|
|
12 Haziran 2008 Perşembe 12:43
|
Ekonomi
|
Tarım işini bir bilenin açıklamasıdır: Türkiye'de 100 meyve sebzeyi alın, üzerindeki ilaç kalıntısını araştırın yüzde 1,7 olumsuz sonuç alırsınız...
Bir bilen: Yine aynı rakam AB ülkelerinde yüzde 4 ila 6'dır.. Yani biz onlardan iyi durumdayız...
RUSYA İLE YAŞANAN SEBZE-MEYVEDE İHRACAT KRİZİ
- TZOB GENEL BAŞKANI ŞEMSİ BAYRAKTAR:
- "TOPLUMU KAOSA SÜRÜKLEMEYE KİMSENİN HAKKI YOK"
- "İNSANIMIZIN SAĞLIĞI HER ŞEYİN ÜZERİNDEDİR"
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Rusya ile yaş meyve-sebze ihracatı konusunda yaşanan sorunla toplumu kaosa sürüklemeye kimsenin hakkı olmadığını belirterek, "İnsan sağlığı her şeyin üstündedir" dedi.
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bayraktar, Rusya'nın başta domates olmak üzere yaş meyve sebze ihracatında oldukça önem taşıyan bir ülke olduğunu, 2007 yılında yaklaşık 1,5 milyar dolarlık yaş sebze-meyve ihracatının 500 milyon dolarlık bölümünün bu ülkeye yapıldığını ve ihracatın yüzde 34'lük payını oluşturduğunu ifade etti.
Rusya'nın Türkiye ile ihracatı durdurması sonucunda başta üreticiler olmak üzere ambalajcı, nakliyeci, ihracatçılar gibi sektörde faaliyet gösteren konuyla ilgili tüm tarafların bu durumdan ciddi olarak zarar gördüğünü belirten Bayraktar,
"Nitekim yasaktan önce kilogramı 35 kuruş olan domatesin fiyatı 2 kuruşa kadar düşmüştür. Tarımsal mücadelede kültürel önlemler, biyolojik mücadele gibi yöntemlerle başarılı uygulamalar yapılsa da kimyasal preperatların kullanım zorunluluğu bulunmaktadır. Kaliteli ve bol ürün almak; ürün kayıplarını minimuma indirmek için zirai mücadele yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde ortalama ürün kayıpları yüzde 10 ile yüzde 30 arasında değişmekle birlikte bu oran yüzde 100'e kadar çıkabilmektedir"
dedi.
Rusya, AB ve birçok gelişmiş ülkeye ciddi ölçülerde tarım ürünü dış satımının sürdüğü günümüzde pestisitlerin çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini en az seviyeye indirmek, dış ticareti koruyabilmek amacıyla tarım ilacı kullanımı gelişmiş ülkeler standartlarında, çok bilinçli ve kontrollü yapılması gerektiğine işaret eden Bayraktar,
"Bilinçli ve kontrollü bir kullanım yanında entegre zararlı yönetimi (entegre mücadele), tarımsal girdi uygulamalarının zararlarının minimum düzeyde tutulmasını sağlamaya yönelik entegre ürün yönetimi gibi sistemlerin de devreye sokulması ve yaygınlaştırılması gerekmektedir. Ülkemizin sahip olduğu potansiyelin en iyi şekilde değerlendirilmesi ve ülkemizin için dış pazarlarda rekabet üstünlüğü sağlayarak, dünya pazarından aldığı payı yükseltmesi dolayısıyla ihracat imkanlarının artırılabilmesi, yaşanan problemlerin kalıcı olarak çözümlenmesi bakımından izlenebilirlik, gıda güvenliği ve kalitesini sağlamaya yönelik sistemler devreye sokulmalı, bu kapsamda üretim yapılması gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
Her geçen gün artan üretici bilinci ile İyi Tarım Uygulamaları (GLOBALGAP-EUREPGAP) gibi uygulamaların giderek yaygınlaştığını, Kontrollü Örtü Altı Üretimin Uygulamasına İlişkin Yönetmelik hükümlerinin üreticiler tarafından yerine getirilmesiyle de daha bilinçli ve sağlıklı bir üretim gerçekleştirildiğini kaydeden Bayraktar, "Ayrıca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından kullanılan ilaç, uygulama dozu, zamanı ve hasat tarihiyle ilgili bilgilerin kaydedileceği kayıt defteri çiftçilere dağıtılmaya başlanmış olup, üretici kayıt numarasının verildiği ve bu uygulamanın ülke genelinde yaygınlaştırılacağı belirtilmiştir. Bu amaçla da Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından sebze ve meyvede ilaçların teknik talimatlar doğrultusunda kullanımını sağlamak ve ilaç kalıntısını önlemek amacıyla Taze Sebze ve Meyve Üretiminde Bitki Koruma Ürünü Kalıntısının Önlenmesi Hakkında Yönetmelik Taslağı hazırlanmış, 5 Haziran 2008 tarihinde web sayfalarına konarak görüşe açılmıştır. Yönetmelik taslağında üreticilere bir kayıt tutma zorunluluğu getirilmesinin yanı sıra her üreticiye bir barkod verilmesi de öngörülmektedir" dedi.
