Kokteyl Network : beygir.com - mackolik.com - sahadan.com - tahminkolik.com - skor.tv - mackolikcomplex.com - havayol.com - magazinkolik.com
türk net en son haber 3 Aralık 2008Güncelleme: 03.12.2008 07:42 rss flas en son dakika haber arama son dakika net haber türk haberler
en net son haber
Ana sayfa haber
Politika Haber
Toplum Haber
Ekonomi Haber
Dünya Haber
Yaşam Haber
Spor Haber
Görüntülü Haber
Haber İndeksi
Haber Arama
Haber Arşiv
Hava Durumu
Yazarlar
Haber Başlıkları
Araştırma Dosyaları
Haber Yorumlar
Haber Üyelik Merkezi
Haber Üyelik Merkezi

Güncel Başlıklar
Cem Yılmaz
Deniz Baykal
Avrupa Birliği
YAŞ Toplantıları
Türk Silahlı Kuvvetleri
İlker Başbuğ
Emine Ayna
DTP
Celalettin Cerrah
Polis Emniyet Haberleri
Add to Google
27 Mart 2008 Perşembe 11:19 Politika

Dün Gülay Göktürk ve Ahmet Altan... Bugün de Radikal'in yayın yönetmeni İsmet Berkan: UZLAŞMA OLMAZ

SİVİL TOPLUM, SİYASİ AKTÖRLERİ UZLAŞMAYA ÇAĞIRIRKEN, BU UZLAŞMA ÇAĞRILARINA KARŞI ÇIKANLAR DA VAR. SON KARŞI ÇIKIŞ, RADİKAL'DEN. RADİKAL, YAYIN YÖNETMENİNİN KÖŞE YAZISINI MANŞET YAPTI:

'Uzlaşın' deniyor ama uzlaşmaz çelişkiler var

İsmet Berkan

Kapatma davası, AKP'yi beka kaygısına itti, bu yüzden referandumu bile göze alıyor. 'Uzlaşma'nın bir ayağı, AKP'nin laikliğe dair kaygıları giderecek adımlarına bağlı, ikincisi CHP'nin bu adımlara yanıtına...

Önce Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği TÜSİAD bir 'sağduyu' çağrısı yapıp iktidar ve muhalefeti demokratik rejimin geleceği konusunda uzlaşmaya çağırdı, ardından dün sabah Odalar Birliği'nin öncülüğünde Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye Kamu-Sen), Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK), Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB)
ve Hak-İş Türkiye'nin 81 vilayetinde aynı anda düzenlenen bir toplantıyla 'uzlaşın' çağrısında bulundular.

Bütün bu çağrıların nedeni belli: İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında açılan kapatma davası sonrası yaşanan gelişmeler ve siyasetteki
diyalogsuzluk ortamı.

Aslında tozu dumanı araladığınızda manzara şöyle: AKP, hakkında açılan kapatma davasından ötürü 'beka' derdinde. Bekasını sağlamak için de Anayasa'da bir değişiklik yapmak ve bu yolla hakkındaki davadan kurtulmak istiyor. İsterken Milliyetçi Hareket Partisi'ni de yanına çekebilmek için bir yandan bu partiye 'Siz de kapatılabilirsiniz' diyor, bir yandan da 'Siz olmasanız bile biz bu işi referanduma kadar götürmeye hazırız' mesajını veriyor.

MHP ise Anayasa değişikliği fikrini ilk ortaya atan parti olarak, kendi önerisinin dışındaki değişiklik önerilerine kapalı olduğunu ısrarla söylüyor. MHP'nin önerisi, partilerin kapatılmaması, ama eylem ve sözleri nedeniyle partililere ömür boyu siyaset yasağı getirilebilmesini içeriyor. Yani bir anlamda 'AKP kapatılmasın ama mahkeme suçlu bulursa Tayyip Erdoğan ve arkadaşları yasaklansın' diyor MHP.

Ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi ise AKP için açılan kapatma davasından ötürü sevincini güçlükle gizliyor, kolayca tahmin edilebileceği gibi kapatma davasını düşürecek bir Anayasa değişikliğini desteklemiyor, 'AKP gitsin aklansın gelsin' diyor.

Bu arada hakkındaki kapatma davası epeydir yürüyen Demokratik Toplum Partisi'nin pozisyonunu ve bu krizin çözümüne yapabileceği olası katkıyı kimse merak etmiyor.
Ve bu siyasi ortamda Türkiye nüfusunun neredeyse tamamını temsil eden sivil toplum örgütleri 'sağduyu' ve 'uzlaşma' çağrıları yapıyorlar.

'Uzlaşma' temennisine kimse karşı değil ama nasıl olacak bu iş? Olabilir mi?

AKP kartlarını çoktan açtı. Onların önceliği davadan kurtulmak.

Öte yandan Anayasa Mahkemesi'nin davanın görülmesi halinde AKP'yi kapatacağına neredeyse kesin gözüyle bakıyor iktidar partisi.

Esasında sadece iktidar partisi değil davanın olası sonucu hakkında böyle düşünen. Metinler dikkatle okunduğunda, TÜSİAD'ın da, dün açıklama yapan sivil toplum kuruluşlarının da zımnen de olsa böyle düşündüğü anlaşılıyor. Zaten mahkemenin AKP'yi kapatacağını düşündükleri için bu çağrılar yapılıyor.

