|
|
09 Şubat 2010 Salı 16:47
|
Politika
|
Deniz Baykal'dan 'PEYGAMBER KAVGASI'na dair: 'Belediye başkanı, 'HERKES ERDOĞAN'A 2 REKAT ŞÜKÜR NAMAZI KILSIN' dedi'
Namazı siyasetçiye değil, Allah'a kıldıklarını söyleyen Baykal, 'Şu haddini bilmezliğe, istismara bakın. Bu dine saygı mı? Dine, peygambere en büyük saygısızlık' diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Daha hesabını vermemiş bir insana 'peygamber' demenin, inançla, dinle, imanla, İslamiyetle bir ilgisi olabilir mi?'' diye sordu.
Baykal, partisinin TBMM grubunda, geçen hafta Meclis Genel Kurulunda yaşanan olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bu konunun din istismarı boyutu olduğunu ifade eden Baykal, AK Parti eski il başkanının bir süre önce, ''Herkesi rencide edecek, anlamsız, gülünç ve yakışıksız'' bir şekilde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a methiye düzdüğünü söyledi.
Baykal, referansın peygamber olduğunu ifade ederek, ''Peygamber bu milletin peygamberi, bir siyasi partinin değil. Sadece Türkiye'nin, İslam aleminin değil, peygamberlere saygı gösteren bütün inanç sahiplerinin peygamberi. Böyle bir ulvi sembole, şahsiyete 'falan kişi, adeta odur' dediğin zaman, o insanı ezip perişan etmiş olmazsın ama herkesin peygamberine en büyük saygısızlığı yapmış olursun''diye konuştu.
Erdoğan'ın, ''fezlekelerin hesabını vermemiş, ithamlar altında bir siyasetçi, vicdanları, hakkı, adaleti çiğnemiş, bu dünyada, milletin önünde ve Yüce Divan'da daha hesabını vermemiş bir kişi olduğunu'' ileri süren Baykal, ''Sen bunu benzetirsen olur mu?'' diye sordu.
-''İSTİSMARA BAKIN''-
Bunun yanlış olduğunu, ancak yanlışın, bu kişilerin zihniyetinde, anlayışında bulunduğunu savunan Baykal, kısa bir süre önce de başka bir belediye başkanının, ''Herkes iki rekat Erdoğan'a şükür namazı kılsın'' dediğini söyledi.
Namazı siyasetçiye değil, Allah'a kıldıklarını dile getiren Baykal, ''Şu haddini bilmezliğe, ölçüsüzlüğe, istismara bakın. Bu konular siyasette eğer işletilir, kullanılır, değerlendirilir, himaye görürse, tepkiyi de beraberinde tahrik eder. Bu dine saygı mı? Dine, peygambere en büyük saygısızlık. Böyle bir namaz kılma teklifinin, Müslümanlık ile izah edilir tarafı var mı? Bir siyasetçiye, daha hesabını vermemiş bir insana 'peygamber' demenin, inançla, dinle, imanla, İslamiyetle bir ilgisi olabilir mi? Olmazsa bu tepkiyi öncelikle onların göstermesi gerekmez mi?'' diye sordu.
-''ALI AL, MORU MOR''-
Baykal, Genel Kurulda o gün yaşanan olayların bir de saldırı boyutunun bulunduğunu ifade ederek, MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş'un açıklamalarını, AK Parti Grubunun sükunetle dinlediğini, içlerine sindirdiğini, hiçbir tepki gelmediğini söyledi.
Deniz Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kavga, bu sözleri AK Parti Grubu hazmettikten, Başbakan'ın alı al, moru mor, tahrik edici tepkiyi ortaya koyması üzerine, AK Parti Grubu, 'Galiba biz görev ihmalinde bulunduk, Başbakan bu kadar kızdı, biz kızmadık, şimdi bir de bize kızarsa, acaba bunu nasıl telafi edelim...' diyerek, birden ayağa kalktılar, saflar halinde. Sıralarından kalkarak, muhalefet grubuna doğru savlet ettiler.
Saldırı, sözlerden çok sonra, Başbakan kürsüye çıktıktan sonra, kızdığı ortaya çıktıktan sonra, partisel, kitlesel olarak, kızan, kızmayan, hazmeden, etmeyen 'aman ha, gün bugündür' deyip yürümüştür. Bu çok açık bir saldırı. Bunun sorumlusu, doğrudan AKP ve Başbakan'dır. Başbakan'ı kürsüden arkadaşları, 'gel artık, burada durma' diye uzaklaştırmışlardır. Erdoğan, 'Gerilim siyasetinin içinde biz yokuz, buna prim vermeyeceğiz' diyor. Türkiye'de yaşanan gerilimin tek sebebi sensin, senin varlığın, her konuda böyle. AKP, kötü bir sınav vermiştir.''
-''EDEP GEREĞİ''-
Baykal, kavganın yaşandığı gün birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu'ya karşı yönelik tavrın, ''ayrı bir facia'' olduğunu ifade etti.
