Kokteyl Network : beygir.com - mackolik.com - sahadan.com - tahminkolik.com - skor.tv - mackolikcomplex.com - havayol.com - magazinkolik.com
türk net en son haber 2 Aralık 2008Güncelleme: 02.12.2008 06:05 rss flas en son dakika haber arama son dakika net haber türk haberler
en net son haber
Ana sayfa haber
Politika Haber
Toplum Haber
Ekonomi Haber
Dünya Haber
Yaşam Haber
Spor Haber
Görüntülü Haber
Haber İndeksi
Haber Arama
Haber Arşiv
Hava Durumu
Yazarlar
Haber Başlıkları
Araştırma Dosyaları
Haber Yorumlar
Haber Üyelik Merkezi
Haber Üyelik Merkezi

Güncel Başlıklar
Prof. Dr. Mustafa Akaydın
Üniversiteler
Antalya
Sigara Yasakları
TBMM
Sedat Peker
Cezaevlerinden Haberler
Hacc
Barack Obama
Robert Gates - ABD Savunma Bakanı
Add to Google
29 Aralık 2006 Cuma 14:35 Spor

İtirafçı Oskay'dan doğruysa çok şaşırtıcı bir iddia: Yayın kararını Ertuğrul Özkök verdi

Fenerbahçe ile ilgili iddialarıyla futbolseverleri dalgalandıran Cihan Oskay'dan yine 'garip' bir iddia: "Üst düzeydeki herkesle görüşüldü. En son Ertuğrul Özkök'ün kararına bırakıldı. 'Bu haber beklemez' dedi."

EDİTÖRÜN NOTU:

Hürriyet gazetesi yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, bir köşe yazısında, Aziz Yıldırım'ı çok beğenip takdir ettiğini dile getirmişti...

Bu yüzden de bu haberde iddia edilen durumun vuku bulması, olayları yakından takip edenlere ŞAŞIRTICI gelebilir...

Konuyla ilgili olarak Özkök'ün ne yazacağını da beklemek gerekiyor...

HABERİN AYRINTILARI

İtirafçı Cihan Oskay'ı bu defa da Futbol Extra'ya konuştu. Olay adam Oskay'ın iddiaları ve belgeleri bu kez hem Fenerbahçe'yi hem de medyayı sarsacak.

Televizyon yayınları engellenen, medya tarafından ambargo konulan "itirafçı", Telegol programının perde arkasını ve yayına çıktığı ilk günden bu yana yaşadıklarını tüm çıplaklığıyla anlattı.


"Tabii, Aziz Yıldırım'ın 'Yaptım' demesini beklemedim. Ama 70 milyon insanın gözüne baka baka yalan söylendi. Herkes de bunu biliyor. Yıldırım'ın suçluluk psikolojisiyle konuştuğu belli oluyordu. Şayet böyle bir şey yoksa ve dedikleri gibi ben meczupsam, o zaman İspanya'ya maça giderdi. Burada iki yönetici bırakır, onlar da bu meczupla ilgili gereken açıklamayı yapardı. Ama yayın durdurmakla başlayan bir paniğe kadar gidiyor bu olay.


Üç gün öncesine kadar Gürcan Bilgiç beni arar "Baba nasılsın?" diye sorardı. Bodrum'da da ağırladım onu tatile de götürdüm. Milliyet'te olduğu dönemde Fener dizileri hazırlardık. Şansal Büyüka 30 yıllık dostumdur. Keza Kazım Kanat, Onur Belge gibi çok yakın dostlarım var.



Ahmet Çakar'la görüşmemiz tamamen tesadüf. 10 dakika konuştum ama konuştuğuma bin pişman oldum. Türkiye'de bu işi yapacak tek program format olarak Telegol'dü. Yok ben 10 bin euro istemişim, onu alıp yurt dışına kaçacakmışım. Yurt dışında 10 bin euroya kaç gün yaşarsın? Kasetleri orada doldurmamız söz konusu değil. Çünkü ben bu olayla ilgili ilk ses kayıtlarını daha 2002'de yapmaya başlamıştım. 2003'de de yaptım. Kimi 2002'de, kimi 2003'te, kimi 2005'te ve 2006'da alınmış kayıtlardır bunlar. Bunları mini hand cam'e aktarmam yenidir sadece. "Cihan Oskay, 27 Kasım gecesi Telegol programına çıkıp Fenerbahıe Başkanı Aziz Yıldırım'ın 2000-2001 sezonunda oynanan Fenerbahçe - Samsunspor maçı için şike parası, Galatasaray - Trabzonspor maçı için de teşvik primi gönderdiğini ve bu işe kendisinin aracılık yaptığını öne süren adam.




