|
|
12 Haziran 2008 Perşembe 09:48
|
Politika
|
Başbakan, 'İkna denilen bir olay vardır' dedi... Vatan gazetesinin başyazarı bu sözden ÇOK TEDİRGİN oldu
GÜNGÖR MENGİ BU SÖZÜN KENDİSİNİ NEDEN TEDİRGİN ETTİĞİNİ ŞÖYLE YAZDI:
Korkutuyor çünkü...
Başbakan çok uzun zamandan beri şöyle bağımsız tarafsız gazetecilerin sorularına muhatap olmuyor.
Ya ideolojik anlamda angaje olmuş ya da sorumluluklarını Başbakan’la iyi ilişkiler uğruna feda etmiş “arkadaşlar” ile konuşuyor.
Bu sayede belki rahat ediyor ama inandırıcı olması ve güven vermesi en büyük ihtiyacıdır; bunları sağlayamıyor.
Partisi, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu iddiası ile yargılanıyor.
Türban yasağını kaldıran anayasa değişiklikleri yüksek mahkemeden dönmüştür. Bu darbe AKP’yi “önerme yasağı” ile kesin koruma altına alınan laiklik ilkesine karşı suç işlemiş duruma sokmuştur.
İkna denilen olay!
Şu sıralar tam da halkın beynini kemiren soruları soracak, kıvırdığı takdirde üzerine gidecek gazetecilerin karşısına çıkması gereken günlerdir.
Hülya Avşar’ın programına çıkan Başbakan bu yasağı savmış mı oluyor?
Hayır.. Çünkü Avşar doğru soruları sorsa dahi sorgulama yapamaz. Tecrübesi izin vermez ayrıca programın formatı da uygun değildir.
Peki bu seçim, Başbakan’ın inandırıcılık ve güven verme ihtiyacını karşılamış mıdır? Hayır..
Soruluyor: “Gelininiz ‘ben saçımı açmaya karar verdim’ dese kızar mısınız?”
Başbakan lâfı biraz dolaştırdıktan sonra şunu diyor:
“İkna denilen bir olay vardır.”
Bir baba ve eş olarak çok ikna edici olduğunu kanıtlamıştır Tayyip Erdoğan.
Türban misyonuna adanmış bir siyasetçi olarak iktidara gelip devlet gücünü arkasına aldıktan sonra ikna kabiliyetini ne kadar artırdığını (!) da kanıtlamıştır.
AKP iktidarında devletin yüksek makamlarına atanacak kişilerin seçiminde liyakat yerine tamamiyle aday eşlerinin başları belirleyici olmadı mı?
Tayyip Erdoğan’ın “Şeriat gelecek mi?” sorusu karşısındaki tavrı Başbakan olarak biraz hazin, gidişattan endişe duyanlar açısından hayli düşündürücü idi.
Çünkü bu soruya muhatap olabilmesi ve kendisini savunma yapmak zorunda hissetmesi başlı başına olaydır.
“Bu nereden çıkıyor? Biz bu insanlara gidip de ne yaptık? Ne yaptık da bu insanları korkuttuk acaba? Ben soruyorum ama cevap bulamıyorum.”
Hayret bir şey!
Başbakan’ın karşısına çıkacağı gazetecileri titizlikle seçme konusundaki alışkanlığı demokratik bir toplumda ayıptır ama koruyucu işlevini de gözden kaçırmamak lâzım.
Çünkü halkın aradığı gerçek cevapları bulmayı her kaygının önüne koymuş gazeteciler “Biz ne yaptık da bu insanları korkuttuk?” diye soran Başbakan’a başka bir soru ile karşılık verirlerdi:
“Siz hakkınızdaki iddianameyi okumadınız mı?”
Anayasa Mahkemesi’nin görevi Anayasa’yı korumaktır. Yüksek mahkeme türbana serbestlik getiren değişikliği, Anayasa’nın değiştirilmesi yasak edilmiş laiklik ilkesine karşı suç oluşturduğu için iptal etmiştir.
Başbakan da hem laiklik yeminine sadık olduğunu söylüyor hem de laikliğin güvencesi olan yargı ile çatışmaya girerek Anayasa Mahkemesi’nin bu alandaki denetim imkânını elinden almaya uğraşıyor. Sonra da...
“Niye bizden korkuyorlar?” diye hayrete düşüyor!
CHP Sultanbeyli İlçe Merkezi'nde düzenlenen törende, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen ve İl Başkanı Gürsel Tekin, Bedir'in adaylığını birlikte açıkladı.
Fransa Ulaştırma Bakanı Domini Qei Bussereau, konuşma yapmak için kürsüye doğru ilerlerken merdivenlere takılarak yere düştü.
'Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kurban Bayramı'nda Diyarbakır'da olacak' denilirken Gül'den şaşırtan bir açıklama geldi: 'KARAR VERMEDİM'...
CHP'li Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek'e cevap vererek, 'Umuyorum uygar bir ortamda Melih Bey ile biraya gelir ve tartışırız' dedi.
Eski DEP'li Zana'yı 10 yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme, seçme-seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına da karar verdi.
Usta yazar Yaşar Kemal, Cumhurbaşkanı Gül'den aldığı ödülün ardından bir teşekkür konuşması yapıyor. İşte o konuşmadan notlar:
|