|
|
19 Haziran 2008 Perşembe 12:11
|
Politika
|
TÜSİAD, 'biz yeni bir anayasa istiyoruz' açıklaması yaptı
YALÇINDAĞ: "TOPLUMSAL MUTABAKAT İÇİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ LAZIM"
Tüm kesimlerin özlemlerini, ihtiyaçlarını ve kaygılarını gözetecek bir biçimde toplumsal mutabakatın yeniden sağlanması gerektiğini ifade eden TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "Bunun bugünkü karşılığı herkes için tam demokrasiyi sağlayacak bir Anayasa değişikliğidir" dedi.
Sabancı Center'da düzenlenen TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısının açılışında konuşan Arzuhan Doğan Yalçındağ, "Bundan bir yıl sonra nasıl bir Türkiye ile karşı karşıya olacağız," sorusunun bütün heybetiyle karşılarında durmakta olduğunu ve durum böyle devam ederse, bir yıl sonra "Yönetilmesi çok zor bir Türkiye" olacağını söyledi. Türkiye'nin bir kez daha olağanüstü bir dönemden geçmekte olduğunu ifade eden Yalçındağ, bu dönemi karakterize eden iki temel unsuru, "Siyasette başlayan, topluma yayılan ve her geçen gün artan kutuplaşma ve iç ve dış dinamiklerin etkisiyle ekonominin yüksek risk taşımaya başlar hale gelmesi" şeklinde sıraladı.
Artık, Orta ve uzun vadeyi düşünmek bir yana, bundan bir yıl sonrasının bile senaryolara dahil edilmediğini, Türkiye'nin bütün bu yaşananlar ve yaşanacaklardan sonra hangi noktada olacağının düşünülmediğini ifade eden Yalçındağ bunu, "Çünkü dünyadaki olumsuz ekonomik gelişmelerin yarattığı tehditler, siyasal ortamın ve kutuplaşmanın yaratacağı politik istikrarsızlıkla birleştiğinde, kısa vadeli hesapları alt üst edecek gelişmeler ortaya çıkabilecektir" şeklinde açıkladı.
Türkiye'nin tüm dünyayı etkisi altı alan sancılı süreçle ilgilenmek yerine içişleri ile çok meşgul olduğunu söyleyen Yalçındağ, acil ve kapsamlı önlemler alınırsa risklerin bertaraf edilebileceğine inandıklarını ifade etti.
Türkiye ekonomisinin son yıllarda gösterdiği başarılı performansın temel itici gücünün, mali disiplin olduğunu ifade eden Yalçındağ, "2008 yılı içinde, hükümet, içinde Sosyal Güvenlik Yasası, İstihdam Paketi ve GAP Eylem Planını barındıran bir dizi olumlu açılımlar yaptı. Buna rağmen kamu mali disiplinini zayıflatan bazı düzenlemeler de gerçekleştiği görüşündeyiz" dedi.
Yalçındağ, iktisadi kaygıları en aza indirecek önerileri ise, şu şekilde sıraladı:
"Uluslararası mali piyasalara güven verecek tarzda, IMF ve AB çıpalarının gündemde tutulması hayati önem taşımaktadır. IMF ile ilişkiler kesilmemeli, AB müzakere süreci güçlü bir siyasi irade sergilenerek sürdürülmelidir.
Bir mikro reform yol haritası mahiyetinde olan orta vadeli AB uyum programında daha hızlı ve kapsamlı yol alınmalıdır. Hatta bu programda taahhüt edilmiş uyum takvimini hemen çalıştırmak gerekmektedir.
Yedi Yıllık Kalkınma Planı, orta vadeli ekonomik program, kısa vadeli acil ekonomik önlem paketleri ve yapısal reform programları birbirleriyle uyumlu biçimde konsolide edilmelidir. İhtiyacımız olan, makroekonomik politika bütünlüğü korunan, Türkiye'nin potansiyel büyümesini artırabilecek, eğitim, bölgesel kalkınma ve yenilikçilik olgularını temel alan, sanayi stratejisi ile desteklenen yeni bir büyüme modelidir."
"Türkiye, bundan yirmi yıl önceki Türkiye değil" diyen Yalçındağ, artık, toplumun özlemlerini, beklentilerini daha güçlü bir ekonomi olmadan karşılamanın, temel ihtiyaçların yerini ideolojiyle, demagojiyle doldurmanın mümkün olmadığını ifade etti. Bu beklentileri karşılama konusunda, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik hedefinin ve bununla bağlantılı reformların, gerçek anlamda bir rehber olma özelliğini koruduğunu ifade eden Yalçındağ, Türkiye'nin hedeflerine bu kadar uyumlu başka bir referans noktası bulmanın mümkün olmadığını da sözlerine ekledi.
Türkiye'nin bulunduğu zor sürecin, demokrasiyi, siyasal, toplumsal yapıları ve Anayasal kurumları yıpratmadan atlatılması gerektiğini belirten Yalçındağ, "Tepkilerimizi, yorumlarımızı ölçülü tutmalıyız. Öncelikle, hukuka koşulsuz saygı göstermek zorundayız. Unutmayalım ki, uygar toplumların ayırt edici yanı budur. Mevcut hukuksal düzen içinde bağlayıcı bir kararla karşı karşıya olmanın bilinci ve sorumluluğu içinde hareket etmeliyiz" dedi. Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının eleştirilebileceğini ancak Türkiye'nin en yüksek yargı organını tanımamaya varan tepkilerin kabul edilemez olduğunu söyleyen Yalçındağ, asıl yapılması gerekenin bu karardan ders çıkarmak olduğunu belirtti.