29 Kasım'da Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve yönetim kurulu üyelerinin, düzenledikleri basın toplantısında "meczup" diye isimlendirdikleri adam.


Ortaya attığı iddialar, Futbol Federasyonu tarafından "zaman aşımına uğradığı" gerekçesiyle araştırılmaya değer görülmeyen adam. Televizyon programları yayından kaldırılan, gazetelerdeki köşelerini kaybeden adam.



Kendi ifadesiyle, "medya lincine uğrayan" adam.




Tüm medyanın adeta bir veba hastası gibi bucak bucak kaçtığı Cihan Oskay'ı Futbol Extra konuşturdu. Oskay, hem Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın 29 Kasım'daki açıklamalarına karşılık verdi, hem o ünlü 27 Kasım'dan sonra değişen hayatında neler yaşandığını anlattı, hem de Türkiye'deki futbol dünyasının içinde bulunduğu durumu kendi penceresinden aydınlattı.


Evinin kapılarını ilk kez ve sadece Futbol Extra'ya açan Cihan Oskay'la gerçekleştirilen ilginç röportajın ayrıntıları;


Futbol oynadınız mı?



Yedikule Emniyetspor'da futbol oynadım, orta saha olarak. Takımı mahalli ligden 3. Lig'e çıkardık. Gökmen Özdenak benden bir yıl evvel aynı takımda oynamıştı, takım arkadaşımdır. Çok iyi görüşürüz Gökmen'le. Beni sık sık arar.




Futbol medyasındaki çevreniz nasıl?


27 Kasım'a kadar futbol camiasında herkese çok yakındım. Hatta birçoklarının babası, ağabeyiydim. Üç gün öncesine kadar Gürcan Bilgiç beni arar "Baba nasılsın?" diye sorardı. Bodrum'da da ağırladım onu tatile de götürdüm. Hep ben götürürdüm. Milliyet'te olduğu dönemde Fener dizileri hazırlardık. Şimdi Gürcan'a dava açmak zorunda kaldım. Şansal Büyüka 30 yıllık dostumdur. Keza Kazım Kanat, Onur Belge gibi çok yakın dostlarım var.




EMNİYET AÇISINDAN AİLEMDEN AYRIYIM


Ailenizle birlikte misiniz?


Hayır. Şu anda toplumsal bir lince uğradığım için ailemin emniyeti açısından onlardan ayrı yaşıyorum. Bir oğlum deniz kazasından öldü. Şimdi bir kızım ve bir oğlum var. 10 yaşındaki oğlum hasta bir Fenerbahçeli. 2001 yılındaki o olaylardan sonra ya 3 ya da 4 kere maça gidebildim. Maç izleyemez oldum. Çünkü her şeyden şüphelenmeye başladım. Onu basketbole yönlendirmeye uğraşıyorum.



Size karşı davalar açıldı, bununla ilgili neler yapıyorsunuz?



Bir sürü avukat aradı, gönüllü avukatlığımı yapmak istedi. Mesela Gamze Özçelik'in avukatı. Ama kabul etmedim. Çünkü ailemde avukat var. Şu anda 50'ye yakın avukat bana gönüllü yardım etmek için başvurdu. Gerek yok bunlara, çünkü ben kendimden eminim.




BANKAYI İKİMİZ SOYDUK BAŞKAN



Bu işi ortaya koymaya ne zaman ve ne sebeple karar verdiniz?


İnsanlara ne kadar iyilik yaparsan yap, insanların doğasında nankörlük var. Bunu kabul etmemiz lazım. Peki, bu olay neden kaynaklandı derseniz, şimdi ben bu gerçekleştirdiğimiz olaydan çok etkilendim, artık her şeyden şüphelenmeye başladım.