Türkiye'de kalıntı sorununun çözümü ve sağlıklı ürünlerin üretiminde oldukça önemli bir mesafe kaydedildiğini belirten Bayraktar, yapılan çalışmaların kalıcılığının sağlanması için eğitimin kesintisiz bir şeklide devam etmesinin yanı sıra piyasa denetimlerinin düzenli bir şekilde yapılması gerektiğini vurguladı. Bayraktar, şunları kaydetti:
"Ayrıca tüketicilerimizin de konuyla ilgili doğru bilgilendirilmesi, konunun uzmanı olmayan kişilerce yalan yanlış yapılan açıklamalarla boş yere tedirgin edilmemesi gerekmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca 2007 yılında Pestisit Kalıntı Denetim ve İzleme Programı kapsamında pestisit kalıntılarıyla ilgili olarak alınan 15.921 numunenin analiz edildiği ve elde edilen analiz sonuçlarına göre limitin üzerinde kalıntı tespit edilen örnek oranının yüzde 1,7 olduğu ifade edilmiş olup, bu oranın AB ülkelerinde yüzde 4-6 arasında değiştiği belirtilmektedir. Verilerden de görüldüğü üzere ülkemiz sanıldığının aksine oldukça iyi bir durumdadır."
2005 yılında Rusya ile yaşanan krizin ardından sektörde konunun kalıcı olarak çözümüne yönelik çalışmaların arttığına dikkat çeken Bayraktar, Tarım Bakanlığı tarafından limitin üzerinde tespit edilen ürünlerle ilgili olarak gerekli tedbirler alınmasına karşın, tüketicilerin boş yere tedirgin edildiği ve üreticiler de haksız yere zan altında bırakıldığı gibi düşen fiyatlar nedeniyle mağdur olduğunu söyledi. Gerçek sorun ne ise Tarım Bakanlığı ve Rus yetkililer tarafından açıklanması gerektiğini belirten Bayraktar, "İnsan sağlığı her şeyin üzerinde. Rusya'ya yapılan ihracatta yaşanan sorunda suçlu kim açıklanmalıdır. Hiçbir üretici satamayacağı ürün için, itibarının zedelenmesi için, malının elinde kalması, ürünün fiyatının düşmesi için üretim yapmaz. Üreticiler olarak bizler üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeye hazırız. Sorun eğitim, denetim yetersizliğinden, laboratuvar eksikliklerinden kaynaklanıyorsa gerekli önlemler acilen alınmalıdır. Hali hazırda devam eden Ziraat Odalarımız ve Tarım Bakanlığı ile birlikte yürütülen eğitim çalışmalarına daha fazla katkı sağlamaya hazırız. Yok eğer sorun siyasi ise ülkeler arası kurulacak diyalogla, ikili ilişkilerle sorun bir an önce çözümlenmeli, üreticimiz haksız yere zan altında bırakılmamalı, tüketicilerimiz de boş yere tedirgin edilmemeli, ülke itibarımız zedelenmemelidir. Akdeniz Bölgesi üreticilerini perişan eden bu sorunun Ege ve diğer bölgelerdeki üreticilerimizi de etkilemesi önlenmelidir. Sorun firmadan kaynaklanıyorsa, tüm ülkeye yasak uygulamak yerine firmaya yaptırım uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı.
Son dönemde artan gıda fiyatlarıyla birlikte tarımın ne denli önemli ve vazgeçilmez bir sektör olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını kaydeden Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'nin sahip olduğu potansiyelden gereği gibi faydalanılması, bu sektörün ülke ekonomisine ve üreticilere katkısının artırılması, ülke itibarının zedelenmemesi, dış piyasaya olduğu kadar iç piyasaya da güvenilir ürünlerin sunulması ve sorunun kalıcı bir şekilde çözümlenmesi bakımından eğitim faaliyetlerine gereken önem verilmeli, denetimler etkinleştirilmeli, laboratuvarlar sayı ve nitelik bakımından yeterli hale getirilmeli, izlenebilirlik sağlanmalıdır."
Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş'ye ait yüzde 80 hisse Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından, satış yöntemiyle özelleştirilecek.
Bankaların aldığı aidatlarla gündeme gelen kredi kartları, tüketiciye alışverişin dışında pek çok imkan da sağlıyor.
Kredi kartı pazarındaki payını artırmak isteyen bankalar, sigorta hizmetinden lüks tatile kadar göz kamaştırıcı binlerce hediye veriyor.
Krizle birlikte finans sektöründe yaşanan sıkıntıların ardından ABD’de 7 banka daha kapandı.
THY, Çin yapımı 60-70 kişilik jet uçaklardan alabileceğini açıkladı. Sektör, 'Avrupa’da filolara Çin uçağı alınmıyor' diye tepki gösterdi.
Haziranda TÜFE yüzde 0.11, ÜFE yüzde 0.94 arttı. Haziran ayı itibariyle yıllık enflasyon TÜFE’de yüzde 5.73, ÜFE’de yüzde -1.86 oldu...
|