|
|
05 Şubat 2007 Pazartesi 10:44
|
Toplum
|
Daha başlamadan ‘Kurtlar Vadisi-Terör’ için RTÜK’e şikayet yağdı
Her gün onlarca seyirci, RTÜK’ün 444 1 178 numaralı şikayet hattını arayarak, dizinin ekrana gelmesine engel olmaya çalışıyor. Bu arada Vatan gazetesinden Ruhat Mengi de dizinin başlamaması için kampanya başlattı:
Üst Kurul iletişim personeli son birkaç gün içinde 100’ü aşkın seyircinin aynı yöndeki şikayetlerini not etti. Gençler arasında, özellikle okullarda şiddet olaylarının artması nedeniyle tekrar yayınları kanal yöneticilerince kaldırılan, Türkiye’deki devlet-derin devlet-mafya-dış güçler ilişkisini anlatan “Kurtlar Vadisi” dizisi, “Kurtlar Vadisi- Terör” ismiyle yeniden yayınlanmaya hazırlanıyor. RTÜK’e iletilen şikayetler arasında “Bu serinin Kürtler’e cephe alınmasına sebep olacağını ve ırkçılığı körükleyebileceği” endişesi belirtildi.
VATAN GAZETESİNDEN RUHAT MENGİ İSE ŞUNLARI YAZIYOR
Kurtlar Vadisi’ne izin verilmemeli!
Herkesin elinde, belinde silahla cirit attığı, magandaların hemen her gün aslan gibi gençleri eğlence için öldürdüğü veya komaya soktuğu, 17 yaşında insanların eline silah verilerek cinayet işletildiği, bin türlü karanlık ilişkinin içinden çıkılamayan bir duruma getirildi Türkiye...
Hayır 2-3 yıl önce böyle değildi, dehşet, vahşet yine vardı ama en azından bugünkü gibi ağır suçlar zirve yapmamıştı.
Kurtlar Vadisi ve ona benzer şekilde silahlı çatışmaların, sözüm ona ortada “makul bir neden” olursa cinayet işlemenin kabul göreceğinin anlatıldığı dizi ve filmler milletin beynine işledi.
Defalarca yazdık, programlar yaptık, uyardık; ‘Görerek öğrenme üniversitelerde ders olarak okutulmaktadır, psikolojide bilinen bir gerçektir’ dedik, hiç umursamadılar.
Önemli olan vatandaşın canını, malını kaybetmesi, toplumun yozlaşması ve mutsuz olması değil, para kazanmaktı, reytingdi, reklâmlar vs. idi.
Okullarda öğrencilerle yaptığımız TV. röportajlarında gençler her okulda çetelerin olduğunu, bunların birbirleriyle çatıştığını, diğer öğrencileri ve hatta öğretmenleri korkuttuğunu, sindirdiğini anlatırken “Kurtlar Vadisi”nden ve Polat karakterinden ne kadar etkilendiklerini anlattılar, bunlar kayıtlarımızda mevcut.
Çocuklar ve gençler arasında yapılan araştırmalarda da Polat “en çok etkilendikleri karakter” olarak görülüyor.
Silahlı olaylar, maganda cinayetleri ve diğerleri, şiddetin her türlüsü, milli duygu istismarı veya ırkçı milliyetçilik; Kurtlar Vadisi dizisinden sonra çok arttı.
Bugün Türkiye tam bir kaos görüntüsünde ve “şiddete açık” durumda iken yeni bir Kurtlar Vadisi dizisinin gösterilmesini istemek veya buna izin vermek kadar büyük bir hata olamaz.
Avrupa ülkeleri ve Amerika’nın “insanların, gençlerin olumsuz etkisi altında kalacağı filmleri, tiyatro oyunlarını nasıl yasakladığını” defalarca “Katil Doğanlar” filmi veya “Romeo-Julyet” oyunu örnekleriyle anlattık. ABD’nin kendi ürettiği birçok filmi üçüncü dünya ülkelerine sattığını ama kendi içinde gösterimine izin vermediğini tekrarlayıp durduk.
Ailelerden gelen mektuplarda endişe had safhada görülüyor. Onlar da ilgilileri bu tür dizi ve filmlere izin verilmemesi için sorumluluğa davet ediyorlar. Bir kez daha hatırlatmak istedim.
***
Rudolph Guilliani’yi istiyoruz! Madem ki beceremiyorlar davet etsinler Guilliani’yi... New York’ta iyi niyetli ve ciddi çalışmasıyla güvenlik güçlerini baştan aşağı değiştiren; metroya parasız binmek isteyenlerin bile ensesinden yakalayarak cezalandıran, böylece o dev şehre huzur getiren adamı çağırsınlar.
O anlatsın, seminerler yapsın, ne yapacaksa yapsın ve görev nedir, nasıl çalışılır, dürüstlük anlayışı nasıl olmalıdır öğretsin.
- Hiçbir ülkede vatandaş; görevini kasıtlı olarak yapmayan veya beceremeyip yüzüne gözüne bulaştıran yönetimler yüzünden bu kadar üzüntü, sıkıntı çekmemiştir.
- Hiçbir ülkede magandalar bütün şehirleri istila edip gençleri arka arkaya öldürmemiştir.
- Bir süpermarkete giren veya işine giden kadınlara (hatta ülkeyi ziyarete gelen turistlere) tecavüz edilmemiştir. Çocuk yuvalarında, yurtlarda gençler şiddet görmemiş, taciz edilmemiştir.
- Hiçbir ülke bu kadar kanunsuz ve başıboş olmamış; suçluyla suçsuz, doğruyla yanlış bu kadar birbirine karışmamıştır.
Benim asıl anlayamadığım, bütün bu kanunsuzluğu, başıboşluğu, gündemlerin dehşet verici olaylarla dolmasını önleyemeyen iktidarların hâlâ “futbol takımı tutar gibi” tutulması.
Can, mal güvenliğini bile sağlayamayanların hâlâ endişesizce, yeniden iktidar ümidederek koltuklarında oturması ve kamuoyu anketlerinde yerini koruması.
Anlayamıyorum, belki de benim anlayışım kıt kimbilir?
O zaman da şöyle düşünüyorum; her toplum layık olduğu şekilde yönetilirmiş!
***
(Masum gençlerin ölümüne veya beyninin bir kısmının alınmasına neden olan katilleri 4 yılda serbest bırakan devletin Yasin Hayal’i Mc Donalds’ın bombalanmasından sonra serbest bırakmasına neden şaşırıyorsunuz ki? Kanunsuzlar cenneti burası. Masumlar ölüyor, katiller yaşıyor ve yaşatılıyor!)
AKP İstanbul İl Başkanlığı'nda patlayan bombadan sonra İstanbul Emniyeti gerçek bombayla X-Ray eğitimi verdi.
İstanbul Üniversitesi'nde rektör adaylarını bir araya getiren panele katılmak isteyen öğrenciler ile güvenlik görevlileri arasında arbede yaşandı.
Osmaniye'de bir balıkçı avlanmak için gittiği nehirde kayboldu.
Samsun'da bir kadın adliye girişinde çantasında bulunan kurusıkı tabancayı polise teslim edince 600 YTL para cezasına çarptırıldı.
İşte bayram boyunca Ankaralılar'ın arayabileceği ACİL DURUM numaraları...
Çocuklara oyuncak olarak satılan ilaç kapsülü boyutundaki su maymunları su ile temas ettiğinde 400 kat büyüyor.
|