|
|
30 Mayıs 2007 Çarşamba 00:21
|
Politika
|
Seçim sonrası Ak Parti iktidar olursa Milli Eğitim Bakanı 'O' olacak
Başbakan Erdoğan, partiye katılan eski DYP’li Mehmet Sağlam’ın gelecek dönem için Milli Eğitim Bakanlığı’nı da şimdiden ilan etti
Eski CHP Genel Sekreteri Ertuğrul Günay, üç arkadaşıyla AKP’ye katıldı. Günay, AKP kürsüsünden hadis okuyup “Allah mahcup etmesin” derken, Erdal Kalkan gözyaşlarını tutamadı. Kalkan, Genelkurmay bildirisini kastederek “Benim kararımı etkileyen 27 Nisan saat 23.21’dir. O gün ‘Asla CHP’ye oy vermeyeceğim’ dedim” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, partiye katılan eski DYP’li Mehmet Sağlam’ın gelecek dönem için Milli Eğitim Bakanlığı’nı da şimdiden ilan etti. Erdoğan, Sağlam’ın özgeçmişini okurken “Eski Milli Eğitim Bakanı” ifadesine geldiğinde gülerek “Artık eski demeyelim” dedi.
Günay, kürsüden yaptığı konuşmada, “İçinde bulunduğumuz günlerde demokrasinin korunmasının en temel sorunumuz olduğuna inanıyorum” dedi. Hazreti Muhammed’in “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisini ve
29 Mayıs’ın İstanbul Fethi’nin yıldönümü olduğunu anımsatan Günay, “Fethin dilimizdeki karşılığı açılımdır. Burada attığımız adımın ülkemiz için iyiliklere, yeniliklere, toplumumuzu ayrımsız kucaklayan yeni açılımlara vesile olmasını içtenlikle diliyorum, Allah bizi mahcup etmesin” diye konuştu.
Eski DYP Genel Başkan Yardımcısı, Alevi kökenli yazar Reha Çamuroğlu da AKP ile “hayli gecikmiş bir buluşma gerçekleştirdiğini” belirterek, Türkiye’deki sancıları ergen bir çocuğun büyüme, “kemale erme” sancılarına benzetti. Çamuroğlu, “Modern devlet anlayışını, güçlü devlet-güçsüz millet üzerine koyan yanlış anlayışın değişmesinin sancıları yaşanıyor” dedi.
Sağlı sollu vitrin görücüye çıktı
AKP, aralarında eski CHP Genel Sekreteri Ertuğrul Günay'la, DSP ve CHP'de siyaset yapan Haluk Özdalga'nın da bulunduğu altı sol kökenli isim ile eski DYP'li bakan Mehmet Sağlam'ın da aralarında olduğu üç ismi saflarına kattı. Yeni AKP'lilerin verdikleri mesajlar şöyle oldu:
Ertuğrul Günay (Eski CHP Genel Sekreteri): AK Parti'yi demokrasi içinde gelişmenin güvencesi olarak görüyorum. Allah mahcup etmesin.
Haluk Özdalga (Eski DSP ve CHP Parti Meclis Üyesi): Demokrasiyi her türlü sıkıntı ve zorlama karşısında sağlam temeller üzerine oturtmalıyız.
Erdal Kalkan (Eski SHP Edirne Milletvekili): AKP'ye katılım kararımı etkileyen esas unsur, Genelkurmay bildirisidir.
İbrahim Yiğit (SHP ve CHP eski İstanbul yöneticisi): Muhalefet, bugüne kadar toplumun önüne bir hedef koymadı.
Reha Çamuroğlu (Alevi kökenli yazar): Bugün yaşanan sancı hem güçlü devlet, hem de güçlü millet içindir. Türkiye'nin partisine hoşbulduk.
Mehmet Sağlam (Eski DYP'-li bakan): Milli kültürüne âşık, kafası çağdaş medeniyete açık. Ben, hep onlarla beraberdim.
Mehmet Şimşek (Merryll Linch'te yönetici): AKP Türkiye'yi uçurumun eşiğinden çıkardı ve Türk ekonomisini, yıldız ekonomiler haline getirdi.
Ayşenur Bahçekapılı (Hukukçu, Çağdaş Hukukçular Derneği Üyesi): Türkiye'yi ve bu ülkenin insanlarını sevdiğim için AK Parti'den aday oldum.
Nursuna Memecan (Karikatürist Salih Memecan'ın eşi): AK Parti'nin, Türkiye'nin itibarını yükselttiğine şahit oldum.
