|
|
08 Mayıs 2008 Perşembe 10:34
|
Politika
|
Tayyip Erdoğan ARTIK daha Batılıymış: Bizim evdeki yemekte içki de içildi örneğin, şarap rakı, masada vardı
KİM DİYOR BUNU? EVİNDE BAŞBAKAN'I AĞIRLAMASI GÜNLERDİR TARTIŞMA KONUSU YAPILAN CAN PAKER... EVET EVET, BİZZAT KENDİSİ ANLATIYOR BU KEZ:
MURAT BİRSEL, Star gazetesindeki köşesinde yazıyor:
Can Paker, Cnbc-E'de 'Son Baskı'da konuğum oldu.
Evsahibinin, herkes gittikten sonra, kafasında nelerin şekillendiği yemek hakkında bütün yazılıp çizilenlerden daha önemli ipuçları veriyor.
Can Paker ile canlı yayında yaptığım konuşmanın en önemli noktalarını aşağıda veriyorum:
- Başbakan AK Parti kapatılmasın istiyor ama daha önemli önceliği Türkiye'nin zarar görmemesi, özellikle ekonomik açıdan. Bunun için de demokratikleşme hedefini uzun vadeli bir süreç olarak düşünüyor. Olası bir siyasi krizden çok, bunun yol açabileceği, bir ekonomik krizin zararını en aza indirgemek konusunda yoğunlaşıyor.
- Tayyip Bey'i keyfi yerinde, sakin, kendinden emin ve gerginlik tırmandırıcı bir üsluptan uzak gördüm. Uzun vadeli demokratikleşme sürecinde kamuoyunun desteğini en önemli unsur olarak kabul ediyor. Sosyo-ekonomik gelişme açısından Türkiye'nin geldiği yeri daha ileri götürmek durumunda ve 'Batılılaşmanın' geri dönülemez olduğunun farkında.
- Şu andaki Tayyip Erdoğan, beş yıl önceki (soruya 'mesela beş yıl önceki Erdoğan'a göre' diye başlamıştım. MB) Tayyip Erdoğan'a göre Batılı kriterlere çok daha yakın duran biri. Bizim evdeki yemekte içki de içildi örneğin, şarap rakı, masada vardı; içen de oldu içmeyen de. Zaten Türkiye böyle yaşıyor ve bu iki grubu beraber yaşatabilecek parti Türkiye'nin gelecekteki partisidir.
Burada bir nefeslenelim, Can Paker'in söylediklerinde -bence- en önemli noktaya geldik, 'Türkiye'nin gelecekteki partisi' kavramı önemli, bu konuyu yayında irdeledik, paylaşıyorum:
- Türkiye'ye bakın; toplumun yüzde 85'i orta sınıf ve altı. Nasıl daha iyi yaşarım, nasıl zengin olurum sorusuna yüzde 65'i, 'daha iyi eğitim daha çok çalışmak' cevabını veriyor. Bu tam bir orta sınıf değer yargısıdır.
- Cumhuriyet Türkiyesi'ni yüzde 30 'elit' yüzde 70 'Anadolu orta sınıf' diye düşünelim... Bu yüzde 30'un yüzde 10'u 'ulusalcı' (Türk'ün Türk'ten başka dostu yok), yüzde 20'si 'demokrat' (karşı tarafı anlamaya açık ama laiklik elden gider mi endişesi taşıyan) renklerde. Yüzde 70'in yüzde 10'u şeriat istiyor, geri kalan büyük kitle -çocukları daha iyi okusun kendisi otomobil sahibi olsun isteyen - yüzde 60'ı oluşturan Anadolu orta sınıfı. Onların da pek dile getirmedikleri ama düşündükleri 'laikler fırsatını bulsalar namazı da yasaklar mı' şüpheleri var. Bu iki sınıf (yüzde 30 ve yüzde 70) beraber yaşıyor, ekonomik aktiviteye beraber katılıyor, hatta kız alıp veriyor ama karşılıklı şüphelerinden vazgeçmiyor. Karşı tarafı anlamaya çalışmak yerine her iki taraf da, bir konu ortaya geldiği zaman, kendi kuşkularına göre tutum belirliyor.
- Ekonomik olarak beraber yaşayabilen bu iki kesimin düşünce olarak da beraber yaşayabilmesini sağlayacak, iki bloku beraber yaşatabilmeyi başaracak parti Türkiye'nin gelecekteki partisidir. Bu AK Parti de olabilir, başka bir parti de olabilir. Tayyip Erdoğan'lı olabilir, Erdoğan'sız olabilir. Ama bu oluşum mutlaka Batı demokrasilerine yakın bir oluşum olur. Dava nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın (kapansa/kapanmasa) Türkiye'de bundan sonra siyaset bugüne kadar olduğu gibi olmayacak, iki grup birbirine yaklaşacak; onlar birbirlerine yaklaştıkça Türkiye Avrupa'ya yaklaşacak.
CHP Sultanbeyli İlçe Merkezi'nde düzenlenen törende, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen ve İl Başkanı Gürsel Tekin, Bedir'in adaylığını birlikte açıkladı.
Fransa Ulaştırma Bakanı Domini Qei Bussereau, konuşma yapmak için kürsüye doğru ilerlerken merdivenlere takılarak yere düştü.
'Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kurban Bayramı'nda Diyarbakır'da olacak' denilirken Gül'den şaşırtan bir açıklama geldi: 'KARAR VERMEDİM'...
CHP'li Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek'e cevap vererek, 'Umuyorum uygar bir ortamda Melih Bey ile biraya gelir ve tartışırız' dedi.
Eski DEP'li Zana'yı 10 yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme, seçme-seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına da karar verdi.
Usta yazar Yaşar Kemal, Cumhurbaşkanı Gül'den aldığı ödülün ardından bir teşekkür konuşması yapıyor. İşte o konuşmadan notlar:
|