|
|
17 Eylül 2008 Çarşamba 11:51
|
Ekonomi
|
Petrol fiyatların 100 doların altına düşmesine rağmen benzin ve motorinin ucuzlamaması, Enerji Üst Kurulu'nu harekete geçird
Petrol fiyatların 100 doların altına düşmesine rağmen benzin ve motorinin ucuzlamaması, Enerji Üst Kurulu'nu harekete geçird
Akaryakıt fiyatlarıyla ilgili bir çalışma başlatan kurul, şeffaf bir pazar oluşturmayı hedefliyor.
Yeni uygulamada, sektörde faaliyet gösteren rafineri, dağıtım şirketleriyle bayiler, benzin ve motorin gibi ürünlerde fiyat oluşumu açık bir şekilde kamuoyuna duyurulacak.
Böylece tüketiciler, kimin ne kazandığını görecek.
Başkan Hasan Köktaş, EPDK'nın çok eleştiri aldığını söyleyerek, "Ancak piyasalara suni müdahaleler topluma farklı zamanlarda daha yüksek maliyet olarak geri döner." açıklamasını yaptı.
Başkan, çözüm olarak kalıcı ve şeffaf bir piyasa için rafineri çıkış noktasından tüketiciye varıncaya kadar petrol fiyatlarının nasıl oluştuğunun kamuoyuna açıklanacağı bilgisini verdi.
EPDK Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ham petrolün işlenmesinden aracın deposuna girinceye kadarki süreçte fiyat oluşumlarını kamuoyuna açıklayacak.
Bunun için yeni bir çalışma yapan EPDK, yakında sistemi devreye sokacak.
Ankara'da enerji gazetecileriyle bir araya gelen ve soruları cevaplandıran Başkan Hasan Köktaş, son dönemde petrol fiyatlarıyla ilgili "Fiyatlar düşüyor, benzin ucuzlamıyor" eleştirilerine açıklık getirdi:
"Dünyanın her yerinde bir malın fiyatı yükseliyorsa o malda stoka gidersiniz. Petrol fiyatları da yükseldikçe piyasa maksimum stokla çalıştı. Bir de sektörde zaten stok yükümlülüğü var. Petrol fiyatlarındaki yükselişler hızlı bir şekilde fiyatlara yansıdı. Şimdi fiyatlar inmeye başladı ve elinizde bir stok maliyeti var. Yani sektör ortalama stok maliyetlerinin üzerinden hareket ettiği için petrol fiyatlarındaki düşme aynı hızlılıkla yansımıyor akaryakıt fiyatlarına".
Konuyla ilgili kurumun yetkisini kullanmadığı ve zamda hızlı hareket eden şirketlerin indirimde aynı tavrı sergilemedikleri sorusuna ise Başkan Köktaş, piyasalara suni müdahalelerin uzun vadede tüketicilerin aleyhine sonuçlar doğuracağını, indirimde hızlı hareket etmemenin ise şirketlerin kârlılıklarını koruma hedeflerinden kaynaklandığını belirterek, bunun da doğal olduğu değerlendirmesini yaptı.
Elektrik ve doğalgaz sektörüyle ilgili de bilgi veren Başkan Köktaş, rüzgar ve hidroelektrik gibi yatırımlara ciddi ilginin olduğunu söyledi. Doğalgaz piyasasında 2001'de çıkarılan kanunla serbestleşme anlamında olumlu adımlar atıldığına vurgu yapan başkan, ancak aradan geçen zaman içerisinde kanunun ruhundaki hedefin yakalanamadığını ifade etti. Başkana göre, Türkiye'de 2011'den itibaren ciddi gaz arzı sorunu yaşanacak. Bunun için de şimdiden çözüm aranmalı ve özel sektör burada itici güç olmalı. Ancak Botaş burada yeni bir oyuncu olmayacak. Botaş'ın, pazar payını yüzde 20'lere düşürmesi gerektiğine vurgu yapan Köktaş, Enerji Bakanlığı ve BOTAŞ'ın oturup Doğalgaz Piyasası Kanunu'nda değişiklik yaparak bir piyasa modeli oluşturmaları gerektiğini belirtti. Bunun için de yeni bir kanunun çıkarılması gerekiyor.
