|
|
22 Nisan 2008 Salı 15:25
|
Politika
|
Devlet Bahçeli, Türkiye'deki tabloya bakıyor ve 'vatan elden gidiyor ey ahali' diyecek kadar tedirgin oluyor: PARÇALANIYORUZ
DEVLET BAHÇELİ'NİN KONUŞMASININ TAMAMI, BÖYLE BİR PARÇALANAN TÜRKİYE GÖRÜNTÜSÜ ÜZERİNE KURULMUŞTU...
MHP TBMM GRUP TOPLANTISI
- TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ TEHDİTLERE DİKKAT ÇEKEN MHP LİDERİ BAHÇELİ:
- "TÜRKİYE ÇOK DİLLİ VE ÇOK ORTAKLI BİR FEDERAL DEVLET YAPILANMASINA DOĞRU HIZLA SÜRÜKLENİYOR"
- "SORUN, AZİZ MİLLETİMİZİN BİN YILLIK KARDEŞLİĞİNİ VE MİLLİ KİMLİĞİNİ AŞINDIRARAK, MİLLETLEŞMEYİ ALT KİMLİKLERE, ULUS DEVLETİ İSE ÇOK KİMLİKLİ VE ÇOK DİLLİ BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜRECEK OLAN SOSYOLOJİK PARÇALANMA SORUNUDUR"
- "BİN YILDIR BERABER YAŞAYAN BÜTÜN TÜRK VATANDAŞLARI, TÜRK MİLLETİNİN EŞİT VE ONURLU EVLATLARIDIR"
- "BİZE GÖRE BU TOPRAKLARA 'VATANIM', BU İNSANLARA 'MİLLETİM', 'BU BAYRAK VE BU ÜLKE BENİM' DİYEN HERKESLE KUCAKLAŞMAK AZİZ CEDDİMİZİN KUTLU MİRASIDIR" - "KİMSE TAHRİK PEŞİNDE KOŞMAMALI VE TÜRK MİLLETİNİN GÜCÜ ÜZERİNDE YANLIŞ HESAP YAPMAMALIDIR"
- "MHP, İŞ İŞTEN GEÇMEDEN, AYRILMA YAŞANMADAN HERKESİ VATAN VE MİLLET SEVGİSİ ETRAFINDA GÖNÜL BİRLİĞİNE DAVET EDİYOR"
- "TÜRKİYE, AB İLE İLİŞKİLERİNİ DAHA FAZLA TAHRİBATA NEDEN OLMADAN, SONU KARANLIK BİR MACERAYA DÖNÜŞMEDEN DERHAL YENİDEN SORGULAMALIDIR"
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye'nin çok dilli ve çok ortaklı bir federal devlet yapılanmasına doğru hızla sürüklendiğini iddia ederek, "MHP, iş işten geçmeden, ayrılma ve kırılma yaşanmadan, herkesi vatan ve millet sevgisi etrafında, siyasi kaygıların üstünde, bir gönül birliğine ve kucaklaşmaya davet etmektedir" dedi. AB sürecinin Türkiye'yi bölünme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığını söyleyen Bahçeli, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini daha fazla tahribata neden olmadan, sonu karanlık bir maceraya dönüşmeden derhal yeniden sorgulaması gerektiğini belirtti.
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, AB süreci ile birlikte Türkiye'nin önündeki tehditlere dikkati çekti. Küresel güçlerce yazılan senaryoların acımasızca sahnelendiği yakın coğrafyada yıkıcı etkilerin altına giren Türkiye'nin ağır sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Bahçeli, "Dışa bağımlılığın giderek arttığı, halkının çaresizlik içinde yoksullukla, yolsuzlukla boğuştuğu, milli kardeşlik duygularının sarsıldığı bir dönemin bütün tahribatı, hayatın her alanında hissedilmektedir. Gecikilmesi halinde, kapanması mümkün olmayan derin yaraların açılacağı, milli birlik ve bütünlüğümüzün onarılamayacak kadar zedeleneceği bu çok tehlikeli süreç, Türkiye'nin önüne adım adım ve sinsice konulmuştur. Karşımızdaki gerçek, basit, kısır ve günlük siyasi çekişmelerle geçiştirilemeyecek kadar ciddi, devlet ve millet hayatımızın devamını etkileyecek kadar önemli boyutlara ulaşmıştır. Türkiye'nin bölünmesi, Türk milletinin kardeş kavgalarına sürüklenmesi gibi çok ağır bir yıkımla sonuçlanabilecek gelişmeler, maalesef Milli Mücadele dönemimizin kaygı ve tehditleriyle stratejik benzerlikler göstermeye başlamıştır. Türkiyemiz dört bir yandan yabancı sermaye çevreleri ve onların yerli acente ve işbirlikçileriyle kuşatılmak istenmektedir. Türk milletini ayakta tutan yapı taşı olan birlik ve beraberliğimiz tahrip edilmekte, kardeşlik duygularımız zedelenmektedir. Tarihi şerefle dolu milletimiz, kanlı önyargılardan beslenen 'soykırım' yalanları ile mahkum edilmek istenmektedir" diye konuştu.
