|
|
18 Aralık 2007 Salı 00:59
|
Yazarlar
|
Tatile mi Çıksam?
Bir işadamı olarak önümdeki aylara ve yıla (2008) bakıyorum.
Endişeli miyim ? Belki. Elimdeki verilerle öncelikle Türkiye ekonomisinin nereye gideceğini anlamaya çalışmalıyım. Peki elimde ne veriler var ? Önümüzdeki aylarda ekonomide bizi bekleyen riskler ve olanaklar nelerdir?
- Ekonomi yavaşlıyor. Dikkatli olmalıyım. Talep azalabilir. Azalacaktır da. Zaten belli bir süreden bu yana da azalıyordu. Çok açılmamalıyım. Satış planlarımda agresif olmamalıyım. Satış hedeflerini yakalayamayabilirim. Üstelik satışlarımdan beklediğim tahsilatta da sorunlar çıkabilir. Eğer borçlanacaksam ya da satış gelirine bağlı bir ödeme takvimi oluşturacaksam biraz daha muhafazakar davranmalıyım.
- Enflasyonun ne yöne gideceği pek belli değil. Yılbaşından bu yana düştü. Ama son iki ayda da arttı. Merkez Bankası ve ekonomi bilenler (!), “bu dönemsel bir etkidir. Dönemsel etki bittikten sonra enflasyon yine düşecektir” diyorlar. İnanmak istiyorum. Ama... Yılbaşı da geliyor. Çalışanlara zam yapacağım. Sanırım en fazla %10 zam yapsam yeterli olur. Aslında %8 yapmalıydım. Ama kimi inandırabilirim ve motivasyonunu sağlayabilirim ki?
- Faiz sanırım düşmeyi sürdürecek. Baksana Amerikan Merkez Bankası bile enflasyon tehdidine aldırmadan pat küt faizleri düşürüyor. Ama acaba bizde faizler yeterince hızlı düşer mi ? Sanki bizim Merkez Bankacılar biraz “taşkafa” gibi... Bazı ekonomik gerçekleri öyle kolay kolay anlamıyorlar...
- Hükümet vergi toplamak için dört dönüyor atıyor. Denetimleri iyice sıktılar. Nefes alamamaya başladık. Abudik gubidik bir işimiz zaten yoktu. Ama normal işlerimizi yürütmek için bile kimi zaman “deveye hendek atlatmamız” istenmeye başlandı. Kemal ağbi işi iyice abarttı yani... Bu sıkı vergi denetimleri piyasayı da korkutuyor; işlemler yavaşlıyor. Ama Maliye de haklı değil mi ? Olanağı olan herkes “devleti düdükleme” ve vergisini az verme peşinde. Eh o zaman Maliye de biniyor bulduğu “kazların” tepesine !
- Cari açık konusunda endişelenmeye başladım. Nerede ise bir yıldır şok devalüasyon korkusunu üzerimden atmıştım. “Bu kadar yabancı sermaye girişi varken artık bu ülkede kolay kolay şok devalüasyon olmaz” diye düşünemeye başlamıştım. Nerede ise burnumuzdan bile dolar çıkıyordu bir ara... Ama ya şimdi ? Türk bankaları Avrupa bankalarına borç vermeye başlamış. Hayda haaa... Dünya tersine mi döndü ? Eğer durum Batı Avrupa’da bu kadar vahim ise acaba IMF haklı mı ? Hani demişlerdi ya “Türkiye ekonomisinin zayıf halkası cari açıktır” diye. Ben de korksam mı acaba ? Bilemedim...
- Bir taraftan da ülkede politik gerginlik ve kutuplaşma iyice tırmanmaya başlamadı mı ? HÜRRİYET yazarı Bekir Çoşkun’a inanırsam bu hafta içinde yargı bağımsızlığı, SABAH – ATV Grubu, YÖK ve TÜRK İŞ de Adalet ve Kalkınma Partisi yandaşlarının eline geçmiş. Gerçekten de bunlara inanmalı mıyız ? Yoksa “basın mı abartıyor” ? Yeni YÖK Başkanı da şeker bir adam gibi... Ama gün geçmiyor ki gazetelerde türbanlı bir kız ile ilgili can sıkıcı bir haber yayımlanmasın.
- Bir de Türk Silahlı Kuvvetlerinin “PKK Mecliste” söylemi var. Haksızlar mı yani ? Demokratik Toplum Partisi (DTP) hemen her yerde terörist başı Öcalan’a bağlılığını bir biçimde ifade etmiyor mu ? Neden DTP terörü ve PKK’yi kınamıyor ? Ama öte yandan “sorunu dağda silahla çözmek yerine Ankara ovasındaki Mecliste çözmeye çalışmak” daha doğru değil mi ?
Ben bunaldım.
Gidiyorum. En iyisi bayramı olanak bilip kısa bir tatile çıkmak. Hele bir Bayram geçsin de Bayramdan sonra bakarız...
Ertuğ Yaşar, İstanbul; 13.12.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
Bir süredir yazacağım, ertelemek zorunda kalıyorum. Beni dehşete kapıltan bir gelişme yaşanıyor: Devlet, bize ait kişisel bigileri, bankalara, alışveriş merkezlerine ve kimi şirketlere satıyor...
Pek çok işaret var: Evet, artık bu cümleyi hiç tereddütsüz söyleyebiliriz. Türk polisinde bir 'gruplaşma' var.
Beni ve pek çok arkadaşımı KORKUTTU... Şimdi şurada, unuttuğu Galatasaray nedeniyle kendisine şaka yollu bir 'yuh' çeksem, mazallah... Mahkemelerde süründürülebilirim. Etim ne budum ne: En az 10 bin y
Depreme hazır olunacak... Ol! Evleriniz yıkacak yerlerine yenilerini yapacaksınız; YIIIIK! YENİSİNİ YAP!
Zaman gazetesi, bu olayı yazmıyor. Vakit gazetesi ve 'kendilerini en dindar' ilan edenler olayın arkasında komplo arıyor. Biz ısrarla, yazarın çalıştığı gazeteyi vurguluyor ve altını çizerek haberleri
Tayyip Erdoğan'ın HAKLARINI biz savunuyoruz; ama o bizim haklarımızı savunmuyor...
|