Her maça bu yaşadığım Samsun - Fenerbahçe ve Galatasaray - Trabzonspor maçlarına baktığım gözle bakmaya başladım. "Acaba bunun altında bir şey var mı?" diye. Sonra işten güçten de elimizi ayağımızı çekince bir şey yapayım istedim. Türk futbol kültüründe kalıcı bir şey yapmak istedim. Benim tek çıkış noktam budur. Bu tür işleri yapanlar hep baştaki insanlar. Bunu birebir yaşadım. Beni en çok yıkan şey ne biliyor musunuz? Yıkıldığım an, 29 Kasım'da Fenerbahçe Yönetim Kurulu'nun yaptığı basın toplantısı. Tabii, Aziz Yıldırım'ın 'Yaptım' demesini beklemedim. Ama 70 milyon insanın gözüne baka baka yalan söylendi. O an, umudumu yitirdim. Biz bankayı ikimiz soyduk başkan. Herkes de bunu biliyor.





YILDIRIM AÇIKÇA TEHDİT ETTİ



Aziz Yıldırım'ın basın toplantısını nasıl buldunuz?


Bir kere o günkü basın toplantısında bana karşı yapılan büyük biri tehdit var. Müthiş bir tehdit. "Bulurlar, öldürüp bir hendeğe atarlar, benden bilirler" dedi. Bu açık bir tehdit. Kim ne derse desin zaten mahkemeye verdik. İki, "Bu vatan için hapiste yatanlar var" diyor. Bunu söylerken insan biraz dikkat edecek, bu ağır bir laftır. Sen ve etrafındakiler bunu söylüyorsunuz ama sen bu vatan için üstüne düşen bütün görevleri yaptın mı bir kere.





Aziz Yıldırım'ın tavrını ve psikolojisini nasıl buldunuz o toplantıda?


Suçluluk psikolojisiyle konuştuğu belli oluyordu. Şayet böyle bir şey yoksa ve dedikleri gibi ben meczupsam, o zaman İspanya'ya maça giderdi. Burada iki yönetici bırakır, onlar da bu meczupla ilgili gereken aııklamayı yapardı. Ama yayın durdurmakla başlayan bir paniğe kadar gidiyor bu olay. Fotoğraf ortada. Yaşanan panik her şeyi anlatıyor aslında.



BAŞKANIN ŞİRKETİNE ENGİN VEREL'LE ÇOK GİTTİM


Aziz Yıldırım "Şirketime gelse kapımı bulamaz" dedi. Şirketini ve odasını tarif edebilir misiniz?



Binlerce kez hem de. İsterseniz Engin Verel'e sorun. Engin'le de çok gittim. Bakın bunu söyledikten sonra, gittim, Alpay bizi başkanın şirketine gtşren Pendik Deniz Taksi'deki şoförü buldum. Girersin, asansörle ikinci kata çıkarsın. Sağa dönersin, sekreter sağda oturur. Düz gidersin, koca bir kapıdır. İlk gidişimde Alpay'la, tam kapının karşısındaydı masası. Solda bir oturma grubu vardı. Orada, Taner Yelkovan çekleri yazıyordu. Beşiktaş'a yollanacak bonservis bedelinin çeklerini. Fadıl'ın (Fadıl Akgündüz) çeklerini kabul etmemişler. Sonra Engin'le (Verel) gittiğimizde masasını sağa dibe almıştı. Bana Meriç Tunca'yı arattırdı. Fatih Çekirge'nin telefonu lazımmış. O sırada Star'da yazıyordu, ben de Meriç'i aradım.


Aziz Yıldırım'la bu kadar yakın ve beraberdiniz, ne oldu da bir anda koptu bu ilişki?- Bilmiyorum, ona soracaksınız. Bizi kullanıp mendil gibi attığına inandım. Arkama dÜnşp baktım, ne maddi ne manevi bir kazancımız olmuş. Manen de ıok affedersiniz 'köpek' kadar değerim olmamış.


Ahmet Çakar'la da mı tesadüfen görüştünüz?



Laila'nın da yöneticisi olduğum için oraya gidiyordum. O an bizim Aygün Özipek "Ağabey gel, bizim şirketin orada beş dakika bir çay içelim, sonra Laila'ya devam edelim" dedi.



