|
|
08 Eylül 2007 Cumartesi 08:48
|
Politika
|
TÜSİAD dedi ki: Laikliğe sahip çıkın ve laiklikten taraf olun sayın Abdullah Gül
AKP'nin seçim öncesi üslubunun yarattığı 'merkez sağ' beklentisinin kabineye yansımadığını belirten TÜSİAD Başkanı, anayasa çalışmalarında izlenen 'parça parça sızdırma' yöntemini de eleştirdi
TÜSİAD'ın uyarısını Milliyet gazetesi manşetten verdi:
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, AKP'nin, seçim döneminde yarattığı 'merkez sağ' olma beklentisinin kabineye beklendiği ölçüde yansımadığını söyledi.
Yalçındağ, 'sivil anayasa' tartışmalarıyla ilgili olarak da "Bir toplumun anayasasını değiştirmek çok ciddi bir iştir. Taslağı parça parça kamuoyuna sızdırarak tepki ölçmek, şeffaf ve sağlıklı bir yöntem olmaktan çok uzaktır. Çoğunluk formülü bu konuda çalışamaz. Anayasanın geçmişle hesaplaşma anlayışıyla kaleme alınmaması, dönemsel politik beklentilerden ve tepkilerden arındırılması şarttır" dedi.
Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu'nun (TÜRKONFED) İskenderun'da düzenlediği toplantıda yeni hükümete ve Cumhurbaşkanı Gül'e başarılar dileyen TÜSİAD Başkanı, ekonomiyle ilgili konuların yanı sıra gündemdeki siyasi konulara ilişkin görüşlerini de açıkladı. Yalçındağ'ın konuşması şöyle:
GÜL, GÜVENCE VERME İHTİYACI HİSSETTİ: Sayın Gül, cumhurbaşkanı adaylığının ilan edilmesinin ardından yaptığı konuşmada, 'Cumhuriyetin temel ilkelerine ve kuruluş felsefesine sadakat, tarafsızlık, devletin kurumları arasındaki uyumu gözetme ve laikliğin korunması' gibi konuları öne çıkararak topluma güvence verme ihtiyacını hissetmiştir. Bu ihtiyacın, kendisinin de gözlemlediği ve değer verdiği bir toplumsal hassasiyetten kaynaklandığı açıktır. Bu hassasiyetin, toplumun Cumhurbaşkanı'nı tarafsız görme arzusunun ötesinde, laikliğin ve Atatürk ilkelerinin korunmasında taraf olarak görme ihtiyacının da bir ifadesi olduğu unutulmamalı. Aynı şekilde hükümetinde de yalnızca icraatında değil, söylemlerinin içerik ve üslubunda azami titizlik içinde olması gerektiğini düşünüyoruz.
MİLLİ EĞİTİM'DE ESKİ SÖYLEMİN DEVAMI GERİLİMİ DÜŞÜRMEZ: Geçmiş dönemde toplumda kaygı ve hassasiyet yaratan gelişmeler, cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle başlamadı. Unutmamalıyız ki ondan önce, asıl olarak, bazı hükümet üyelerinden, yerel yönetimlere, parti yöneticilerine kadar uzanan kimi icraat, söylem ve tutumlar bu duygu ve düşüncelerin doğmasına ve gelişmesine neden oldu. Örneğin, önceki kabine döneminde ortaya çıkan Milli Eğitim ile ilgili kaygı verici tutumların bu kabine döneminde tekrarlanmaması siyasal gerilimin düşürülmesi açısından büyük önem taşıyor.
MERKEZ SAĞ SÖYLEMİ KABİNEYE YANSIMADI: AKP, seçim döneminde milletvekili adaylarını, seçim beyannamesini ve propaganda üslubunu bir merkez sağ parti olma hedefiyle şekillendirmiş olduğu izlenimini verdi. Ne yazık ki bu yaklaşımın kabineye beklendiği ölçüde yansıdığını göremedik. Özellikle bir tek kadın bakanımızın olmasını seçim öncesi beyanlarla bağdaşmaz bulduk. Yüzde 47'ye yakın bir oy alarak Sn. Başbakan'ın deyimiyle 'toplumsal merkeze' yerleşmiş bir partinin, geçmiş hatalarını tekrarlamayacak bir vizyona, iradeye ve özgüvene sahip hale gelmiş olduğuna inanmak istiyoruz.
HÜKÜMET PROGRAMI BEYANNAMENİN GERİSİNDE: Ekonomi politikalarının yeniden ve çok yönlü biçimde ele alınması gerekir. Bu yüzden, 'yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır' demek yeni dönemde yeterli olmayacaktır. Hükümet programının seçim beyannamesinin gerisinde kaldığını, cesur ve açık olmaktan uzaklaştığını görüyoruz. Beyannamede yer verilmiş bir dizi önemli politikaların hükümet programında yer almadığını görüyoruz. İş dünyası açısından çok önemli olan, kayıtdışı ekonomiyle mücadele, finansal piyasalar ve sanayiyle ilgili somut önerilerin, hükümet programında yer almamış olmasına bir anlam veremiyoruz. Seçim ve Siyasi Partiler Yasası'nın değiştirilmesi konusunun programda hiç yer almamasını anlaşılmaz buluyoruz.