Tasarruf sadece ampulden ibaret değil
Elektrik sektöründe maliyet bazlı fiyatlandırmaya geçişle elektrik zamlarının hızlandığı yönündeki eleştirilere de açıklık getiren Başkan Köktaş, uzun vadede sistemin tüketicilerin lehine olacağına dikkat çekti. Elektrikte en önemli ayağın yatırım olduğunu, bunun yanında tasarrufun da büyük önem arz ettiğini ifade eden Köktaş elektrik tasarrufunun sadece bir ampulden ibaret olmadığını, üretim ve iletim ayaklarındaki tasarrufun da çok önemli olduğunu söyledi. Talep yönetimini sadece bir ampul olayı ile göstermenin yanlış olduğuna dikkat çeken Başkan, "Halbuki Türkiye'de termik santrallerin kapasite kullanım oranı inanılmaz düşüktür. İletim ayağında da çok büyük kayıplar vardır. Tasarrufun bir ampule indirgenmeden tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Son dönemde tartışılan verimli ampul, izolasyon gibi şeyler çok önemlidir." şeklinde konuştu. Başkan, Ermenistan'dan elektrik alınmasıyla ilgili ise yasal prosedürün izlenmesi gerektiği, ayrıca Dışişleri'nin tavrının da belirleyici olduğu bilgisini verdi.
Petrol Ofisi'ne 'hayır' demedik
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), kamuoyunda tartışılan Petrol Ofisi'nin (POAŞ) Ceyhan'da rafineri kurmak için lisans talebi konusuna da açıklık getirdi. Lisans konusunda henüz hiç kimseye hayır demedikleri bilgisini veren Başkan Hasan Köktaş şöyle konuştu: "Mevzuattan kaynaklanan bir sorun var. İlk kez karşılaşılan bir durum, aynı yere hem petrol hem elektrik yatırımı için başvuru var. 80 bin kurul kararı içinde ilk kez böyle bir durum yaşanıyor. Sorunu çözmeye çalışıyoruz." Başkan Köktaş'ın verdiği bilgiye göre yürürlükteki mevzuatlar aynı sektör içinde aynı yere lisans başvuru yapılması durumunda nasıl yol izleneceğini çok açık bir şekilde belirlemiş. Ancak farklı sektörlerin aynı yere lisans başvurusunda (petrol ve elektrik sektörü gibi) bulunması halinde ne yapılacağı konusunda mevzuatta açıklık yok. Bu sorun aşılırsa POAŞ'ın da rafineri lisans başvurusu sonuçlanmış olacak. "POAŞ Genel Müdürü Melih Türker Bey'le her gün görüşüyoruz." diyen başkan, kurula POAŞ'a lisans verilsin veya verilmesin yönünde herhangi bir baskının söz konusu olmadığını söyledi. Başkana göre mevzuat çok açık ve EPDK mali açıdan ve yönetim anlamında özerk bir kurumdur. Köktaş, Çalık Grubu'nun lisans almasına rağmen yatırıma başlamamasıyla ilgili de "Lisans yeni alındı. Enerji yatırımlarına başlamak belli bir süre alır." değerlendirmesini yaptı.
Skoda’nın 4x4 sınıfındaki ilk aracı olan Yeti, Türkiye pazarına sunuldu.
KEY ödemeleri 8 Aralık 2009 tarihli 5939 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik gereğince, Ziraat Bankası kanalıyla, bugünden başlayarak, 2 Nisan akşamına kadar yapılacak.
Türkiye'ye giriş izni alamayan ve gümrük depolarında bekleyen milyonlarca dolarlık değere sahip mal, Afrika ve Ortadoğu ülkelerine gönderilecek.
En büyük 'Beyaz Eşya Ana ve Yan Sanayi Fuarı (Domotechnıca)' artık Türkiye’de yapılacak...
'Öküzgözü'nün telaffuzu zor' diyenlere Ali Başman, 'Bazen zor kelimeler daha çok akılda kalabilir. 'Çok zor isimli bir marka var' demek bile onu akla getirir' diye karşı çıkıyor.
Türkiye'de trafikteki 14.5 milyon taşıtın sadece dörtte birinin kaskosu var. 2009 yılı verilerine göre trafiğe kayıtlı yaklaşık 545 bin otomobilin zorunlu trafik sigortası bile yok.
|