|
|
01 Aralık 2006 Cuma 11:15
|
Ekonomi
|
'Kasım ayı ihracatımız 8 milyar 628 milyon dolara yükselerek, TÜM ZAMANLARIN EN YÜKSEK aylık ihracat rakamı olarak gerçekleşmiştir'
İHRACAT RAKAMLARI KONYA'DA AÇIKLANDI: 2006 yılının ilk 11 aylık ihracatı, 77 milyar dolara ulaşarak geçen yılın bir yıllık ihracatını geçmiş bulunmaktadır. Ocak-Kasım dönemi ihracatımızda da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,57 artış kaydedilmiştir.
İHRACAT KASIMDA ÇOŞTU
Türkiye'nin Kasım ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 43,33 artarak, 8 milyar 628 milyon 411 bin dolara yükseldi.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı'nın Konya'da açıkladığı rakamlara göre, bu yılın Ocak-Kasım (11 aylık) dönemindeki ihracat da, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,57 artışla, 77 milyar 89 milyon 153 bin doları buldu.
Türkiye'nin Kasım ayı itibariyle son bir yıllık ihracatı ise yüzde 15,81 artarak 84 milyar 403 milyon 241 bin dolara ulaştı. TİM BAŞKANI OĞUZ SATICI'NIN KONUŞMASININ TAM METNİ
Değerli basın mensupları, değerli ihracatçılar.
Kasım ayı ihracat açıklamamız için bu ay Konya’da olmaktan son derece mutluluk duyuyoruz.
Medeniyetin yeşerdiği topraklar olan Anadolu’muzda hiçbir şehrimiz yok ki yerleşik yaşamın başlangıcı, uygarlığın temeli olmasın. Konya da, uygarlığın doğduğu Anadolu’nun tam merkezinde, daha M.Ö. 6000 yıllarında yerleşilmiş bir şehir, bir canlı müze. Konya; Hititler, Lidyalılar, Persler, Makedonlar, Roma İmparatorluğu, İslam orduları, Bizans ve Selçuklu gibi çok çeşitli medeniyetlerin merkezi olmuş, bu muazzam zengin kültürel mirastan ortaya bir sentez çıkarmıştır. Bu zengin mirasın yanı sıra Konya kültürel kimliğimizin korunması ve geliştirilmesi anlamında da köklü bir yere sahiptir.
İşte bu nedenle Konya'ya kanımızca siyaset ve kültür adamlarımızın ayrı bir önem vermesi ve buraya farklı bir gözle bakmaları gerekiyor. Ayrıca Konyalıların da kendilerini bu bakış açısını geliştirmek için örgütlemelerini de bekliyoruz.
Değerli arkadaşlarım,
Dünyamızın uygarlıklar çatışmasına doğru adım adım gittiği günümüzde Konya’nın ismini tüm dünyaya duyuran Mevlana’nın düşüncelerinin doğruluğu her geçen gün daha da iyi anlaşılmaktadır.
Şuna hepimiz inanalım: Dünya önümüzdeki yıllarda ya çok daha büyük barbarlıklara sahne olmaya devam edecek ya da “Gel, gel, ne olursan ol yine gel” diyen Mevlana’nın sesine kulak verecektir.
Bu anlamda Mevlana tüm dünya için elimizde tuttuğumuz en evrensel ve en önemli değerdir. Bu değeri tüm dünyaya duyurmak ve dünyaya “barış ve kardeşlik” çağrımızın sesi yapmak günümüzün dünyasında büyük bir evrensel sorumluluktur.
İşte bu noktada cevaplamamız gereken soru şudur: Biz bu büyük tarihin ışığında ve huzurunda Konya’ya değer katmak ve Konya aracılığı ile Türkiye’ye değer katmak için ne yapıyoruz?
Dünya inanç turizminden, yani maliyeti en düşük, katma değeri en yüksek sanayimizi Konya’da konumlandırmak için gündemimizde ne var?
2023 için ihracat hedefimizi 500 milyar dolar olarak belirledik. Konyalıların da şunu söylemesi lazım: Konya’nın 2023 ihracatımıza katkısı 50 milyar dolar olacak! Konya’nın ihracatında da inanç turizmi geliri en az 15 milyar dolara ulaşacak!
Bu hedefe inanmak ve uzun vadeli bir plan ile harekete geçmek Konya’ya potansiyelini gerçekleştirme olanağı verecektir. Bu vizyon kurulduğunda, Konya’nın bu hedefleri gerçekleştireceğine olan inancımız tamdır!
Değerli dostlarım,
Son günlerde dış politikamızı ilgilendiren bazı gelişmeler yaşadık.
Türkiye bu hafta uluslararası arenada çok dikkati çeken bir ziyarete, Katoliklerin dini lideri Papanın ziyaretine ev sahipliği yaptı.