Orada öyle bir sohbetimiz oldu. Ahmet Çakar'la görüşmemiz tamamen tesadüf. O zaman elimde ne öyle bir kasetim var, ne bir şeyim var. Ahmet Çakar'la bir çay içtik, o da ağzımdan burnumdan geldi. Oradan çıkarken Kazım'la (Kanat) görüştük. O da benim 30 yıllık arkadaşımdır, şimdi dedikleri beni şaşırtıyor.




YURT DIŞINDA 10 BİN EUROYA NE KADAR YAŞARSIN ?


Peki, neden Serhat Ulueren'e gittiniz? Bu fikir kafanızda ne zaman oluştu ve ne zaman buluştunuz?



Serhat Ulueren'le de 10 yıldır tanışıyorum. Çünkü Türkiye'de bu işi yapacak tek program Telegol'dü. Format olarak tabii. Yok ben 10 bin euro istemişim, onu alıp yurt dışına kaçacakmışım. Yurt dışında 10 bin euroya kaç gün yaşarsın? Sonra Serhat'ı aradım, "Seninle bir şey konuşacağım" dedim, gittim ve konuştum. İlk başta kasetleri götürmedim. Serhat, olayları duyunca çok şaşırdı ve "Bu beni aşar, kasetleri de getirirsen bunu yönetime sunmam lazım" dedi.



Serhat'a gitmeden kaset kayıtları hazır mıydı?


Kasetleri orada doldurmamız söz konusu değil. Çünkü ben bu olayla ilgili ilk ses kayıtlarını daha 2002'de yapmaya başlamıştım. Kimi 2002'de, kimi 2003'te, kimi 2005'te ve 2006'da alınmış kayıtlardır bunlar. Bunları mini hand cam'e aktarmam yenidir sadece. Sonra ben Serhat'a "Bak sen bunu üstlerine filan anlatırsan bu iş dallanır budaklanır, sonra ben de engellenmeye çalışılırım" dedim. "Yok yok, sen merak etme" dedi. Sonra Serhat benimle bir röportaj yaptı, anlattım tüm bu olayları. Ama kendisine "Bu bantla olacak şey değil, benim canlı yayına çıkmam lazım" dedim.




Peki, neden önce röportaj yapıldı?


Belki vazgeçerim, canlı yayına gelmem diye röportaj yaparak işi sağlama almaya çalıştılar sanki.




'HABER BEKLEMEZ, HEMEN YAPALIM'

Yayınla ilgili Mehmet Ali Yalçındağ dahil üst düzeydeki herkesle görüşüldü. En son Ertuğrul Özkök'ün kararına bırakıldı. O da kasetleri belgeleri inceledi Serhat'a "Tamamdır, bu haber beklemez, hemen yapalım" dedi.


Serhat'a "Ertuğrul Bey'e verdiğin vakit kasetler aynen karşı tarafa gidecektir" dedim. Ve haklı da çıktım. Benim aldığım bilgi, gerçekten röportajın dökümü filan hepsi Fenerbahçe tarafına götürülmüş. Programa bir saat kala yapılması kesinleşti. Çünkü saat 20. 30'da yayın yapılmayacak denmişti.


Ama doğru, ama yanlış onu bilemiyorum. Doğan Grubu'nun reklam gelirlerinin yüzde 63'ünün Koç Grubu'na ait olduğunu söylendi. Bu şartlarda yayına çıkmanın çok zor oldu. Sıkıntının nedeni buydu.

Star televizyonunu ancak sabah 06. 00'da terk edebildim. Etrafta binlerce insan vardı. Sonra Star bana Dedeman Oteli'nde yer ayırtmış, oraya götürdüler beni. Bir haftam bur da geçti odadan çıkamadım. İlk gittiğimde sadece lobide kahve içtim.

Bu söylediklerimi yurt dışında söylesem beni ayrı bir yerde tutarlar. Çünkü orada basın tarafsız. Bir kere bu olaya medya ambargo koydu. Beni linç ettiler. Üçkâğıtçı, herkesi çarpan biri konumuna getirildim. İnanın Papa vurulsa medya benden bilecekti o hale getirildim.



Kadir Çelik arayıp "Telefonla bağlanıp yaşadıklarını anlatır mısın?" dedi. "Olur" dedim. Benimle ilgili alt yazı geçmeye başladılar ama bir süre sonra kuşak silindi. O grup programı yayınladıktan sonra zevahiri nasıl kurtarırız?" işine gitti.

