türk net en son haber 5 Eylül 2008Güncelleme: 05.09.2008 08:08 rss flas en son dakika haber arama son dakika net haber türk haberler
en net son haber
Ana sayfa haber
Politika Haber
Toplum Haber
Ekonomi Haber
Dünya Haber
Yaşam Haber
Spor Haber
Görüntülü Haber
Haber İndeksi
Haber Arama
Haber Arşiv
Hava Durumu
Yazarlar
Haber Başlıkları
Araştırma Dosyaları
Haber Yorumlar
Haber Üyelik Merkezi
Haber Üyelik Merkezi

Güncel Başlıklar
Ermenistan
Abdullah Gül
Uzay
CHP
Deniz Baykal
Kuşadası Haberleri
Turizm
Dolar Kuru
Rektörler
Alevilik
Add to Google

02 Eylül 2007 Pazar 10:41 Politika

Askerler, neden içerisinde yaşadıkları Türk toplumuna YABANCILAŞIYORLAR?

Sabah gazetesinden EMRE AKÖZ, bugünkü köşesinde bu soruya yanıt arıyor:

Askeri yabancılaşma

Taha Kıvanç'ın dünkü yazısında şöyle bir paragraf vardı:

"Kafamın almadığı yön şu: Bizde askerler toplumun 'orta sınıf' ailelerinin çocukları... Çoğunun annebabası ile Abdullah Gül'ün annebabası arasında bir fark yok. Hayatıyla ilgili belgesellerde izliyorsunuz; yeni cumhurbaşkanının ailesinde esnaf, tüccar, sanayici olduğu kadar profesör, şair, yazar ve sanatçı da var. Ortalama bir Türk ailesi. Komuta kademesini teşkil eden komutanların aileleri de, eminim, öyledir... Benzerler birbirini çeker miydi, iter miydi?" ( Yeni Şafak, 1 Eylül )

Kıvanç özetle "Benzeri toplumsal kesimlerden geldiklerine göre, bu çekişme niye" demeye getiriyor.

Bu yaklaşım, tabii içinde bir ironiyi barındırmıyorsa, gayet iyimser, ancak gerçekçi değil.

1970'li yıllarda Avrupalı Marksistler bu konuyu epey tartışmıştı.

Bazıları bir sınıfın ya da bir zümrenin siyasi davranışını anlayabilmek için onu oluşturan bireylerin kökenini araştırıyordu. Diğerleri ise kökenleri araştırmanın bir anlam ifade etmediğini, önemli olanın diğer sınıflarla ilişkiler ve yeni konumun getirdiği çıkarlar olduğunu öne sürüyordu.

***

Bu tartışmayı daha iyi anlayabilmek için silahlı kuvvetlere bakmak gerekir. Köken araştırmalarının nasıl hataya düşebileceğini o noktada görebilirsiniz. Sadece Türkiye'de değil dünyanın birçok ülkesinde (özellikle de " gelişmekte " olanlarda) ordunun yönetim kadrosunu oluşturan subaylar, orta ve alt sınıftandır. Aileleri memurdur, işçidir, esnaftır...
Ancak bu subaylar daha sonra geldikleri kesimin kültüründen ve ideolojisinden koparlar. Bu kopmayı sağlayan öğelerin başında "eğitim " gelir.
"Eğitim" deyince aklınıza biz sivillerin de geçtiği "ilk-lise-üniversite vs" eğitimi gelmesin. Askeri okullarda özel bir eğitim verilir ve meslek derslerinin yanı sıra " doktrin dersleri " önemli yer tutar.
Hatırlıyorum: Biz küçükken mahallemizde Oktay adlı bir arkadaşımız vardı. Bizimle birlikte sokakta top oynar, erik aşırır, kızlara laf atardı.
Derken Oktay hava okuluna girdi. Uzun süre ortalıkta görünmedi. Derken bir gün okul üniformasıyla karşımıza çıktı. O bildiğimiz Oktay gitmiş, yerine başka birisi gelmişti.
Biz siyasi konulardan pek çakmazdık. Oktay ise her konuyu siyasete bağlıyordu. Ecevit'i ve Demirel'i kötülüyor, lafı dönüp dolaşıp Atatürk'e getiriyordu. (Artık bizim oyunlarımıza katılmadığını herhalde söylememe gerek yok.)

Oktay'a mahalleli gençler saygı duyuyordu ama nasıl söyleyeyim, " o artık bizden değildi ". " Yabancılaşmıştı ".

" Bilen adam " olmuştu: Hangi meseleden söz etsek, Oktay'ın Atatürkçü bir çözümü vardı. Bizi küçük gördüğünü hissediyorduk.

Sadece kelimeleri, bakış açısı, siyasi görüşleri değil, " vücudunun duruşu " dahi değişmişti Oktay'ın ve bütün bunlar yaklaşık iki yılda
meydana gelmişti.

Sonra ne oldu bilmiyorum.


***

Güçlü eğitim... Bir doktrine bağlanma... Hedefi ve tarihi aynı ve silah kullanma yetkisine sahip bir grubun parçası olarak yaşama... Kendini üstün görme...
Bu ve benzeri nitelikler, subayları toplumsal kökenlerinden kopartarak kendilerine özgü bir zümre oluşturmalarını sağlar.

