|
|
17 Haziran 2008 Salı 15:13
|
Politika
|
Tayyip Erdoğan: ANA MUHALEFET PARTİSİNİN DEMOKRASİ KONUSUNDAKİ SABIKALI TAVIRLARI TÜRK SİYASETİNİN GELİŞİMİNİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGELDİR
"TÜRKİYE NE 1940'LARIN TÜRKİYE'SİDİR NE DE DÜNYA SOĞUK SAVAŞIN DÜNYASIDIR"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, cumhuriyet, laiklik ve hukuk devleti ilkelerinin ancak demokrasiyle mümkün olacağına işaret ederek, "Vesayet rejimi özlemcisi bir kısım siyasetçilerin rejimin ilkelerini, demokrasiyle çelişmiş ilkelermiş gibi göstermeye çalışmaları, bu ilkeleri farklı biçimde yorumlayarak demokratik gelişmeyi frenlemeleri esasen kendi ayrıcalıklı pozisyonlarını muhafaza etme çabalarıdır. Ama bilinmeli ki ne Türkiye 1940'ların Türkiye'sidir ne de bu dünya soğuk savaşın dünyasıdır. Bu millet reşittir, mümeyyizdir, azami demokratik olgunluğa sahiptir" dedi. Erdoğan, ana muhalefet partisinin demokrasi konusundaki sabıkalı tavırlarının Türk siyasetinin gelişiminin önündeki en büyük engellerden birisi olduğunu da söyledi.
Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Başbakan Erdoğan, AK Parti hakkındaki kapatma davası sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Milletin bir arada yaşama iradesini güçlendirmeye devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan, "Yeter ki biz 70 milyon olduğumuzu unutmayalım, yeter ki tüm vatandaşlarımızın başını dik tutalım" dedi. Erdoğan, Cemil Meriç'in 'Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye çalışan zavallıdır' sözünü hatırlatarak, "Onlar karanlığa o kadar alışmışlar ki yıldızlardan bile rahatsız oluyorlar. Her gelişmeye set çekmeye, her gelişmeye engel olmaya, her hayırlı işe engel olmaya çalışanlar her zaman olacaktır. Yangına körükle gidenler, kriz ve kaostan beslenenler, gerilimden başka siyaset tarzı bilmeyenler dün vardı, bugün de var, yarın da olacaktır. Sağduyu sahibi milletimiz engin basiretiyle bu tür ayak oyunlarını, tahammülsüz girişimleri boşa çıkaracaktır" dedi.
"BU SÜRECİN BEDELİ ÇOK TARTIŞILACAK"
Başbakan Erdoğan, Türkiye için hayati anlamlar taşıyan süreçler yaşadıklarını, 1950'lerden bu yana Türkiye'nin demokrasi istikametinde hatırı sayılır mesafeler aldığını söyledi. AK Parti iktidarıyla demokrasideki gerileme eğiliminin son bulduğunu ve hükümet olarak kapsamlı bir demokratikleşme hareketi başlattıklarını anlatan Erdoğan, "Türkiye kendine özgü demokrasiden evrensel normlarda bir demokrasiye geçiş iradesini çok güçlü bir şekilde ortaya koymuştur. 2002 sonrası dönemin en önemli özelliği demokrasi talebinin gerçek manada toplumsal talebe dönüşmesi, partimizin de bu talebi taşıma iradesini cesaretle gösterebilmesidir. Şu anda yaşadığımız süreç çok tartışılacak bir süreç olacaktır. Bu sürecin bedeli muhakkak tartışılacaktır. Geçmişte olanların tartışıldığı gibi" şeklinde konuştu.
Esas hakkındaki cevaplarını dün Anayasa Mahkemesi'ne sunduklarını hatırlatan Erdoğan, bu süreci uzatmak istemediklerini söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:
"Neden bu kadar süratle çalışarak bunu yapıyoruz? Bütün arzumuz, temennimiz ülkemiz ne siyasette ne ekonomide kaybetmesin. Ülkemiz bir bulutlu havanın doğurduğu yapıda geleceğe yürümesin. İstiyoruz ki ülkemiz önünü görsün. Ülkemize dışarıdan yaklaşanlar da ülkemizi net görsün. Ülkemizdeki sıkıntılı süreç, ülkemizin dış dünyadaki itibarına da gölge düşürmektedir. Onun için bizler süreci hızlandırmak, ülkemizin geleceği noktasında gerek içerde gerek dışarıda dışarıdaki yatırımcıların atacağı adımlara katkısı, özellikle de Türk demokrasisinin yara almasına tahammülümüz yok. AK Parti olarak sağduyuyu elden bırakmadan, Türkiye büyüklüğünde düşünerek, ülkemizin ferasetini hesaba katarak hareket ettik, bundan sonra aynı sorumlu davranışı yine sürdüreceğiz. Temennimiz Türkiye'nin en kısa sürede bu tribülanstan çıkması, çağdaş uygarlık hedefine aynı kararlılıkla devam etmemizdir."
