|
|
05 Nisan 2007 Perşembe 14:10
|
Toplum
|
Rektörlerden MUHTIRA GİBİ açıklama
İŞTE O AÇIKLAMA... TIKLAYIN, İZLEYİN...
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Cumhurbaşkanının devletin başı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk Milletinin birliğini temsil etmenin yanı sıra Anayasal kurumlar arasında dengeyi, düzenli ve uyumlu çalışmayı gözetme yetkisi ve görevine de sahip olduğunu belirterek, “Böylesi bir işlevin yerine getirilmesinin tarafsızlığı gerektirdiği kuşkusuzdur. Tarafsız bir cumhurbaşkanı siyasal rejimimizin güvencesidir” dedi. Prof. Dr. Teziç, 3 Kasım 2002 seçimlerinde Meclis’te oluşan temsiliyet zaafının cumhurbaşkanlığı makamına taşınmamasını istedi.
Rektörler Komitesi, Teziç'in başkanlığında YÖK'de toplandı. Teziç, toplantının ardından, üyelerin ittifakıyla hazırlanan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin açıklamayı düzenlenen basın toplantısında okudu.
Son bir yıldır, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili “tartışmalar ve gergin bir ortamın yaşandığını” belirtilen metinde tartışmaların ağırlık noktasını bu makama tarafsız bir kişinin seçilebilmesinin oluşturduğu ifade edildi.
Anayasada “devletin başı” sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk Milletinin birliğini temsil etmenin yanı sıra Anayasal kurumlar arasında dengeyi, düzenli ve uyumlu çalışmayı gözetme yetkisi ve görevinin de Cumhurbaşkanına verildiği ifade edilen metinde, “Böylesi bir işlevin yerine getirilmesinin tarafsızlığı gerektirdiği kuşkusuzdur. Tarafsız bir cumhurbaşkanı siyasal rejimimizin güvencesidir” denildi.
YEMİNDE "TARAFSIZLIK" VURGUSU
Milletvekili andında yer almayan “tarafsızlık” sözcüğünün Cumhurbaşkanı andında özenle vurgulandığı ifade edilen metinde, “seçim yetkisinin TBMM verildiği, seçim şeklinin belirlendiği ve seçilen kişinin partisiyle ilişiğinin kesilerek milletvekili sıfatının sona ereceği” vurgulandı.
Metinde, Cumhurbaşkanının tarafsızlığına ve partiler üstü konumuna yönelik bu çerçevenin geçmişe ve geleceğe dönük temenni ve ölçütleri de içerdiği belirtilerek, “Meclisin Cumhurbaşkanı yetkisini ve görevini bu doğrultuda özenle kullanması anayasanın amir hükmü gereğidir” denildi.
“UZLAŞMANIN GERÇEKLEŞMESİ KAÇINILMAZDIR”
Ortak metinde şu ifadelere yer verildi:
“Anayasamız cumhurbaşkanının cezai açıdan yalnızca vatana ihanetten sorumlu olabileceğini öngörüyor. Bu makama aday olacak kişilerin geçmişte sorumluluk doğurabilecek bir suçlandırma veya şaibe altında olmamaları da büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda adayların öz geçmişinin yanı sıra başta laiklik ilkesi olmak üzere Cumhuriyetin değiştirilemeyecek niteliklerini ve bunun ayrılmaz parçası ve temeli olan çağdaş bilimi benimsemiş ve sindirmiş olmaları da anayasal bir zorunluluktur.
MEVCUT MECLİS'TE TEMSİL ZAFİYETİ
3 Kasım 2002 seçimleri 1950'den bu yana yapılan genel seçimler içinde en adaletsiz sonuçlar doğuran bir seçim olmasının üzerinde yüzde 45 oranındaki geçerli oyun Mecliste temsil edilmemesi nedeniyle aynı zamanda bir temsil zafiyeti de yaratmıştır. Bu temsil zafiyetinin Cumhurbaşkanlığı makamına taşınmaması için cumhurbaşkanı seçiminde TBMM'de bir uzlaşmanın gerçekleşmesi de kaçınılmazdır.
Öte yandan Anayasanın 102. maddesinde nitelikli toplantı ve karar yeter sayılarını belirleyen özel hüküm cumhurbaşkanı seçiminde uzlaşma sağlanabilmesinin hukuki çerçevesini oluşturmaktadır. Yeter sayılara 'ulaşılamaması halinde ve dolayısıyla cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal TBMM seçimleri yenilenir' hükmü de uzlaşamamanın yaptırımıdır ve sorunun çözümü de halkın hakemliğine sunulmaktadır.
