|
|
17 Haziran 2008 Salı 00:15
|
Politika
|
AKP, savunmasını verdi ama yine SAVUNMA DEMEDİ: AKP’nin hukukçuları girişte yine ‘savunma’ değil, ‘esas hakkında cevaplarımız’ ifadesini kullandı
AKP'YE GÖRE, BU BİR GOOGLE DAVASI: Üç klasörden oluşan savunmada Başbakan Erdoğan’a 150 sayfa ayrıldı.
AKP, Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın kapatma davasına ilişkin esas hakkındaki mütalaasına karşı hazırladığı savunmasını Anayasa Mahkemesi’ne sundu. Üç klasörden oluşan savunmada Başbakan Erdoğan’a 150 sayfa ayrıldı. Haklarında siyasi yasak istenen diğer 70 AKP’li için de bir klasör oluşturuldu.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ve grup başkanvekilleri Bekir Bozdağ ile Sadullah Ergin, AKP’nin esas hakkındaki savunmasını Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliği’ne sundu. Fırat, savunmada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili özel bir bölüm olup olmadığı sorusuna “Hayır, yok” yanıtını verdi.
AKP sürenin bitmesine 13 gün kala mahkemeye savunmasını verdi. Dosyalar bugün Yargıtay Başsavcılığı’na iletilecek, Anayasa Mahkemesi, Başsavcı’nın dinlenmesi için bir gün belirleyecek. AKP’nin sözlü savunmasını Cemil Çiçek’in yapması öngörülüyor.
TÜRBANI BİZ SÖYLEMİYORUZ
Fırat, savunmada Anayasa Mahkemesi’nin ‘türban kararı’ hakkında bir bölüm olup olmadığı sorusuna da, “Türban bizim söylemimiz değil. Yargıtay Başsavcısı’nın söylemleri arasında yer alan bir şey. Anayasa’nın 11. ve 12. maddesi açık. Orada türbanla ilgili bir şey yok. Birincisi eşitlik, 42. madde de yüksek öğretim hakkıyla ilgili. Bunu, Yargıtay Başsavcısı bir türban düzenlemesi olarak algılıyor. Savunmamızda iptal edilen maddeye değinmedik. Her şeyden önce gerekçeli kararı görmemiz lazım” yanıtını verdi.
Müsterih olun
BAŞBAKAN Erdoğan, önceki gece milli maçı seyrettiği Siirtliler gecesinde, “Biz günlük siyasetin labirentlerinde kaybolup gitmeyeceğiz. Kavgalarla milletin vaktini heba etmeyeceğiz. Sonu gelmez tartışmalarla, anlamsız gerilimlerle işimiz olmayacak” dedi. Erdoğan, “Bu millet kendisine efendilik edeni de hizmet edeni de iyi tanır. Benim milletim kimi baş tacı edeceğini bilir. Tabii ki birileri bunları hazmedemeyebilir, anlamayabilir. Birileri Türkiye’nin gelişmesinden de rahatsız olabilir. Bunların hiçbirisine aldırmayacağız. İşimize baktık, işimize bakıyoruz. Sizler de müsterih olun, rahat olun” diye konuştu.
Başsavcı’nın laiklik anlayışı militan
AKP, Başsavcılığın laiklik anlayışını “baştan sona problemli, militan bir anlayış” sözleriyle eleştirdi. Başbakan Erdoğan’ın ise “modern laiklik” anlayışını savunduğu görüşüne yer verildi.
DAVA SİYASİ: Davanın siyasi nitelikte olduğuna ilişkin kanaatimiz Başsavcılığın esas hakkındaki görüşünü inceledikten sonra daha da pekişmiştir. Çünkü iddia makamının esas hakkındaki görüşüne de siyasi /ideolojik bir dil hakimdir.
TARİH YARGILANAMAZ: Tarihi yorumlamak veya tarihi yargılamak, hiçbir kapatma davasının konusu olamaz. İddia makamı, delil yokluğunun ortaya koyduğu çaresizliği ve açığı, tarihe subjektif atıflar yaparak gidermeye çalışmaktadır. AK Parti’nin doğuş tarihi ve illiyetin kurulabileceği zamanın başlangıcı bellidir: 14 Ağustos 2001. Hukuk, kapatma davasında, zaman tünelini siyasal partinin tüzel kişilik kazandığı tarihten geriye işletecek bir mantığı açıkça reddetmektedir.
