|
|
15 Kasım 2007 Perşembe 16:43
|
Politika
|
Bakan Mehmet Şimşek, neden KÜRT KİMLİĞİNİN altını çiziyor ve bunu sürekli VURGULAMA GEREĞİ duyuyor?
Mehmet Şimşek Amerikalılara ne söyledi?
Akşam gazetesinin Ankara temsilcisi İSMAİL KÜÇÜKKAYA yazıyor:
ismail.kucukkaya@aksam.com.tr Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyareti nedeniyle gittiğim Washington’da, Amerikalılardan ilginç bir şey duymuştum. Türkiye ile yakından ilişki içinde olan ve bir süre önce Ankara’ya gelmiş olan ABD’li heyet, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’le görüşmüş. Konu terörle mücadele ve Güneydoğu sorununa gelince Bakan Şimşek “Burada bir takım yanlış algılamalar var, onları düzeltmeliyiz” diyerek şöyle bir soru yöneltmiş:
“Ben Kürt kökenli bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Tamamen devlet imkanlarıyla okudum. Şu anda gördüğünüz gibi Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi’nden sorumlu bir devlet bakanlığı görevinde bulunuyorum. Kabinenin en etkili görevlerinden birisine getirildim. Benim gibi geçmişte ve günümüzde yüzlerce, binlerce örnek var. Bu, sizlere bir anlam ifade etmiyor mu?”
Bakan Şimşek daha sonra “Güneydoğu sorununa dair en çarpıcı tespitlerden birisini” şu şekilde dile getirmiş:
“Türkiye’de Kürtler kesinlikle azınlık değildir, asli unsurun ayrılmaz bir parçasıdır. Kürt sorunu olarak ele alınan konuyu yakından inceleyin. Son yedi yılda neler yaşandı, ne gibi adımlar atıldı onlara bakın. Avrupa ülkelerinin bile kendi ülkelerindeki benzeri sorunlarda yapmadıkları Türkiye’de gerçekleştiriliyor. Ekonomik refah son yıllarda ülkenin her tarafında artmaya başladı. Bütün bunlar olurken terörün azalması ve hatta yok olması gerekmez miydi?”
Doğu-Güneydoğu konusuna belli bir şablondan bakmaya alışkın olan ve Kuzey Irak kaynaklı terör sorununa ilgisiz kalan Amerikalılar Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in bu sözlerinden oldukça etkilendiklerini itiraf ettiler. Bence de Bakan Şimşek, “konuyu bam telinden yakalamış” ve kimsenin itiraz edemeyeceği bir misyonu üstlenmiş. Mehmet Şimşek bu yönde bir açıklamayı Brüksel’de Avrupalılara da yaptı.
Washington’da bu duyduklarımı, kendisi de yurtdışında iken Bakan Şimşek’e telefonla sordum. Mahcup bir ses tonuyla “doğru ama normal değil mi bunları söylemem” dedi. Batman Gercüş doğumlu olan Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in bu sözleri bana daha da anlamlı geldi ve “dünya finans başkenti Londra’ya Merrill Lynch’de parlayan bir yıldızın kabineye uzanan öyküsünü bir Anadolu ve Cumhuriyet başarısı” olarak gördüm.
Reformlar unutulmasın...
Bakan Şimşek’in bu konuya yönelik tutumu aslında üç hafta kadar önce bir konferansta dile getirdiği sözleri nedeniyle ilgimi çekmişti. “Sınır ötesi operasyona hazırız. Ekonomimiz bunu rahatlıkla tolere edecek güçtedir” sözleri beni derin derin düşündürmüştü. Normal koşullarda Hazine’nin başındaki bir Bakan daha farklı bir yaklaşım sergiler, en azından böyle bir cümleyi kullanmazdı. Demek ki devlet bakışı ve ulusal çıkar ekonomik perspektifin önünde ele alınabiliyormuş.
Bakan Şimşek’le daha önce, henüz bakan olmadan da detaylı olarak görüşme imkanı bulmuştum. Yapısal reformları çok önemsiyordu. İstikrarlı bir biçimde Türkiye’nin büyümeye devam etmesi ve istihdamın yaratılabilmesi için “enerji sektöründe ve sosyal güvenlikteki reformların zaman geçirilmeden hayata geçirilmesi gerektiğini” söylüyordu. Aksi halde büyümenin sürdürülebilir olmasının güçleşeceğini savunuyordu.
Kendisine “gündem kayması yaşandı, reformlar unutuluyor mu?” diye sordum.
“Pozitif enerjimiz terör konusuna kaydı. Ama o şu anda çok önemli. Güvenlik olmadan hiçbir şey olmaz” diye yanıt verdi. Sonra şunları ekledi:
“Fakat zor zamanlarda da yapısal reformların yapılması gerek. Aksi halde zaman geçtikten sonra reformlar yapılamaz hale gelir. Ayrıca yapılmayan, geciken reformun maliyeti yükselir.”
Anladığım kadarıyla yılsonuna kadar enerji sektöründe fiyat ayarlaması dahil olmak üzere “yatırımların önünü açacak, özel sektörü yeni projelere sevk edecek, arz güvenliğini sağlayacak ve rasyonel bir fiyatlandırma sistemini getirecek” reformlar başlayacak.
Aynı şekilde Sosyal Güvenlik Reformu da hızla hayata geçirilecek. Bunu önceki gün AK Parti Grubu’nda karşılaştığım Çalışma Bakanı Faruk Çelik’le olan sohbetimizden de anladım. 37 katrilyon liralık bu açığın, büyük bir kara deliğin kapatılması için 50 yıllık bir perspektif lazım. Umarım şu andaki kararlılık sürer.
NOT: Reformların istihdam üzerinden alınan vergilerle ilgili bölümü de çok önemli. Cumartesiye devam edeceğiz.
Rahşan Ecevit, DSP'yi merkez sağa açmayı planlıyor. Ancak Zeki Sezer, bu açılıma DİRENİYOR. Parti içi çatışma büyüyor: Partinin yönetimi ile partinin vekilleri KARŞI KARŞIYA
İşe alacağı adamları seçerken kullandığı bazı kriterleri anlatan Rahmi Koç’a Başbakan Erdoğan hayli sert laflarla saldırdı, diyor SERDAR TURGUT Akşam gazetesindeki köşesinde ve şöyle DEVAM ediyor:
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Demokrasilerde hiçbir iktidar ebedi değildir. Yeni bir değişim döneminin eşiğindeyiz'' dedi.
AKP’nin sözlü savunmasını sunan Çiçek mahkeme heyetine Mesut Yılmaz’ın bir sözünü örnek gösterirken ‘merhum başbakanlarımızdan birinin dediği gibi’ ifadesini kullandı. Yılmaz, ‘devletçi zihniyetin mil
Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan’ın ölüm haberini alan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu ile birlikte hemen Bodrum’a gitti.
Eski Devlet Bakanı Abdüllatif Şener, ülkede varolan gerginliğin sona erdirilmesi için yeni bir genel seçime ihtiyaç duyulduğunu belirterek, ''Bana da yeniden siyaset gözüküyor.'' dedi.
|