UZLAŞMANIN ÖNEMİ
Bu bakımdan Anayasamızın 102. maddesi hukuki yorum yöntemleri ihmal edilmeden sağduyu ile değerlendirilerek varılacak uzlaşma gelecekte cumhurbaşkanlığıyla ilgili meşruiyet tartışmalarını da gündemden kaldıracak bir emsal oluşturacaktır.
Bu aşamada, içinde bulunduğumuz son derece gergin ortamın daha da endişe verici boyutlara tırmanmaması için laik, demokratik hukuk devleti ve çağdaş bilime inanmış bir cumhurbaşkanın seçilmesinde hepimize sağduyu ile uzlaşıcı sorumluluklar düşmektedir.”
|
Yorumlar |
|
ahmet
-
06.04.2007 09:19
|
|
Yorum yapan bazılarına bir çift lafım olacak... YÖK Başkanının (Kendilerince)böyle bir açıklama yapmaya hakkı olmadığına göre kendileri nerden bulmuşlar peki bu hakkı.. Bir ülkenin Üniversiteleri ve Onların temsilcilerinin konuşamadığı yerde dağ başlarındaki çobanlar konuşur ve o ülke de işte böyle yönetilir... Terörist Başına "Sayın" diyen sayınlarca... saygılarımla..
|
|
Birgun Gelecek
-
06.04.2007 04:48
|
|
Arkadaslar dikkat ederseniz aciklama rektorler birligi adina gelmektedir. Yani ulkenin ileri gelenleri bu konuda birlesip, ortak kararlarini aciklamislardir. Bir zamanlar asiri dini toplantilarda videolarini gordugumuz basbakani, sahsen bende cumhurbaskanligi koltugunda gormek istemiyorum. Saygilar.
|
|
Melih Pembe
-
06.04.2007 00:35
|
|
Aciklama yapan sahsin vasfi, vazifesi: YOK baskanligi. Yuksek Ogrenim Kurumu. Soruyorum, sayin Tezic'e, "Sen atanmis bir adamsin, sen kim oluyor da halki temsil ediyormussun gibi, ustelikte ustune hic ama hic vazife olmayan bir sey hakkinda konusuyorsun."
Bu adam bu cesareti ve curreti kendinde bulabiliyorsa yazik.. ve gulunc.. Gelin hep beraber gulelim aglanacak halimize..
|
|
loudness
-
05.04.2007 19:02
|
|
Bu ülkede yök başkanı kalkıp siyasete burnunu sokabiliyorsa madem öyle hükümette istediği yeri siyasallaştırabilir. Bütün gençlerin eğitim konusunda tabi olduğu bir kurumun başkanı bu konuşmayı yaparak yönettiği kurumu siyasi olarak yönlendirmek siyasallaşma olmuyormu? Eleştiriyi yaparken kendisinden bihaber insanların kalkıpta bu tür şeyler söylemesini çok komik karşılıyorum. Mevcut hükümetin dış politika konusunda kararsız olduğu gayet açıktır. Baskılara boyun eğen bir yapıda olduğu da aşikardır. Fakat eleştiriyi bu yönde kullanmak farklı birşeydir, seçimlerin haksızlığından tutunda bireyi ve siyasi yönünü bu kurum başkanının mercek altına alması başka birşeydir. Herkes haddini bilsin, başında olduğu kurumu adam gibi yönetsin. Kimse kimsenin işine burnunu sokmasın. Bunların yaptığı insanları kışkırtmak, provake etmekten başka birşey değildir. Saygılar.
|
... DİKKAT ÇEKTİ... DİKKAT ÇEKTİ...
Genelkurmay, 4 Ekim'den bu yana altıncı kez Hakurk'un vurulduğunu ve 31 hedefin havadan ve karadan vurulduğunu açıkladı.
Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Aktütün Jandarma Sınır Karakolu'na terör örgütü üyelerince düzenlenen saldırıda yaralanan Piyade Er Veysel Kızılay, tedavisinin tamamlanmasının ardından Antalya'nın Kumluca
''Ergenekon'' soruşturması kapsamında Kocaeli F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde tutuklu bulunan emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Silivri Ceza İnfaz Kurumu'na nakledildi.
Erzincan’da 4 katlı iş merkezinin terasına çıkıp iple kendini asan 37 yaşındaki Hüseyin Polat’ı polisler son anda ölümden kurtardı.
Aktütün saldırısı sonrası ekrana çıkıp köyünün sesi olan küçük Çiçek Aysal, ’susması tavsiyesiyle’ verilen onca hediyeye rağmen, susmadı.
|