|
|
26 Aralık 2007 Çarşamba 08:52
|
Yazarlar
|
Kendi Düşen Ağlamaz!
Türkiye’nin en büyük üç elektronik üreticisinden biri PROFİLO TELRA mahkeme kararı ile bir yıl iflas ertelemesi istedi.
PROFİLO – TELRA’nın nakit akışı açısından zor durumda olduğu anlaşılıyor. Tanrı yardımcıları olsun; sıkıntılı bir durumdur. “Murhpy Kuralı” gibi, bir kere bir şey kötü gitmeye başlarsa ardından hemen her şey kötü gitmeye başlar.
Oturup arkalarından ağıt yakacak değiliz ! Sanayi Bakanımız gibi, “mutlaka PROFİLO’ya yardım etmeliyiz” diye düşünenlerden hiç değiliz. Çünkü eğer PROFİLO (ya da diğer bir şirket) bugün zor duruma düştü ise, bunda mutlaka yöneticilerinin suçu vardır. Zamanında değişimi göremeyen ve yakalayamayan cezasını çeker...
PROFİLO’nun ortaklarını sadece basından tanıyorum. Ama dışarıdan edindiğim izlenim, PROFİLO ortaklarının iş bilir insanlar olduklarıdır. Öyle yeni yetme zenginler gibi, aslında şirketlerinin sermayesi olan paraları kata / yata harcayacak kişiler değillerdir.
Peki o zaman nasıl ve neden PROFİLO – TELRA zor durumdadır ? Burada sorumlu sadece şirketin ortakları ve yöneticileri midir ? Acaba izlenen ekonomik politikaların da bu sonuçta payı yok mudur ?
Uzun zamandan bu yana, elektronik ve otomotiv sektörünün ürün başına üç-beş dolar kar ile dışsatımı sürdürdüğünü duyuyorduk. Ama bunlar sadece duyum idi. Elimizde somut bilgi yoktu.
Öte yandan elektronik sektöründe işlerin o kadar da iyi gitmiyor olabileceğini BEKO örneğinden biliyorduk. En büyük elektronik firmamız BEKO, 2006 yılı için 89 milyon dolar zarar açıklamış ve Ocak ayında benzeri görülmemiş bir uygulamaya gitmişti.
İstanbul / Beylikdüzü fabrikalarını kapatma kararı almışlardı. Makinelerinin bir kısmını Rusya gibi yabancı ülkelere; bir kısmını da BEKO’ya fason üretim yapan Türk firmasına satacaklardı. Ama asıl ilginç olan, çalışanları ile ilgili aldıkları karar idi. BEKO, 3.500 çalışanından 1.387’sini alfabetik sıra ile işten çıkarmıştı !
Birçok işçi tenkisatı gördüm, ama bu türlü “değişik” (!) işten çıkarma hiç görmedim. Ben olsam iyi işçi ile kötü işçiyi ayırarak; ya da bölüm bölüm işçi çıkarmayı düşünürdüm. Ama demek ki BEKO’da öyle değişik dengeler vardı ki yönetim alfabetik sıra ile işçi çıkarımına gitmişti !
***
Yukarıda da yazdığımız gibi, başarısız olan bir firmada en büyük suçlu firma ortakları ve yöneticileridir. İş yaşamında kimse “kader kurbanı” falan değildir. Herkes aldığı ya da zamanında alamadığı kararların “kurbanı” olur.
PROFİLO – TELRA da büyük bir olasılıkla artan uluslararası rekabete karşı koymak için yapılması gerekenleri zamanında ve yeterince yapmamıştır. Örneğin tüplü televizyondan LCD ya da plazma televizyona geçiş işlemini yeterince hızlı ya da verimli yapamamıştır.
Yine de PROFİLO – TELRA’nın (ya da diğer Türk imalat sanayi devlerinin), bugün bu kadar zorda olmalarının önemli nedenlerinden bir tanesi de son beş yıldır Türkiye’de izlenen yüksek reel faiz politikasıdır. Bu politika, Türkiye’de birçok alanda üretim / imalat yapmayı olanaksızlaştırmıştır. PROFİLO da bu politikanın bir kurbanıdır.
Eğer faiz bu kadar yüksek, kur bu kadar düşük olmasa ve maliyetler de bu kadar hızla artmasa idi, büyük bir olasılıkla PROFİLO – TELRA bugün bu durumda olmazdı. “Kendi düşen ağlamaz, bize ne ?” diyebiliriz. Zaten de demeliyiz. Her zor duruma düşeni bizim ödediğimiz vergilerle kurtaramayız; kurtarmamalıyız. Ama Türkiye’de reel faiz politikasını belirlemede etkin olan politikacıların, işsiz kalacak çalışanlar konusunda bu kadar duyarsız olma lüksü yoktur. Hiç de olmayacaktır. Ertuğ Yaşar; İstanbul; 23.12.2007
br> ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
Bir süredir yazacağım, ertelemek zorunda kalıyorum. Beni dehşete kapıltan bir gelişme yaşanıyor: Devlet, bize ait kişisel bigileri, bankalara, alışveriş merkezlerine ve kimi şirketlere satıyor...
Pek çok işaret var: Evet, artık bu cümleyi hiç tereddütsüz söyleyebiliriz. Türk polisinde bir 'gruplaşma' var.
Beni ve pek çok arkadaşımı KORKUTTU... Şimdi şurada, unuttuğu Galatasaray nedeniyle kendisine şaka yollu bir 'yuh' çeksem, mazallah... Mahkemelerde süründürülebilirim. Etim ne budum ne: En az 10 bin y
Depreme hazır olunacak... Ol! Evleriniz yıkacak yerlerine yenilerini yapacaksınız; YIIIIK! YENİSİNİ YAP!
Zaman gazetesi, bu olayı yazmıyor. Vakit gazetesi ve 'kendilerini en dindar' ilan edenler olayın arkasında komplo arıyor. Biz ısrarla, yazarın çalıştığı gazeteyi vurguluyor ve altını çizerek haberleri
Tayyip Erdoğan'ın HAKLARINI biz savunuyoruz; ama o bizim haklarımızı savunmuyor...
|