Kokteyl Network : beygir.com - mackolik.com - sahadan.com - tahminkolik.com - skor.tv - mackolikcomplex.com - havayol.com - magazinkolik.com
türk net en son haber 4 Aralık 2008Güncelleme: 04.12.2008 09:25 rss flas en son dakika haber arama son dakika net haber türk haberler
en net son haber
Ana sayfa haber
Politika Haber
Toplum Haber
Ekonomi Haber
Dünya Haber
Yaşam Haber
Spor Haber
Görüntülü Haber
Haber İndeksi
Haber Arama
Haber Arşiv
Hava Durumu
Yazarlar
Haber Başlıkları
Araştırma Dosyaları
Haber Yorumlar
Haber Üyelik Merkezi
Haber Üyelik Merkezi

Güncel Başlıklar
Kürt Yönetimi
Kuzey Irak
Yahudiler
Türk Sineması
Medya
Cem Yılmaz
Avrupa Parlamentosu
AB - Türkiye İlişkileri
PKK Terörü
Polis Emniyet Haberleri
Add to Google
06 Kasım 2007 Salı 13:44 Toplum

Herkese 'çakmayı' alışkanlık haline getiren iki yazarın birbirlerine 'çaktıkları' yazılar

Akşam'dan Oray Eğin ile Radikal'den Perihan Mağden'in 'birilerine giydirmece yapmak' konusunda ne denli takıntılı iki yazar olduklarını biliyoruz. Bu iki yazar, bir süredir birbirlerine giydiriyorlar. Nasıl mı? İŞTE BÖYLE

Mesele?

Mesele şu: Oray Eğin, Akşam'daki köşesinde Perihan Mağden'in Çankaya Köşkü'nde içip içip sarhoş olduğunu ve kustuğunu yazdı. Bu sayfada önce Perihan Mağden'in o iddialara verdiği yanıtı, ardından da Eğin'in bu yanıta verdiği karşılığı okuyacaksınız:


Çankaya'da Akşam Skandalı

Perihan Mağden

Perşembe günü, Oray Eğin (isimli Akşam'da Serdar Turgut Yaratması) 'Yılın Skandalı: Çankaya'da alkolü fazla kaçıran köşe yazarı' diye bir bomba 'patlattı'. Antre olarak o gün, Hasan Cemal'i övüyor ve ahkâm kesiyor (Medya üstüne ahkâmlarıyla 'patladı' ya). Böyle muhabir ruhunu kaybetmeyen köşeci, hâlâ işinin başında kalabilirmiş- zart zurt. Bu mevzular, onun takdirine bakıyor. Zira âlemde.

Aşağıdaki çıkıntıda ise, içip içip Çankaya'daki Cumhuriyet resepsiyonunda KUSAN bir kadın gazeteci jurnalleniyor. İsim vermeden!!

Şu tasvirlerle: "Davete katılan TEK edebiyatçı olması nedeniyle de gecenin yıldızıydı. Bir romanı filme de çekilmişti HATTA. Ama asıl parlamayı köşe yazarlığında yaptı."

Bu 'üstü kapalı' tasvirlerle duyurduğu sansasyonel 'haber' istediği etkiyi yapıyor. Bokböcekleri misali 'olayın' üstüne üşüşen Medya Siteleri manşetten giriyorlar. Öğleden sonraya kadar zor sabrediyorlar.

Öğleden sonra her biri teker teker, onca hakikat olmasını arzu ettikleri 'vukuatın' 'failini' saçıklıyorlar: "Çankaya Köşkü'nde sarhoş olup kusan kadın yazar Perihan Mağden mi?"
Akşam Yaratığının, isim vermeden ve fakat beni çamurlamak maksadıyla üfürdüğü haberin, hedefine ulaşması için verdiği 'ipuçları' kolayca tedavüle konuluyor yani. Pislik Oku hedefi on ikiden vuruyor! Alkışlar bizden.