Hep birlikte olanları mutlu bir şaşkınlıkla izlemedik mi ? Yani ayrı ortamlarda hep farklı görüşleri dile getiren kesimlerin, karşılıklı iyi niyet olunca, nasıl olumlu bir sinerji yarattıklarını izlemedik mi ?
Dün akşam saatlerinde yoğun iş ortamımın arasında gözüm ofisimdeki televizyona takıldı. BBC Dünya haberlerinde “POPE in Turkey” başlığı ile dakikalarca yayın yapıldı. Türkiye’nin ne kadar istese yapamayacağı bir tanıtımı, hem de çok olumlu bir tanıtımı bu biçimde yapıldı. Bu görüntüleri izleyince, uluslararası işbirliğine sonuna kadar inanan bir insan olarak çok mutlu oldum.
Hele Papa’nın, daha birkaç ay önce istemeyerek de olsa Müslümanları kızdıran Katolik Kilisesi liderinin, Sultanahmet camiinde ortak yaratıcımıza ettiği duayı görünce tüylerim diken diken oldu. İşte insanların kalbini kazanmak bu kadar kolay diye düşündüm...
...
Diğer taraftan tam da bu ziyaret sırasında, AB’nin Türkiye ile tam üyelik görüşmeleri ile ilgili açıklanan karar önerisini de son derece dikkate değer buluyoruz.
Bildiğiniz gibi A.B Komisyonu, Türkiye ile yapılan tam üyelik görüşmelerinde sekiz konu başlığının askıya alınması önerisini üye ülkelere götürme kararı aldı.
Yine de A.B konusundaki deneyimimizle biliyoruz ki, bu gibi konularda son saniyeye kadar çok çetin pazarlıklar sürer. Yani belki 15 Aralık geldiğinde, A.B Devlet ya da Hükümet Başkanları, ilk öneriden farklı (daha olumlu ya da daha olumsuz) bir karar alabilirler.
Yine de biz işin dibine bakalım.
Türkiye için A.B ile bütünleşme, bir “uygarlaşma projesi”dir.
Yoksa sanırım hemen hiç birimiz, “aman ne olursa olsun bir A.B’ye üye olalım da gerisi kolay !” diye düşünmüyoruz değil mi ?
A.B ile bütünleşme çabaları, Türk insanının yaşam kalitesini yükseltiyor. Çünkü Türkiye her alanda gerçek bir yapısal dönüşüm (transformasyon) yaşıyor; daha da yaşayacak.
Ama bazen bu yapısal dönüşüm bazılarımızın hoşuna gitmiyor. Ya da kabul edilebilir sınırların (kırmızı çizgimiz dediğimiz yerin) ötesine geçiyor.
Kimi için, Türkiye limanlarının Kıbrıs Rum Bandıralı gemilere açılması bu kırmızı çizgilerin ötesindedir.
Diğerleri için ise, örneğin Ermeni soykırımı iddialarını kabul etmek kırmızı çizgiyi aşmaktır.
Yine de şunu unutmayalım ki ne olursa olsun, nasıl Türkiye’nin A.B’ye gereksinimi varsa, A.B’nin de en az o kadar istikrarlı bir Türkiye’ye gereksinimi vardır...
Eğer insanlar sadece, “benim bildiğim ve dediğim doğrudur, başka düşünce de kesinkes doğru olamaz” diye düşünürlerse ipler sonuna kadar gerilir.
Ama, aynı Papanın Türkiye ziyaretinde yaşandığı gibi, eğer karşı tarafın hassasiyetlerini de dinlemeye gayret gösterirseniz, Türklerin izolasyonlar kalkmadan olmaz çizgisini anlarsanız, sorunların çözümünde yol alırsınız.
Belki de o zaman bir tarafta 400 milyonluk Avrupa’yı, diğer tarafta da 70 milyonluk Türkiye’yi, 700 bin nüfuslu bir adaya mahkum etmezsiniz...
...
Şaşırdığınızı düşünüyorum Çünkü nihayetinde ekonomik bir kurum başkanı olan ben, bugün hep kültürden, politikadan ya da uluslararası ilişkilerden söz ettim.
Ama Türkiye’mizin 2023 Hedefi yolunda sadece ekonomi değil, diğer etmenler de var.
2023 yılında 500 milyar dolar ihracat yapan bir Türkiye... Yani 2 trilyon dolarlık bir Türkiye ekonomisi. İşte o zaman gerçekten GÜÇLÜ bir Türkiye. İşte o zaman A.B’yi kovalayan değil, A.B’ye yön ve dinamizm veren Türkiye. İşte o zaman BRIC’in önünde (yani Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin dörtlemesinin önünde) yer alan Türkiye T’si...
Ben arkadaşınız ve meslektaşınız Oğuz Satıcı, yanımda bana inanmış bütün arkadaşlarımla birlikte, bu hedef için çalışıyorum.
Allah yolumuzu açık etsin.
Sayın Konuklar,
Şimdi bu ayın ihracat rakamlarını açıklamak istiyoruz.
