|
|
31 Mayıs 2008 Cumartesi 11:21
|
Politika
|
Dinleme skandalında, iddia sahibi CHP, Ankara Telekom belgesiyle siyaseten zora düştü
Vakit’in belgesine göre gazete santralından CHP’li Önder Sav’ın cebi aranmış gözüküyor.
HÜRRİYET GAZETESİ, ENİS BERBEROĞLU'NUN BU YAZISINI MANŞETE ÇEKTİ:
Henüz savcıya ulaşmayan bu belgedeki 44 dakikalık görüşme kaydının Turkcell (Sav’ın GSM operatörü) tarafından da teyidini beklemek gerekiyor. Çifte onayla mesele yasadışı dinleme rezaletinden gazetecilik açısından ayıp eyleme dönüşecek.
Hoş belki de CHP açısından en hayırlısı bu olacak...CHP’yi derin devlet partisi sananlar, artık bu derin gaflet karşısında korkularının ne kadar yersiz olduğunu anlarlar mı bilemem...
Bir de herhalde yasadışı dinleme çeteleri bu işe çok sevinecek.
Çünkü artık yasadışı dinleme suçüstüsü, yes-no tuşu kazasıyla izah bulacak.
Hayırlara vesile olmasını diliyorum.
* * *
Oysa bu depremin unutulan öncü sarsıntısı Osman Paksüt’ün ’dinleniyorum’ isyanıdır... Paksüt kendisini izlediğini düşündüğü aracın başka bir soruşturma için orada bulunduğu konusunda önce ikna edildi. Ama hemen ertesi günkü gazetelerde "2 aydır izleniyorum" ısrarını sürdürdü.
Çelişkili ifadeleri neden? Acaba Emniyet’e güvenmediği için mi?
Öyle düşünse ilk aradığı isim (cebine kayıtlı) Ercüment Yılmaz olmazdı.
Peki Paksüt’ün verdiği ve fakat emniyette kaydı çıkmayan plakayı hatırladınız mı?
Ya o plakayı Paksüt çiftine son derece güvenilir bir kaynak verdiyse?
O zaman Paksüt çiftinin başka işle uğraşan emniyet aracına ilk ve şiddetli tepkisi de anlaşılır. Daha sonra olay yerindeki aracın kendilerini takip etmediğine neden kolayca inandıkları da...Ellerinde kesin doğru olduğunu düşündükleri bilgi (plaka) olduğu için izlendikleri ısrarı da izah edilebilir. Ankara’da dedikodu muhtelif... Osman Paksüt’ü dinleyen kulaklar varmış... Ama o kulaktan daha baskın ve dinleneni uyaran başka bir kulak daha devredeymiş.
* * *
MHP lideri Devlet Bahçeli Osman Paksüt olayından sonra "korku diktatörlüğü" ifadesini kullandı.
CHP’nin dinlendiği iddiası ortaya atıldığında daha da ileriye gitti.
Parti kurmaylarını, ’Dikkatli olun, bizleri de dinliyorlar’ diye uyardı.
Devlet Bey’i tanıyan bilir...Bu konularda şaka yapmaz, boş konuşmaz.
Peki bir siyasi lider dinlendiğini nasıl bilir, emin olur?
Ancak güvenlir bir kaynak tarafından kesin dille uyarılırsa, öyle değil mi?
Yine aynı baskın kulak mı acaba?
* * *
Madem ki dinlenmenin Önder Sav’ın cep telefonu üzerinden yapıldığı iddiasında ısrar var... Biraz meselenin teknik ayrıntısına inelim... Ankara’ya 3 yıl kadar önce yeni dinleme araçları geldi.
Bu araçlarda IMSI (International Mobile Subscriber Identity) teknolojisi var. Diyelim ki aracı bir yere park ettiniz, çevredeki bütün baz istasyonlarını susturuyor... Kendisi her operatöre hizmet veren baz istasyonu haline geliyor. Dolayısıyla kapsama alanındaki bütün cep haberleşmesi bu araç üzerinden geçiyor. Gerçek operatör ise bu aracı masum bir cep telefonu olarak algılıyor.
Bu araçların birkaç tanesi poliste, gerisi MİT ve askerde. Deniliyor ki, birileri bu tekniği kullandığında diğer araç sahiplerinin de haberi oluyor!
* * *
İktidar bütün bu karanlık/kirli işlerin dışında kalmış olabilir. Elde aksi yönde bilgi/istihbarat yok. Ama eğer gerçekten muktedirse bu işi çözer, iktidarını kanıtlar.
|
Yorumlar |
|
hasan altın
-
31.05.2008 13:53
|
|
kıvırmak serbest alıştık nasılsa sizin yalanlarınıza.. kendiniz sölüyor kendiniz inanıyorsunuz.. m,lleti aptal yerine koymayın...
|
CHP Sultanbeyli İlçe Merkezi'nde düzenlenen törende, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen ve İl Başkanı Gürsel Tekin, Bedir'in adaylığını birlikte açıkladı.
Fransa Ulaştırma Bakanı Domini Qei Bussereau, konuşma yapmak için kürsüye doğru ilerlerken merdivenlere takılarak yere düştü.
'Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kurban Bayramı'nda Diyarbakır'da olacak' denilirken Gül'den şaşırtan bir açıklama geldi: 'KARAR VERMEDİM'...
CHP'li Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek'e cevap vererek, 'Umuyorum uygar bir ortamda Melih Bey ile biraya gelir ve tartışırız' dedi.
Eski DEP'li Zana'yı 10 yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme, seçme-seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına da karar verdi.
Usta yazar Yaşar Kemal, Cumhurbaşkanı Gül'den aldığı ödülün ardından bir teşekkür konuşması yapıyor. İşte o konuşmadan notlar:
|