|
|
05 Şubat 2008 Salı 12:16
|
Yazarlar
|
Merkez Bankası Faiz İndirmemelidir
Bütün 2007 yılı boyunca yazdım: “Türkiye’de reel faizler çok yüksek. Merkez Bankası mutlaka faiz indirmeli. İzledikleri politika nedeni ile Türkiye ekonomisi zarar görüyor.
Merkez Bankası sadece enflasyona kilitlenerek Türkiye’de özellikle imalat sanayinin uluslararası rekabet gücünü düşürüyor. Buna mutlaka engel olmalıyız...”
Ama şimdi tamamen görüş değiştiriyorum ! Artık Merkez Bankamız kısa dönemde faiz indiremez ve indirmemelidir. Yoksa Türkiye ekonomisi ciddi sorunlarla karşılaşır.
Mantığımızı anlatalım. Türkiye son altı yılda (yani 2002 ile 2007 arasında) yüksek bir ekonomik büyüme oranı yakaladı. Ortalama büyüme yıllık %7’yi aştı (dünyada Çin’den sonraki en yüksek büyüme oranı). Ülkede yaşayanların büyük bir kesimi bu büyümeden yararlandı. Ya kişisel gelirleri (kazanç, ücret ya da maaşları) arttı ya da sahip oldukları varlıkların (örneğin arsa, konut ya da dükkan) değeri arttı.
Ama bu zenginlik sadece Türkiye’de doğru işler yapıldığı için artmadı. Çünkü dünyada da uluslararası ortam (konjonktür) çok uygundu. Evet Türkiye doğru işler yaptı; bütçe dengesini sağladı; ülkenin dışa açılımını hızlandırdı; enflasyonu düşürdü; uluslararası yatırımcılara güven verdi; Avrupa Birliği ile bütünleşme çalışmalarını hızlandırdı... Kısaca politik ve ekonomik belirsizliği azalttı. Böyle olunca da bütün dünyada güvenilir limanlarda satın alınacak varlıklar arayan yatırımcılar Türkiye’ye de geldiler.
Ama bu uluslararası konjonktür son üç-beş ayda tamamen değişti ! Uluslararası bankalar ABD’de başlayan eşik altı konut (subprime mortgage) kredileri sorunu nedeni ile milyarlarca dolar zarar ettiler. Artık kimse gelişmekte olan piyasalarda yüksek getirili macera arayacak kadar likiditeye sahip değildir.
Yani son beş yılda Türkiye’ye de akan uluslararası finans kaynağı zayıflamıştır. Kesilmemiştir; ama zayıflamıştır.
Hal bu ki Türkiye ekonomisi bu çalkantıya “ters ayakta yakalandı”. Çünkü ciddi bir cari açık üzerinde oturuyoruz. Eğer ülkeye şu ya da bu biçimde yabancı kaynak girişi durursa bizim ekonomimiz de zarar görür ve yara alır.
Bu durumda ilk ve tek önceliğimiz, ülkemiz içinde bir credit crunch (kredi eksikliği) yaratmamaktır. Uluslararası para akışı sürmeli; en azından ülkede bulunan uluslararası yatırım çıkmamalıdır.
Şu ana kadar ABD’de yaşanan ekonomik çalkantı nedeni ile Türkiye’den ciddi bir para çıkışı olmamıştır. Ama zaten uluslararası sermaye öyle yavaş yavaş çıkmaz. Pat diye bir anda uluslararası kısa vadeli portföy yatırımcılarının hepsi çıkmaya başlarlar.
Eğer böyle ciddi bir “çıkış” (ya da artık buna o aşamada “kaçış” demeliyiz) olursa, Türkiye’de uzun süredir dengeye oturmuş olan döviz kuru da darbe alır. Ekonomik bütün dengelerimiz bozulur.
İşte bu nedenle Merkez Bankası şu aşamada, en azından bir – iki ay daha, faiz indirimi düşünmemelidir. Faizi indirmek, uluslararası sermaye gözünde Türkiye’nin çekiciliğinin azalması demektir. Bunun kesinkes yapılmaması gerekir.
Evet sözümüzden dönüyoruz ve yineliyoruz: Merkez Bankamız faiz indirmemelidir. En azından ABD’deki çalkantının uluslararası etkileri kesinleşene kadar faiz indirmemelidir. Ülkede bulunan sermaye (ulusal ya da uluslararası kısa dönemli portföy sermayesi) kaçırılmamalı; ne pahasına olursa olsun tutulmalıdır.
Bu yüksek faizin ekonomi üzerinde uzun dönemde çıkacak çok daha ağır olumsuz etkileri olacaktır. Yani ekonomik büyüme iyice yavaşlayacak; belki de yıllık %3’ün altına inecektir. Ama yıllık %3’lük bir büyüme bile, 2001’de yaşadığımız %9’luk küçülmeden kat ve kat daha iyidir...
Ertuğ Yaşar;
İstanbul; 03.02.2008
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
Bir süredir yazacağım, ertelemek zorunda kalıyorum. Beni dehşete kapıltan bir gelişme yaşanıyor: Devlet, bize ait kişisel bigileri, bankalara, alışveriş merkezlerine ve kimi şirketlere satıyor...
Pek çok işaret var: Evet, artık bu cümleyi hiç tereddütsüz söyleyebiliriz. Türk polisinde bir 'gruplaşma' var.
Beni ve pek çok arkadaşımı KORKUTTU... Şimdi şurada, unuttuğu Galatasaray nedeniyle kendisine şaka yollu bir 'yuh' çeksem, mazallah... Mahkemelerde süründürülebilirim. Etim ne budum ne: En az 10 bin y
Depreme hazır olunacak... Ol! Evleriniz yıkacak yerlerine yenilerini yapacaksınız; YIIIIK! YENİSİNİ YAP!
Zaman gazetesi, bu olayı yazmıyor. Vakit gazetesi ve 'kendilerini en dindar' ilan edenler olayın arkasında komplo arıyor. Biz ısrarla, yazarın çalıştığı gazeteyi vurguluyor ve altını çizerek haberleri
Tayyip Erdoğan'ın HAKLARINI biz savunuyoruz; ama o bizim haklarımızı savunmuyor...
|