Kokteyl Network : beygir.com - mackolik.com - sahadan.com - tahminkolik.com - skor.tv - mackolikcomplex.com - havayol.com - magazinkolik.com
türk net en son haber 3 Aralık 2008Güncelleme: 03.12.2008 10:17 rss flas en son dakika haber arama son dakika net haber türk haberler
en net son haber
Ana sayfa haber
Politika Haber
Toplum Haber
Ekonomi Haber
Dünya Haber
Yaşam Haber
Spor Haber
Görüntülü Haber
Haber İndeksi
Haber Arama
Haber Arşiv
Hava Durumu
Yazarlar
Haber Başlıkları
Araştırma Dosyaları
Haber Yorumlar
Haber Üyelik Merkezi
Haber Üyelik Merkezi

Güncel Başlıklar
YAŞ Toplantıları
Türk Silahlı Kuvvetleri
Trafik Kavgaları
CNN
Ermeni Soykırımı İddiaları
Çalışan Dünyası
DSP
Mustafa Sarıgül
Polis Emniyet Haberleri
Cem Yılmaz
Add to Google
27 Ekim 2006 Cuma 16:09 Toplum

'Hiç kimseden çekmedi Türkler, Türklerden çektikleri kadar'

Bizim kalem erbapları neden ha bire Türklere 'bir acaip mahlukat' olarak Türkleri anlatmaya uğraşırlar? ZEKİ COŞKUN'DAN OKUNMADAN GEÇİLMEMESİ GEREKEN BİR ANALİZ:

Türklerin Türklerden çektiği...

Laf uzun olmasa, 'Hiç kimseden çekmedi Türkler, Türklerden çektikleri kadar' diyecektim. Yazı konusunu, başlığı belirlemiştim: Bizim kalem erbapları neden ha bire Türklere 'bir acaip mahlukat' olarak Türkleri anlatmaya uğraşırlar?

15-20 yıldır ucundan ucundan kendini gösteren bu eğilim son bir yıldır neredeyse milli spor haline geldi. Tam bunları düşünüyordum ki, Sabah'ın manşeti çıktı karşıma:
'6 milyon çılgın Türk Ata'ya koştu'... Bu yıl 10 ayda Anıtkabir'i ziyaret edenlerin sayısı geçen yıla göre 2.5 kat artarak 6 milyon kişiyi aşmış. Bu sayı 2005'in tamamında (12 ay) 3.8 milyonmuş...

Bu 'Ata'ya koşma' mesaisi, 28 Şubat sendromundan kalma.

En hoş ve eğlenceli olanı ise popçuların Atatürk'e koşması, ona sığınması, sarılmasıydı. Şimdilerde adı sanı unutulan beyaz şapkalı kız; Seden Gürel en önde koşuyordu. Cumhuriyet bayramlarında, 10 Kasım'larda, 'milli' durumlarda hâlâ kulağımızda yankılanan finalde Atatürk'ün sesinden 'Türk milleti zekidir, zekidir...' remiksi Kenan Doğulu'dan 10. Yıl Marşı, yine o zamanlardan kalma.

Popçulardan en bir misyoner (ve teorik!) takılan ise Çelik'ti. Şimdilerde o misyonu gerilerde bırakmış görünüyor. Mazhar Alanson'un bir yerde karşılaştıklarında 'Çelik, Atatürk'ten ne haber?' sorusu etkili olmuş mudur bunda, bilmiyorum.

Her neyse, 28 Şubat eşliğinde pop üzerinden boy veren neo-Atatürkçülük, 10 yıl içinde gayet radikal mesafeler kat etti, Kızılelma'ya dek uzandı. Irkçı-faşizan milliyetçilikle kendisine 'ulusal sol' diyen, özgün karşılığı 'Nasyonal Sosyalizm', muhteşem bir buluşma, kaynaşma, sınır aşımı yaşadı. Buraya, bize özgü ruh halinin, siyasal kimliğin harcı oldu işte o hafife aldığımız 'Pop-Atatürkçü' sesler, ziyaretler.

