|
|
17 Şubat 2008 Pazar 00:19
|
Politika
|
NE TALİHSİZ BİR DEMOKRASİMİZ VARMIŞ: Bayar'a siyasi özgürlük düzenlemesi 20 Mayıs 1969'da geçseymiş, Asker yine darbe yapacakmış
Demirel, el sıkıştığı Tağmaç'ın darbeci olduğunu bilmiyordu, nitekim 12 Mart'ta ordu Demirel'i devirdi. AMA DEMİREL'İN BİLMEDİĞİNİ AMERİKA BİLİYORDU:
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 1969-72 arasındaki yazışmaları Türkiye'nin 1969'da darbenin ucundan döndüğünü ortaya koydu. Belgelere göre dönemin Genelkurmay Başkanı Tağmaç, Celal Bayar'a siyasi af çıkarılmak istenince harekete geçti
Anayasa değişikliğini önlemek için ordu, Başbakan Demirel dahil bütün siyasileri uyardı. Dönemin CHP lideri İsmet İnönü, siyasi aftan vazgeçmelerinin söz konusu olmadığını açıkladı. Ancak değişiklik teklifi komisyona geri çekildi ve darbe olmadı
Türkiye'nin bir hayli çalkantılı ve askeri darbeli çok partili demokrasisinde şimdiye kadar bütün ayrıntıları bilinmeyen bir askeri darbe tehlikesi daha dün itibarıyla bilinir oldu, hem de darbe tehlikesinin yaşanmasının üstünden 39 yıl geçtikten sonra! Üstelik biz Türkler bu darbe tehlikesinin ne denli ciddi olduğunu, askeri birliklere yönetime el koyma emrinin verildiğini Amerikan belgelerinden, dün itibarıyla açıklanan Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın 1969-72 arasını kapsayan kimi yazışmalarından öğrendik!
Türkiye'de çok partili demokratik rejim, 27 Mayıs 1960'taki bir askeri darbeyle önce kesintiye uğradı, sonra da yepyeni bir yola girdi. Hazırlanan yeni anayasa ile ilk kez 'kuvvetler ayrılığı' benimsendi, yargı bağımsızlığı anayasal güvence kazandı, yürütmenin yasamayı denetlemesini önlemek için kimi mekanizmalar geliştirildi. Çoğu insan tarafından hâlâ 'en demokratik anayasa' diye anılan 1961 darbe anayasası, getirdiği çok sayıda demokratik yeniliğin yanında bir de, darbe sonrası yargılanıp hapse mahkûm edilen eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar başta olmak üzere çok sayıda Demokrat Parti ileri geleni ve parlamenterine de siyaset yapma yasağı getiriyordu.
Koalisyon kuruldu
Darbe sonrası ilk seçimde, İsmet İnönü'nün liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti'nin devamı olmak üzere kurulan ve emekli general Ragıp Gümüşpala'nın başkanlığını yaptığı Adalet Partisi ile koalisyon kurdu.
Bu koalisyonun yıkılmasından ve bu arada Süleyman Demirel'in AP Genel Başkanı olmasından sonra yapılan ilk genel seçim olan 1965 seçiminde AP oyların büyük çoğunluğunu alarak tek başına iktidar oldu. Yani bir anlamda darbeciler seçim sandığında yenilgiye uğramıştı.
Zaten 27 Mayıs'tan 1965'e kadar bol darbe teşebbüslü çok sıkıntılı bir dönem yaşanmış, ordu içinde ciddi cuntalaşmalar, gruplaşmalar olmuştu. 65 sonrasında da Süleyman Demirel ordu ile ilişkilerinde hep ince bir çizgi üzerinde yürümek zorunda kaldı. 1965'te darbe lideri Cemal Gürsel'in ani ölümünün ardından Cumhurbaşkanlığı'na Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay'ın alelacele seçilmesi tesadüf değildi, Demirel bu yolla askeri kontrol altına almaya, demokrasiye yeni bir müdahale olmasını engellemeye çalışıyordu. Sunay'dan boşalan Genelkurmay Başkanlığı'na 16 Mart 1969'da Memduh Tağmaç getirildi.
218 imzalı teklif
Ama yıl 1969 olup seçimler yaklaştığında, artık hapisten çıkmış olan Celal Bayar ve DP'lilerin siyasi haklarının iadesi tartışılmaya başlandı.
