|
|
07 Mayıs 2008 Çarşamba 07:44
|
Politika
|
Sayın başsavcı, Tayyip Erdoğan'ın 'biz beyaz çarşafla yola çıktık' sözlerini TAKDİR ETMELİYDİ!
Kim diyor bunu? Anayasa Mahkemesi'ne verdiği ön savunmada, AKP diyor...
AKP savunmasında, Başsavcı Yalçınkaya’nın iddianamesindeki laiklik anlayışı ile AKP’nin laiklik anlayışının farklı olduğunu vurguladı. ‘Laiklik konusundaki yorum farkından dolayı bir siyasi partinin kapatılmasının istenmesi, özgürlüklerle bağdaşmaz. AK Parti, laikliğe karşı odak olan değil, laikliği toplumsallaştıran bir harekettir’ dendi
AKP’nin Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu ön savunma metninde, Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın yazdığı iddianamede yer alan iddialar tek tek yanıtlandı. “Dava Hukuki Temelden Yoksundur” ana başlıklı savunma özetle şöyle:
Eski Gata Komutanı da Gülen okullarını ziyaret etti
Fethullah Gülen’in okullarını eski GATA Komutanı Tümgeneral Ömer Şarlak ve eski siyasiler de ziyaret ederek, takdirlerini bildirmiştir. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı olduğu dönemde yaptığı konuşmaların, laikliğe aykırı olmak bir yana, tamamen özgürlükçü ve demokratik bir toplumun tesisini sağlamaya yönelik olduğu da açıktır.
Başsavcıda algılama sorunu var
Bu iddianame, hukuk sisteminin en temel karakteri olan objektiflik, nesnellik, nedensellik ve rasyonelliğe dayanmamakta; en iyimser yaklaşımla bir algılama sorununun varlığını ortaya koymaktadır.
İddianame çelişkiler yumağı
Kurulduğu andan beri Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefine doğru kararlılıkla yürüyen ve bu yürüyüşün en önemli dönemeci olan Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefinin gerçekleşmesi için gerekli her adımı atan bir partinin, laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiğini ileri sürmek bir çelişkidir.
Takiyye yok, gizli gündem yok
Açıkladıklarımız ve yaptıklarımız dışında gizli gündemimiz hiçbir zaman olmadı, bundan sonra da olmayacaktır.
AK Parti değil, AKP demek ideolojik
Kapatma talebinde bulunan iddianame hukuk dışı bir dille kaleme alınmıştır. Yargıtay Başsavcılığı’nın resmi kayıtlarında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kısaltmasının ‘AK Parti’ olarak belirtilmesine rağmen, iddianamede ısrarla ‘AKP’ şeklinde kullanılması siyasi bir tavrın göstergesidir.
Yeni anayasa suçsuz İSLAM DEVLETİ PROJESİ YOK
Yeni anayasa çalışmaları ile siyasal İslam projesi arasında bağ kurulması tamamen dayanaksızdır. Cumhuriyetin temel ilkelerini aynen muhafaza eden hatta pekiştiren bu anayasa taslağını toplumu İslam devletine dönüştürecek projenin bir parçası olarak takdim etmek, akılla, mantıkla ve iyi niyetle bağdaşmaz.
Başbakan’ın takdir edilmesi gereken cesareti
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ana muhalefet liderine cevap olarak söylediği “Biz o beyaz çarşaflarla beraber yola çıktık. Bedel ödemeye hazırız” sözleriyle Başsavcı’nın iddia ettiği gibi toplumu dönüştürme uğruna değil, milli iradenin üstünlüğünü ve demokrasiyi koruma uğruna ölümü göze aldığını anlatmak istediği çok açıktır ve takdir edilmesi gereken bir cesaret örneğidir.
Demokrat Parti örneği: HUKUKİ DEĞİL SİYASİ
İddianamenin, bir zamanlar Demokrat Parti’ye yöneltilen, ‘karşı devrimci’, ‘çoğunlukçu’ ve ‘laik Cumhuriyete karşı bir rövanş arayışına girişmiş’ gibi ithamları bu kez partimize yöneltmesi, söz konusu siyasi kampanyaya bir destek niteliğindedir. Sadece bu bile, iddianamenin hukuki değil tamamen siyasi bir metin olduğunu göstermeye yeterlidir.