"VESAYET REJİMİ ÖZLEMCİSİ SİYASİLER"
Cumhuriyetimiz ve demokrasimiz açısından tehlike arz eden bir duruma işaret etmek istiyorum" diyen Erdoğan, bu süreçte bir kısım çevrelerin yürüttüğü propagandanın demokrasiyi ve hukuk devleti normlarını gelişmiş evrensel standartlarından uzaklaştırmaya, kendisine özgü mahiyete büründürerek kısırlaştırmaya yönelik olduğunu kaydetti. Çağdaş demokrasinin yerleşmesinin, cumhuriyetin temel ilkeleri açısından bir tehlike gibi yansıtılmasının kabul edilemez bir çarpıtma olduğuna vurgu yapan Başbakan Erdoğan, ana muhalefete şu sözlerle yüklendi:
"Cumhuriyet, laiklik, hukuk devleti gibi kavramlar, demokrasiyi daha da güçlendirecek, demokrasinin olmazsa olmaz kavramlarıdır, ilkeleridir. Türkiye'nin siyasi tarihi bu kavramlar gerekçe gösterilerek demokrasinin zaafa uğratılmasının örnekleriyle doludur. Türkiye bu çarpık anlayıştan bir an önce uzaklaşmak zorundadır. Cumhuriyet de, laiklik de, hukuk devleti de ancak demokrasiyle mümkün olur. Bu ilkeleri yaşatmak, öncelikle demokrasiyi yaşatmak ve milli iradeye dayandırmakla mümkündür. Vesayet rejimi özlemcisi bir kısım siyasetçilerin rejimin ilkelerini, demokrasiyle çelişmiş ilkelermiş gibi göstermeye çalışmaları, bu ilkeleri farklı biçimde yorumlayarak demokratik gelişmeyi frenlemeleri, esasen kendi ayrıcalıklı pozisyonlarını muhafaza etme çabalarıdır. Rejimin ilkelerini, siyasi tartışma ve rekabetin konusu haline getirerek rejimin üzerinde sürekli bir kriz gölgesi oluşturmak ve bu yolla siyasetin toplum tarafından tanzimini engellemektir. Ama bilinmeli ki ne Türkiye 1940'ların Türkiye'sidir ne de bu dünya soğuk savaşın dünyasıdır. Bu millet reşittir, mümeyyizdir, azami demokratik olgunluğa sahiptir. Siyaseti toplumdan, halktan, milletten yalıtmak isteyen siyasi anlayışlar tarihin o tozlu raflarında kalmıştır. Ana muhalefet partisinin demokrasi konusunda sabıkalı tavırları Türk siyasetinin gelişiminin önündeki en büyük engellerden biridir. Ana muhalefet partisinin gerilime endeksli siyaset tarzının milletimizin büyük kesiminde karşılık bulması asla mümkün değildir."
|
Yorumlar |
|
HAKAN D
-
17.06.2008 15:44
|
|
Herkes biliyor ki CHP ancak tek partili demokraside iktidar olabilir.
|
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başkanlığında İstanbul'da yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sona erdi.
CHP, fındık taban fiyatının bir an önce açıklanmasını ve fiyatın da 5,7 YTL’nin altında olmamasını istedi.
CHP Genel Başkanı Baykal'ın başkanlığında çalışmalarını tamamlayan CHP MYK'da 4 komisyon kuruldu ve yerel seçimlerle ilgili olarak görev dağılımı yapıldı.
Cumhurbaşkanı Gül'ün, Erbakan'ın kayıp trilyon davasından aldığı ev hapsi cezasını affetmesini 'çifte standart' diye yorumlamak Cumhurbaşkanlığını yıpratma amacı taşıyormuş.
Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başkanlığında İstanbul'da toplandı.
DTP, Türkiye'nin madalya beklediği sporcuların başarısızlık sebeplerinin araştırılması ve gerekli politikaların oluşturulması amacıyla Meclis araştırması açılmasını istedi.
|