen bir programın Türkiye’ye hiçbir faydasının olmayacağı gibi, tam aksine bu politikanın devam ettirilmesi ekonomide telafisi zor zararlara yol açacaktır.
Değerli konuklar,
İhracatımızın son dört yılda yüzde 137 artması nedense bazı çevrelerde huzursuzluk yarattı. Ülkemizin ileriye doğru yol almasının ve bunun halkımızla paylaşılmasının bazı kişilere neden bu denli rahatsızlık verdiğini anlamakta zorlanıyoruz. Hele hele pozitif bilimlerin temeli olan matematiğin çarpıtılarak güneşi balçıkla sıvama çabalarına hiç anlam veremiyoruz.
Matematiğin kişiden kişiye değişen ve kolayca manipüle edilebilen kuralları yoktur. Aksine tüm matematik kuralları evrensel ve değişmezdir. Son dört yılda ne kadar ihracat artışı yaşandığını hesaplamak oldukça basit bir işlemdir. Referans olarak 2002 yılı alındıktan sonra, 2006 yılı sonunda ihracatın ne kadar gerçekleştiği ve bu rakamın 2002’ye göre ne kadar arttığı hesaplandığında ortaya çıkan rakam son 4 yılın ihracat artış oranıdır.
Bu kadar basit ve ortada olan bir hesabın bilinçli olarak başka yönlere çekilmeye çalışılması ve ihracatçıların hesap bilmemekle suçlanması biz İhracatçılar Ailesini derinden üzmüştür.
Diğer yandan cumhuriyet tarihimizde ilk kez bir başbakan ve ihracattan sorumlu devlet bakanımız gerçekleştirdiği ihracat performansı için tüm ihracat ailesini ve ihracata katkıda bulunan kişi ve kuruluşları kamuoyu huzurunda kutlamıştır.
Ülkemizin en seçkin 21 gazetesinde kutlama ilanları da birileri tarafından sorun haline getiriliyor. İhracatçımıza böyle bir onurlandırmayı çok görmenin nedenini anlamamız mümkün değildir.
İhracatçımız için bu güne değin bu çapta bir teşekkür ve onurlandırma yapılmamıştı. Bunun yapılmasına vesile olan meclisimizin kimseye şirin gözükmek, kimseye yaranmak gibi bir derdi yoktur.
Bu çerçevede ihracata emeği geçen herkese dün ve bugün teşekkürü bir borç bildiğimizin, yarın da teşekkür etmeye devam edeceğimizin altını çizmek istiyoruz.
Değerli katılımcılar,
Şimdi Ocak ayı ihracat rakamlarını açıklamak istiyoruz.
İhracatımız, Ocak ayında bir önceki yılın Ocak ayına göre % 34,20’lik artışla 6 milyar 606 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Son 12 aylık ihracatımız ise %19,18 artışla 87,4 milyar dolara ulaşmıştır.
Tarım ihracatımız Ocak ayında % 34,48 artışla 844 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 12 aylık rakamlara baktığımızda tarım ihracatının %7,89 artışla 10 milyar doları yakaladığını görmek bizi memnun etmektedir. Hububat bakliyat, yaş sebze, meyve sebze mamulleri, kuru meyve ve mamulleri, tütün ve mamulleri, kesme çiçek, canlı hayvan ve mamulleri ile ağaç mamulleri ve orman ürünleri sektörlerimizde Ocak ayındaki yüksek oranları artışlar bizi sevindirirken, fındık ve mamulleri ile zeytin ve zeytinyağı sektörlerinde aylık bazda azalması yaşanmıştır.
Sanayi Sektörü ihracatı aylık bazda % 33,23 artarak 5 milyar 598 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Son 12 aylık ihracattaki artış oranı ise %20,31 olmuştur. Sanayide tüm sektörlerimizde artış yaşanırken, Ocak ayında en yüksek artışı %119 ile Makine ve Aksamları sektörümüz gerçekleştirmiştir. Ardından Demir ve Demirdışı metaller sektörüdeki %62.3 ve Otomotiv sektöründeki %40’lık artış oranları dikkat çekmektedir.
Madencilik sektörü ihracatımız, 2006 yılındaki yükselişini devam ettirerek, Ocak ayında %76,57 artışla 162,6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir. Madencilik sektörümüz son 12 ayda ise %42 artışla 2 milyar 151 milyon dolar ihracat gerçekleştirmiştir.
Önümüzdeki ay bir başka ilimizde, ihracatımızdaki artışın devam ettiği haberlerini sizinle paylaşmak dileğiyle, emeği geçen herkesi kutluyorum.
Teşekkürler.
Oğuz SATICI TİM Başkanı
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) 2. seansında Bileşik Endeks, dünkü kapanışa göre 440,74 puan düşüşle 49.115,63 puandan kapandı.
İstanbul serbest piyasada kapanış saatlerinde doların satış fiyatı 1,2330 YTL, avronun satış fiyatı 1,7620 YTL oldu.
Çocuk mobilyasında uzman marka Çilek'ten yapılan açıklamaya göre, firma Yunanistan'da toplam 20 mağaza açmayı hedefliyor.
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), elektrik fiyatına yapılacak yeni bir zammın işsizlik artışına neden olabileceği uyarısını yaptı.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Samsun Şube Başkanı Suat Yılmaz, enerjide dışa bağımlılık nedeniyle 2009 yılında daha çok elektrik zammı yaşanabileceğini söyledi.
Sony, dizüstü bilgisayarlarındaki aşırı aşınmadan dolayı yedi kişinin hafif yaralanmasından sonra 440 bin bilgisayarın ücretsiz tamir edileceğini açıkladı.
|