Uluslararası ilişkilerde şantaj ve dayatmaların bütün şiddetiyle Türkiye'yi sardığını vurgulayan Devlet Bahçeli, bu gelişmelerin Sevr'e boyun eğen, Mondros'u imzalayan son Osmanlı hükümetlerinin girdiği sarmalla benzerlikler gösterdiğinin altını çizdi. Bahçeli, bu karanlık gidişe dur denilemez ve bir son verilemezse Türkiye'nin önce iki dilli ve iki ortaklı, gelişmelere göre çok dilli ve çok ortaklı bir federal devlet yapılanmasına doğru hızla sürükleneceğini ileri sürdü. Bahçeli, şöyle devam etti:
"Türkiye Cumhuriyeti'nin yıkımı anlamına gelecek bu sözde formüller, maalesef artık bazı çevrelerce makul bulunmaya, girilen çıkmaz sokaktan bir kurtuluşun reçetesi olarak dillendirilmeye başlanmıştır. İşin üzücü ve hayret uyandırıcı yanı, bir türlü durdurulamayan terörün vesayetinde bulunan yıkıcı ve bölücü taleplerin, kendilerini aydın ilan eden çevrelerce, çağdaşlaşmanın ve Avrupalı olmanın bir gereği olarak algılanması ve bu dayatmaların bilimsel ve akademik gelişme şeklinde sunulmaya çalışılmasıdır. Bu mihraklar, çağımızın vazgeçilmez bir gerçeği olan 'demokrasi, özgürlükler, insan hakları' gibi sihirli sözcükleri basamak yaparak, sözde gelişmiş toplum projelerinin kılıfını hazırlamakta mahir hale gelmişlerdir. Yerli ve yabancı mekanizmaların yardım ve kontrolünde, topluma ustaca dayatılan 'demokratikleşme, çok kültürlülük, alt kimliklerin siyasallaşması, ana dilde eğitim, bölücülüğe ve teröre af ve yerel yönetimlere özerklik' gibi yıkım projelerinin ilerleme kaydetmesi durumunda bu badireden ne cumhuriyetimizin ve ne de milletimizin bütünlük içinde ve salimen çıkması mümkün görülmemektedir. Süreci okuyamayan veya okumak istemeyen odakların, hadiselerin akışına olumsuz etkileri ve tahribatları bütün hızıyla ve artarak devam etmektedir. Türkiye'yi Osmanlı Devleti'nin yıkılış şartlarına ve şablonuna kadar götürmesi kaçınılmaz olan bu sürecin, herkes tarafından mutlaka iyi analiz edilmesi, devletimizin ve milletimizin geleceği açısından hayati derecede önemli olacaktır. 'Türk milleti' tanımını kapsayıcı ve yeterli bulmayıp iç ve dış etki ve baskılarla başka kimlik arayışlarının artış göstermesi ve bunun da önümüzdeki dönemde özellikle Anayasa hazırlığındaki siyasal iktidar tarafından hukuki ve siyasi bir karşılığa oturtulması, Türkiye'nin yıkım sürecinin başlaması demektir. Bilinmelidir ki, 'Türk milletinin alt kimliklere doğru dönüş göstereceği bu vahim süreçte, cumhuriyetimizin üzerinde yükseldiği ulus-devleti ve üniter yapıyı korumak ve yönetmek, bu şartlar altında tamamen imkansız hale gelecektir. Buradan, önce bir Türk milliyetçisi, sonra Milliyetçi Hareket Partisi'nin bir mensubu ve nihayet genel başkanı olarak aziz milletimizi aydınlatmayı bir milli sorumluluk ve vatan görevi telakki ediyorum. Biliniz ki, göz ardı edilemeyecek, basit tedbirlerle geçiştirilemeyecek, masum talepler olarak küçümsenmeyecek derecede önemli olan, karşımızdaki bu ağır tehdit; Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığını, geleceğini ve sınırlarını hayati derecede yakından etkileyecek düzeyde bir beka sorunudur. Aziz milletimizin bin yıllık kardeşliğini ve milli kimliğini aşındırarak, milletleşmeyi alt kimliklere; ulus-devleti ise çok kimlikli ve çok dilli bir yapıya dönüştürecek olan sosyolojik parçalanma sorunudur. Türkiye'nin kendi coğrafyası ve insanlarını kendi başkentinden yönetemez hale geleceği ve hükümranlık gücünü kaybedeceği, devlet yapısına yönelik bir tehdit olarak stratejik çözülme ve siyasal dağılma sorunudur. Türkiye'nin ayrışma dinamiklerinin etkisini tırmandırması ve etnik bölücülüğün siyasallaşması halinde yaşanabilecek çatışma ortamı nedeniyle birliğimize de tehdit teşkil eden bir milli güvenlik ve asayiş sorunudur. Türkiye'nin karşısındaki tehlikenin ana hatları özetle budur. Bu itibarla Türkiye, 1910'lu yıllara eşdeğer bir ateş çemberinden geçerken yüreğinde vatan sevgisi, millete mensubiyet ve cumhuriyet kaygısı olan hiç kimsenin bu gelişmelere kayıtsız kalması düşünülemez ve asla kabul edilemez."