Şimdi bu muhteşem 'metni' can alıcı cümleleriyle çözümleyelim. Çözümleyelim ki, kendini Medyanın Jönetikçisi diye konumslandırabilmek için başı gözü dağıtan Bu Le Petit Dedikodu+Karalama Taciri/Açıkgöz Ağbilerin Şuuryoksunu Tetikçisi, tam anlamıyla teşhir edilsin. Artık.Rivayet: "Her şeyden önce First Lady Hayrünnisa Gül'le sohbet etmiş, İstanbul'da bir araya gelmek için sözleşmişlerdi."

Gerçek: Hoppala! Benim böyle bir 'sözleşmeden' haberim yoktu şahsen.

Palavra: "O da Köşk'ün yeni sahipleri ve onların ailesiyle yakın olmaktan keyif alıyordu. Hayrünnisa hanımefendinin annesi Fatma Özyurt'un da kendisi gibi Beşiktaşlı olduğunu söylediği sohbeti keyifle dinliyordu."

Haydaa: Böyle bi konuşma geçmediği gibi, Hayrünnisa hanımın annesinin ismini de, Beşiktaşlı olduğunu da ilk kez bu cümleden öğreniyorum. Bu arada 'hanımefendi' vs. yağlama tonlamasına dikkat! Belki 1 sonraki davete Kusan Kadın yerine O davet edilir! Değil mi ama?

Yalan: "AKP'li kurmaylar da ilgiyi ondan eksik etmedi. Vakit ilerledikçe, artık coşkulu sohbetlerden, övgülerden mi yoksa alkolün etkisinden mi bilinmez, basının önemli kadın yazarı sarhoş oldu."

Hakikat: Hiçbir AKP'li 'kurmay' yanıma gelmedi. Tanımam etmem de hiçbirini. Gece boyunca Murat Yetkin'in eşi Deniz Yetkin, İnsan Hakları Vakfı Başkanı Yavuz Önen, bir bankanın (eski bir ahbabımın eşi olan) genel müdürü ve benimle aynı yıl Boğaziçi İdari Bilimler'de okumuş bir devlet kurumun yönetim kurulu başkanıyla konuştum başlıca. Bir de İlber Ortaylı'yla. 'Sarhoş olduğum' ise külliyen yalan.

Ama o konuya daha var.

İftiranın Daniskası: "Gecenin yarısına daha saatler vardı ama o ayakta duramıyordu. İmdadına ünlü tarihçi İlber Ortaylı yetişti, koluna girdi, tuvalete kadar götürdü. ORADA KUSTU. Belki de 'Çankaya Köşkü resepsiyonunda kusan ilk kişi' unvanını aldı, bilinmez."

Buyrun: Kapılar yediyi beş-on geçe açıldı. Kuyrukta bekledik filan. Yedi buçukta gece boyunca başında dikileceğim sehpanın başına vardım. Sekiz buçukta ise İlber beyle apar topar koşarak (on uçağına yetişmek üzere) çıktık salondan.

Üstümde ipek bir bluz vardı. Salonda ise sıfır ısıtma. Kemiklerim dondu. Kırmızı şarabı yeğlerdim. Beyaz şarap ya da viski vardı alkolsüzlerin yanı sıra. İki bardak (bol buzlu) viski içtim. Sarhoş olmadım. Kusmadım. Koluma İlber Ortaylı girmedi. Tuvalete de gitmedim. Hepsi alenen yalan. Dolan. İftira-O-HA!! (derler adama.)

Etikçi: "Bu olay resepsiyondaki davetliler arasında fısıldaşmalara neden oldu. 'Tamam içilir ama bu kadar da olmaz' eleştirileri yapıldı.

Bababaaa: Bizim Baş Etekçi de bunları naklederek 'ağırlığını' ortaya koyuyor.

Din ve Ahlak hocası, pardon Kin ve Nefret tabancası kimliğiyle.

Yağcı: "Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim örnek gösterildi; Fatih Hoca da viski içiyordu ama adabıyla içiyordu."