Ve yine anlaşılan o ki, dile getirilmeyen bir korku daha var: AKP'nin davadan kurtulmak için Anayasa değişikliğini tek başına yapması ve değişikliğin referanduma gitmesi halinde askeri darbe olabileceğini düşünüyor herkes birden. O yüzden MHP lideri Devlet Bahçeli 'Ağır sonuçlar ortaya çıkabilir' diyor, o yüzden sivil toplum kuruluşları 'Uzlaşmasız olmaz' diyor.
CHP ise AKP ile ilgili anayasa değişikliğinin referanduma sunulmasının 'Laikliğin referanduma sunulması' anlamına geleceğini söyleyip, bir anlamda İsmet Paşa'nın 27 Mayıs öncesindeki 'Sizi ben bile kurtaramam' uyarı/tehdidine yakın şeyler söylüyor.

Ancak zaten yöntem konusunda ciddi görüş ayrılıkları var AKP içinde. Ertuğrul Günay gibi, Köksal Toptan gibi kimi önde gelen isimler AKP'nin bu Anayasa değişikliğini tek başına veya sadece MHP ile birlikte yapmasından yana değiller, referanduma ise tamamen karşı çıkıyorlar. Radikal Ankara Bürosu'nun haberine göre AKP olası bir Anayasa değişikliği önerisinde
yalnız kalırsa değişikliği referandum koşuluyla kabule yeterli olan 330 sayısına ulaşamayabilir. Biliyorsunuz, AKP'nin 339 milletvekili var.

Kısacası gidiş hiç de hayırlı değil; işin ucunda demokrasinin ta kendisi var.

Üstüne üstlük Türk ekonomisi de pek parlak durumda değil. Buna uluslararası finans piyasalarındaki daralmayı, ekonomik büyümenin iyice yavaşlamasını, enflasyonun hâlâ kontrol edilememesini ve dış finansman açığının fazlalığını eklediğinizde, kendi bekasından başka bir şeyle ilgilenemez hale gelmiş bir iktidar herkesi korkutuyor.

Peki buradan nasıl çıkılacak?

TÜSİAD, 'Tam demokrasi ve hukuk devletine saygıyla' diyor, sivil toplum 'Geniş katılımla hazırlanacak sivil bir demokratik anayasa' diyor.

Bunlar güzel ve yerinde istekler ama bugünden yarına hayata geçirilebilir, en azından güncel sorunu çözebilir nitelikte şeyler değiller.

Akla gelen bir formül, Meclis'teki dört partinin veya en azından AKP ile CHP'nin 'uzlaşması.' Tabii ilk uzlaşma AKP'yi davadan kurtaracak Anayasa değişikliği konusunda olacak ve CHP burada yaptığı yardıma karşılık AKP'den bazı garantiler, belki bazı somut yasa/anayasa değişiklikleri talep edecek.

Dün bir soru üzerine Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, 'uzlaşma'dan ne anladığını şöyle anlattı: 'Herkes bulunduğu pozisyondan bir adım geriye gelecek.'
Bu ilke çerçevesinde düşünüldüğünde, örneğin türbana ilişkin Anayasa değişikliğinin iptal edilmesi, kimi konulara hiç girilmeyeceğine dair sözler verilmesi, laik rejimle ilgili bazı kaygı konularının giderilmesi gibi şeyler karşılığında acaba CHP bu zor zamanında AKP'yi kurtaracak bir pazarlığa girer mi?

Çok zor bir soru ama dün Ankara'da pek çok önemli yerde bu olasılığın tartışıldığını, iki parti arasında bir ortak zemin oluşturulup oluşturulamayacağının sorgulandığını biliyoruz.
Şimdilik bu yoklamaları yapanlar iki partiye de eşit mesafede duran tarafsız isimler, ama Başbakan Erdoğan'ın yurda dönmesiyle birlikte bu trafik yoğunlaşabilir ve her iki parti üzerinde de 'Oturun bir masanın etrafına' baskısı artabilir.

Türkiye, çok partili demokratik hayatının en kritik yol kavşaklarından birini daha dönmeye hazırlanıyor ve siyaset bugünlerde çok şeye gebe.

İlgili Başlıklar:
İsmet Berkan (12 haber)
Radikal Gazetesi (19 haber)






CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, çarşaflı kadınların CHP’ye üye yapılmasıyla ilgili eleştirilere rest çekti

24 ihracın 19'unda gerekçe, UYUŞTURUCU KULLANIMI; 5'inde ise gerekce İRTİCAİ FAALİYETLER

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek, 'Bundan sonra Kılıçdaroğlu, kesinlikle kimseye iftira atamayacak' dedi.

DTP Genel Başkan Yardımcısı Ayna, hükümete yüklendi: AKP'nin savaşçı ve Kürtleri inkar eden tutumu iyice açığa çıktı.

Kılıçdaroğlu, 'Doğalgaz okuma sayaçlarından milyonlarca avro yolsuzluk' yaptığını iddia ettiği Gökçek'i davet etmişti. Gökçek kabul etti ve 'İnşallah kaçmaz' dedi.

Anadolu Ajansi net haber son dakika flas haber IHA ihlas haber ajansi net haber son dakika flas haber
NET Haber
Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı
resmi abonesidir.
NetHaber Künye: Genel Yayın Yönetmeni: Nevzat BASIM
Yayın Koordinatörü: Emre KULCANAY
Reklam