Tüm bu sürecin ürünü ve kutsal kitabı ise, şimdilerde adı spordan siyasete, ekonomiden modaya her alanda kimlik kartımız yerine geçen 'Şu Çılgın Türkler' oldu.

Onca aşağılanmaya, kendi kendinden şüpheye, biz niye böyleyiz, kimiz, neyiz sorularına, korkularına ilaç gibi gelmişti 'çılgın'lık. Zaten son 20 yılın gençlik dilinde çılgınlık, olumsuzluktan çıkıp, 'sıra-dışılık' anlamını kazanmıştı. İşte o 'zıpır' dilindeki olumlama, pop-milliyetçi tarihle yoğrulunca adeta bayram ettik, kendimizi bulduk.

6 milyon çılgın Türk Ata'ya koşadursun, 'Kara Bıyıklı Türkler'in yazarı Demirtaş Ceyhun önderliğinde bir araya gelen 60-70 yazar, sanatçı Türk de 'Biz istemezük böyle Nobel' diye bildiri yayımlayıverdi. Çılgınlıkta sınır tanımayarak...

Öte yandaysa Nobel, bembayaz Türk'ün, karabıyıklı çılgınlarla farkının dünyaca tescillenmesi olarak benimsenmişti. Pışşık gibi.

Poptan doğan Çılgın Türk'lüğün öncesinde, yine buradaki durumu tarif etmek için bulduğumuz 'Beyaz Türkler' etiketi vardı, evet. O da gele gele geldi, Yalçın Pekşen'in kalemine kondu: The Türkler oldu.

İster beyaz, ister çılgın deyin, Türkleri de, Türklüğü de anlamak ve tarif etmek, kolay değil. Zor mesele. Onun için olsa gerek, Türkleri Anlama Kılavuzu bile yazıldı.
Mesai aralıksız devam ediyor.

Tüm bunların kaynağında kendini kötü, eksik, arızalı hissetme durumu olabilir mi? Olur. Nurdan Gürbilek, müzikten sinemaya, edebiyata uzanarak 'orijinal Türk ruhu'nu kurcalarken bu 'kötü'lük durumunun yarattığı savrulmaları 2001'de yayımlanan kitabında tartışmıştı:

Kötü Çocuk Türk.

Ama hepsinin başına galiba Haluk Şahin'in 1985 tarihli kitabını koymak gerekiyor: 'Türk Olmak Zor'.

Türk'ün Türk'e Türklerleri anlatması ise zordan da öte, imkânsız görünüyor. Amma hikâye dedikleri durum bu olsa gerek.

Yazı: Radikal gazetesi

İlgili Başlıklar:
Analiz (1 haber)






Tartıştığı 31 yaşındaki oğluna tokat attığı gerekçesiyle yargılanan Kıbrıs Gazisi Göçmez (54), cezasını kamu binalarını boyayarak geçiriyor.

'Barzani'nin istihbaratına sınırdaki asker ve yerleşim krokileri hakkında istihbarat verdikleri' öne sürülen 2’si korucu 4 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Şehirde orta refüje yapılan düzenlemede çiçeklerle yapılan yıldız hakkında 'terör örgütünün amblemini yansıttığı' gerekçesiyle suç duyurusunda bulunuldu.

Afişlerde, Türkiye haritasının tam ortasında ay yıldız bulunması, ülkenin batı tarafında 'YA SEV' ve doğu tarafında ise YA TERKET' yazması dikkat çekti.

ATAA Başkanı Kılıç, Türkiye’nin lobi başarısızlığını, 'Sahibinden Satılık Amerika ve Türk Lobiciliğinin Sahipsizliği' adlı iki ciltlik kitapla anlattı.

Zaman gazetesi o kargocu için böyle yazıyor: Kargocu kılığındaki bombacı güvenlik kamerasında

Anadolu Ajansi net haber son dakika flas haber IHA ihlas haber ajansi net haber son dakika flas haber
NET Haber
Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı
resmi abonesidir.
NetHaber Künye: Genel Yayın Yönetmeni: Nevzat BASIM
Yayın Koordinatörü: Emre KULCANAY
Reklam