Kasım ayı ihracatımız geçen 8 milyar 628 milyon dolara yükselerek, tüm zamanların en yüksek aylık ihracat rakamı olarak gerçekleşmiştir. Geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 43,3’lük bir artış yakalanmıştır.
2006 yılının ilk 11 aylık ihracatı, 77 milyar dolara ulaşarak geçen yılın bir yıllık ihracatını geçmiş bulunmaktadır. Ocak-Kasım dönemi ihracatımızda da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,57 artış kaydedilmiştir. Geriye dönük 12 aylık ihracatımız yüzde 15,81 artışla 84,4 milyar dolara ulaşmıştır.
Kasım ayında en fazla ihracat gerçekleştiren sektörlerimiz; 1 milyar 621 milyon dolar ile Taşıt Araçları ve Yan Sanayii, 1 milyar 254 milyon dolar ile Hazırgiyim ve Konfeksiyon, 862 milyon dolar ile de Elektrik Elektronik sektörleri olmuştur.
Toplam ihracatımız içerisinde yüzde 12,88’lik bir paya sahip olan tarım sektörümüzün, önceki aylarda yaşadığı düşüşe son vererek, Kasım ayında yüzde 27,61’lik artış kaydetmesi son derece memnuniyet vericidir.
Tarım ve hayvancılık sektörlerimizde en fazla artış yüzde 263 ile Tütün ve Mamulleri sektöründe kaydedilmiştir. Bunu yüzde 77,58 ile Canlı Hayvan ve Su Ürünleri, yüzde 60,1 ile Kesme Çiçek takip etmiştir. Kuru Meyve ve Mamulleri sektörümüz 59,34 Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri yüzde 56,52 Meyve Sebze Mamulleri sektörümüzde yüzde 32,78 Yaş Meyve Sebze’de yüzde 25,46 Hububat ve Bakliyat’ta yüzde 14 artış yaşanmıştır.
Buna karşın Zeytin ve Zeytinyağı sektöründe yüzde 33,32 Fındık ve Mamulleri sektöründe yüzde 24,95 oranlarında düşüş gerçekleşmiştir.
Kasım ayında ülkemiz ihracatının yüzde 84,85’ini gerçekleştiren sanayi sektöründe aylık ihracatımız yüzde 45,66 artış ile 7 milyar 321 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.
Sanayi sektöründe on aylık ihracatımız 66,4 milyar doları, 12 aylık ihracatımız ise 72,6 milyar doları geride bırakmıştır.
Sanayide en büyük ihracat artışı yüzde 86.41 ile Makine ve Aksamları sektöründe kaydedilmiştir. Kasım ayında Otomotiv sektöründeki yüzde 72,89 artış ve Demir ve Demirdışı Metaller sektörünün kaydettiği yüzde 64,79 oranındaki artış da dikkat çekmektedir.
Diğer taraftan; Demir ve Çelik Ürünleri sektöründe yüzde 51,94 Tekstil ve Hammaddeleri yüzde 41,53 Kimyevi Maddeler ve Mamulleri yüzde 37,28 Elektrik Elektronik sektöründe yüzde 32,69 Halı sektöründe yüzde 29,58 Değerli Maden ve Mücevherat sektöründe yüzde 26,96 Hazır Giyim ve Konfeksiyonda yüzde 26,67 Çimento ve Toprak Ürünlerinde yüzde 20,68 Deri ve Mamullerinde yüzde 18,2 artış kaydedilmiştir.
Kasım ayında yüzde 60,54’lük artış gösteren Madencilik Ürünleri sektörü ihracatı yükselişini sürdürerek aylık ihracatını 195,7 milyon dolara, oniki aylık ihracatını ise 2 milyar 11 milyon dolara çıkarmıştır.
HANİ BUNU YAPMAYACAKTINIZ; ÖYLE DİYORDUNUZ, DİYORLAR... Her ülkenin kendi çözümünü oluşturmasını savunan Almanya, mali krizden olumsuz etkilenen bankalarını desteklemek için acil bir yasa çıkaracak
İsviçre'de turistler yakında, sığınaktan bozma dünyanın ilk "sıfır yıldızlı" otelinde konaklayabilecek.
ŞU: Dün ABD'de bir araya gelen G7 ekonomi bakanlarının toplantısından bütün imkânların kullanılarak "önemli" şirketlerin iflasına izin vermeme kararı çıktı
Akaryakıt ürünlerinden 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatında 4 YKr, motorinin litre fiyatında 5 YKr indirim yapıldı.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ile Türkiye arasındaki ilişkilerin başına ilk kez bir kadın yönetici getiriliyor. IMF'nin yeni Türkiye Masası Şefi Rachel Van Elken olacak.
ABD Başkanı George W. Bush, yönetimin mevcut finans krizine karşı güçlü önlemler aldığını ve krizden çıkılacağını belirterek, halktan, kaygılanmamalarını istedi.
|