|
|
25 Haziran 2008 Çarşamba 11:12
|
Spor
|
Şutlarımız önünde tir tir titresin Alman; / Anlasın bir kez daha, kim sünepe, kim yaman
Kazara birkaç golle öne geçseler bile, / Yeter eski zaferler, yeter bize her zaman. TÜRKİYE'Yİ VE MUCİZELERİ KÜÇÜMSEMEYE DEVAM EDEN ÇETİN ALTAN, KÖŞESİNDE ŞİİR YAZDI
ÇETİN ALTAN, NEVİ ŞAHSINA MÜNHASIR BİR YAZAR.
BİR ZAMANLARIN EFSANE İSMİ.
KARAKTERİSTİK TAVRI: KENDİSİ DE BİR TÜRK OLMAKLA BİRLİKTE KENDİ ÜLKESİNİ VE İNSANLARINI ÇOĞUNLUKLA KÜÇÜMSEYEREK ANALİZ ETMEKTİR.
ALTAN, BU TAVRINDAN VAZGEÇMİŞ DEĞİL.
BUGÜNKÜ MAÇI DA ŞU SATIRLARLA DEĞERLENDİRİYOR:
Sürekli bir “mucize”ye muhtaç olma çaresizliği
Bu akşam Türkiye-Almanya yarı final maçının sonunda, Avrupa Futbol Şampiyonası’nda finali hangi takımın oynayacağı belirlenecek. Onca sakat ve cezalı oyuncuya rağmen, Türkiye finale kalırsa; tıpkı Hırvatistan galibiyeti gibi bir mucize sayılacak. Almanya finale kalırsa, mucize sayılmayacak.
* * *
Türkiye’de, vazgeçtik Avrupa Futbol Şampiyonası’nda finale kalmak gibi bir galibiyetin “mucize” sayılmasını; İstanbul trafiğine rağmen itfaiyenin, 15 dakika içinde Kayışdağı’ndaki bir yangına yetişmesi de bir mucize; ambulansın 15 dakika içinde Kâğıthane’deki ağır bir hastayı, yahut yaralıyı almaya gelmesi de... * * * İstanbul’daki “evliya” mezarlarının bir listesi çıkarılsa... Her gün hangi “evliya” mezarına kaç kişinin, bir “mucize”yi gerçekleştirmesi için dilekte bulunmaya gittiğinin, bir istatistiği yapılsa... Ortaya çıkacak tablo; gerek toplumbilim, gerek ekonomi, gerek yönetim örgütlenmesi açısından, evrensel doktora tezlerine konu olacak birtakım özellikleri çıkaracaktır su yüzüne. * * * 1793’de III. Selim’in “Nizam-ı Cedit”inden, 1839’da Abdülmecit’in “Tanzimat”ına, 1908’de İttihat ve Terakki’nin “II. Meşrutiyet”inden, 1923’te Cumhuriyet’in ilanına ve günümüze dek; “evliya” mezarlarına, bir dilekte bulunmak için gidenlerin sayısında -nüfusun artışıyla orantılı- acaba bir azalma mı oldu, yoksa bir çoğalma mı? * * * Bu akşamki maçta Almanya’ya karşı galip gelmemiz için, belki şu sıralarda da “evliya” mezarlarından, dua ederek medet ummaya gitmişler vardır. * * * Dünkü Radikal’in manşeti: “Tek gündem futbol”du. Bugün de tüm Türkiye, akşamki maçın ateşiyle sanki bir sar’a krizi geçirmede. Ve bir mucize beklemede. * * * Tüm yaşamları, nutukları, polemikleri, kutsallaştırdıkları tabuların arkasında “güncel”e göre ayarlanan politikacılar; hoşnut mu hoşnutlar, böylesi yekpare şoven bir coşkudan. * * * Oysa sakıncalı bir yanı da vardır, böylesi bir coşku potansiyelinin; şu veya bu yöndeki bir kışkırtma sonucu, aynı coşku, sevinç yerine öfkeye de dönüşebilir. * * * Bakalım bu akşamki Türkiye-Almanya yarı final maçı yine bir mucizeyle, tüm