DELİLLER YARSAV’DAN MI: Altında ‘YARSAV Yönetim Kurulu’ yazan bir kağıdın iddianamenin ekleri arasında çıkması, toplama delillerle şişirilerek kaleme alınan iddianamenin siyasi mülahazaları yansıtan bir metin niteliğinde olduğunun bir başka göstergesidir. Partimize ve hükümet politikalarına karşı tavırlarıyla bilinen YARSAV’a ait kağıtların partimiz hakkında kapatma talebinde bulunan bir iddianamenin ekinde neden ve nasıl yer aldığını anlayabilmiş değiliz. YARSAV’ın partimizin kapatılması için delil oluşturma sürecine katkıda bulunduğu anlaşılmaktadır. Başsavcı’nın Anayasa Mahkemesi önünde bu durumu nasıl açıklayacağını doğrusu merak ediyoruz.
KÖŞE YAZARLARINDAN ESİNLENMİŞ: Türkiye’de bazı köşe yazarlarının Başbakan’ı sözde tahfif için kullandıkları jargonun iddianame eklerinde el yazısıyla kullanılması düşündürücüdür. Başsavcılığın esas hakkındaki görüşünün tasavvur ettiği toplum modeli hakkında dehşete düşmemek mümkün değil.
TASFİYE ETME PROJESİ: ‘Demokratik laiklik’ kavramından bile rahatsızlık duyan bir anlayışın, ne demokrasiyi ne de laikliği koruması mümkündür. Gerçekte olup bitenle hiçbir alakası olmayan iddia ve ithamlardan oluşan iddianame ve esas hakkındaki görüş, partimizi tasfiye etme projesinin bir parçasıdır.
LAİKLİK İNANÇ DEĞİLDİR: Dinî inanç farklılıklarını barış içinde bir arada yaşatmak için var olan laiklik, bir inanca dönüşmemelidir. Laiklik prensibini zayıflatan en büyük risk, laikliğin de diğer inançlar karşısına bir inanç olarak çıkartılmasıdır. Laikliği bir din, bir inanç veya diğer inançları ortadan kaldırmaya çalışan bir prensip olarak yorumlamak, laik hukuk düzenine ve toplumsal barışa yönelik en yakın ve ciddi tehlikedir.
YAŞAM BİÇİMİ DAYATMA: İddianamede laiklik prensibi değil, laiklik adıyla totaliter bir ideoloji, bir felsefî kanaat ve en tehlikelisi diğer dinî inançlarla rekabet halinde olan bir inanç sistemi tanımlanmakta ve savunulmaktadır. Bu tanımlamalar bireysel hak ve özgürlüklere yönelik ciddi ve yakın bir tehdit içermektedir. Çünkü bu tanımlarda geçen inançlar, bir ‘yaşam biçimi’ olarak dayatılmaktadır. Gül’ün yargılanamayacağını Öymen de söyledi
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ AKP’YE İSNAT EDİLEMEZ:Yasama faaliyetlerinden dolayı partimiz sorumlu tutulamaz. İddia makamı, Anayasa’nın 10 ve 42. maddelerindeki değişiklikleri “şeriatı yerleştirme amaçlı eylem” kapsamında kabul etmektedir. Bu iddianın hukuki dayanağı yoktur.
ŞERİATI DEĞİL, FIRSAT EŞİTLİĞİNİ AMAÇLADIK: Yasama işleminden dolayı iktidar partisinin hukuken sorumlu tutulabileceği kabul edilse bile, söz konusu Anayasa değişikliklerinin laikliğe aykırı olduğu ve “şeriat amacıyla” çıkarıldığı söylenemez.
İPTAL KARARINDAN SONRA DAYANAK KALMAMIŞTIR: Anayasa Mahkemesi 5 Haziran 2008 tarihli kararıyla söz konusu Anayasa değişikliklerini iptal etmiştir. Davada en önemli delil olarak sunulan Anayasa değişikliğinin iptali, davanın en önemli dayanağını da ortadan kaldırmıştır.
GÜLEN’İN OKULLARINA ZİYARET ÖNCE DE VARDI: Cumhurbaşkanı Gül’ün bakan olduğu dönemde dış temsilciliklerimize gönderilen genelgelerin laikliğe aykırı olduğu iddia edilmektedir. Bu genelgeler çıkarılmadan önce de uygulamalar aynı yöndedir. Örneğin, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, anılan okulları ziyaret eden milletvekilleri arasında adının geçmesi üzerine yaptığı açıklamada, bu okullara daha önce de gittiğini belirtmiştir.