AKP’nin modern laiklik anlayışı
İddianamede laiklik tek boyutlu bir kavram olarak görülmekte ve bireylerin benimsemesi gereken bir uygar yaşam biçimi ve felsefesi şeklinde takdim edilmektedir. Bu yaklaşıma göre, laiklik toplumların düşünsel ve örgütsel evrimlerinin son aşamasıdır. Laikliğin bu yorumu 19. yüzyıl pozitivizminin katı ilerlemeci anlayışına dayanmaktadır. Buna karşılık, AK Parti’nin laiklik anlayışı, çağdaş demokratik toplumların özgürlükçü laiklik anlayışıyla tamamen uyumlu bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Partimizin savunduğu laiklik anlayışı, başkalarının temel hak ve özgürlüklerine asla bir tehdit içermemektedir. Aksine, bu anlayış tüm bireylerin farklı inanış ve yaşam biçimleriyle barışçıl bir şekilde bir arada yaşamasını öngörmektedir.
Laiklik bireyi muhatap almaz, DEVLETİ ALIR
Buna rağmen, iddianame partimizin demokratik ve özgürlükçü laiklik anlayışını ve onun gereklerini laikliğe aykırılık olarak göstermeye çalışmaktadır. Buna delil olarak da, Başbakan’ın laikliğin bir din olmadığı, dine alternatif olarak sunulmasının yanlış olduğu ve bireylerin değil devletin laik olabileceği yönündeki bazı sözleri kullanılmaktadır. Modern laiklik anlayışı, farklı din ve inançları sosyolojik bir gerçeklik olarak kabul ederek, onların bir arada barışçıl beraberliğini sağlamayı hedefleyen siyasi bir ilkedir. Bu nedenle laiklik bireyi değil, devleti muhatap alır.
İktidarımız süresince hiç aksatmadık
Çağdaş laiklik anlayışı bir yandan devlet düzeninin dini kurallara dayanmamasını, diğer yandan da devletin bireylerin sahip olduğu din ve vicdan özgürlüğünü güvenceye almasını gerektirmektedir. İktidarımız süresince laikliğin bu iki temel ayağını aksatacak herhangi bir icraatın içinde olmadık, bundan sonra da olmayacağız.
Anglo-Saksonsak teokratik değiliz
İddianame, bir yandan partimizi Türkiye’yi şeriat devletine dönüştürmeyi amaçlamakla itham ederken, diğer yandan Anglo-Sakson laiklik yorumunu daha uygun bulduğumuzu ifade etmektedir. Bu bir çelişkidir, zira hiçbir Anglo-Sakson ülkesi teokratik bir devlet sistemine sahip değildir.
Türkiye laisizmle farkını ayırt edemiyor
Laikliği en katı şekilde uygulayan Fransa’da bile ‘laisizm’ ve ‘laiklik’ kavramları birbirinden ayrılmaktadır. Laisizm bir fikir akımı, laiklik ise hukukî ve siyasi bir ilkedir. Türkiye’de bu farklılık yeterince bilinmemekte ve çoğu zaman ikisi birbirine karıştırılarak biri öbürünün yerine ikame edilmektedir.
Başörtülü kızların eğitimi Cumhuriyet’in kazanımı
Üniversitelerde başörtüsü serbestliği bireysel özerkliğin ve özgürlüğün gereğidir. Farklılıkların bir arada yaşatılmasını hedefleyen demokratik bir ülkede üniversite öğrencilerinin şu ya da bu nedenle tercih ettikleri bazı kıyafetleri yasaklamak, çoğulculuğu, birlikte yaşama arzusunu, hoşgörü ve diyalogu ortadan kaldırabilecek bir uygulamadır. Cumhuriyetimizin temel ideali, tüm bireylerin ve özellikle genç kızların modern eğitim sisteminin kazanımlarından faydalanmasıdır. Başörtülü genç kızların devlet tarafından çerçevesi belirlenen üniversite eğitimi alması, çağdaş bilgilerle donanmaları Cumhuriyetin kazanımı olacaktır.
Savunma değil cevap verdi
98 sayfalık ön savunmada, AKP “savunma” yerine “cevap” ifadesini kullandı. AKP, “Cevap veren”, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı “Karşı taraf” olarak tanımlandı. Konu da, “İddianameye cevap.”
Cevabın “tarihe ve tanıklık ettiğimiz çağa düştüğümüz notlar” olarak görülmesi istendi. Metnin altında Erdoğan’ın imzası yer aldı.
Cevap metninde din sözcüğü 228, laiklik 207, Atatürk 11, Ak Parti 91, türban-başörtüsü sözcüğü 66 kez geçti, Demirel, Ecevit, Çiler, Yılmaz, Cindoruk’tan alıntılar yapıldı ancak Erbakan ismi hiç yer almadı.