Perşembe günü tekrar Star'a gittim, yeni çekim yapıldı, ama yayınlamadılar. Üst yönetim, bu konunun hiç konuşmamak üzere kapatılmasını istemiş. Serhat bana "Yasaklandı ağabey, bu işe giremiyoruz" dedi. Bence etik olarak çok büyük yanlış yaptı.



Ertuğrul Özkök beni damadı Ercan Saatçi'ye sorsa o çok iyi anlatırdı. Ercan'la ilk mesleğe başladığında yıllarca beraber çalıştık. Ercan'ı bu olayla ilgili hiçbir şey yazmadı. Çünkü neden? Benim içimi dışımı bilir.



Fatih Altaylı programda beni yıpratmak istiyordu kendi açısından. Fenerbahçe'ye biraz şirin gözükecek, onun için.

Peki, olayları anlatınca Serhat "Hemen yayınlarız" okeyi verdi mi size?

Hayır, hemen okey vermedi. "Bu büyük bir olay, kasetleri de inceleyeceğiz" dedi. Sonra bu olayla ilgili Mehmet Ali Yalçındağ dâhil üst düzeydeki herkesle görüşüldü. En son Ertuğrul Özkök'ün kararına bırakıldı.

'YAYINLAMA KARARI ÖZKÖK'E BIRAKILMASI'

Peki, bu yayınlama kararının Ertuğrul Özkök'e bırakılması programdan ne kadar önceydi?

Yaklaşık 10 gün önceydi. Serhat, Ertuğrul Özkök'le görüşüyor. Özkök, Serhat'ı Hürriyet'teki makamına çağırıyor ve kasetleri biraz daha inceleyeceğini söyleyerek "Ben size olup olmayacağını söyleyeceğim" diyor. Serhat çıkıyor oradan. Neyse, ertesi gün Ertuğrul Özkök Serhat'a "Tamamdır, bu haber beklemez, hemen yapalım" diyor. Ve pazartesi gününe özel program konularak yapılmasına karar veriliyor. Buraya kadar güzel. Ben Serhat'a kasetleri Ertuğrul Özkök'e getireceğini söylediğinde "Sen Ertuğrul Bey'e kasetleri verdiğin vakit kasetler aynen karşı tarafa gidecektir" dedim. Yanılmamışım. Benim aldığım bilgi, yaptığımız röportajın dökümü filan Fenerbahçe tarafına götürülüyor. Ve ondan sonra büyük bir savaş başlıyor. Mesela programın tanıtımları dönmeye başlamasına rağmen cumartesi günü bir anda bu işten vazgeçilmesine karar veriliyor. Sonra "Pazartesi günü buna karar verelim" deniyor bu olay o güne bırakılıyor. Ondan sonra Aziz Yıldırım'ın büyük mücadelesi başlıyor yayınlatmayın diye. Ben yayının olacağı gün pazartesi öğle saatlerinde Star'a gittim. O arada baktım müthiş bir mücadele var. Üst düzey tarafından trafik çok sıkıştı programın yayınlanmaması konusunda. İşte Aziz Yıldırım'a teklif yapıldı "Siz de programa katılın" diye.

İlgili Başlıklar:
Aziz Yıldırım Haberleri (71 haber)
Ertuğrul Özkök (29 haber)
Şike İddiaları (15 haber)






Futbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu'ndan (MHK) yapılan açıklamaya göre, 14. hafta maçlarının hakemleri şöyle:

Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay istifa etti. BUGÜN İSTİFALARIN SON GÜNÜYDÜ; ADAY MI OLACAK?...

Fenerbahçeli futbolcu Semih Şentürk, dizinden ameliyat edildi.

Galatasaray-Hacettepe maçı tekrarlanmalı şeklindeki yorumlara MHK Başkanı son noktayı koydu... PEKİ MAÇ TEKRARLANACAK MI?..

Anadolu Ajansi net haber son dakika flas haber IHA ihlas haber ajansi net haber son dakika flas haber
NET Haber
Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı
resmi abonesidir.
NetHaber Künye: Genel Yayın Yönetmeni: Nevzat BASIM
Yayın Koordinatörü: Emre KULCANAY
Reklam