|
|
18 Ocak 2008 Cuma 00:04
|
Yazarlar
|
Merkez Bankası Neden İstanbul’a Taşınmalı?
Bu kadar ekonomik sorunumuz varken biz oturmuş bakın neyi tartışıyoruz: Merkez Bankası İstanbul’a mı taşınsın yoksa Ankara’da mı kalsın ? Koca koca adamlar çıkıp konu ile ilgili acayip “ağır” laflar ediyorlar...
Tam geyik...
Başka bir tanımlama yapmak o kadar zor ki ! Hangimiz istemeyiz İstanbul’un (ya da Türkiye’nin bir diğer kentinin) dünyada ya da en azından bölgemizde bir finans merkezi olmasını ? Ama “istemek” ile “olmak” arasında o kadar uzun bir yol ve çalışma var ki ?
Uzun yıllar boyunca İstanbul’a Olimpiyatları almaya çalıştık. Sanırım en az üç olimpiyat düzenlemesine İstanbul ile aday olduk. Son adaylıkta kısa listeye bile giremeyince de bu sevdadan şimdilik vazgeçtik.
Yerel ya da küresel finans merkezi olmak da bu türlü bir “düş” değil mi ? Öyle olalım demekle; olmayı istemekle olunur mu ?
Benim bildiğim kadarı ile, hem ulusal ve uluslararası bankacılık konusunda Türkiye’nin en önemli uzman gazetecilerinden biri MİLLİYET köşe yazarı Metin Münir’dir (kendisi Kıbrıslıdır; eşi de yabancıdır). İşte bu Metin bey, İstanbul’un neden bir uluslararası finans merkezi olamayacağını o kadar güzel anlatmış ki (MİLLİYET, 15 Aralık 2007 – “Büyük Türk Palavraları”). Bir kısmını buraya aktarıyoruz: “...
İstanbul'un önümüzdeki 30 yıl içinde dünyanın önde gelen beş finans merkezinden biri olma şansı yok. Çünkü İstanbul yatırım ortamı, ekonomik gelişmişlik, finansal derinlik, finansal enstrüman knowhow'ı, vergi, altyapı, yaşam kalitesi, İngilizce bilen eleman gibi konularda dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri olmaya aday diğer kentlerle rekabet edecek düzeyde olmaktan çok uzaktır.
ü Türkiye'de çalışmak isteyen bir yabancının emniyetten ikamet izni alması aylar sürebilir. ü İstanbul'da konut alacaksa Genelkurmay'dan izin almak zorundadır. ü Araba satın aldığında kendisine MA serisinden bir plaka verilir. ü Aracı kendisinden ve karısından başka kimsenin kullanması yasaktır. ü Tuttuğu şoför birisine çarparsa kendisi de şoförle birlikte hapse girer. ü Kullandığı broadband (geniş bant internet hizmeti) bahçe salyangozu kadar yavaş, salyangoz Swarovski kadar pahalıdır. ü Atatük Havalimanı'ndan Maslak'a gitmek günün belli saatlerinde Roma'dan İstanbul'a uçmaktan uzun zaman alır. ü Çocuklarını okutmak için doğru dürüst okul yoktur. ü Yatırım yapacaksa karşısında iki tane kurum bulur: Hazine’deki Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü ve yeni kurulmuş olan Türkiye Kalkınma Ajansı. ü Bir şirkette azınlık durumundaysa, kontrolü elinde tutan hissedara karşı korumasızdır. ü Kurduğu şirketi tasfiye etmeye kalkarsa bu neredeyse olanaksızdır. ü Böyle borsaların peynir ekmeği olan özel sektör tahvil ihracı, birkaç istisna hariç, 1980'lerden beri yapılmadı. ...”
Sizlerde İstanbul’da yaşıyorsunuz ve bu kentte iş yapıyorsunuz. Metin bey yazdıklarının her hangi birinde haksız mıdır ? Ya da herhangi bir noktayı az da olsaabartmış mıdır ?
Kesinkes hayır...
Peki o zaman nasıl olacak da gerçekten İstanbul yerel ya da uluslararası bir finans merkezi olacak ?
Olamayacaksa Merkez Bankası’nı İstanbul’a taşımaya ne gerek var ? İstanbul’da konumlu Merkez Bankası daha mı iyi çalışacaktır ? Daha mı işlevsel olacaktır ? Daha mı bağımsız olacaktır ?
Daha mı ... olacaktır, nedir ?
Bir İstanbullu olarak, İstanbul’da işi ve aşı olan bir işadamı olarak, Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınmasını uygun ya da gerekli bulmuyorum. Birkaç ufak tefek olumlu yönü olsa da, Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınması İstanbul’da trafik keşmekeşini daha da artıracak; göçü daha da hızlandıracak ve bu kentte yaşamayı daha da zorlaştıracaktır. Ertuğ Yaşar;
İstanbul 17.01.2008
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
Bir süredir yazacağım, ertelemek zorunda kalıyorum. Beni dehşete kapıltan bir gelişme yaşanıyor: Devlet, bize ait kişisel bigileri, bankalara, alışveriş merkezlerine ve kimi şirketlere satıyor...
Pek çok işaret var: Evet, artık bu cümleyi hiç tereddütsüz söyleyebiliriz. Türk polisinde bir 'gruplaşma' var.
Beni ve pek çok arkadaşımı KORKUTTU... Şimdi şurada, unuttuğu Galatasaray nedeniyle kendisine şaka yollu bir 'yuh' çeksem, mazallah... Mahkemelerde süründürülebilirim. Etim ne budum ne: En az 10 bin y
Depreme hazır olunacak... Ol! Evleriniz yıkacak yerlerine yenilerini yapacaksınız; YIIIIK! YENİSİNİ YAP!
Zaman gazetesi, bu olayı yazmıyor. Vakit gazetesi ve 'kendilerini en dindar' ilan edenler olayın arkasında komplo arıyor. Biz ısrarla, yazarın çalıştığı gazeteyi vurguluyor ve altını çizerek haberleri
Tayyip Erdoğan'ın HAKLARINI biz savunuyoruz; ama o bizim haklarımızı savunmuyor...
|