|
|
28 Kasım 2007 Çarşamba 09:23
|
Politika
|
Cumhurbaşkanı diyor ki: Teröristlerin günlüklerini okudum
Cumhurbaşkanı Gül'ün okul ve ev arkadaşı Fehmi Koru, Gül'ün terör ve teröriste bakışını aktarıyor:
İşte Fehmi Koru'nun Yeni Şafak gazetesindeki köşe yazısı:
PKK'nın işi zor
PARİS
“Dağlıca'da, Teker'de, Yüksekova'da helikopter beni bıraktı, uçtu gitti; ben o yerlerde halkın arasında yürüdüm, yürüdüm. Orada yaşamanın, hizmet yapmanın, oraları korumanın ne olduğunu gördüm...”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ayrılıkçı teröre karşı verilen mücadelede erişilen noktayı anlatırken, PKK militanlarının kol gezdiği, eylem yaptığı mıntıkalarda geçirdiği günler ve saatleri hatırlıyor. Daha önce uzun yıllar dışişleri bakanı koltuğunda oturduğu sıralarda hükümetin 'demokrasi' konusunda ısrarlı olmasının bugün etraftan görülen anlayış üzerinde etkisi olduğu inancını paylaşıyor: “Demokrasi teröristi izole ediyor; sizi dünyanın gözünde haklı hale getiriyor. Teröristin silâha sarılma gerekçesi ortadan kalktığı için de, Avrupa ülkeleri bizden yana tavır alıyor. 'High moral ground' deniliyor ya, bu olayda ahlâkî üstünlük artık bizde...”
Terörle Mücadele Komisyonu başkanı iken bu alanda çok kitap okumuş; “Hangi kitabı sorsanız, büyük ihtimalle okumuşumdur” diyor. Orada da kalmamış, değişik zeminlerde konunun uzmanı olarak konuşan, televizyonlara çıkan kişileri çağırıp onlarla da tartışmış konuyu; bazılarından raporlar almış... “Baktığım yerden gördüğüm” dedi bize, “Türkiye bu mücadeleyi doğru yürütüyor.”
Devletin müşfik yüzünün Doğu ve Güneydoğu Anadolu insanının kanaat değiştirmesine yol açtığı kanaatinde: “Gezimde, karın aylarca yolları kestiği nice yerleşim merkezine paletli ambulans götürüldüğünü gördüm; dönem filmlerinde hastalar kızaklar üzerinde taşınır, şimdi öyle bir şey yok, paletli ambulanslar hizmette.” 100 yıllık bir köye şu yakınlarda su verildiğinde köylünün sevinci görülmeye değerdi. “Gelişmemişliği bütünüyle ortadan kaldırmamız şart; ancak Kayseri'de ve İzmir'de de gelişmişlikten yeterince nasibini almamış yerlerimiz olduğunu da unutmamalıyız.”
Konunun tartışılmasında uygun bir üslup bulunması gereğine işaret ediyor Cumhurbaşkanı Gül; “Konular alınganlık yapmayacak, rencide etmeyecek biçimde tartışılmalı” diyor. Teknolojinin muazzam atılımlar gerçekleştirdiği günümüz ortamında kimseden bir şey saklamanın mümkün olmadığı inancında. “Herkes her şeyi biliyor.” Bu durumda içeriye başka dışarıya başka görüntü verilemez.
İçeride yapılacaklar belli: Terör örgütünü bitirmek için kapsamlı psikolojik, ekonomik, siyasi mücadele yolları bulmak... Yapılabilecek konular üzerinde yoğunlaşarak dikkat dağıtıcı ayrıntılara saplanmamak... Halkı kazanmaya çalışmak... Türkçe öğrenmeyi teşvik etmek... Bunların bir 'eylem planı' içerisinde yerine getirilmesi arzusunda.
“Mayın bulmada bizim askerlerimiz Amerikalılardan daha başarılı; bir çok yerde mayınların nereye gizlendiğini köylü gösteriyor zaten. Teslim olmaya hazır militan sayısı çok; teröristlerden ele geçen mektupları, günlükleri okudum, çekilecek hayat değil onlarınki. Televizyonlardaki görüntülerle mukayese edilmez bir hayat...”
2002 seçimi sonrasında başbakanlığı üstlendiği günlerde yaptığı riskli bir açıklama sonrası yaşadıklarını hatırladığında gülüyor: “Bir yabancı başbakan ziyaretime gelmişti, konuşuyorduk, ama benim gözüm televizyonda, dolar kurunda. Adam dayanamayıp 'Neden?' diye sormuştu hatta. Bugün öyle mi ya! Petrolün fiyatı 100 doları geçti, hanginiz hissediyorsunuz? Kendimize haksızlık etmeyelim. Türkiye büyük bir ülke, dünyanın ilgi odağıyız; ziyaretimize gelmek isteyen yabancı devlet adamlarına gün vermekte zorlanıyoruz. Türkiye bugün karşılaştığı terör belasını da geride bırakacak ve inanın, uçup gidecek...”
Bazı konularda yönetilen sorulara cevap vermedi Cumhurbaşkanı Gül. “Abdullah Öcalan İmralı'da, bir görevli kendisiyle görüşmüyor, iki el tavla oynamıyor mu?” Ya da, “PKK Irak içlerine çekilsin, liderleri bir başka ülkeye gönderilsin formülü üzerinde çalışılıyor mu?” Bu iki soru cevapsız kaldı. Şu cümlenin altını çizmişim: “Rehavet göstermemek, sürekli teyakkuz hali, kararlılık, bize düşen bu ve önemli olan da mücadele edilenlerin Türkiye için tehdit olmaktan çıkması...”
Paris yolunda bunları konuştuk Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le."
‘Almanya’daki Deniz Feneri yolsuzluğu iddianamesinde adının geçtiği’ haberlerine çok kızan Başbakan Erdoğan, Aydın Doğan’a yüklendi.
‘Ahlakım konusunda Başbakan sicil amirim değil’
AK Parti'nin, 2004 yerel seçimlerinde CHP'ye kaptırdığı İzmir Büyükşehir Belediyesi Bakanlığı için, Türk sinemasının yıldızı Hülya Koçyiğit'i düşündüğü dedikoduları gündeme bombo gibi düştü.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ermenistan ile bu akşam Dünya Kupası grup eleme maçı oynayacak A Milli Futbol Takımı kafilesini ziyaret etti.
ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras Türkiye’nin Ermenistan ile oynayacağı maçı izlemek üzere dün Erivan’a gitti.
|