|
|
02 Temmuz 2008 Çarşamba 08:03
|
Politika
|
Anayasa Mahkemesi, Türkler ve Kürtler”den oluşacak bir federasyonu amaçladığını açıkça tüzük ve programında yazan bir partiyi NEDEN kapatmadı?
MAHKEME DÜN GEREKÇELİ KARARINI YAYINLADI
TAHA AKYOL, Milliyet gazetesindeki köşesinde o kararı analiz ediyor:
Yargıda dönüm noktası
ANAYASA Mahkemesi’nin, Kürt meselesini de yakından ilgilendiren fevkalade önemli bir gerekçeli kararı dün Resmi Gazete’de yayımlandı. (Karar No: 2008/1)
Bu karar anayasal yargı tarihimizde kesinlikle bir dönüm noktasıdır, yeni bir içtihattır: Parti kapatmayı daha da zorlaştıran, demokrasiye daha güçlü vurgu yapan bir içtihat.
Konu Melik Fırat’ın Hak-Par adlı partisinin kapatılması için Başsavcı’nın açtığı dava... Hak-Par, “Türkler ve Kürtler”den oluşacak bir federasyonu amaçladığını açıkça tüzük ve programında yazan bir parti.
Başsavcı, Anayasa ve yasalardaki “devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü” ve cumhuriyetin “üniter” niteliğine aykırılık sebebiyle kapatma davası açmış. Yargılama sonunda mahkemenin 5 üyesi “kapatılmasın” diyor, 6 üye “kapatılsın” diyor, ona göre gerekçeler yazıyorlar ama kapatma oyları 7’ye ulaşmadığı için kapatma davası reddediliyor. Olay bu.
Önce demokrasi!
1999 yılında Şerafettin Elçi’nin federatif yönetimi savunan DKP adlı partisi Anayasa Mahkemesi’nce kapatılmış fakat Mahkeme Başkanı Ahmet Necdet Sezer dahil beş üye, “üniter devlet” ilkesine aykırılık görmemiş, “Parti kapatılmasın” diye oy kullanmıştı. (K: 1999/1)
Hak-Par’la ilgili karar ise, “Parti kapatılmasın” görüşünü hukuken daha da güçlendiren bir içtihat değerindedir:
- Evvela kararda parti kapatmanın demokrasiye uygun olmadığı, ancak ‘yakın tehlike’ halinde düşünülebilecek istisnai bir işlem olabileceği anlatılıyor, demokrasilerde “öncelikle demokratik rejimin sağlıklı bir biçimde yaşamasının amaçlandığı” vurgulanıyor.
Bu ‘öncelik’ vurgusu önemli bir içtihattır.
- Kararda partinin “amaçlarını gerçekleştirmek için anayasa dışı bir yöntemi uygulayacağına ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığı” belirtiliyor.
Şiddete başvurmama kıstasının bu kadar netleştirilmesi de önemli bir içtihattır.
- Kararda, bir partinin söylemleri, söz ve beyanları “Demokratik yaşam için doğrudan açık ve yakın tehlike oluşturmuyorsa, ifade özgürlüğü kapsamındandır” deniliyor. Burada ‘söylem’ ve ‘eylem’ ayrımı yapılması ve ‘demokratik yaşam için açık ve yakın tehlike’ kıstasının getirilmesi de önemli bir içtihattır.
Niçin dönüm noktası?
Yukarıda çok kısaca özetlediğim gerekçeler gösteriyor ki, anayasal yargı tarihimizde klasik “koruma kollama” düşüncesinden artık “öncelikle demokratik rejimin sağlıklı işlemesi” düşüncesine doğru bir gelişim yaşanıyor. Onun için dönüm noktası diyorum.
Bu açılım AKP davasını nasıl etkiler?! Bir hukukçu olarak ancak ‘bekleyip göreceğiz’ diyebilirim.
Ama şunu söylemeliyim: Türkiye seksen yılda şiddetli yasaklarla bu sorunu çözememiş, hatta en kanlı etnik milliyetçilik Türkiye’de patlak vermiş ve taban bulabilmiştir! Şimdi, dünyadaki ‘deney’lere de bakarak, Türkiye demokratik siyasal katılmayı geliştirmek suretiyle zaman içinde etnik milliyetçiliği yumuşatarak bu sorunu ‘yönetilebilir’ düzeye indirme formülünü tercih ediyor.
Laikliğe gelince... Bu konuda soru şudur: Yasakçı ve dışlayıcı bir laiklik mi, demokratik bir laiklik mi bugünkü toplumu daha kolay kapsayabilir? Yine dünya ve Türkiye tecrübeleri gösteriyor ki, laik sisteme ‘katılım’ın daha da güçlenmesi “öncelikle demokratik rejimin sağlıklı işlemesi” ile gerçekleşir.
CHP Grup Başkan Vekili Kılıçdaroğlu, Elazığ'a geldi. Kılıçdaroğlu, 'Elazığlılar, demokratik yollarla haklarını arasınlar' dedi.
Ayşe Uzan isimli işsiz bir kadın, Başbakan'la görüşmek istediğini söyledi. Çevik Kuvvet, kadının çevresinde etten duvar ördü. Erdoğan'a ulaşamayan kadın oradan uzaklaştırıldı...
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, TRT Türk'e program yapan sunucu ve gazetecilere, Haziran 2009 itibariyle 78 bin 700 lira ödendiğini bildirdi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, 'Ne oldum diye kendini unutmayacaksın. Göreceksin ki ne olursan ol senden güçlü millet var. Bu millet çıkarır da indirir de' diye konuştu.
AKP Grup Başkanvekili Elitaş, 'Biz diyoruz ki darbe yapanları yargılayalım ama darbe yapmaya heveslenenler varsa onların da önünü keselim' dedi.
Cuma namazını Beyazıt Camii'nde kılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi girişinde sol görüşlü bir grup öğrenci tarafından protesto edildi.
|