"BİZ HERKESİ BÜYÜK TÜRK MİLLETİNİN SAYGIDEĞER BİR EVLADI OLARAK GÖRMEYE DEVAM EDECEĞİZ"
Küresel güçlerin kurguladıkları gelecek projelerinin önündeki milli devlet engellerini zayıflatmak, kontrol altında tutmak veya ortadan kaldırma peşinde olduğunu ifade eden Bahçeli, "Buna ulaşmanın sözde çağdaş yorumu ise milli devletlerin ya alt kimliklere ve kültürlere ayrılarak sosyal ve siyasal yapısının çözülmesidir. Ya da milli direncin kırılması için küresel üst birliklerle yakınlaşarak egemenliğin paylaşılmasıdır. Bugün Türkiye, iki sürecin de aynı anda karşımıza çıkardığı sorunlarla uğraşmaktadır. Bir yandan, teslim psikolojisi içinde sürüklendiği AB müzakere süreciyle bu tür bir üst bağlılığa gönüllü olarak zaten talip olmuştur. Diğer yandan yine aynı sürecin dayatmaları ile etnik ayrışma ve milli kimliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu durum ülkemizi, iki ağır tehlikeyle ve aynı anda mücadele etmek mecburiyetiyle yüz yüze bırakmıştır. Bu itibarla düşe kalka gelinen bu aşamadan sonra Türkiye, Avrupa Birliği ile ilişkilerini daha fazla tahribata neden olmadan, sonu karanlık bir maceraya dönüşmeden derhal yeniden sorgulamalıdır" şeklinde konuştu. Bugünkü şartların ve müzakere zihniyetinin ortaya koyduğu gerçeğin, mevcut millet ve devlet yapıyla Avrupa ile birlikte müşterek bir geleceği paylaşamayacağımızı işaret ettiğini savunan MHP lideri Bahçeli, şunları söyledi:
"Ancak, Avrupalı olma adına göz yumulan kimlik tahriklerine, iç ve dış etki ve baskılarla tavizlere devam edilmesi ve bu taleplere önümüzdeki dönemde anayasal kılıf ve zemin hazırlanması, beklediğimiz vahim gelişmelerdir. Bunun gerçekleşmesi halinde, Türk milletine olan mensubiyet bağlarını kopartmadan korumak ve ortak bir geleceği, ortak bir coğrafyada, ortak devlet çatısı altında paylaşma arzusunu canlı ve diri tutmak imkansız hale gelecektir. Son zamanlarda dikkatleri bölücülüğün silahlı boyutu olan terör örgütünün imhasına yoğunlaştırarak, silahsız bölücülüğe toplumu razı edecek ve isteklerini masum hale getirecek ince bir siyasetin izlendiği dikkatleri çekmektedir. Bugün, terörden beslenerek masumane istekler olarak meşrulaşma eğilimi gösteren bölücü talepler olan 'federasyon, ayrı bayrak, ayrı eğitim dili, ortak kurucu halk, çokluklar devleti ve hatta ayrılma tehditleri' gibi ihanet kavramları, karşımızdaki tehlikenin boyutlarını algılamak açısından yeterlidir. Türkiye'nin ve büyük Türk milletinin kaderi üzerinde kumar oynayanların maksadının, Türkiye'yi ayrışma, ayrıştırma ve çatışma ortamına yönlendirmek olduğu artık bütün gerçeği ile ortadadır. Asıl üzücü olan ise, Türkiye'nin karşısına çıkartılan bu zorlu süreci yönetebilecek ve bu çok yönlü tehditleri bertaraf edecek vizyona, inanca, stratejiye, yönetime ve bağımsız karar mekanizmaları ve iktidar gücüne ülkemizin sahip bulunmuyor olmasıdır. Bu olumsuzluklara ilave olarak, üzerinde bulunduğumuz bölge coğrafyasında yaşanan küresel gelişmeler de, Türkiye'nin içine sürüklendiği süreci hızlandırmakta, çözüm adı altındaki önerilerin bölgesel senaryolarla ortak payda oluşturmasını kaçınılmaz hale getirmektedir. Bölgemizde etkisi hissedilen küresel güç, işbaşındaki ilkesiz iktidarı, tehdit, telkin, şantaj, dayatma, işbirliği veya sözde iyi ilişkiler gibi elastiki ve değişken mekanizmaları ardı ardına deneyerek kontrolüne alabilmiştir. Bu süre içinde ülkemizi denetim altında tutacak ekonomik ve siyasi tuzaklar döşenmiş, Türkiye komşusu Irak'taki gelişmelere müdahale sürecinden tamamen dışlanarak, başta Türkmen nüfusun hakları olmak üzere sözde kırmızı çizgileri defalarca ihlal edilmiştir."