Aferin sana: Bir yazının ama bir adet 'çakma' yazısının sınırlarından Bir Medya ya da Milli 'Büyüğün' yıkama-yağlama-parlatmasını yapmadan çıksa ya! Tümmm o Özkök güzellemeleri, Sedat Ergin'in ağırlamaları, Hıncal ağbi yağdanlıkları kendine 'böyyük' medyaya transfer olarak dönecek sanıyor ama- Dinle Küçük Adam! bu rüya(n) gerçekleşmeyecek. Yağlama ağbilerin hep seni uzaktan/en uzaktan sevecekler.

Kırık: "Sonunda tuvaletten çıkan edebiyatçı, gazeteci-yazar hanım KİMSEYE veda etmeden Köşk'ten ayrıldı..."

Mantıkçı: Yoksa esas husumet nedeni bu mu? İlber beye, Ankara bürosundan bana temin edilmiş arabayla kendisini havaalanına götürebileceğimi söylemiştim. O iki-üç gruptan daha kâm aldı. (Hayrünnisa hanımla konuşmamızın akabinde.) Hızlı adımlarla ilerledim "Çabuk, acele edelim," yaptım. Yaratık Eğin davetli olmadığına göre kendisine bu 'fantastik' öyküyü 'nakleden' gasteciyle vedalaşmamış, hatta selamlaşmamış DAHİ olabilirim. Bütün kabahat benim.

Tehditkâr: "Daha evvel alkolün etkisiyle çıkardığı pek çok rezilliği dinlemiş, hatta BİZZAT tanıklık etmişliğim olduğu için Köşk'tekilere 'Ucuz kurtuldular' diyorum."

Küçük Adam (kaybedecek hiçbi şeyi olmadığı sanrısının verdiği coşkuyla) aba altında sopa- yapıyor. Döksün bence etekliğindeki tümmm taşları! Bu memleket ondan (hem sivil+hem askeri) hizmet bekliyor! Benim onun hakkında bildiklerim, gazete sayfalarına dökülemeyecek kadar karanlık lekeler zira. (Ayrıca, hâlâ da acırım ona.)

Ama kendisine 'hediye' olarak: İlber beyle salondan ayrılmadan önce yanına gittiğimiz Hayrünnisa hanıma köşkü yeniden dekore etmesinin çok hayırlı olacağını, salondaki o korkunç tabloların kaldırılmasının iyi bir fikir olduğunu söylediğimizi, onun tabloları kendisinin kaldırtmadığını ama Ayvazovski hayranı olduğunu anlattığını yazabilirim.
Bir sonraki 'Esas ben ağbilerimin yanı başında davet edilmez miyim? İmza:

Kusan Çocuk" yazısında Ayvazovski'den söz edebilir yani.

Bir de tamamen güvenilirliğimle oynayabilmek için 'fabricate' edilmiş melun iftira yalan dolanlarından kazanacağım tazminatın, sokak köpeklerine harcanağının bilinmesini isterim.

Anladığı dilden yanıt:Hadi hadi hadiiiiiiiiiiiiiiiii

oray.egin@aksam.com.tr

Hakkımda bildiklerini sıralarsa gazetelere sığmazmış. Hodri meydan! Varsa elinde söyleyecek bir şeyleri çekinmesin, ne biliyorsa söylesin. Söylesin ki ben de öğreneyim...

İhale takipçiliği yapmadım. Patronun işinin peşinden koşmadım. Kooperatiflere üye olmadım. Araya tanıdıklar sokup düşük faizli banka kredisi almadım. Büyük şirketlere aracı olmadım. Köşemi patronun çıkarlarına kullanmadım.

Peki ne yaptım?

Gidip Gülse Birsel’in doktor ağabeyine lazer ameliyatı olup, gözlerimi çizdirip, para vermeden çıkıp, ertesi gün de kendi köşemde doktoru, hatta kız kardeşini yalayıp yıkayan yazı mı yazdım? Hayır, bunu da yapmadım!

İmar izni almak için belediye başkanlarının önünde takla mı attım? Hayır, gazeteciliğimi kendi kişisel inşaat işlerime adamadım, bu sayede ev restore etmedim.

Yarın öbür gün işim düşer diye belediye başkan adaylarının seçim yemeklerinde kahdehler tokuşturup, hepsiyle ahbaplık kurup, hatta seçim öncesi onları köşemde yüceltmedim. Kadir Topbaş promosyonu yapmadım.

