türk net en son haber 5 Temmuz 2009Güncelleme: 05.07.2009 05:41 rss flas en son dakika haber arama son dakika net haber türk haberler
en net son haber
    Ana sayfa haber
    Politika Haber
    Toplum Haber
    Ekonomi Haber
    Dünya Haber
    Yaşam Haber
    Spor Haber
    Görüntülü Haber
    Haber İndeksi
    Haber Arama
    Haber Arşiv
    Hava Durumu
    Yazarlar
    Haber Başlıkları
    Araştırma Dosyaları
    Haber Yorumlar
    Haber Üyelik Merkezi
    Haber Üyelik Merkezi

    Güncel Başlıklar
    Galatasaray
    Abdullah Gül
    Adapazarı - Sakarya
    AKP
    Recep Tayyip Erdoğan
    Yaşlı Nüfus
    Michael Jackson
    THY
    Orman Yangınları
    Aile İçi Cinayet
    Add to Google
    07 Eylül 2008 Pazar 17:11 Politika

    Tayyip Erdoğan'ın Aydın Doğan'a çatmasını MHP böyle değerlendirdi: KENDİSİ KORKU İMPARATORU OLMUŞTUR

    CHP, MHP, DTP ve DSP'li yöneticiler Erdoğan'ı eleştirdi: Şantajvari davranışlar Başbakan'a yakışmaz

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Almanya'da devam eden Deniz Feneri davası iddianamesinde Alman savcının dile getirdiği iddiaları haber yaptığı için Doğan Grubundaki gazetelere yönelik tehditkar sözleri muhalefetin tepkisini çekti.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş, yolsuzluk yapanların Başbakanın arkadaşı, ortağı olduğunu belirtirken, MHP'li Oktay Vural, 'korku imparatoru' olarak nitelendirdiği Başbakan Erdoğan'ın hesap vermek yerine başkalarını suçladığını söyledi.

    DTP'li Selahattin Demirtaş, muhalefetin bu saldırılar karşısında medyanın yanında yeralması gerektiğini belirterek Erdoğan'ın medyaya saldırılarını kınadıklarını ifade ederken, DSP'li Tayfun İçli, "Şantajvari davranışlar Başbakana yakışmaz" dedi.

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Almanya'daki Deniz Feneri davası ve bu davaya ilişkin iddianamedeki iddiaları haberleştirerek Türk kamuoyuna duyuran basına yönelik tehditleri muhalefetten tepki gördü. Muhalefet parti sözcülerinin Başbakana yönelik eleştirileri şöyle:

    'Başbakan onların ortağı'

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş: Basın haklı olarak yargıya da intikal etmiş bir dava ile ilgili gelişmeleri bütün detayları ile okurlarına iletmektedir. Ama bu sayın başbakana da dayandığı için, uzandığı için böyle tehdit ederek bunu önleyebileceğini zannediyor. Basını susturarak yolsuzlukların üstünü örtebileceklerini düşünenler geçmişte de oldu ama hepsi tarihin çöplüğünde yerini aldı.

    Başbakan tehditler savurarak özgür basını susturamaz. Sayın başbakan ne hadle iki kişi arasında geçen - geçmiş mi geçmemiş mi onu da bilmiyoruz- bir görüşmeyi hangi yetkiye dayanarak böyle tehdit unsuru olarak kullanıyor? Bir medya grubunu tehdit edeceğine dönüp bu yolsuzluklara bulaşanların üzerine gitmesi gitmesi, bu medya gurubuna ve çalışanlarına teşekkür etmesi lazım.

    Başbakan medyaya tehdit savuracağına bu yolsuzluk ve usülsüzlüklere bulaşanlara gücünü, erkini göstersin. Ama onlara gücü yetmiyor. çünkü kendisi de onların arkadaşı. çünkü kendisi de onların ortağı... Onu için medyayı susturmaya çalışıyor, üzerinde baskı kurmaya çalışıyor.

    Zahid Akman hakkında daha önceki yaptığı işlerden ötürü bir sürü suçlama var. Ama Zahid Akman o suçlamlalara yanıt vereceğine RTÜK flamasının arkasına saklanarak, medyayı susturmaya çalışıyor.

    Buna müsaade edilebilir mi? Çıksın yaptığı yolsuzlukların hesabını versin. Başbakan'a düşen görev o RTÜK başkanını bir an önce oradan uzaklaştırmaktır.

    Demokrasilerde basına ve basın özgürlüğüne yönelik tehditlerin şantajların yeni yoktur. Basının susturulduğu dönemler, iktidarlar, ülkeler demokrasinin olmadığı ülkelerdir.

    CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen: Deniz Feneri ile ilgili davanın Erdoğan’ın belediye başkanlığı dönemine kadar uzanmaktadır. Başbakan içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtulmaya çalışıyor. Bu olayın üzerine gidildiğinde ve araştırıldığında, Erdoğan’ın belediye başkanlığına kadar uzandığı ortaya çıkacaktır. Başbakan basına, ’ya benden olacaksın, ya da yaşama hakkın yok’ diyor. Başbakan bunu içine sindirmeye çalışıyor. Baskı kurarak, sesini yükselterek, bir saldırı içerisine girerek, hakaret ederek durumdan kurtulmaya çalışıyor. Bu sadece buzdağının görünen yüzüdür. Bu davanın altından çok ciddi şeyler çıkacak.

    'Suçlayacağına hesap versin'

    MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural: Başbakan karanlıkta ıslık çalıyor. Bir iddianameye girmiş konular hakkında görüş bildirmek yerine, bu iddiadan Türk milletinin haberdar olmasından rahatsız. Yapması gereken suçlular varsa yakalanmasını temin etmektir. İddianamede olmayan bir konu değil ki. Başbakan hesap vermek yerine başkalarını suçluyor. Bu iddianamede var mısın yok musun, önce onu söyle? Halkın bilgi edinme hakkını kısıtlamak, adeta bunun sansürlenmesini istemek demokrasilerde olmaz. Korku imparatorluğunun adeta imparatoru gibi etrafa korku salmaya devam ediyor. Başbakan demokrasiyi içine sindirememiş, kendisi hakkında çıkan konuların üstünü örtmeye çalışan bir medya arayışı içinde. Karda yürüyüp ayak izlerini belli etmediğini zannediyor. Ama ayak izleri duruyor. MHP olarak ifade ettik; bunlar demokrasiyi araç olarak kullanıp diktatörlük oluşturmak isteyen bir zihniyet. Bunların demokrasi ile insan hakları ile hürriyetle hiçbir alakaları yok. Sivil toplum ve işadamlarının üzerinde baskılar var. Bu baskılar karşısında çıkıp haykırmak lazım. AKP'nin eleştirilemeyeceği bir dönemin yeni bir safhası bu. Diktatörlük özlemi içinde olan bir şahsın ifadeleri.

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Atilla Kaya: Üzerinde dikkatle durulması gereken bir konu. Uzantıların çok iyi araştırılması gerekiyor. Konuyu basının gündeme getirmesi, basının varlığının doğal bir sonucudur. Anayasa güvencesi altında olan basın özgürlüğüne ciddi bir saldırı var. İddiaların ortaya çıkarılması için, gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacak atmosferin oluşması gerekir. Ancak, Başbakan suçluluk psikolojisiyle hareket ediyor.

    'Başbakanı kınıyoruz'

    DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş: Başbakan'ın her zamanki tavrı, sıkışınca topu başkalarına atıyor. Sadece 'kendine demokrat' tavırlarını südürüyor. Oysa Deniz Feneri'nin büyük bir yolsuzluklar gerçekleştirdiği yönünde iddialar var. Basın da bu konuda üzerine düşeni yapmaya çalışıyor. O nedenle bu operasyonun bir ucu Başbakana, hükümete dokunuyor diye medyaya saldırmak olsa olsa Başbakana has bir tutumdur. Başbakanın yapması gereken şey yolsuzlukların üzerine gitmek için kararlılık göstermektir, medyayı eleştirmek yerine yolsuzlukların üzerine gitmek için siyasi kararlılık göstermektir. Gün geçmiyor ki, AKP ile ilgili bir yolsuzluk iddiası ortaya çıkmasın. Partinin Batman il başkanı şu an yolsuzluk nedeniyle aranıyor, yakala emri var. Yakın zamanda Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli'nin yolsuzluğu ortaya çıktı. Deniz Feneri yolsuzluğu çok büyük bir yolsuzluk. Dolayısıyla AKP yolsuzluklarla anılmaya başlandı. Başbakanın saldırganlığı da bundan kaynaklanıyor. AKP bugüne kadar yolsuzluklarla mücadele ettiği konusunda kamuoyunu inandırmaya çalıştı, şimdi artık yolsuzlukla anılan bir hükümet haline geldiğini gizlemek için medyayı baskı altına almaya çalışıyor. Medya cesurca üzerine gitmeli. Muhalefet de medyanın yanında olmalı, biz de DTP olarak medyanın yanındayız. Başbakanın medyaya yönelik başlattığı saldırıları kınıyoruz; doğru bir tavır değil, medya kararlıkla yolsuzlukların üzerine gitmeye devam etmeli.