Bin yıla yakın bir süredir beraber yaşayan ve ortak bir kaderi paylaşan bütün Türk vatandaşlarının bu yapı içinde Türk milletinin eşit ve onurlu evlatları olduğunu kaydeden Bahçeli, bu sarsılmaz milli bağın Türk milli kimliğinin ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel harcı özelliği taşıdığını kaydetti. Türk milletinin en büyük zenginliği ve güç kaynağının ise bu temel harca ruh ve anlam katarak tarihin her döneminde koruduğu ve yücelttiği milli birliği ve kardeşliği olduğunu ifade eden Bahçeli, "Biz herkesi, büyük Türk milletinin saygıdeğer bir evladı olarak görmeye sonuna kadar devam edeceğiz. Bize göre, bu topraklara vatanım, bu insanlara milletim, bu bayrak ve bu ülke benim diyen herkesle kucaklaşmak, üç kıtayı asırlarca yönetmiş aziz ceddimizin manevi mirası ve kutlu bir emanetidir" diye konuştu.
"TÜRK MİLLETİNE YAPILAN İHANETLER HİÇ BİR ZAMAN CEZASIZ KALMAMIŞTIR"
MHP lideri Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi'nin büyük Türk milletini, ortak bir tarihin sunduğu zemin üzerinde birlikte yaşama arzu ve iradesini ortaya koyan, tarihi süreçte ortak bir kaderi paylaşma duygusunu ve gelecek ülküsünü taşıyan, milletler camiasında kendine has vasıf ve kimliğe sahip olduğuna inanan sosyal bir bütün olarak mütalaa ettiğini söyledi. Atatürk'ün 'Ne mutlu Türküm diyene' sözünde anlamını bulan millet gerçeğinin, Türkiye'nin bağımsız, güçlü ve demokratik bir ülke olarak ilelebet var olmasının da sosyal ve kültürel temeli ve olmazsa olmaz ön şartı olduğunu belirten Bahçeli, "Önümüzdeki dönem, önemli siyasi ve sosyal gelişmelere açık gerilimlerle dolu bir yeni çatıek şma alanının yaklaştığını işaret etmektedir. Geren ve gerilen arasındaki ince çizgi kopma noktasına gelmeden gösterilecek hassasiyete büyük ihtiyaç vardır. Toplumun her kesimini derinden etkilemesi kaçınılmaz olan bu dönemde her kurum ve kuruluş, her vatan evladı bilinçle ve sağduyu ile davranmalı, ayrışmayı derinleştirecek muhtemel tuzaklara dikkat etmelidir" dedi.
