|
|
25 Nisan 2008 Cuma 17:40
|
Politika
|
Haşim Kılıç'ın bu sözü kime: Toplumun siyasal, etnik ve dinsel kesimleri arasında ciddi bir güven bunalımının olduğu saklanamaz bir gerçektir
BU SÖZLER, AKP'YE...
Anayasa Mahkemesi'nin 46. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Sayıştay Başkanı Mehmet Damar, Ankara Valisi Kemal Önal, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok ile çok sayıda davetli katıldı.
Kılıç, gücünü özgürlüklerden alan demokrasinin özgülük alanının genişlettikçe bağışıklık sistemini de güçlendireceğinin açık olduğuna işaret ederek, toplumu kendi içinde ayrıştıran, onu devletine karşı soğutan, insanlık onurunu işkenceye tabi tutan bir yönetim anlaşışının çağdaş dünyada yer bulamayacağını ifade etti.
Kılıç, ''Hukuk dışı yollardan güç alarak, rejimi ya da ülkeyi kurtarma girişimlerinin, ülkenin batışını hızlandırmaktan başka işe yaramayacağı bilinmelidir'' dedi.
Çağın kenar mahallesinde yaşamamak için, uygar dünyayla tanışmak ve kimliği kaybetmeden bütünleşmenin zorunluluk olduğunu söyleyen Kılıç, evrensel kavramlara farlı anlamlar yükleyerek, evrensel dilin ortadan kaldırılmasının çağdaş dünya ile bağlantıyı koparacağını kaydetti. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bugün sorunları çözmek için harcanması gereken çabadan daha çok, sanki çözülmemesi için büyük çaba sarfediyoruz. Sorunlar ötelenmekte, gerginlik tırmandırılmaktadır. Toplumun siyasal, etnik ve dinsel kesimleri arasında ciddi bir güven bunalımının olduğu saklanamaz bir gerçektir. Güvensizlik, kavgayı ve dayatmaları da beraberinde getirmektedir. Gücü elinde bulunduranlar karşı düşüncedekilerin güvensizliğini ve korkularını ortadan kaldıracak çözümleri üretmediği sürece bu çatlak derinleşecektir.
Hissedilen korkular, gözardı edilemez. Yaşanan hayat tarzlarının ideoloji haline geldiği bir dünyada duyulan güvensizlik ve korkular, acilen değerlendirmeye alınmalıdır. Aksi halde her şeyin rejim sorunu haline getirildiği ülkemizde birlikte yaşama koşulları daha ağırlaşacaktır.''
-''AYNI GEMİNİN İÇİNDEYİZ''-
Haşim Kılıç, bugünlerde kişisel, toplumsal ve kurumsal uzlaşmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu belirterek, Anayasal sorunların çatışmayla değil hukuk kuralları çerçevesinde karşılıklı diyalog ve uzlaşma yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı.
''Siyasi kutuplaşmaların bu ülkeye ağır bedeller ödettiği hepimizin malumudur'' diyen Kılıç, demokrasi ve hukukun üstünlüğü temelinde çözülemeyecek hiçbir sorun bulunmadığını dile getirdi. Demokrasinin kurum ve kurallar rejimi olduğunu, kurumlar kurallara uyarak görevlerini yaptıklarında demokratik hukuk devletinin kriz olarak görünen sıkıntılardan daha da güçlenerek çıkacağını ifade eden Kılıç, şöyle devam etti:
''Önceki nesillerden devraldığımız medeniyeti, kültürü ve geleneği yıkıcı ve olumsuz unsurlardan arındırılmış bir şekilde gelecek kuşaklara devretmek hepimizin ortak görevidir. Unutmayalım ki tek bir Türkiye var. Kaptanından güvertedeki yolcularına kadar hepimiz aynı geminin içindeyiz. Bu geminin sağlam, güvenilir ve huzurlu bir şekilde yol alması, hepimizin en büyük amacı olmalıdır. Gün, ayrılıkları öne çıkarma, toplusal ve siyasal kutuplaşmaları körükleme günü değildir. Gün, farklılıklarımızı zenginlik kabul edip, bir arada refah ve özgürlük içinde yaşamak için elimizden geleni yapma günüdür. Gün, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için bir adım daha atma günüdür.''
-''SİYASİ İKTİDARIN SINIRLANDIRILMASI''-
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, özgürlüklere tehdit oluşturması bakımından bir kişinin sınırsız iktidarıyla çoğunluğun sınırsız iktidarı arasında özde bir fark bulunmadığını ifade ederek, ''İktidarın yozlaştırıcı doğası ve tarihsel tecrübe dikkate alındığında bu durum daha iyi anlaşılacaktır. Lord Acton'ın ifade ettiği gibi 'İktidar yozlaştırır. Mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır.' Siyasi iktidarın sınırlandırılması gerektiği fikri bu temel varsayımdan hareket etmektedir'' diye konuştu.
Anayasa yargısının meşruiyetinin temel hak ve özgürlükleri korumak için çoğunluğun iktidarını sınırlandırma işlevinden kaynaklandığını belirten Kılıç, siyasal iktidarları anayasal çerçevede tutmanın en etkili yollarından biri olarak kabul edilen anayasa mahkemelerinin asli görevinin, anayasal devletin teminatı olarak, ferdin hak ve özgürlüklerini devlet otoritesini kullanan diğer kurumlar karşısında korumak olduğunu ifade etti. Kılıç, ''Bu varoluş hikmetinden uzaklaştığı ve bireysel hakları koruyamadığı takdirde anayasa mahkemeleri, meşruiyet kriziyle karşı karşıya kalmaya mahkumdur'' dedi.
CHP Sultanbeyli İlçe Merkezi'nde düzenlenen törende, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen ve İl Başkanı Gürsel Tekin, Bedir'in adaylığını birlikte açıkladı.
Fransa Ulaştırma Bakanı Domini Qei Bussereau, konuşma yapmak için kürsüye doğru ilerlerken merdivenlere takılarak yere düştü.
'Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kurban Bayramı'nda Diyarbakır'da olacak' denilirken Gül'den şaşırtan bir açıklama geldi: 'KARAR VERMEDİM'...
CHP'li Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek'e cevap vererek, 'Umuyorum uygar bir ortamda Melih Bey ile biraya gelir ve tartışırız' dedi.
Eski DEP'li Zana'yı 10 yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme, seçme-seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına da karar verdi.
Usta yazar Yaşar Kemal, Cumhurbaşkanı Gül'den aldığı ödülün ardından bir teşekkür konuşması yapıyor. İşte o konuşmadan notlar:
|