Mayıs ayında Meclis'e 218 imzalı bir anayasa değişikliği teklifi verildi ve siyasi hakların iadesi öngörüldü. Aynı yılın Mayıs'ın 14'ünde, uzun yıllardır kavgalı olan iki lider, İsmet Paşa ve Celal Bayar buluştular ve barıştılar.
Zaten DP'lilere haklarının iadesini CHP de öngörüyor, hatta İsmet Paşa öncülük ediyordu.
İşte dün açıklanan Amerikan belgelerinden anlıyoruz ki, aynı günlerde Ankara'daki Genelkurmay Karargâhı'nda çok farklı hazırlıklar yapılıyor, ordu Bayar ve arkadaşlarına siyasi haklarının iade edilmemesi için darbe yapmayı düşünüyordu.
Anayasa değişikliği önerisi parlamentonun alt kanadı olan Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmiş, Senato'nun onayına sunulmuştu. Senato da onaylarsa işlerlik kazanacak, 69'un yaz sonu için planlanan seçime Bayar ve arkadaşları katılabilecekti.
Gizli rapor
19 Mayıs 1969 günü Ankara'daki Amerikan Büyükelçiliği'ndeki istihbarat görevlileri Washington'a bir gizli rapor gönderdi. Raporun gizliliği kaldırılan bölümleri aynen şöyle:
"1. Son birkaç gündeki çeşitli siyasi kişilerle yapılan görüşmelerin ve Türk Genelkurmayı'nın kararlılığının ardından, Türk ordusu 16 Mayıs akşamı, Celal Bayar ve öteki kötülenen politikacıların siyasi haklarının iadesiyle ilgili yasal düzenleme konusunda son kararını verdi. Bu karar, eğer Senato 20 Mayıs günü yasayı kabul ederse, yönetime el koymak.
2. Türk Genelkurmayı, General Tağmaç'ın (Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç) imzasıyla bütün ordu, kolordu ve tümen komutanlıklarına gizli bir emir gönderdi ve kararı bildirdi. Ordu, 20/21 Mayıs gecesi harekete geçecek, ulusu da Türk radyosundan, muhtemelen normal bir haber bülteninde bilgilendirecek.
3. Aynı zamanda ordu, Başbakan Demirel dahil bütün siyasetçileri, bu kararından (Senato'dan geçerse el koyma) haberdar etti ve Senato'da tek tek senatörler üzerinde çalışmalara başladı. Türk Genelkurmayı'na CHP Senatörü Hıfzı Oğuz Bekata ve CHP Milletvekili Kemal Satır şimdiden kabulü için 3'te 2 çoğunluk gereken teklife ret oyu verecekleri konusunda güvence verdiler. Ordu çok sayıda sivil giyimli istihbarat elemanını senatörlerle görüşmeye gönderdi ve her çeşit siyasi ikna yöntemini kullanıyor. O yüzden Senato'da gerekli çoğunluğun yakın gelecekte bulunamayabileceği tahmin ediliyor. Ordu, Senato'nun bu değişiklik girişimini tamamen sona erdirmesini (reddetmesi?) ve kendilerinin harekete geçmek zorunda kalmamasını ümit ediyor. Eğer, şans eseri teklif geçerse, ordu da harekete geçecek. Uyarılar ve hazırlıklar hiç de blöf değil.
4. Şüphe yok ki ordu varolan durumdan ötürü fazlasıyla tahrik olmuş durumda. Öfkeleri öncelikle CHP Başkanı General İsmet İnönü'ye yönelik ve şaşırtıcı biçimde Başbakan Demirel bu yasa değişikliğini çok da kullanmıyor. Askeri darbe, büyük ihtimalle parlamentonun dağıtılması, Cevdet Sunay'ın yerinde bırakılması ve Demirel'in de bir geçici hükümetle ülkeyi seçime kadar götürmesiyle ilerleyecek. Uzun dönemli bir askeri yönetime ilişkin bir belirti yok ama muhtemelen yapılacak seçim kampanyası daha kısıtlı olacak. Ordu sadece 'kendilerinin' anayasasının değiştirilemeyeceği mesajını vermek istiyor.
5. Cumhurbaşkanı Sunay, Türk radyosundan yayımlanan 19 Mayıs mesajında 'Anayasayı değiştirmeye gerek yok' dedi. Bazı dedikodulara bakılacak olursa, Senato oylamasını engellemek için Sunay kendi otoritesini kullanıp parlamentoyu feshedebilir ve 60 günde seçim yapılması emri verebilir." Amerikan belgesi böyle.