    'Tavrı yeni bir olay değil'

    DSP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli: Başbakanın bu tavrı yeni bir olay değil. AKP'nin diktatörlüğe doğru gittiğini çok net olarak gözlemliyorsunuz zaten. AKP sadece laiklik karşıtı fiillerin odağı değil, hukuk devletini aşındırma konusunda da çok net şeyler var. Basın özgürlüğü de hukuk devleti çerçevesinde değerlendirilmesi gereken, anayasa korumasındaki ana ilkelerdendir, demoksanin gereğidir.

    Sayın Aydın Doğan bir medya patronu olabilir. Başbakının Sayın Doğan'a bu uslüpla yaklaşması, tehdit etmesi yakışık alan bir şey değildir. Başbakanlık ağlama yeri değildir. AKP öyle anlaşılıyor ki belirli medya organları üstünde bir otorite kurmaya çalışıyor. Bu demokrasi içinde kabul edilebilir olay değil. Hiç de yakışık alan bir davranış değil. Başbakan demokrasi içinde kalarak eğer ortada bir yolsuzluk varsa haksızlık varsa gereğini yapar. Medya aracılığıyla bunu söylemez. Mertçe gider, 'kardeşim sen hukuka aykırı bir işlem yapıyorsun, bunun gereği vardır' der. Ortada birşey olup olmadığına da bağımsız yargı karar verir. Öyle şantajvari davranışlar hiçbir siyasi partinin genel başbakanına ve başbakana yakışmaz.

    "Alman Savcı da mı Hilton için dava açtı"

    ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay: Deniz Feneri davasıyla birlikte Başbakan Erdoğan'ın kendinden yana olmayan medya istemediği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Başbakan Almanya’da davayı açan savcılara hiç cevap vermiyor. Başta Doğan Grubu olmak üzere bu olayı yazan gazetelere suçlamalar yapıyor ve zanlıların avukatlığına soyunuyor. Ortada yolsuzluk, dolandırıcılık yapan insanlar var ve gariptir ki Başbakan bu suçluların üzerine gidip kendisini ve partisini aklayacağı yerde suçluları savunma konumuna giriyor. Başbakan Doğan Grubuna dair suçlamalarını Hilton Oteli ile ilgili iddialara dayandırıyor. Almanya’daki savcı da mı Hilton olayı nedeniyle bu davayı açtı? Başbakan’ın cevap vermesi gereken Almanya’daki savcıdır. Doğan Grubu ortaya çıkan bir yolsuzluğu yazıyor. Bu basının görevidir. Aksi halde bir yolsuzluğu saklaması demektir. Şaban Dişli, Zahit Akman ve Gaziantep’te ortaya çıkan pis kokuların üzerine Başbakan kolonya dökmeye çalışıyor. Ancak bu koku böyle giderilemez. Başbakan yolsuzluğa bulaşanların avukatlığını yaparak inandırıcılığı varsa azaltıyor. Konunun üzerine Doğan Grubu’ndan önce Başbakanın gitmesi gerekiyordu. Geçmişte de ANAP ve DYP de bu tür olayların üzerine gitmediği için tepetaklak olup barajın altına düşmüşler ve yok olmuşlardır.






    Binali Yıldırım, Türkiye'de havacılığı halkın yolu haline getirdiklerini belirterek, 'Şimdi adaların işini halletmeye geldik' dedi.

    İzmir’de Cumhurbaşkanı Gül’e tepki gösteren Sinem Örsçek, 9 yıldır iş aradığını belirterek 'Benim için fırsattı. Cumhurbaşkanımız hoşgörülü yaklaştı ve konuyla ilgileneceğini söyledi' dedi.

    Partisinin Sakarya İl Kongresi’nde konuşan Başbakan Erdoğan, 'Balık denizin içinde suyun kıymetini bilmez. Balığı karaya koyarsan denizin kıymetini bilir. İşte bizdekiler de böyle' dedi.

    Gül, terslemedi... Korumalar üzerine çullanmadı... Çevik Kuvvet biber gazı sıkmadı... Cumhurbaşkanı Gül, genç kızı taziye evine davet etti; KONUŞTULAR...

    DTP Genel Başkanı Türk ile yardımcısı Ayna, Kürt kökenli Irak Cumhurbaşkanı Talabani ve Kuzey Irak’taki Bölgesel Kürt Yönetimi’nin lideri Barzani’ye bir mektup yazdı.

    Devletin zirvesi, darbeci askerlere sivil yargı yolunu açan yasanın korumasız bıraktığı Genelkurmay Başkanı için çözüm arıyor.

    Anadolu Ajansi net haber son dakika flas haber IHA ihlas haber ajansi net haber son dakika flas haber
    NET Haber
    Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı
    resmi abonesidir.
    NetHaber Künye: Genel Yayın Yönetmeni: Nevzat BASIM
    Yayın Koordinatörü: Emre KULCANAY
    Reklam