Süleyman Demirel’den bir telefon gelip koşa koşa onun peşinden gezilere gidip yıllarca savunduğum değerleri bir köşeye mi bıraktım? Kendimi bir geziye satıp Demirel’in cumhurbaşkanlığının uzaması için köşemde yıkama yağlama yapmadım.

Ahsen Unakıtan’dan bir telefon gelince “İşte hakiki insan” diye bu sefer övgü oklarımı ona yöneltmedim.

Bir resepsiyona davet edilmek, bir yemek yiyebilmek için aylarca köşemi Abdullah Gül ve eşine ayırıp, Hayrünissa Hanımefendi’nin ne kadar harika bir insan olduğunu ballandıra ballandıra yazmadım. Her davete koşarak gitmedim.

Beni tanımadı diye bar ortasında yeni anne bir kadına ana avrat küfredip “Evine dön çocuğuna bak” diye tekme tokat da saldırmadım.

Bütün bunları ben yapmadım. Ama yapan kendini biliyor. Kırmızı lekelerini sonsuza dek saklayacağını düşünmüyordu herhalde...

Verilmeyecek hiçbir hesabım yok. Bir tek gazeteciliğime laf söyleyebilir, ona da yetkin değil: O ev kadınıyken ben gazetecilik yapıyordum.

Bir de şu büyük medyaya yaranma meselesine gelelim...

Daha geçen ay büyük bir gazeteden teklif aldım. Ama bunları kullanacak, malzeme yapacak biri değilim. Bu konuya işaret etmesinin sebebini ikimiz de biliyoruz halbuki: Bu onun kendi yarası. Aylarca işsiz kalıp, herkesle yemek randevularına çıkıp iş teklifi bekleyen ama bir türlü alamayan o...

Bana hiç transfer olmak istediğim kartını oynamasın. Aylarca yırtınanın kim olduğu aşikar...

Arkadaşlık imtiyazıyla edinilmiş özel bilgilere girmiyorum bile; belaltı imalarını ona bırakıyorum... Ama bilsin ki benim de cephanem dolu; özel konular benim uzmanlık alanım.

İşin aslı şu ki o artık devrini kapattı, kocaman bir sıfır. Bunun da farkında. Telaşı, hırçınlığı bu yüzden. Her şeyin üzerine atlaması, ona buna saldırarak prim yapmasının sebebi bu. O hep kendinden bahsedilsin, hakkında yazılsın, konuşulsun ister. Reklamın iyisi kötüsü fark etmez onun için. O yüzden şu anda da aslında mutlu olduğunu biliyorum; bu yazı mutluluğunu iyice pekiştirdi.

Ama onu daha fazla mutlu etmek istemiyorum. O yüzden bu konuyu burada kapatıyorum.

Hadi işine şimdi... Hadi hadi hadiiiiiiiiii.

İlgili Başlıklar:
Perihan Mağden (7 haber)
Oray Eğin (8 haber)
Polemik (182 haber)






Terör örgütü PKK'nın polis aracıyla askerî birliklere yapmayı planladığı bombalı saldırı son anda önlendi.

SUNGURLU Emniyet Müdürü Cengiz Alat, yabancı uyruklu kadınları fuhuşa zorladıkları iddia edilen kişilerden rüşvet aldığı gerekçesiyle tutuklandı.

Eskişehir'in Esentepe mahallesinde balıkçılık yapan Kutlay Akkol ile işsiz olduğu öğrenilen 17 yaşındaki oğlu Savaş Akkol arasında tartışma çıktı.

Çorum'un Sungurlu ilçesinde düzenlenen fuhuş operasyonunda gözaltına alınanlar arasında İlçe Emniyet Müdürü Cengiz Alat'ın da bulunduğu iddia edildi.

Anadolu Ajansi net haber son dakika flas haber IHA ihlas haber ajansi net haber son dakika flas haber
NET Haber
Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı
resmi abonesidir.
NetHaber Künye: Genel Yayın Yönetmeni: Nevzat BASIM
Yayın Koordinatörü: Emre KULCANAY
Reklam