|
|
14 Ekim 2008 Salı 18:41
|
Politika
|
Tayyip Erdoğan, 'yumuşak karnının' KEDİ olduğunu belli etti... Artık ona Deniz Baykal da KEDİ diyor
BAYKAL: KEDİ AMA SUÇLU KEDİ
CHP TBMM GRUP TOPLANTISI
- CHP GENEL BAŞKANI BAYKAL:
- "HER SALDIRIDAN SONRA TÜRKİYE BU KONULARDA YENİ BİR DİPLOMATİK AÇILIM YAPMAK DURUMUNDA MI KALIYOR? BÖYLE BİR DİZAYN MI VAR? YANİ TERÖR ACABA TÜRKİYE'Yİ YÖNLENDİRMEK İÇİN Mİ YAPILIYOR?"
- "EĞER IRAK TOPRAKLARINI, TÜRKİYE'Yİ BÖLMEK İSTEYENLERE AÇAR, TÜRKİYE'YE KARŞI DÜŞMANLIK VE HUSUMET GÜDEN İNSANLARA ARKA ÇIKAR, KOL KANAT GERER, DESTEK OLURSA; BİZİM BU BÜYÜK DOSTLUK ÖZLEMİMİZ YAŞAMA GEÇİRİLEMEZ"
- "IRAK, PKK'YI TERÖR ÖRGÜTÜ OLARAK RESMEN TANIMALI"
- BAYKAL ABD'YE YÜKLENDİ: "'PKK, ABD'NİN DE TÜRKİYE'NİN DE IRAK'IN DA DÜŞMANIDIR' DİYEN İNSANLAR OLARAK BİZİM ORADAKİ TERÖRÜ KALICI ŞEKİLDE ORTADAN KALDIRMAMIZDAN NEDEN RAHATSIZ OLUYORSUN"
- "İŞKENCE KARŞISINDA BU DUYARSIZLIĞI SERGİLEYEN BİR İNSANIN TERÖRLE MÜCADELE KONUSUNDA ETKİNLİK, KARARLILIK TALEP EDENLERE DEMOKRASİDEN SÖZ ETMESİNİN İNANDIRICI BİR TARAFI OLABİLİR Mİ?"
- BAYKAL, KENDİSİNE CEVAP VERMEYECEĞİNİ AÇIKLAYAN BAŞBAKAN'A "BAŞBAKAN CEVAP MI VERMİYOR YOKSA KAÇIYOR MU? KAÇAN SUÇLU KEDİDİR" YANITINI VERDİ
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bir kongrede kendisine 'ademe mahkum ettim' diyerek, seçime kadar cevap vermeyeceğini açıklayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, "Kırılayım mı, küseyim mi, karşılaştığımızda elini sıkayım mı sıkmayayım mı? Başbakan cevap mı vermiyor, cevap mı veremiyor? Kaçan suçlu kedidir" karşılığını verdi.
Baykal, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Baykal, konuşmasının terörle ilgili bölümünde, hükümetin terörün ciddiyetini kavrayamadığını savundu. İktidarın teröre karşı takındığı tavrın çelişkilerle dolu olduğunu ve günübirlik çözümler bulmaya çalışıldığını belirten Baykal, iş başına geldiklerinde sıfır terörün olduğu Türkiye'de, iktidarın teröre karşı takındığı tavrın, terörün yeniden gelişmesine yardımcı olduğunu öne sürdü. Baykal, iktidarın başından beri terörü küçümsediğini ve idare ettiğini iddia ederek, Eve Dönüş Yasası'nı da eleştirdi. "Eve Dönüş Yasası dağa dönüş yasası haline geldi" diyen Baykal, cezaevine girenlerin çıktıktan sonra yine dağa çıktıklarını söyledi. Türkiye'deki terörün sadece içten değil, dıştan da kaynaklandığını belirten Baykal, Suriye'nin terör örgütüne olan desteğinin sona erdirilmesinin ardından ortaya Kuzey Irak'ın çıktığını söyledi. Hükümetin içerden ve dışardan gelen terör konusunda gevşek bir tavrı olduğunu öne süren Baykal, hükümetin terörün yurt dışı bağlantısının bilincinde olmadığını, bu konuyu kavrayamadığını ve CHP olarak hem hükümete hem de tüm dünyaya bunu anlatmaya çalıştıklarını söyledi. Dağlıca ve Aktütün saldırılarının Kuzey Irak'tan kaynaklandığını belirten Baykal, İstanbul Güngören'deki saldırının da PKK saldırısı olduğunu ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın buna 'PKK saldırısı diyemediğini' söyledi. Irak konusunun Aktütün saldırısı ile yeniden gündeme geldiğini ve bunun muhatabının ABD, Irak merkezi yönetimi ve Kuzey Irak'taki yetkililer olduğunu söyleyen Baykal, "Bakın, Dağlıca saldırısı oldu; biz Irak'la ilişkilerimizi resmi temas noktasına getirdik. Şimdi Aktütün oldu; Kuzey Irak'la ilişkilerimiz resmi temas noktasına geliyor. Bu saldırılar acaba Türkiye'yi yönetmek, yönlendirmek için mi ortaya çıkıyor? Her saldırıdan sonra Türkiye bu konularda yeni bir diplomatik açılım yapmak durumunda mı kalıyor? Böyle bir dizayn mı var? Yani terör acaba Türkiye'yi yönlendirmek için mi yapılıyor? Nedir bunun hedefi?" diye konuştu. CHP olarak Irak'la sıcak ilişkiler kurulmasını ve kardeşçe yaşamak istediklerini de vurgulayan Baykal, şunları kaydetti:
