|
|
28 Mayıs 2008 Çarşamba 16:11
|
Politika
|
Deniz Baykal, DİNLEMEYİ DEVLET YAPTI dedi... İçişleri bakanı, AYDINLATILMALI...
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın dinlenildiği iddialarına ilişkin olarak "Eğer burada öyle bir şey varsa bunun aydınlatılması gerekir. Hiçbir şekilde bu makul görülemez" dedi.
Atalay, İçişleri Bakanlığı konferans salonunda düzenlediği basın toplantısında, "Katiyen hukuk dışı, kişi özgürlüğünü zedeleyen, insan hak ve hürriyetlerine tecavüz olarak ifade ettiğim, belirlediğim, nitelediğim dinleme diye bir olayın tasvip edilmesi söz konusu olamaz. Bu sadece hukuka aykırı değil, gayri ahlakidir ve bütün kapsamıyla bu konudaki düşüncemizi bu şekilde ifade etmek istiyorum" diye konuştu.
Böyle kişi özgürlüğünü sınırlayan, kişinin özel hayatına tecavüz manasında bir olayı kınadıklarını belirten Atalay, "Ama şurada işaret etmek istiyorum, bu olay aydınlatılmalıdır. Ben, Ankara Valiliğine yazılı talimat verdim, cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunsunlar ve savcılar bunu araştırsın. Buradan da bunu açıkça ifade ediyorum. Savcılarımızı göreve çağırıyoruz. Biz de bu olayın aydınlatılması için elimizden gelen her katkıyı vermeye hazırız. Bunu da bu netlikte ifade etmek istiyorum" dedi. BAYKAL'IN İDDİALARI CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Ana muhalefet partisinin genel merkezinde, Genel Sekreter'in odasının devletin güvenlik güçleri tarafından dinlendiğini ve derhal bir dinci gazeteye servis yapıldığını'' ileri sürerek, ''Teknolojik olanaklar devlet içinde yerleşmiş belli çetelerin aracılığıyla bir kısım vatandaşlara karşı sistematik olarak kullanılmaktır'' dedi.
Baykal, partisinin MYK toplantısı öncesinde, bunun sıradan bir telefon dinleme olayının çok ötesinde olduğunu ifade etti. Söz konusu olayın bir ''ortam dinlenmesi olduğunu'', iki kişi arasındaki görüşmenin kelime kelime gazeteye yansıdığını belirten Baykal, ''Bu olay vatandaşın hakkının, hukukunun, anayasal demokratik haklarını güvencesi olması gereken devletin güvenlik güçlerinin ana muhalefet partisinin Genel Sekreteri'ni anayasal, demokratik haklarını bir tarafa bırakarak çalışma ortamında dinlediğini ortaya çıkmıştır. Ve bu dinlemenin bir dinci gazeteye servis edildiği, dinci gazete ile dinlemeyi gerçekleştiren devlet içindeki bu yapılanma arasında çok yakın bir bağlantının bulunduğu suçüstü konumunda ortaya çıkmıştır. Bu çok vahim bir olaydır. Devlet artık bildiğimiz devlet olmaktan çıkmıştır. Türkiye'de hukuk artık bildiğimiz hukuk olmaktan çıkmıştır. İnsan hakları, demokratik hak ve özgürlükler anlaşılıyor ki bugünkü iktidar döneminde hiçbir anlam, değer taşımıyor. Bu kadar fütursuz, gözü kara, aldırmaz bir biçimde insanın özel yaşamına tecavüz edilmesi, sonra bu tecavüzün iftiharla yandaş bir gazetede teşhir edilmesi ülkede rejimin ne noktaya geldiğini açıkça ortaya koymaktadır" dedi.
İddialar karşısında şu ana kadar hiçbir resmi tepkinin ortaya çıkmadığını da ifade eden Baykal, ''Sanki dünyanın en olağan tablosu yaşanmıştır. Bu olay karşısında hiçbir rahatsızlık, tedirginlik, ilgi, özür, soruşturma, araştırma, konunun üzerine gidileceğine ilişkin topluma güven veren bir yaklaşım söz konusu olmamıştır'' dedi.
Baykal, konuyu TBMM gündemine de taşıyacaklarını, TBMM genel kurulunda grup sözcülerinin yapacakları konuşmalarla konuyu gündeme getirmelerinin ötesinde gensoru önergesi de vereceklerini belirtti. Baykal, gensoru önergesini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında vereceklerini ifade etti.
İş adamı Remzi Gür hakkındaki mahkeme kararına da değinen Baykal, şöyle konuştu:
''Seçimlerden hemen önce TBMM'de cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarının yaşandığı bir dönemde CHP Kastamonu Milletvekili sayın Mehmet Yıldırım'a Başbakan'ın çok yakında yer alan bir insan, çocuklarını emanet ettiği, yurt dışında çocuklarını okutmasını içine sindirdiği, tatilini yanında geçirmeyi uygun gördüğü bu kadar yakın, 70 milyonu oluşturan ailelerin içinde belki kendisine en yakın bir arkadaşının seçim öncesinde telefonla rüşvet teklif ettiği o zaman tespit edilmişti.''
Baykal, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Bir gazetecinin, ''bu olay üzerine partideki odasının dışında evinde de bir arama yapılıp yapılmadığına'' ilişkin sorusu üzerine, ''Hayır, yapılmadı. Burada arkadaşlar gerekli aramayı yapmışlar, ben de yoktum'' dedi.
Suç duyurusunda bulunup bulunmayacaklarına yönelik bir soruya da Baykal, ''Ben herkesin sorumluluk duygusunun harekete geçip geçmediğini görmek istiyorum. Bizim bir kişisel talebimiz yok, kişisel bir şikayet içinde değiliz. Manzara ortada. Devletin organlarının yetkileri, görevleri, sorumlulukları ortada. Daha ne yapacağız? İlan ediyoruz, feryat ediyoruz...'' karşılığını verdi.
''Dinlemenin güvenlik güçlerince yapıldığına ilişkin elinizde bir kanıt var mı?'' sorusuna, ''Durum çok açık. Bu çok ince, teknolojik bir çalışmayı gerektiriyor'' karşılığını verdi.
Akdeniz Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın, üniversitedeki öğretim üyeliği görevinden istifa etti.
İstanbul Valisi Muammer Güler AK Parti İstanbul İl Başkanlığı önündeki patlamada yaralanan 10 kişiden 4'ünün ameliyata alındığını, 3'ünün ise tedavilerinin ayakta yapıldığını bildirdi.
Biri Çanakkale İl Emniyet Müdürü; diğeri Kara Yolları Genel Müdür Yardımcısı
Erdoğan, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Durak'ın AKP'den istifasını da yorumladı. Erdoğan, '2004'de kendisi aday olmak istedi.. Hayırlısı olsun' dedi.
Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, Ankara'da artık değişim ve yeni vizyona ihtiyaç olduğu için Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday adayı olduğunu açıkladı.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, AK Parti’den “300 partili ile temayül yoklaması yaptıktan sonra adaylık konusunu değerlendireceğiz” açıklaması nedeniyle istifa etti.
|