|
|
07 Mart 2008 Cuma 14:51
|
Politika
|
MALUMU DOĞRULAYAN AÇIKLAMA... DSP milletvekili sormuştu: Üçlü zirvenin davetçisi kimdir; Türkiye bu davetten fayda ummakta mıdır?
BABACAN YANIT VERDİ: Böyle bir davetin sahibi biz değiliz; ZATEN BÖYLE BİR DAVETE KATILMAMIZ DA SÖZ KONUSU OLAMAZ
- DIŞİŞLERİ BAKANI BABACAN:
- "TÜRKİYE, ÜÇLÜ ZİRVEYE KATILIMLA İLGİLİ HERHANGİ BİR TAAHHÜTTE BULUNMADI"
- "TAM ÜYELİK HEDEFİMİZİ TARTIŞMAYA AÇACAK BÖYLE BİR TOPLANTI OLMAYACAKTIR"
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye'nin tam üyelik hedefini tartışmaya açacak bir toplantı yapılmasına ilişkin Sarkozy ve Merkel'in önerisinin Türkiye'ye bir yararı olmayacağını belirterek, "Böyle bir toplantının gerçekleşmesi sözkonusu olmayacaktır" dedi.
DSP Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından cevaplanması istemiyle TBMM Başkanlığı'na verdiği soru önergesinde, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'le yapılacak üçlü zirvenin davetini kimin yaptığını, zirvenin ne zaman planlandığını ve böyle bir zirvenin Türkiye lehine nasıl bir sonuç doğurmasının beklendiğini sordu.
Pazarcı'nın soru önergesine cevap veren Dışişleri Bakanı Ali Babacan, üçlü zirve toplantısı önerisinin 9 Aralık 2007 tarihinde Lizbon'da düzenlenen AB-Afrika Zirvesi marjında yapılan görüşmelerde Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve Almanya Başbakanı Merkel tarafından sözlü olarak dile getirildiğini bildirdi.
Zirveyle ilgili ne yer ne de bir tarih önerisinin yapılmadığını kaydeden Babacan, sözkonusu önerinin bir niyet beyanından öte bir anlam taşımadığını vurguladı.
Sarkozy ve Merkel'e zirveye katılım konusunda da bir taahhütte bulunulmadığını belirten Babacan, "Tam üyelik hedefimizi tartışmaya açacak bir toplantı yapılmasına ilişkin iki liderin önerisinin Türkiye'ye bir yararı olmayacağından dolayı böyle bir toplantının gerçekleşmesi sözkonusu olmayacaktır. AB'ye katılım sürecimizin hedefinin tam üyelik olduğu, bu hedef dışında herhangi bir alternatif kabul etmemizin mümkün olmadığı hususu gerek ikili temaslarımızda, gerek kamuoyuna yönelik açıklamalarımızda açıkça ifade edilmektedir. Bunu Sarkozy ve Merkel gayet iyi bilmektedir" ifadelerini kullandı.
Aralık 2007'de AB Dışişleri Bakanları tarafından kabul edilen Konsey sonuçlarında Fransa'nın ısrarları sonucunda katılım sözcüğünün Türkiye bölümünden çıkartılmış olmasının Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin hukuki zemini bakımından hiçbir anlam ifade etmediğini belirten Babacan, aynı belgede müzakerelerin hedefinin katılım olduğunun açıkça kaydedildiği, AB'nin Genişleme Strateji Belgeleri ile Müzakere Çerçeve Belgesi'ne atıfta bulunulduğunu kaydetti. Her iki belgenin, müzakerelerin hedefinin tam üyelik olduğunu kayda geçirdiğini ifade eden Babacan, Türkiye için bazı fasılların açıldığı 19 Aralık 2007 tarihli konferansın sonuçlarının "Katılım Konferansı" başlığıyla AB müktesebatının bir parçası olduğunu bildirdi. Babacan, şunları kaydetti:
"Türkiye, hukuki ve siyasi gerekçelere dayalı olarak AB ile müzakerelerinin tam üyeliğe yönelik olduğunu savunagelmektedir. Bunun aksini kabul ettirebilecek hiçbir girişim destek görmemektedir."
Türkiye'nin siyasi yaşamına yön veren liderlerin şifreleri böyle çözüldü:
HYP Genel Başkan vekili Yaşar Okuyan, başkanlığını Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün yaptığı HYP'den 'YAŞAR HOCA BARDAĞI TAŞIRDI' diyerek istifa etti.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başkanlığında İstanbul'da yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sona erdi.
CHP, fındık taban fiyatının bir an önce açıklanmasını ve fiyatın da 5,7 YTL’nin altında olmamasını istedi.
CHP Genel Başkanı Baykal'ın başkanlığında çalışmalarını tamamlayan CHP MYK'da 4 komisyon kuruldu ve yerel seçimlerle ilgili olarak görev dağılımı yapıldı.
Cumhurbaşkanı Gül'ün, Erbakan'ın kayıp trilyon davasından aldığı ev hapsi cezasını affetmesini 'çifte standart' diye yorumlamak Cumhurbaşkanlığını yıpratma amacı taşıyormuş.
|