"Acilen 301'de değişiklik yapılmalı"
"Türkiye'nin ekonomiden kamu yönetimine bir dizi reforma ihtiyacının olduğu açıktır. Bütün bu iç düzenlemeler, güçlü bir dış kabuğa gerek duymaktadır. Küresel sermayenin Türkiye'ye olan ilgisi de Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerinin pozitif seyrinden olumlu etkilenmektedir. Türkiye'nin AB'ye tam üyelik adaylığının ekonomimize getirdiği istikrarı hepimiz yaşadık. Bu bakımdan, AB ile ilişkilerin ivedilikle canlandırılması gerekir. Avrupa Komisyonu Türkiye İlerleme Raporu'nu etkilemek için, acilen, TCK 301. maddede ifade özgürlüğü lehine bir değişiklik yapmak yerinde olacaktır."
Anayasada çoğunluk formülü çalışmaz
ANAYASA DEĞİŞTİRMEK CİDDİ BİR İŞTİR: Anayasa değişikliği konusunun da özenli bir şekilde ele alınması gerekir. Bir toplumun anayasasını değiştirmek çok ciddi bir iştir. Serbest piyasa ekonomisinin kalıcılığını sağlamak için, toplumsal uzlaşma kanalları açık, geniş katılımlı, çoğulcu demokratik bir siyasal yapı zorunludur. Anayasa'nın yeniden kaleme alınması ülkemize önemli bir fayda sağlayabilir. Ancak bu fayda, birkaç temel prensibe uyulması halinde ortaya çıkacaktır.
TASLAĞI PARÇA PARÇA SIZDIRARAK TEPKİ ÖLÇMEK SAĞLIKLI DEĞİL: Birincisi, yeni anayasa, 84 yıllık cumhuriyet kazanımlarını ve temel değerlerini eksiksiz olarak yansıtmalıdır. İkincisi, yeni bir anayasanın hazırlanma sürecinin metnin kendisi kadar önemli olduğu unutulmamalıdır. Her şeyden önce süreç son derece şeffaf olmalıdır. Taslağı parça parça kamuoyuna sızdırarak tepki ölçmek, şeffaf ve sağlıklı bir yöntem olmaktan çok uzaktır. Üçüncüsü, böylesine önemli bir konu aceleye getirilmemelidir. Toplumun tüm katmanlarında tartışılması, alternatiflerin ve uzlaşma formüllerinin ortaya çıkabilmesi için gerekli zamanın tanınması birinci derecede önemlidir. Dördüncüsü, yeni Anayasa yalnızca hükümetin iradesini yansıtan bir çalışma olamaz. Çoğunluk formülü bu konuda çalışamaz. Anayasaların toplumsal uzlaşmayı yansıtan metinler olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır
ANAYASA GEÇMİŞLE HESAPLAŞMA ANLAYIŞIYLA YAPILAMAZ: Beşincisi, anayasanın geçmişiyle hesaplaşma anlayışıyla kaleme alınmaması, dönemsel politik beklenti ve tepkilerden arındırılması şarttır. Hükümetten, bu süreci sağlıklı bir şekilde yönetmesini bekliyoruz. Anayasa taslağının tamamının resmi biçimde açıklanmasının ardından, maddeler üzerinde de görüşle-rimizi detaylı biçimde açıklayacağız.
Diyanet, transit geçiş yeri oldu
"Kamu yönetiminde ciddi bir reform başlatmanın ve bir zihniyet değişikliğine gitmenin zamanı gelmiştir. Kamu yönetiminde vatandaş odaklı, daha az bürokratik, kaliteli, verimli hizmet verme anlayışının yerleşmesi şüphesiz ilk önce kamudaki insan gücünden başlamalıdır. Özellikle, kamu yönetimine egemen olan kadrolaşma zihniyeti aşılabilmelidir. Ülkemizin sınırlı kaynakları, ideolojik temelli kadro seçimlerinin yaratacağı verimlilik kaybını kaldıracak durumda değildir. Kadrolaşmada izlenen bazı dolambaçlı yollar rahatsızlık verici. Örneğin Diyanet İşleri bir transit geçiş merkezine dönmüş gözükmektedir. 1999-2002 yılları arasında Diyanet'ten diğer kamu kurumlarına yalnızca 19 kişi geçmiştir. AKP hükümetinin görevde olduğu 2003-2006 yılları arasındaki 4 yılda ise Diyanet'ten diğer kamu kurumlarına geçenlerin sayısı 1850'dir. Bir yandan bu geçişlere yol açılırken, Diyanet İşleri Başkanlığı da sürekli geniş kapsamlı kadro tahsisi taleplerinde bulunmaktadır. Bunun nasıl bir uygulama olduğunu anlamak mümkün değildir."
Erdoğan, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Durak'ın AKP'den istifasını da yorumladı. Erdoğan, '2004'de kendisi aday olmak istedi.. Hayırlısı olsun' dedi.
Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, Ankara'da artık değişim ve yeni vizyona ihtiyaç olduğu için Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday adayı olduğunu açıkladı.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, AK Parti’den “300 partili ile temayül yoklaması yaptıktan sonra adaylık konusunu değerlendireceğiz” açıklaması nedeniyle istifa etti.
PATLAMADA 2'Sİ POLİS 4 KİŞİ YARALANDI
Bakanlar Kurulu toplantısının ardından kameralar karşısına geçen Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Çiçek, açıklama yapıyor:
AKP'ye yakınlığıyla bilinen Metropoll Araştırma Şirketi'nin 'Bugün seçim olsa' anketinde partilerin oyları MUM GİBİ ERİDİ...
|