İsterseniz o günlerin bazı siyasi gelişmelerini de aktaralım. Belgede TSK'nın müdahaleye 16 Mayıs günü karar verdiği söyleniyor. Aynı gün, Cumhurbaşkanı Sunay, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarıyla bir hayli uzun bir görüşme yapmıştı.
Bu görüşme sonrası ordunun anayasa değişikliğini istemediği saklanamaz bir gerçek halini almış, gazetelere de yansımıştı.
İsmet İnönü ısrarlı
20 Mayıs'ta İsmet Paşa, Cumhurbaşkanı Sunay'a bir mektup yazdı. Mektupta, "Sayın Cumhurbaşkanı, CHP Genel Başkanı olarak ben ve partimin yetkili organları, siyasi hakların iadesi için Millet Meclisi'ne verilmiş bulunan 218 imzalı bir anayasa değişikliği teklifini destekleme kararı aldığımızdan beri, gerek Zatı Devletlerinin, gerek bazı yüksek komutanların uyarı ve ısrarlarına muhatap olmaktayız..." deniyordu. İsmet Paşa darbe tehdidine pabuç bırakmıyordu.
Demirel'in durumu farklı
Ama Demirel'in durumu farklıydı. Demirel de aynı gün partisinin grup toplantısında bir konuşma yaptı ve 'Asker muhtıra vermedi' dedi, sonra ekledi: "Seçimlere gidelim. Hem Meclis'in verdiği oylar boşa gitmez, hem de Senato'muz zedelenmez... Ordu, hükümete bir muhtıra vermemiştir. Biz bazı sıkıntılar içindeyiz..."
Sonuç olarak birkaç gün sonra anayasa değişikliği teklifi Komisyona geri çekildi, Bayar ve arkadaşlarının 27 Mayıs darbesiyle kaybettikleri siyasi hakları 70'lerin ortalarına kadar da iade edilmedi.
Demirel'den CHP'ye tarihi eleştiri: Halk partisi olamadı ABD Dışişleri'nin arşivinden ABD Büyükelçisi Handley'in 1972'de Demirel'le görüşmesinin notları da çıktı. Buna göre Demirel, CHP'nin Türk demokrasisi için önemini anlattıktan sonra şöyle suçlamış: Elitist bir parti, halk partisi haline gelmeli.
Süleyman Demirel, Türk siyasi hayatının son 45 yılına damgasını vuran en önemli isimlerden biri kuşkusuz. İlki 12 Mart 1971'de, ikincisi 12 Eylül 1980'de olmak üzere iki kez darbeyle iktidardan indirilen, daha 1969'da da ciddi bir darbe tehlikesi atlatan Demirel, acaba 12 Mart sonrası düşmesinin ardından nasıl bir ruh hali içindeydi, gerçekten neler düşünüyor, neler tasarlıyordu?
Güniz Sokak'ta ziyaret?
Türkiye'nin çok çalkantılı 70'li yıllarının hemen başında, Demirel'in kamuya açık konuşmalarında dile getirmediği belki de en samimiye yakın görüşlerini, dönemin Amerikan Büyükelçisi William Handley kayda geçirmiş. Amerikan Dışişleri'nin dün yayımlanan belgelerine göre Büyükelçi Handley, dolaylı yoldan 'Hiç görüşmüyoruz' diye sitem eden Demirel'i 2 Aralık 1972 günü Güniz Sokak'taki evinde ziyaret etmiş ve iki saate yakın sohbet etmiş. Büyükelçi Handley'in görüşme hakkında yazdığı nota göre, Demirel çarpıcı sayılabilecek değerlendirmeler yapmış bu görüşmede. Handley'in notundan bazı önemli bölümleri aktaralım:
Demirel'e mevcut siyasi durumu nasıl gördüğünü sordum. Önce demokratik yönetim hakkında felsefi açıklamalarla başladı, Türkiye'nin çok yakında tek parti devletinden tam demokrasiye geçme çabalarına başladığını hatırlattı. Eskiden olduğu gibi, askeri müdahalelerin demokrasiye zararlarını anlattı, müdahalelerin gelişmeye çalışan demokratik ve sosyal kurumları nasıl bozduğunu söyledi. Mevcut durumun sıradışılığına dikkat çekti ve yönetimi 'hermafrodit' (aynı anda hem eril hem de dişil üreme organına sahip) olarak niteledi. Yönetim ne erkekti ne kadın. Yani ne tam bir askeri darbeydi yaşanan ne de siyasi sorumluluk sahibi, hesap verebilir bir yönetim vardı.