CUMHURBAŞKANI YARGILANAMAZ: Anayasa’nn 105. maddesindeki sorumsuzluk kuralı, Cumhurbaşkanın görev döneminde, seçilme öncesi sebeplere dayalı olsa da yargılanamayacağı kesindir. İddianame, sistemin inşaında var olan kurucu iradeyle karşıtlık içerisindedir.
AKP’Yİ “ŞİDDETLE”LE İLİŞKİLENDİRİLEMEZ: Venedik kriterlerine göre kapatma yaptırımı, şiddet eylemleri ile sınırlıdır. Sunulan hiçbir delilde partimize isnat edilebilecek herhangi bir şiddet unsuru yer almamaktadır.
DANIŞTAY SALDIRISI BİR TEZGAH:Danıştay saldırısı ile, Genel Başkan’ın sözleri arasında dolaylı bir bağ kurma çabaları ve bu olayın faillerinin kullandığı bazı sözlerin partinin yaklaşımlarına bağlanmaya çalışılması son derece tehlikelidir. Türkiye’yi kaosa sürüklemek isteyen odakların tezgahladığı iğrenç saldırıyla, partimiz arasında ilişki kurmaya yönelik ifadeler iftiradır.
KAPATMA YERİNE HAFİF TEDBİRLER GEREKİR: Siyasi partilere yönelik sınırlama ve kapatma yaptırımları, ilgili partinin şiddet kullanması veya toplumsal barışı ve ülkenin demokratik anayasal düzenini tehdit etmesi durumunda uygulanabilecek istisnai tedbirler olarak görülmelidir.
BAŞSAVCI TARİH KİTABI BİLE OKUMAMIŞ: Başsavcı, uzmanlık gerektiren konularda bile yorum yapıp, delil oluşturarak partimize karşı kullanmıştır. Bırakınız akademik tarih kitaplarını, çok satan popüler tarih kitapları bile okunmuş olsaydı bu tür genellemelerden kaçınılırdı.
ÇOCUKLARA DİN EĞİTİMİ BM SÖZLEŞMESİNDE VAR: İddianamede partimiz yetkililerinin 15 yaş altındaki çocukların Kur’an eğitimi alması gerektiğine dair sözleri laikliğe aykırı nitelendirilmektedir. Çocukların din eğitimi özgürlüğü, Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi tarafından güvence altına alınmıştır.
GENÇLERİ ALKOLDEN KORUMAK ANAYASA’DA:
Anayasa’nın 58. maddesinde belirtildiği üzere, gençleri alkol, uyuşturucu kullanımı, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan korumak için gerekli tedbirleri almak Devlet’in temel görevlerinden biridir.
AKP’ye göre adeta Google davası
AKP’nin savunmasında ayrıca şu ifadeler yer aldı: “Yargılama hukukunun temel ilkesi delillerden sonuca gitmek iken, partimiz hakkında açılan davada bu ilke tersine çevrilmiş görünmektedir. Önce dava açmaya karar verilmiş, daha sonra da bunun için delil toplanmıştır. Nitekim iddianameye ek olarak sunulan dosyalarda yer alan gazete haber ve yorumlarının büyük bir kısmı bunların yayınlanmasından yıllarca sonra internet yoluyla derlenmiştir. Bu nedenle bu dava adeta bir ‘google davası’dır. Başsavcı, çok sayıda haber ve yorumu dava açma tarihine yakın bir zamanda anahtar kelime yazarak ‘google’ arama motorundan arama yapmak suretiyle elde etmiştir.”
‘Ahlakım konusunda Başbakan sicil amirim değil’
AK Parti'nin, 2004 yerel seçimlerinde CHP'ye kaptırdığı İzmir Büyükşehir Belediyesi Bakanlığı için, Türk sinemasının yıldızı Hülya Koçyiğit'i düşündüğü dedikoduları gündeme bombo gibi düştü.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ermenistan ile bu akşam Dünya Kupası grup eleme maçı oynayacak A Milli Futbol Takımı kafilesini ziyaret etti.
ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras Türkiye’nin Ermenistan ile oynayacağı maçı izlemek üzere dün Erivan’a gitti.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti'nin 85 yıllık tarihinde Erivan'ı ziyaret eden en üst düzey Türk yetkilisi olacak.
|