Erdoğan, Sağlam'ı kürsüye çağırırken 'Size artık eski bakan demeyeceğiz' demesi bu isme bakanlık vereceğine yoruldu.
TAYYİP ERDOĞAN'IN GRUPTA YAPTIĞI KONUŞMADAN ÖNEMLİ BAŞLIKLAR
Başbakan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nin cumhurbaşkanlığı seçimini iptal etmesini ağır bir dille eleştirdi. "Bu bitmedi, çok konuşulacak. Bu yargı için talihsizliktir, yüz karasıdır" diyen Erdoğan şöyle devam etti: "Açık net ortada olduğu halde, zorlamayla, dayatmayla bu karar verilmiştir."
Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'la ilişkisi hakkında şunları söyledi: "İzmir'deki tatbikatta beraber olduk. Herhangi bir şey aramızda söz konusu değil. Buna rağmen bir şey çıkarma gayretleri bizi ayrıca üzüyor. Anlaşamadığımız noktalar olmaz olur mu, var. O ayrı mesele."
Köşk'ü de "Cumhurbaşkanımızın veto gerekçesini değerlendiriyoruz, tarih de değerlendirir" diyerek eleştiren Başbakan, CHP'ye ise şöyle çattı: "Halkı reşit saymıyor. Madem halkın cumhurbaşkanı seçmesini de rejim meselesi olarak görüyorsunuz, halka gidip nasıl oy isteyeceksiniz?"
HABERİN AYRINTILARI
Başbakan Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nin Abdullah Gül'ün aday olduğu cumhurbaşkanlığı seçimini iptal etmesiyle ilgili ağır konuştu: "Bu yargı için yüz karasıdır. Dayatmayla bu karar verilmiştir." Erdoğan daha önce "Demokrasiye sıkılmış kurşundur" diye konuşmuş, Anayasa Mahkemesi tepki gösterince CHP lideri Deniz Baykal'ı kastettiğini söylemişti. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve CHP'ye de yüklenen Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'la da anlaşamadığı noktalar olduğunu ifade etti. Başbakan Erdoğan, dün ilk önce AKP Meclis grubunda şöyle konuştu:
Sezer tarihe havale: Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde olup bitenleri milletimiz çok iyi gördü, değerlendirmesini yaptı. Şimdi söz sırasının kendisine gelmesini, sandığın önüne konulmasını bekliyor. Cumhurbaşkanımızın gerekçesini biz de değerlendiriyoruz; ama tarih de değerlendiriyor.
Meclis dışına: 'TBMM cumhurbaşkanını seçmesin' diyenlere 'sandık' dedik. Ama ne diyorlar, 'Cumhurbaşkanını halk da seçmesin'. Demek ki bu siyasetçiler halkı kendi kararlarını verecek kadar reşit saymıyorlar. Madem halka güvenmiyorsunuz, halkın cumhurbaşkanı seçmesini de rejim meselesi olarak görüyorsunuz, peki halka gidip nasıl oy isteyeceksiniz? Bu millet Meclis'i terk edenleri Meclis dışına göndermesini çok iyi bilir.
Başbakan Erdoğan, akşam NTV'nin canlı yayınında da şu mesajları verdi:
Dayatmayla karar verildi: Özal, Demirel, Sezer üçü de hangi sistemle seçildiyse, biz de o yöntemi kullandık. İktidar partisi yanlış davrandı, muhalefet doğru davrandı deniliyor. Akılla, ilimle, tecrübeyle izahı mümkün değil ki. Bu zorlayarak ön kesmektir. Beton bariyerler koymaktır. Anayasal olarak ne gerekiyorsa bunu yaptık. Bunun dışına çıkmadık. Kimse bize 'Siz Anayasa'nın dışına çıktınız' diyemez. Kimse 'Yeni bir uygulama getirdiniz' diyemez. Bu (367) bitmedi çok konuşulacak. Çok açık konuşuyorum bu yargı için talihsizlikdir, yüz karasıdır. Çünkü açık net, her şey ortada. Özal'ın, Demirel'in, Sezer'in seçimi ortada. Neredeydi bu siyasi partiler? Neredeydi bu ilgili kurumlar, yargı organları? Neymiş bir kişi böyle içtihatta bulunmuş. Ne demek canım? Açık net ortada olduğu halde zorlamayla, altını çiziyorum, dayatmayla bu karar verilmiştir.