Demirel, seçimlerin 1973'te planlandığı gibi yapılmasını beklediğini söyledi. Ona göre ordu parlamentoyu dağıtmak için bahane arıyordu. O yüzden ordunun önem verdiği reformların (anayasa değişiklikleri ve kimi yasa değişiklikleri) Meclis'ten geçmesi gerektiğini, geçmezse bunun orduya aradığı bahaneyi sunacağını ekledi.
Ona bazılarının, partisi seçimi kazansa bile ordunun onun başbakanlığına izin vermeyeceğini konuştuğunu sordum. AP Genel Başkanı olarak ordunun, partisinin iç işlerine karışmasına şiddetle karşı duracağını söyledi.
'Mahkemeler yönetiyor'
Ona CHP'deki son durumu sorduğumda bence en ilginç cevaplarından birini verdi. Şu anda CHP'de olanların Türk demokrasisi ve Türkiye Cumhuriyeti açısından 12 Mart müdahalesinden bile daha önemli olduğunu söyledi. CHP'nin Türkiye'yi 1923-1950 arasında tek parti olarak yönettiğini, devletin partisi olduğunu ama kendisini şimdi Türk seçmeni için AP'nin demokratik alternatifi pozisyonuna getirmekte olduğunu aktardı. Her şeyin, CHP'nin içindeki elitist nosyondan kurtulup 'halkın partisi' olmayı başarıp başaramayacağına bağlı olduğunu söyledi. CHP'nin geçmişte hep kendini kimi kurumlarla bağdaştırdığını, o kurumların sırtından yaşadığını öne sürdü. Bunların ordu, yargı sistemi, memurlar, üniversiteler ve entelektüeller olduğunu söyledi. Kendisini hiçbir şeyin CHP'nin devletin değil de halkın partisi olmasından, halka gidip oy istemesinden ve gücünü kurumlar yerine halktan alan bir partiye dönüşmesinden daha çok sevindiremeyeceğini anlattı. CHP'nin geçmişte yaptıkları yüzünden bugün mahkemelerin ülkeyi yönettiğini söyledi.
'Demokrasiyi tarumar etti'
Ona İsmet İnönü'yü ve onun gelecekteki rolünü sordum. Cevabını dikkatli biçimde verdi ve Türkiye'nin İnönü'ye çok şey borçlu olduğunu söyledi, sonra da ekledi: 'Ama başka herkesten çok o İnönü orduyu 1960 müdahalesine zorlayarak Türk demokrasisini tarumar etti' dedi.
Tekrar CHP'ye döndük. Demirel, CHP'nin 'halkın partisi' olarak 1973 seçimini kazanmasından memnuniyet duyacağını belirtti, her zaman gücünü halktan alan ve güçlü bir muhalefet partisiyle karşılaşmayı ümit ettiğini söyledi. 'Ancak' diye devam etti, CHP'nin 1973'te kazanmasını beklemiyordu, çünkü AP çok güçlüydü ama CHP 1977'de kazanabilirdi, 1981'de ise kesinlikle kazanırdı.
Manisa'da halka hitap eden CHP Genel Başkanı Baykal, şikayet ettikleri halde yine de AKP'ye oy verildiği imasında bulunarak böyle dedi...
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Sakarya Milletvekili Şaban Dişli, Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi'ne kaldırıldı. Dişli'ye anjiyo yapıldığı öğrenildi.
CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat'ın peşini bırakmıyor... İŞTE KILIÇDAROĞLU'NUN SON AÇIKLAMASI:
CHP Milletvekili Atilla Kart, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde golf sahası yapıldığına ilişkin iddiaları Meclis gündemine getirdi.
Muhalefetin tampon bölge önerisini dikkate aldıklarını söyleyen Hükümet Sözcüsü Çiçek, 'Her konuyu iyi hesap etmek ve gerçekçi konuşmak gerekir' dedi.
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, özgürlükler gerekçesiyle güvenlikten taviz verilmeyeceği gibi, güvenlik gerekçesiyle de özgürlüklerden taviz verilemeyeceğini söyledi.
|