AKP savunmasında, eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç’in iktidar partisinin kapatılamayacağı yönündeki görüşlerine de yer verdi. YÖK Başkanı olduğu dönemde Erdoğan’ın sert tepkisine neden olan Teziç, bu kez partinin başvurduğu referans isim oldu.
Savunmada ısrarla AK Parti değil AKP denmesi siyasi tavır olarak eleştirilmesine rağmen, “Konya’nın Seydişehir AKP’li Belediye Başkanı İbrahim Halıcı” ifadesi yer aldı.
Başbakan Erdoğan’ın koordinasyonunda partinin hukukçu kadroları tarafından hazırlanan savunma metninde, Adana Milletvekili Ömer Çelik’in köşe yazılarında referans aldığı siyasal bilim teorilerini anımsatan pasajlar dikkati çekti. İngilizce kaynaklara da göndermede bulunuldu.
Başsavcı insan gönlünün hıçkırıklarına bile müdahale ediyor
İDDİANAME MİLLETİMİZİ İTHAM EDİYOR: Biz bu iddianamede partimizin değil, partimize gönül veren milletimizin ve onun temel değerlerinin itham edildiğini düşünüyoruz. Bu iddianamenin konusu sadece AK Parti değil, onun üzerinden millet iradesi ve demokratik siyasettir.
İKTİDAR PARTİSİ KAPATILIRSA YASAMA VE YÜRÜTME FELÇ OLUR: İktidar partisinin kapatılması, yasama ve yürütme organlarını felç ederek çalışamaz hale getirebilecek bir girişimdir. Tarih ve ona şahitlik eden milletimiz ülkemizin çağdaş uygarlık mücadelesini engelleyenleri affetmeyecektir.
BAŞSAVCILIK “HAKİMLER YÖNETİMİ” GÖRÜNTÜSÜNDEN KAÇINMALIDIR: Siyasi muhalefet görevinin açık ya da örtülü şekilde yargı tarafından üstlenildiği, yargının siyasete müdahale ettiği ve siyaseten alınması gereken kararları almaya başladığı ülkelerde demokrasi büyük bir tehdit altındadır. Siyasetin yargısallaşması olarak bilinen bu durum, demokratik rejimi “hakimler yönetimi” anlamına gelen jüristokratik bir rejime dönüştürecektir. Bu nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dâhil, tüm yargı kurumlarının demokratik bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimize “hakimler yönetimi” görüntüsü verecek her türlü girişimden kaçınması gerekmektedir.
ULEMA BİLİRKİŞİ: Başbakanın, başörtüsünün dini inancın gereği olup olmadığı hususunun din bilginleri (ulema) tarafından tartışılacak bir konu olduğuna işaret eden açıklaması, bilirkişilik müessesine ilişkindir. Laik bir hukuk devletinde yargıçların bir dinin gerekleri konusunda uzman olmaları beklenemez. Teknik bilgi ve birikim gerektiren bu hususun yargılama sırasında konunun uzmanlarına sorulması laiklik ilkesine aykırılık teşkil etmemektedir. Başsavcıya göre, Başbakan’ın “Gönlümün derinliklerinde yatan hıçkırıklar var” sözü bile “laikliğe aykırı”dır. İnsan gönlünün hıçkırıklarına müdahale etmek isteyen bu iddianame, böylece laiklik ve insan hakları teorisine “çok özel bir katkıda” bulunmuş olmaktadır.
HUKUKİ GARABET: AK Parti’nin kurulmasından önceki dönemlere ait açıklamalara da iddianamede yer verilmesi bir diğer hukuk garabetidir.
BAŞSAVCI PSİKOLOJİK ETKİ YAPIYOR: Özellikle Başbakan’ın AK Parti’nin kurulmasından yıllar önce söylediği ileri sürülen bazı sözleri ön plana çıkarılarak, Anayasa Mahkemesi üyelerinde psikolojik bir etki meydana getirilmek istenmektedir.
Delil yaratma çalışması
Laikliğin içini boşaltmadık
Laiklik konusundaki yorum farkından dolayı bir siyasi partinin kapatılmasının istenmesi, evrensel standartlara uygun laiklik ilkesi, ifade ve siyasi parti özgürlükleri ile asla bağdaşmaz. Partimizin laiklik anlayışı da demokratik ülkelerde ve uluslararası belgelerde benimsenen laiklik anlayışı ile uyumludur. Dolayısıyla, partimizin laikliğin içini boşalttığı yolundaki iddia bütünüyle temelsizdir.