Nüfusun önemli bir bölümünün köylülerden oluştuğu ülkelerde, ordu " yönetici sınıf " gibi davranabilir, sivil bürokrasiyle, bazı siyasi partilerle ve profesyonel (doktor, avukat, vs.) sınıflarla ittifaka girerek dediğini yaptırabilir.

Sadece dediğini yaptırma da değildir olay. Ayrıca kendi egemenliğinde geçen süreçte maddi ve manevi imtiyazlar edinmiştir.

Buna karşılık... Köylülerin azaldığı... Sermayenin güçlendiği... Eğitimli insan sayısının arttığı toplumlarda ise ordu ciddi bir dirençle karşılaşır.

Sonuçta " geri adım " atmayı mesleki ideolojisi gereği " yenilgi " saydığı için de, ordu ile yükselen sınıflar arasında gerilim doğar, siyasi krizler çıkar.

Oktay arkadaşımla bir araya gelsem de bunun bir yenilgi değil, gelişen Türkiye'nin zaferi olduğunu anlatabilsem. Kabul eder mi dersiniz?

İlgili Başlıklar:
Türk Silahlı Kuvvetleri (446 haber)
Asker Siyaset Tartışmaları (64 haber)





Yorumlar
kaan polat - 06.09.2007 18:29
Ve okumak istiyenler icin. Okunmasi kolay populer kitaplar ise yaramaz ama aralarindan bu ikisi bayagi duzgun ve duzenin nasil isledigini net bir sekilde acikliyor. John Perkins'den Bir Ekonomik Tetikcinin Itiraflari... ve John pilger'dan Dunyanin yeni efendileri. Bu kitaplar komplo teorisi falan degildir ve yazarlari dunyaca unlu saygili arastirmacilardir.
kaan polat - 06.09.2007 18:25
Sayin Kucukarslan kimseye guvenmiyorum deyip kabuguna saklanma hersey apacik ortada (syn Solmaz'in dedigi gibi). Senin gibi dusunenler bu adamlarin ekmegine yag suruyor ve mucadele olanaklarini gittikce daraltiyor. Lutfen bilgilenelim ve AKP'ye oy verenlere neden kizildigini da anlayalim. bunun dinle alakasi yok! Buyuk ortadogu projesine yataklik eden bu sozde hukumet dinsizin onde gidenidir. Musluman insan 70 milyon din kardesinin kaderini emperyalizmin ellerine birakirmi?
Serkan SOLMAZ - 02.09.2007 15:23
Sn. Burak KÜÇÜKARSLAN kardeşim, bu düşüncen çok saçma, eğer biraz daha araştırsan biraz daha kitap okuyup gözlerini iyi açıp şöyle bir etrafına iyi baksan oynanan oyunları görürsün. Askeriyenin içine kimse sızamaz. Sızan da o anda yok olur. Türkiye üzerinde çok buyuk hesaplar var. Büyük ortadoğu projesinin eşbaşkanı olan bir başbakan var. Bu projenin haritasında Türkiyemizin güneydoğusu yok. Sana bir anahtar verdım Burak Bey. Araştır ! durumun vahemetini idrak edersin. Buradan nerelere ulaşacaksın.Örnek vereyim. PKK-FETHULLAH GÜLEN- DINLERARASI DIYALOG- DTP -AKP- MISYONERLIK - CIA -FBI - VATIKAN - VE ABD. Bu başlıklar senı karşılayacak. O zaman oyun mu oynanıyor yoksa gözlerimiz mi kapatılıyor anlarsın. Saygılarımla.. VATANSEVER
Burak Küçükarslan - 02.09.2007 11:29
Askerler hep, Türkiye üzerine oynanan oyunlar var diyor. Yanlış anlaşılmasın, asker düşmanı değilim fakat; belki de TSK'nın içine sızdılar. Belki de onlar bize oyun oynuyo.. O yüzden kendi şahsıma konuşuyorum, kimseye güvenmiyorum...

Baykal, Cumhurbaşkanı Gül'ü 'Gitmişken soykırım anıtına da çiçek koy' diyerek eleştirmişti.

Almanya’da Deniz Feneri Derneği’yle ilgili soruşturmada adı geçenlerin yolları AKP’de kesişiyor. Tutuklu Mehmet Gürhan’ın Başbakan Erdoğan ile fotoğrafları var.

CHP Sakarya İl Başkanı Serbes, Büyükşehir Belediye Başkanı Duran'ın bina ipoteğiyle 11 bin 670 YTL vergi kaçakçılığı yaptığını öne sürdü.

Ermenistan'a Dışişleri Bakanı Babacan'ı da yollayacağını belirten Erdoğan, 'Siz masaya gidin, başkaları masadan kaçsın' dedi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ermenistan’a gidiş kararını eleştirdi. Gül'ün 1993'te söylediği sözlerini hatırlattı...

Maliye Bakanı Unakıtan olayı öğrenince Sedefçi’yi arayıp özür diledi. Unakıtan’ın eşi Ahsen Unakıtan da 'Olur mu öyle şey? Ben bilseydim yanıma alırdım Hamdi’yi' dedi.

Anadolu Ajansi net haber son dakika flas haber IHA ihlas haber ajansi net haber son dakika flas haber
NET Haber
Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı
resmi abonesidir.
NetHaber Künye: Genel Yayın Yönetmeni: Nevzat BASIM
Yayın Koordinatörü: Emre KULCANAY
Reklam