Kokteyl Network : beygir.com - mackolik.com - sahadan.com - tahminkolik.com - skor.tv - mackolikcomplex.com - havayol.com - magazinkolik.com
türk net en son haber 5 Aralık 2008Güncelleme: 05.12.2008 05:09 rss flas en son dakika haber arama son dakika net haber türk haberler
en net son haber
Ana sayfa haber
Politika Haber
Toplum Haber
Ekonomi Haber
Dünya Haber
Yaşam Haber
Spor Haber
Görüntülü Haber
Haber İndeksi
Haber Arama
Haber Arşiv
Hava Durumu
Yazarlar
Haber Başlıkları
Araştırma Dosyaları
Haber Yorumlar
Haber Üyelik Merkezi
Haber Üyelik Merkezi

Güncel Başlıklar
Kadın
TBMM
Plajlar
Turizm
e-Devlet
Taksi
Nevzat Basımın Yazıları
Kürt Yönetimi
Kuzey Irak
Yahudiler
Add to Google
25 Nisan 2008 Cuma 11:47 Politika

Tayyip Erdoğan ile 12 Eylül'ün paşaları aynı şekilde düşünüyor; yok aslında farkları... Size bunun KANITLANMASINI ister misiniz?

MURAT BELGE, RADİKAL GAZETESİNDEKİ KÖŞESİNDE, BAŞLIKTAKİ İDDİAYI DOĞRULAYIP KANITLAMAYI DENİYOR:

'Ayakların başları yönettiği bir yerde kıyamet kopar' cümlesi es geçilecek, geçiştirilecek bir cümle değil. Hemen ertesinde, bizim gazetenin, çarşamba günkü başlığı, 'Başbakan'ın Aysun Kayacı'dan ne farkı var?' durumu olması gerektiği gibi, kısa ve öz, açıklıyordu.

Aysun Kayacı o saçma sözü söylediğinde, bazı AKP'lilerden
sonra Erdoğan da koroya katılmış, bu zihniyeti eleştirmişti. Eleştirirken söylediği sözler, pek özgün olmamakla birlikte (ama böyle konuda özgün
olması gerekmiyor zaten) herkesin kabul edebileceği sözlerdi. Bundan
iki gün sonra kalkıp böyle bir beyanatta bulunması, paradokslara son derece alışık olan bizler için bile, epey şaşırtıcı.

Asıl şaşırtıcı bulduğum, bu ayrımı yapmasından çok, bunu böylece dile getirmekteki pervasızlığı. 12 Eylül'de DİSK yargılanıyordu. Avukatlarından Orhan Apaydın askeri savcı Süleyman Takkeci'nin hazırladığı iddianameyi bana vermiş, nasıl bir savunma çizgisi kurulabileceği konusunda danışmak istemişti. Metni okurken, baştan sona, bu mantıkla karşılaştımdı:
Takkeci ve onu görevlendirenler, DİSK'i ve orada temsil olunan işçi
sınıfını tam da bu nedenle, kendileri aslında 'ayak' oldukları halde 'baş'
olmaya kalkıştıkları için cezalandırmaya karar vermişlerdi. Orhan Apaydın'la konuyu konuşurken bu 'ayaklar baş olursa' deyiminin kendisini kullandığımızı da çok net bir biçimde hatırlıyorum.

Ama Takkeci bütün bu mantığı sergilemekle birlikte, deyimin kendisini kullanmamıştı. İşçilere herhangi bir saygısı olduğundan değil elbette. Ama sıkıyönetim askeri savcısı Takkeci bile bu sözü açıkça söylemenin ayıp kaçacağını düşünebiliyordu. Başbakan Erdoğan düşünmüyor.

Başına gelenlerin hepsinin, birilerinin de onu 'ayak takımı' olarak görmesinin ve bunu sindirememesinin sonucu olduğunu dikkate almaması da son derece dikkat çekici. Gene bu ülkede çok alışık olduğumuz ikili tavır almanın bir örneği: birileri sana zarar vermeye kalkıştığında demokratsın, fırsatını bulduğunda kendi 'ayak takımı'nı ilan etmeye bayılırsın.
Başbakan'ın şu birkaç sözü, Türkiye'nin ne kadar kendine özgü, çelişkilerle dolu bir toplum olduğunu, kısa bir özet halinde göz önüne seriyor. AKP kendine 'muhafazakâr demokrat' sıfatını uygun görmüştü. Buradaki asıl sıfat 'muhafazakâr' olunca, onu izleyecek 'demokrat'ın akıbeti her zaman, her yerde, şüphelidir. 'Ayaklar baş oldu' edebiyatı o 'demokrat'ın sınırlarını bir kere daha gösterdi.

Gelgelelim, benim gibileri de, bir partinin öznel olarak ne olmak istediğinin ötesinde, varolduğu konjonktürde oynadığı rol bakımından da değerlendirilmesi gerektiğine inandığımız için, AKP'nin 'muhafazakâr'lığının bu çerçevedeki paradoksuna dikkat çektik hep. Öyle bir genel yapımız var ki, TSK'sı, CHP'si, yüksek yargısıyla, öyle bir köktenci muhafazakârlığımız var ki, 'Vallahi biz muhafazakârız' diyenlere bu bağlamda neredeyse 'devrimci' denebilecek işlevleri yerine getirmek düşebiliyor.

Bu işlevin onlara düşmesinin temel nedeni, 'memleketin sahipleri'nin gözünde onların 'ayak takımı' olması. Bundan onların haberdar olmaması (ya da unutmak istemesi) gene aynı çelişkilerin bir ürünü.

İlgili Başlıklar:
Recep Tayyip Erdoğan (365 haber)






CHP Sultanbeyli İlçe Merkezi'nde düzenlenen törende, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen ve İl Başkanı Gürsel Tekin, Bedir'in adaylığını birlikte açıkladı.

Fransa Ulaştırma Bakanı Domini Qei Bussereau, konuşma yapmak için kürsüye doğru ilerlerken merdivenlere takılarak yere düştü.

'Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kurban Bayramı'nda Diyarbakır'da olacak' denilirken Gül'den şaşırtan bir açıklama geldi: 'KARAR VERMEDİM'...

CHP'li Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek'e cevap vererek, 'Umuyorum uygar bir ortamda Melih Bey ile biraya gelir ve tartışırız' dedi.

Eski DEP'li Zana'yı 10 yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme, seçme-seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına da karar verdi.

Usta yazar Yaşar Kemal, Cumhurbaşkanı Gül'den aldığı ödülün ardından bir teşekkür konuşması yapıyor. İşte o konuşmadan notlar:

Anadolu Ajansi net haber son dakika flas haber IHA ihlas haber ajansi net haber son dakika flas haber
NET Haber
Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı
resmi abonesidir.
NetHaber Künye: Genel Yayın Yönetmeni: Nevzat BASIM
Yayın Koordinatörü: Emre KULCANAY
Reklam