"Irak'la dost olmamızın önünde bir engel yok. Bir tek engel vardır. Eğer Irak topraklarını, Türkiye'yi bölmek isteyenlere açar, Türkiye'ye karşı düşmanlık ve husumet güden insanlara arka çıkar, kol kanat gerer, destek olursa; bizim bu büyük dostluk özlemimiz yaşama geçirilemez. Bundan elbette bizim de kaybımız olur, Irak'ın da kaybı olur. Bu iyi bir seçenek, karar değildir. Irak'ın bunu görmesi lazım. Irak'ın Türkiye'yi idare edemeyeceğini görmesi lazım. Türkiye'nin net bir şekilde dostu olarak davranma noktasına bir an önce gelmesini sağlamak lazımdır. Bizim anlayışımız bu. Ama şu ana kadar hala Irak yönetimi üslubunda yumuşamalar ortaya çıkmakla beraber, eski meydan okuma tavrını bırakmış olmasına rağmen, işin özünde güven veren bir işbirliği noktasına gelmiş değildir. Irak'la ilişkilerimizi her düzeyde daha ileri bir seviyeye getirmeyi biz de isteriz. Ama bunun şartları var. Bunun birinci şartı, Irak'ın PKK'yı bir terör örgütü olarak gördüğünü en kararlı ve ciddi şekilde ilan etmesidir. PKK'yı terör örgütü olarak resmen tanıdığını ilan etmedikçe, bizim bugünkü uygulamalarını görmemezlikten gelerek Irak'la ilişkilerimizi daha ileri noktalara taşımamız bir oyuna alet olmak sonucunu doğurabilir. O nedenle çok dikkatli olmak gerektiğine inanıyorum."
PKK'nın Kuzey Irak'ta resmen faaliyet gösterdiğini ve Irak yönetiminin de bunu normal karşıladığını belirten Baykal, "Bizim mutlaka Irak'ın terör konusunda yeni bir politikaya girdiğini görmemiz lazımdır. Bunu talep etmek bizim kendimize saygının gereğidir, terörle mücadelenin gereğidir. Eğer biz Irak'ın 'canım aldırmayın, PKK burada olsun ben de sizinle dost olacağım' tavrını kabul eder ve Irak'la ilişkilerimizi bu zeminde geliştirmeyi içimize sindirirsek, önümüzdeki dönemde daha nice Aktütün'lerle, Dağlıca'larla karşılaşırız. Ve bunun sorumluluğu bu konuda gereken duyarlılığı göstermeyenlerin omuzlarında olacaktır" diye konuştu.
Türkiye'nin Irak ve ABD'ye terör konusunu net olarak anlatması gerektiğini belirten Baykal, "Yani terörün Türkiye'ye karşı bir silah gibi kullanılması şansını korumak üzere, bir ülkenin terörle mücadelesine destek vermek kabul edilebilir değildir. Terör örgütünü Türkiye'ye karşı bir silah olarak kullanma düşüncesi, zihinlerden kaldırılmalıdır, net bir şekilde kaydırılmalıdır ve Türkiye'nin terörle mücadelesine içtenlikle katkı yapmak herkesin sorumluluğudur" dedi.
Dağlıca saldırısının ardındam0an'ın buna 'PKK saldırısn başlatılan askeri harekatın dördüncü gününde ABD Savunma Bakanı'nın harekatın bitirilmesi ile ilgili sözlerini de hatırlatan Baykal, "Niye çıkmasını istiyorsunuz? Kalırsa ne olur orada? Sorunu kalıcı şekilde çözersek, o kampları o üsleri ortadan kaldırırsak, o vadilerdeki yerleşme merkezlerini ortadan kaldırırsak sen niye rahatsız oluyorsun? Benim müttefikim olarak, istikrar isteyen bir ülke olarak, terörle mücadeleyi çok önemli saydığını ilan eden bir ülke olarak; 'PKK, ABD'nin de Türkiye'nin de Irak'ın da düşmanıdır' diyen insanlar olarak bizim oradaki terörü kalıcı şekilde ortadan kaldırmamızdan neden rahatsız oluyorsun?" diye konuştu.