Türkiye ile Almanya’daki Türkleri; sabahlara kadar sürecek bir kutlama şenliğinin, yerçekimsiz bayraklaşmış bulutlarına çevirecek mi? * * * Şayet mucize gerçekleşmezse... Acaba Almanlar nasıl kutlayacaklar galibiyetlerini? Onların da magandaları havaya sürekli kurşun sıkacak ve arabaların kornaları hiç susmayacak mı? İnsan merak ediyor doğrusu, bizdeki zafer kutlama modelinin, onları da etkileyip etkilemediğini... * * * Bizde “evliya” mucizesinden medet umanların, daha çok toplumun hangi kesiminden çıktığının araştırılması gibi; AB üyesi ülkelerde de, bir futbol galibiyeti sonucu kaç şişe şampanya patlatıldığı araştırılsa... * * * Sanırım şöyle garip bir sonuca varılabilir. “Evliya” mezarı ziyaretinin yoğun olduğu diyarlarda, futbol zaferleri tabanca patlatarak; aynı tür ziyaretlerin o kadar yoğun olmadığı diyarlarda ise, şampanya patlatarak kutlanmada... * * * Sonra da siyasal tartışmalara geçilebilir. “Her Türkün asker doğuşu” nedeniyle mi patlıyor tabancalar; yoksa maganda sayısının artması, “Atatürk ilke ve inkılaplarına” ihanet edenlerin yarattığı, laiklik düşmanlığının bir sonucu mu? * * * Ya her ikisi de değil de; bir türlü bitmeyen iç göçler sonucu, kentlerdeki Hazine arazilerinin taşra tarafından yağmalanması sonucuysa... * * * O zaman da bir başka soru çıkar ortaya: - İç göçler neden bitmiyor bir türlü? * * * Acaba 80 yıllık bütçe harcamalarının, aşırı ölçüde silah alımlarına ve kışlaya kaymış; nüfusun -halen dahi- yüzde 25’inin de tarım üretimine ve köylü kalmaya mahkûm edilmiş olmasından ötürü mü? * * * Elbet de bu tür konular, hiçbir zaman siyasal tartışmaların konusu olmayacak. 40-50 yıl içinde de kim bilir neler ve neler olacak? * * * Bugün, ortak coşku dışında bu kadar da değişik bir bakışla “Ufo”laşmaya kalkmanın, sırası mı yani?
* * *
Haydi hamasi bir dörtlükle affettirmeye çalışalım kendimizi: Şutlarımız önünde tir tir titresin Alman; Anlasın bir kez daha, kim sünepe, kim yaman. Kazara birkaç golle öne geçseler bile, Yeter eski zaferler, yeter bize her zaman.
Fransız ekip Lyon'un Ganalı defans oyuncusu John Mensah Galatasaray'ın teklifi çok iyi olursa gelebileceğinin altını çizdi.
Nihat'ın menajeri, Beşiktaş'ı şok eden açıklamasında 'Askerlikten sonra ne olacağı belli olmaz. Oturulur, konuşulur' dedi.
İspanya’dan dönen ve Beşiktaş’a katılan Nihat Kahveci dün Ekrem Dağ ile birlikte sağlık kontrolünden geçti.
Antrenmanı, 'Bugün de size güzel bir çalışma programı hazırladım' diye başlatan Alman teknik adam, 'Hepinizin gülmesini istiyorum. Çünkü güle oynaya çalışmalıyız' dedi.
Komando Binbaşı Ayşe Kil Erten, iki çocuk annesi ve iyi bir keskin nişancı...
İşte Rıdvan'a göre Fener'in aldığı EN İYİ FUTBOLCU ve nedenleri...
|