|
|
03 Temmuz 2008 Perşembe 02:37
|
Politika
|
Abdurrahman Yalçınkaya, AKP’nin kapatılması ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne sunduğu sözlü açıklamasında ilginç ifadeler kullandı
Başsavcı Yalçınkaya, yeni ‘deliller’ eklediği sözlü mütalaasında AKP politikalarını ekonomiden, içki yasağına, ‘yandaş medyaya’ kadar kıyasıya eleştirdi.
Yalçınkaya, AKP’nin tutumunu eleştirirken, “AB süreci tıkandı, işsizlik, kuraklık, cari açık var. Terör var. Bunlar bir yanda dururken üniversiteye türbanla gidemeyen kızlarla ilgili çözüm aranması gerçek niyetlerini gösteriyor” dedi.
Yalçınkaya’nın 16 sayfalık metinden oluşan açıklamasında AKP’nin politikaları değerlendirildi. Kötüye giden ekonomiye dikkat çeken Başsavcı, AKP’nin türban sorunu yerine başka sorunları çözme gayreti göstermesi gerektiğini ifade etti.
‘BİR KISIM MEDYASI’ VAR
Yalçınkaya, AKP’nin iktidar gücünü kullanarak bir kısım medya kuruluşunu desteklediğini ve laikliği koruyan cumhuriyet kurumlarını hedef aldığını söyledi. Yalçınkaya şu ifadeleri kullandı: “Bir kısım medyanın saldırıları sonucu takiyye mantığı ile hareket ederek özel amaçlı saldırılar gerçekleşiyor. Laikliği koruyan cumhuriyet kurumları hedef alınıyor. Bu bağlamda laikliğe sahip çıkan başta yargı olmak üzere bütün cumhuriyet kuruluşları darbeci olarak gösteriliyor.”
‘LAİKÇİ DİNOZOR’ DİYORLAR
Yalçınkaya, iktidar yanlısı gazeteci ve aydınların kendisini “laikçi, statükocu, siyasi dinozor” olarak değerlendirmesinden AKP’yi sorumlu tuttu.
Eski Başbakan Adnan Menderes ile iki bakanının asılmasıyla sonuçlanan 27 Mayıs darbesine atıfta bulunan Başsavcı, çok partili hayata geçişle karşı devrimin başladığını öne sürdü. Yüzde 47 oy alan AKP ile yine o dönemde tek başına iktidara gelen DP arasında bağ kuran Yalçınkaya’nın sözleri şöyle: “Ülkemizde 1950-60 arasında iktidarda olan bir partinin parlamentodaki çoğunluğuna dayanarak oluşturduğu tahkikat encümeni vasıtasıyla diktatörlüğe yönelmesi, erkler ayrılığı ilkesinin 1961 Anayasası ile demokrasiye kazandırılmasını sağlamıştır.”
HUMEYNİ’Yİ SEVEN ÖĞRENCİ
Abdurrahman Yalçınkaya, bir TV programında, “Atatürk’ü sevmiyorum, Humeyni’yi seviyorum” sözleriyle tepki toplayan Nuray Bezirgan isimli öğrenciyi laiklik karşıtı olarak gösterdi ve AKP’nin kapatılma gerekçeleri arasında gösterdi. Yalçınkaya, 1999 depreminden sonra “7.4 yetmedi mi?” yazılı pankart açan başörtülü kızları da kapatma davasıyla ilişkilendirdi. İsmet İnönü’nün “Millet bizim düşmanımızdır” sözüyle ilgili tartışmaya da katılan Başsavcı, bu konuda konuşan CHP’li Muharrem İnce’ye “Doğru” diyen AKP Rize Milletvekili Lütfi Çırakoğlu’nun tutanaklara geçen sözünü hatırlattı.
AKP İÇKİYİ ENGELLİYOR
Yalçınkaya, Anayasa Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya’nın yüksek yargının kararlarının Meclis tarafından askıya alınmasına ilişkin teklifini de sert sözlerle eleştirdi. AKP’ye açılan kapatma davasına tepki gösteren Avrupalı devlet adamları ile AB sözcülerini de eleştiren Yalçınkaya, bu eleştiriler için, “Cumhuriyet çok ortaklı saldırıyla karşı karşıya” değerlendirmesinde bulundu ve AKP yönetiminin dini inanç gerekçesiyle içki tüketimini engellediğine vurgu yaptı.
Yeşil devrimin sancağı
GAZETEPORT’un haberine göre; Başsavcı şöyle dedi: “Türban laik cumhuriyete bir seçenek olarak dayatılan ılımlı İslam’ın din esaslı devlet sisteminin kapısını açacak bir anahtardır. Davalı partinin türban için bu kadar mücadeleyi göze almasının nedeni, türbanın siyasi simge, cumhuriyete karşı açılmış karşı devrimin (yeşil devrimin) sancağı olmasıdır.”
CUMHURİYETİN BAKANI OLDUĞUNU UNUTTU: Danıştay saldırısının AKP tarafından yaratılan “şiddet ve nefret ortamının ürünü” olduğunu savunan Yalçınkaya, “Davalı partinin genel başkanı ülkemizin de sınırlarının yeniden çizilmesini öngören Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı olduğunu söylemekte, Dışişleri Bakanı da laik bir cumhuriyetin bakanı olduğunu unutup, ‘Türkiye’de Müslümanlar dini özgürlüklerini yaşayamıyor’ diyerek ülkesini dışarıda şikayet etmektedir” dedi.
Menderes’e diktatör demedim
YARGITAY Başsavcılığı’nın internet sitesinden yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi: “Bazı yayın organlarında yer alan sözlü açıklamaya ilişkin haberlerde, açıklama metninin ilgili bölümü aynen yer almakla birlikte, haber başlıklarında ‘Menderes’i diktatörlükle suçladı, 27 Mayıs’ı övdü’ ibarelerinin yer aldığı görülmüştür. Haber başlıklarının gerçekdışı yorum içerdiği kamuoyunun bilgisine saygı ile duyurulur...”
ZAFER Bayramı nedeniyle bu akşam Gazi Orduevi’nde verilecek resepsiyona Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan eşsiz davet edildi.
CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle bir mesaj yayınladı.
DP lideri Soylu’nun partinin geçmiş hesaplarını inceleme altına almasına tepki gösteren Ağar “Dil uzatanın dilini keserim” dedi. AMA:
Genelkurmay Başkanlığı devir teslim töreninde kapıda kalan CHP Lideri Baykal da Org. Büyükanıt'a, 'Ben de üzüldüm. Herşeye rağmen ben de özür dilerim' diye cevap verdi.
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da DTP'lilere DAVETİYE YOK...
|