Türk milliyetçilerinin alçakça tezgahlanan oyunların içine çekilmemek ve Türkiye üzerinde yapılan ihanet hesaplarının amaçlarına hizmet etmemek için sükunetlerini korumaya sonuna kadar devam edeceğini anlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ancak, Türkiye'nin geleceği hakkında kumar oynamak ve bölücü emelleri için Türkiye'yi karanlık bir tünele zorla sürüklemek isteyenlerin hesaplarını boşa çıkarmak da hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır. İnanıyorum ki, Türk milleti böylesi bir ülkü birliğiyle, sağduyu, irfan ve basireti gösterecek ve ne derece vahim olursa olsun her felaketi aşacak güce sahip olduğunu, dosta ve düşmana bir kez daha mutlaka ispat edecektir. Yakın milli tarihimiz, çok daha umutsuz ve karanlık günlerde büyük Türk milletinin dirilişinin ve yükselişinin muhteşem örnekleri ile doludur. Türk milleti, karşısına çıkan bütün güçlükleri, tek vücut olarak ve ortak çabalarla aşma kudretini göstermiştir. Bütün ümidim ve temennim, bugün de vatan ve millet sevdalılarının devletimize ve milletimize ruh veren ortak paydalarda bir araya gelerek Türkiye'yi hak ettiği mutlu yarınlara taşıyacak buluşmayı göstermesidir. Elbette, her yaşayan millet gibi, her varlığını sürdüren devlet gibi demokratikleşme, insan hakları, bireysel hak ve özgürlükler, sosyal adalet ve hakkaniyet konularında alacağımız daha çok mesafe vardır. Ancak, bizim kavramları putlaştırarak 'milletsiz demokrasi' peşinde koşmak gibi bir lüksümüzün olmadığı da açıktır. Parçalanmış, birliği bozulmuş, çözülmeye yüz tutmuş bir millet varlığının, yalnızca demokrasi ile yaşatılmaya çalışılması, yoğun bakım şartlarında solunum cihazına bağlı bir hayatı bilinçsizce sürdürmek gibi anlamsız ve yetersiz bir çaba olacaktır. Yaralanmış milli birliğimizin ve tahrip edilmiş kardeşliğimizin bin yılda oluştuğu düşünülürse, bu kaybın telafisi mümkün değildir, kısa sürede geri getirilmesinin de imkanı yoktur. Milliyetçi Hareket Partisi'nin milli bütünlüğümüzün bozulmasına yönelik tehlikelere karşı gösterdiği bu yüksek hassasiyet ve ısrarlı ikazların da öncelikli nedeni budur. Bu samimi endişelerimiz, aşırı bir korkunun ve gereksiz vehmin ürünü değildir. Bütün dikkati ve duyarlılığı Türklüğün yaşaması üzerine şekillenmiş olan köklü bir siyasal hareketin, mutlaka dikkate alınması gereken uyarıları ve öngörüleridir. Bu hayati konunun hafife alınmaya, kısır tartışmalarla oyalanmaya asla tahammülü yoktur. Toplumsal çatışma fitilini ateşleme riski bulunan önümüzdeki gelişmeler hepimiz için hayati önem taşımaktadır. Bu bakımdan kimse tahrik ve tertip peşinde koşmamalı ve Türk milletinin gücü ve kararlılığı üzerinde yanlış hesap yapmamalıdır. Tarihin hiçbir döneminde, Türk milletine yapılan ihanetlerin karşılıksız ve başkaldırıların cezasız kalmamık ş olduğu hatırlardan çıkarılmamalıdır."
Bahçeli, aziz vatanın kahraman evlatlarının devam eden şahadetleriyle birlikte kritik bir yol ayrımına yaklaştığımız önümüzdeki dönemde hiçbir mezhep, köken veya düşünce ayrımı yapmadan herkesle kucaklaşıp harekete geçme zamanının çoktan geldiğini savundu. Bahçeli, MHP'nin iş işten geçmeden, ayrılma ve kırılma yaşanmadan, herkesi vatan ve millet sevgisi etrafında, siyasi kaygıların üstünde, bir gönül birliğine ve kucaklaşmaya davet ettiğini söyledi.
VE ELEŞTİRİLERDEN ESKİ GENELKURMAY BAŞKANI YAŞAR BÜYÜKANIT DA NASİBİNİ ALDI
MHP, GÖREVDEKİ BİR GENELKURMAY BAŞKANI TARAFINDAN İLK KEZ ZİYARET EDİLİYOR
ANKARA 2. Sulh Ceza Mahkemesi, Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz’a ait olduğu öne sürülen ses kayıtlarının “kaydın gerçekliği tespit edilmeden” yayınlayan Kanal 7 televizyonunu kusurlu buldu.
Manisa'da halka hitap eden CHP Genel Başkanı Baykal, şikayet ettikleri halde yine de AKP'ye oy verildiği imasında bulunarak böyle dedi...
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Sakarya Milletvekili Şaban Dişli, Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi'ne kaldırıldı. Dişli'ye anjiyo yapıldığı öğrenildi.
CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat'ın peşini bırakmıyor... İŞTE KILIÇDAROĞLU'NUN SON AÇIKLAMASI:
|