TBMM'de askeri müdahalenin süresinin uzatılmasına ilişkin tezkerenin görüşülmesi sırasında üç partinin ortak bir teröre karşı ortak bir tavır sergilemek için ortak bir açıklama yapmasını istediklerini, ancak bu partilerin bu açıklamayı ortak olarak yapmak istemediklerini anlatan Baykal, açıklamada yer alan şu paragrafları okudu:
"TBMM müttefiklerimiz ABD'nin büyük bir askeri güç bulundurduğu Irak'ta uluslararası yükümlülüklerinin gereği olan bu terör örgütünü tasfiye etme yolunda somut adımlar atmamasını ve sadece Türkiye'ye istihbarat desteğe vermekle yetinmesini üzüntüyle karşılıyoruz. TBMM Irak'ın kuzeyinde PKK terörüyle mücadele etmekle görevli hiçbir güvenlik gücünün bulunmamasını esefle karşılar. Irak Anayasası'nın açık hükmüne rağmen Irak hükümetinin ülkenin kuzeyinin bu terör örgütünün faaliyet alanı, geçiş yolu ve saldırı merkezi haline getirilmesine müsamaha göstermesini kabul edilemez bir tutum olarak nitelendirir."
ENGİN CEBER'İN ÖLÜMÜ
Başbakan Erdoğan'ın bugünkü konuşmasında terörle mücadeleyi sanki demokrasinin önünde bin engel gibi gösterdiğini savunan Baykal, "Başbakanın demokrasi duyarlılığı terör söz konusu olunca ortaya çıkıyor. Daha geçenlerde gencecik bir çocuk dergi sattığı için, gözaltına alındığı ve sonra da cezaevine konulduğu halde, işkence ile öldürüldü. Daha yeni oldu bu. Başbakan'ın demokrasi aşkı bu işkence karşısında harekete geçmedi. Ağzını bile açmadı Başbakan. İşkence karşısında bu duyarsızlığı sergileyen bir insanın terörle mücadele konusunda etkinlik, kararlılık talep edenlere demokrasiden söz etmesinin inandırıcı bir tarafı olabilir mi?
Baykal, yolsuzluk iddiaları karşısında defalarca getirdiği dokunulmazlıkların kaldırılması talebine Başbakan Erdoğan'dan yanıt gelmediğini ve son olarak sadece kendisinin dokunulmazlığının kaldırılmasını istediğini belirterek, "Dokunulmazlık nasıl kaldırılırmış, mahkemede nasıl hesap verilirmiş size göstereyim, dedim. Ona da 'hayır' dediler" şeklinde konuştu. Bir kongrede AK Parti'li gençlerin 'Vur vur inlesin, Baykal dinlesin' sloganlarına karşı Başbakan Erdoğan'ın 'Seçime kadar Baykal'a cevap vermeyeceğim' sözlerini hatırlatan Baykal, şunları kaydetti:
"Başbakan'ın 'Baykal'a cevap vermeyeceğim' sözüne sevineyim mi, üzüleyim mi? Başbakan niye bana cevap vermiyor? Yani beni önemsemediği için mi cevap vermiyor? Ben soru soruyorsam onu önemsediğim için sormuyorum. Bu benim demokratik görevim. Onun için de cevap vermek demokrasi görevi. Kırılayım mı, elini sıkayım mı sıkmayayım mı? Başbakan cevap mı vermiyor, cevap mı veremiyor? Başbakan'ın verecek cevabı var da vermiyor mu, yoksa alicenaplık yapıp 'siyaseti gerginliğe sürüklemeyim' diye düşündüğü için, 'tut kendini' diyor kendine ve o nedenle mi vermiyor? Acaba neden, neden? Başbakan cevap mı vermiyor yoksa kaçıyor mu? Kaçan suçlu kedidir."
CHP Sultanbeyli İlçe Merkezi'nde düzenlenen törende, CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen ve İl Başkanı Gürsel Tekin, Bedir'in adaylığını birlikte açıkladı.
Fransa Ulaştırma Bakanı Domini Qei Bussereau, konuşma yapmak için kürsüye doğru ilerlerken merdivenlere takılarak yere düştü.
'Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kurban Bayramı'nda Diyarbakır'da olacak' denilirken Gül'den şaşırtan bir açıklama geldi: 'KARAR VERMEDİM'...
CHP'li Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek'e cevap vererek, 'Umuyorum uygar bir ortamda Melih Bey ile biraya gelir ve tartışırız' dedi.
Eski DEP'li Zana'yı 10 yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme, seçme-seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına da karar verdi.
Usta yazar Yaşar Kemal, Cumhurbaşkanı Gül'den aldığı ödülün ardından bir teşekkür konuşması yapıyor. İşte o konuşmadan notlar:
|