AK Parti yöneticisinin, selamsız, sabahsız, habersiz, rap diye kılık kıyafet değiştirilmesi, dinlenilmesi için Meclis Başkanvekiline tahsis edilen makama girdiğini söyleyen Baykal, konuşmasına şöyle devam etti:
''O mekanda, uygun görürse, o kişi, yöneticilerle de konuşabilir. Oranın sahibi bir kadınsa, her türlü tereddütün ötesinde, bırakın siyaseti, Anayasayı, demokrasiyi, yasama, yürütme ilişkisini, askeri nezaket, ahlak ve edep gereği oraya izinsiz, ruhsatsız girilmez. Birisi giriyor, Ali kesen baş kesen, Meclisin efesi... Gelmiş, talimatını veriyor, 'şöyledir, böyledir...' Sana ne? Senin kürsün, grubunun sözcüsü var. Şikayetin varsa, ortaya koyarsınz. Böyle özel ilişkiyle, baskı yaparak, sindirmeye çalışarak, tehdit ederek, sen onu kadın diye sahipsiz mi zannettin?
İşin bir de Anayasal boyutu var. Gelen kişi Başbakan Yardımcısı, Meclis yönetimine, Meclisin Başkanvekiline talimat veriyor. Buna senin ne hakkın var? Sen yürütmesin, yasamaya karışamazsın, saygı göstereceksin.''
-''VİCDANINDA NASIL TAŞIYABİLİYORSUN?''-
Başbakan Yardımcısının, Meclis Başkanvekili ile görüşürken, bir milletvekili hakkında da iftirada bulunup, gıybet yapıp, hakaret ederek, ''sarhoş'' dediğini savunan Baykal, bununla hiçbir ilgisi olmayan bir kişiye bunu söylemenin, ''ne ahlaka, ne dine, ne imana sığacağını'' kaydetti.
CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal'ın kilo verdiğini, yemesini kestiğini, içmeyi gündemden çıkardığını anlatan Baykal, o gün Soysal'ın yanında bulunan kadın milletvekiline ''Senin böyle bir izlenimin oldu mu?'' diye sorduğunu, ''Hiç alakası yok, olsa farkına vardım'' karşılığını aldığını söyledi.
Baykal, ''Ağır itham ve ayıp var. O kişi diyor ki; 'Meclis Başkanvekili isterse, özür dilerim' Özür dilemek, siparişle, taleple olmaz. Senin vicdanın, ahlakın, ilkelerin, yanlış yaptığını sana söylüyor da sen özür diliyorsan o başka şeydir. Ben senin vicdanını harekete geçirip, sen diyorsan, o zaman sana saygı duyarım. Ama sen onu da yapamıyorsun. Dedikodu yaptığın kişiye karşı vicdani sorumluluk hissetmiyor musun, ithamını kanıtlayabilir musun, olmadığı halde o iftirayı yapmayı, vicdanında nasıl taşıyabiliyorsun?'' diye sordu.
-''PKK OLSAYDI''-
TEKEL işçilerinin eylemine de yer verdiği konuşmasında Baykal, işçilerin, haklı davalarının peşinde koştuğunu, kırıp dökmediğini sadece haksızlığa karşı tepki gösterdiklerini anlattı.
''Sen TEKEL'i sattın diye, onun içinde çalışanları da mı sattın sanıyorsun'' diyen Baykal, sözlerini, ''Hakkını yedirmek istemeyen TEKEL işçisine sen dünyayı dar edeceksin. Bir Bakan da 'TEKEL işine şeytan karıştı' diyor. İşin içinde şeytan varda onun ne olduğunu bilmek lazım, biz o şeytanı biliyoruz. İşin içine şeytan karışmış, PKK varmış. PKK varsa senin işin ne? Arkadaşların mücadelesinin içinde PKK olsaydı, Habur'da PKK'lıları karşıladıkları gibi alay-ı vala ile karşılarlar. Ne istiyorsunuz diye sorarlar, işlerini hallederlerdi öyle olsaydı. Böyle yapmadıklarına göre PKK'lı yok'' şeklinde tamamladı.
|
Yorumlar |
|
Misafir
-
09.02.2010 19:10
|
|
bıktı millet bu baykal gibi bir gün öyle bir gün böyle konuşanlardan
|
Yaklaşık 15 maddeden oluştuğu belirtilen paket için AK Parti, muhalefetin nabzını tutacak. Ancak muhalefet, değişikliğe şerh koydu. İktidar, saat 11.00'de CHP, saat 12.00'de BDP, 13.30'da da MHP ile g
Açılışta vekilin önüne geçmesine sinirlenen işadamı, Bakan Ergün'e rağmen vekile küfür etti.
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, MHP’den istifa eden Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’a partilerine geçiş konusunda yeşil ışık yaktı.
Orgeneral İlker Başbuğ, Ruhat Mengi’ye verdiği röportajda Erzincan davasının sanığı 3’üncü Ordu Komutanı Saldıray Berk’e niçin destek verdikleriyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu...
MHP Genel Başkan Yardımcısı Tunca Toskay’ın sözleri AKP temsilcilerini çok kızdırdı.
Toplantı sonrası şu açıklama yapıldı: Yarın, CHP'ye sunduktan sonra içeriği kamuoyuna da AÇIKLAYACAĞIZ
|