Yalçındağ karardan çıkarılacak dersi de şöyle açıkladı: "Mevcut sorunlara sistemi zedelemeden dengeli çözüm aramak esastır. Öte yandan, bugünkü yapı içinde, toplumun bazı taleplerine ve beklentilerine cevap verilemediği de bir gerçektir. O zaman yapmamız gereken nedir? Yapmamız gereken, tüm kesimlerin özlemlerini, ihtiyaçlarını ve kaygılarını gözetecek bir biçimde toplumsal mutabakatı yeniden sağlamaktır. Bunun bugünkü karşılığı herkes için tam demokrasiyi sağlayacak bir Anayasa değişikliğidir." Salt parlamento çoğunluğuna dayanan, kısmi bir Anayasa değişikliğinden değil, gerçek bir toplumsal mutabakat belgesinden söz ettiklerini ifade eden Yalçındağ, "Bu mutabakat belgesinin, birkaç aylık müzakerelerle değil, 1-1.5 yıllık ciddi bir çalışmayla oluşacağına inanıyoruz. Bu süre kimilerine uzun gelebilir. Ancak, bir kez daha hatırlatmak isterim ki, biz, önümüzdeki günlerde kamplaşma tarafları arasında ki çekişmede kimin diğerine üstün geleceğiyle ilgili değiliz. İlgilendiğimiz, dış şoklara karşı dirençli, yönetilebilir, geleceğe olan inancını tazelemiş bir Türkiye'de yaşayabilmek. Peki, gittikçe artan bu kutuplaşma ortamında, böyle bir mutabakat zemininin oluşturulması mümkün müdür? Evet, eğer siyaset sahnesinin aktörlerinin üzerinde güçlü bir toplumsal baskı kurabilirsek, mümkündür" dedi.
TÜSİAD'ın uzunca bir süredir konuyu sivil toplum ve meslek örgütleri ile istişare ettiğini hatırlatan Yalçındağ, "ihtiyatlı, ancak gelişmeye açık" tepkiler aldıklarını kaydetti. Toplantıya 6 sivil toplum örgütünü de zfdştırmak gerekmektedir.
Yedi Yıllık Kalkdavet ettiklerini ifade eden Yalçındağ, bu girişimin farklı maksatlarla ilişkilendiren çevrelerin, süreci gölgelemeye çalıştığını iddia etti.
Kurum başkanları ile yaptığımız istişareler sonunda, "Anayasa Konvansiyonu" önerilerinin bütünlüğünün korunması ve gölgelenmemesi için görüş alışverişini yakın bir gelecekte gerçekleştirmeyi planladıklarını ifade eden Yalçındağ, önerilen konvansiyonun TBMM Başkanı önderliğinde oluşturulduğuna ve mecliste yer alan tüm partileri, yüksek yargı organlarından temsilcileri, akademisyenleri, sivil toplum kuruluşlarını kapsadığına işaret etti.
Yalçındağ şöyle devam etti: "İnanıyoruz ki, Türkiye'de çağdaş ve köklü bir demokrasinin yerleşmesi, her yönüyle çoğulcu demokratik normlara uygun, katılımı ön plana çıkaran, kuvvetler ayrımını güçlendiren bir Anayasa değişikliği ile başlamalı ve siyasi partiler, seçim sistemi, şeffaflık, denetlenebilirlik ve dokunulmazlıklarla ilgili yasal çerçevenin yenilenmesiyle devam etmelidir."
Türkiye'nin çok ciddi ekonomik risklerle karşı karşıya olduğunu ifade eden Yalçındağ, "Bu riskler hem küresel konjonktürün, hem de ülke ekonomisinin kendi dinamiklerinin etkisiyle güçlenerek üzerimize geliyor. Bu riskleri kontrol altına almak için yeni bir toplumsal uzlaşma üretmek mecburiyetindeyiz. İnanıyoruz ki, bir Anayasa Konvansiyonu içinde aynı masanın etrafına oturmak, ülkemize iyi gelecektir" dedi.
‘Almanya’daki Deniz Feneri yolsuzluğu iddianamesinde adının geçtiği’ haberlerine çok kızan Başbakan Erdoğan, Aydın Doğan’a yüklendi.
‘Ahlakım konusunda Başbakan sicil amirim değil’
AK Parti'nin, 2004 yerel seçimlerinde CHP'ye kaptırdığı İzmir Büyükşehir Belediyesi Bakanlığı için, Türk sinemasının yıldızı Hülya Koçyiğit'i düşündüğü dedikoduları gündeme bombo gibi düştü.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ermenistan ile bu akşam Dünya Kupası grup eleme maçı oynayacak A Milli Futbol Takımı kafilesini ziyaret etti.
ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras Türkiye’nin Ermenistan ile oynayacağı maçı izlemek üzere dün Erivan’a gitti.
|