Anlaşmadığımız noktalar var: (Genelkurmay'ın açıklamasından önceki ilişki durumunda mısınız) Genelkurmay başkanımızla, kuvvet komutanlarımızla İzmir'deki tatbikatta beraber olduk. Herhangi bir şey aramızda söz konusu değil. Buna rağmen birşey çıkarma gayretleri bizi ayrıca üzüyor. Türk medyası acaba devletin en üst kurumlarını birbiri ile vurdurmakla mı görevli. Medyaya bakıyoruz Başbakanı'yla Genelkurmay Başkanı arasında bir şey mi var, Cumhurbaşkanı'yla Başbakan arasında bir şey mi var? Hep kaşıma. Anlaşamadığımız noktalar olmaz olur mu? Var. O ayrı mesele.
Dört saat nasıl konuşmayız: (Cumhurbaşkanı'yla tatbikatta dört saat konuşmadığınız söyleniyor) Nasıl dört saat konuşmayız? En azından bir tokalaşma, nasılsınız, iyi misiniz? Dört saat sürekli konuşma da olmaz. Yeri gelmiş konuları görüşmüş, yeni geldiğinde izlemişiz. Bunlar çirkin şeyler. Bundan medya ne elde ediyor.
Anayasa fırlatılmadı: Anlaşamadığımız noktalar yok mu? Var. Ama ben her zaman 4.5 yıllık süre içerisinde bir defa devletin tepesinde geçmiş dönemde olanların olmaması gayretini verdim, mücadelesini verdim. Ama ben 4.5 yıllık süre içinde devletin tepesinde geçmiş dönemde yaşatmama gayreti içindeyim. Bu dönemde hiç olmazsa anayasaların fırlatıldığını duymadınız. Böyle bir şey var mı? Yok.
Kuzey Irak'a operasyon: İstişareler yapılır. Atılması gereken adım atılır. Ama konuşulmaz. Yapılması gerekiyorsa yapılır. İş tavına geldiği anda da kararı verilir, adımı atılır. Her şehidimiz geldiği anda kalkalım burda başka bir şeyi yapalım, bu yanlış olur.
Şehit üzerinden rant: Çirkin olan terör üzerinden siyaset yapmaktır. Bazı yerlerde çirkinlikler görüyoruz. Şehit cenazesini siyasi istismar malzemesi haline getirmeye, kendilerine rant elde etmeye çalışıyorlar. Şehitlerimiz üzerinden raht elde edilmez.
Dolmabahçe 'mutabakatı': (Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün. Dolmabahçe'deki Büyükanıt görüşmesiyle ilgili 'Mutabakata varıldı' sözlerinin hatırlatılması üzerine) Böyle bir şeyi Abdullah beye de söylemedim ki mutabakattan bahsedilsin. İkimizin arasında. Allah'tan başka bilen yok.
Polise ek yetki: Demokrasiye yönelik geri adım söz konusu değil. Son yaşadıklarımız ortaya koyuyor, güvenlik güçlerinin özgüvenle hareket etmesi için önlerinin açılması gerekiyor. Türban ifadesi siyasallaştırıyor: Türban ifadesini yanlış buluyorum. Bu ifadeyle konu siyasallaştırılıyor. Doğuda farklı şekilde başını örter, batıda farklı. Bizim istediğimiz başörtüsüne de örtmeyene de saygı duymaktır. CHP'nin grup toplantısına başörtülü gelince kıyamet kopmuyor, AKP'ye gelince kıyamet kopuyor.
CHP Sultanbeyli İlçe Merkezi'nde düzenlenen törende, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen ve İl Başkanı Gürsel Tekin, Bedir'in adaylığını birlikte açıkladı.
Fransa Ulaştırma Bakanı Domini Qei Bussereau, konuşma yapmak için kürsüye doğru ilerlerken merdivenlere takılarak yere düştü.
'Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kurban Bayramı'nda Diyarbakır'da olacak' denilirken Gül'den şaşırtan bir açıklama geldi: 'KARAR VERMEDİM'...
CHP'li Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek'e cevap vererek, 'Umuyorum uygar bir ortamda Melih Bey ile biraya gelir ve tartışırız' dedi.
Eski DEP'li Zana'yı 10 yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme, seçme-seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına da karar verdi.
Usta yazar Yaşar Kemal, Cumhurbaşkanı Gül'den aldığı ödülün ardından bir teşekkür konuşması yapıyor. İşte o konuşmadan notlar:
|