Çocukların din eğitimi
AK Parti mensuplarının 15 yaş altındaki çocukların Kur’an eğitimi alması gerektiğine dair sözlerinin laikliğe aykırı olarak nitelendirilmesi yanlıştır. Çocukların din eğitimi özgürlüğünü savunmak laikliğe aykırı değildir.
28 Şubat hatırlatması
Kuran eğitimi konusundaki yaş sınırlaması 28 Şubat sürecinde getirilmiştir. Bunu kaldırmaya yönelik girişimler eğer laikliğe aykırı ise, yaş sınırlaması getirilmeden önceki tüm uygulamaların da laikliğe aykırı olduğunu kabul etmek gerekecektir.
Din eğitimine AB örneği
Meslek liselerine yönelik katsayı farklılığının kaldırılmasını savunmak laikliğe aykırı değildir. İmam-Hatip liseleri meselesi eğitim politikaları çerçevesinde siyasi iktidarların görev alanına girmektedir. İddianamede de belirtildiği gibi, ‘laiklik dinsizlik değildir’. Avrupa Birliği’nde de din öğretimi hakkında kapsamlı bir mevzuat bulunmaktadır.
Başbakan’ın ifade özgürlüğü
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “laikliğe aykırı eylemleri” olarak iddianamede sıralanan 61 adet açıklamasının büyük bölümü, üniversitelerdeki kılık ve kıyafet özgürlüğüne ilişkindir ve ifade özgürlüğü kapsamındadır.
SONUÇ: Davanın reddine...
Savunmanın ‘sonuç ve talep’ bölümünde, laikliğe aykırı eylemlerin odağı olmaktan değil, ancak ‘vehimlere dayalı bir algılama hatası’nın varlığından söz edileceği belirtildi. AKP’nin kendisi hakkında açılan kapatma davasına ilişkin talepleri şöyle:
VEHME DAYALI ALGILAMA HATASI
“Bir bütün olarak değerlendirildiğinde iddianame, toplumsal talepleri dile getirme görevi olan siyasi partilerin, toplumsal ve siyasi sorunlar karşısında adeta duyarsız ve dilsiz olduğu bir partiler düzeni istemektedir. İddianamede ‘delil’ olarak sunulan beyan ve eylemlerin özgürlükçü demokratik ve laik rejime yönelik bir tehdit oluşturduğu söylenemez. Aksine, bu sözde ‘deliller’le bir siyasi partinin kapatılmasının talep edilmesi, Türkiye de demokrasiyi tek sesli ve yasakçı boyuta taşıyabilecek bir tehdit niteliğindedir. Ortada AK Parti’ye isnat edilebilecek nitelikte laikliğe aykırı eylemler, hatta söylemler olmadığına göre, laikliğe aykırı eylemlerin odağı olmaktan değil, ‘vehimlere dayalı bir algılama hatası’nın varlığından söz edilebilir. Her biri tek başına laikliğe aykırılık oluşturmayan ifadeler, bir milyon defa tekrarlansa bile, bir partiyi Anayasaya aykırı eylemlerin odağı haline getirmez. AK Parti, laikliğe aykırı fiillerin değil, kurulduğundan itibaren yaptığı çalışmalarla ülkemize ve milletimize hizmetin odağı haline gelmiştir. Sonuç olarak, bu nedenlerle AK Parti’nin kapatılması için açılan davanın reddine karar verilmesi hususunu Anayasa Mahkemesi’nin takdirlerine saygıyla sunarız.”
Derleme: Akşam gazetesi
Eski Devlet Bakanı Abdüllatif Şener, ülkede varolan gerginliğin sona erdirilmesi için yeni bir genel seçime ihtiyaç duyulduğunu belirterek, ''Bana da yeniden siyaset gözüküyor.'' dedi.
Anayasa Mahkemesi'nde "flört fahişeliktir" savunması
Sürecin ''çok soğukkanlı ama gizli hiçbir nokta kalmayacak şekilde araştırma ve soruşturma yapılarak tamamlanması gerektiğini'' anlatan Yazıcıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
Başbakan Erdoğan, parti teşkilatına hitabında, Ayşe Arman’a röportajında “Ben işyerimde sakallı, bıyıklı çalıştırmam” diyen işadamı Rahmi Koç’a isim vermeden çıkıştı:
KAPATMA, İDAM CEZASINA DENK DÜŞMEKTEDİR
Erdoğan, Üstün Zekalı ve Yetenekli Çocuklar Derneği'nin TOBB Üniversitesi'nde düzenlediği 'Liderlik Eğitim Programı'na katılarak çocuklara 'liderlik' dersi verdi.
|