|
|
22 Şubat 2008 Cuma 21:56
|
Toplum
|
Hürriyet gazetesinin iki gündür manşetten verdiği habere YAYIN YASAĞI geldi
Haber bugün, Dingil Rıza ve BOTAŞ macerası başlığıyla manşetten verilmişti:
''MAVİ HAT'' DOSYASINA YAYIN YASAĞI
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, BOTAŞ'taki yolsuzluk iddiaları üzerine gerçekleştirilen ''Mavi Hat'' operasyonu konusunda kayıt aşamasında bulunan dosyayla ilgili yayın yasağı koydu.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin konuya ilişkin kararında, ''Mavi Hat'' operasyonunun ardından açılan davayla ilgili Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince bugün görevsizlik kararı verilerek, dosyanın 11. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği hatırlatıldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 4 Şubat 2008 tarihli iddianamesiyle ''sanık İbrahim Selçuk ve arkadaşları hakkında ihaleye fesat karıştırma, örgüt kurma, örgüte üye olma, rüşvet almak ve vermek, mal varlığının değerlerini aklama, suçluyu kayırma eylemleriyle ilgili olarak kamu davası açıldığı'' belirtilen kararda, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde kayıt aşamasında bulunan dosyayla ilgili Başsavcılığın bugün bir yazı göndererek yayın yasağı talep ettiği anlatıldı.
Savcılığın yayın yasağı talebine gerekçe olarak sanıklardan bir kısmının kamu görevi ifa etmiş olmaları, telefon görüşme içeriklerinin basılı ve görsel yayın araçlarında yayınlandığı, kişilerin onur ve haklarının zedeleneceği, bu hususta basılı ve görsel yayınların yapılmasının gösterildiğine yer verilen kararda, savcılığın genel ahlakın da dikkate alınmasını talep ettiği kaydedildi.
Dosyanın esasa kayıt işlemlerinden ve değerlendirmesinden önce ivedilik arz eden taleple ilgili bir karar vermek gerektiğine dikkat çekilen kararda, yazılı talep ve ekleriyle dosyanın incelenmesi sonucunda, dosyayla ilgili ''yayın yasağı'' konulmasına oy birliğiyle karar verildiği bildirildi.
YAYIN YASAĞI KONULAN HABER, BUGÜN HÜRRİYET GAZETESİNDE ŞÖYLE İŞLENİYORDU
BOTAŞ iddianamesinde, sanıkların telefon konuşmalarında önlem olarak birbirlerine taktıkları ’Dingil, F4 kardeş, ağa, patron, tombalak, gözlüklü ve Abdulcabbar’ gibi lakapları kullandıkları yer aldı. Savcı Tamöz, zanlıların 100 milyon YTL civarındaki servetlerine el konulmasını isterken, telefon kayıtlarından da şöyle ilginç konuşmalar geçtiği anlaşıldı: Kucağında 440 milyar (rüşvet) var, ödemeli arıyorsun...
BOTAŞ ihalelerindeki rüşvetlerle ilgili iddianamede, sanıklardan BOTAŞ Genel Müdür Vekili Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Çiftçi’ye ’Dingil’, bürokrat Seydi Çevik’e ’F4 kardeş’, işadamı İbrahim Selçuk’a, ’Ağa’ ve ’Patron’, bürokrat Hasan Turgay Günay’a ’Tombalak’, Botaş Genel Müdür Yardımcısı Kerim Taşkıran’a, ’Gözlüklü’ ve ’Abdulcabbar’ lakabı takıldığı yer aldı. Sanıkların telefon konuşmalarında tanınmamak için bu lakapları kullandıkları belirtildi. Savcı Mehmet Tamöz’ün hazırladığı iddianameye göre, ’Dingil’ lakaplı Rıza Çiftçi’nin Özel Kalem Müdürü Mustafa Şağban, 440 bin YTL’lik rüşvet çekini bankadan tahsil etikten sonra bilgi vermek için işadamı Abdullah Gündüz’ü aradı. İşadamı Gündüz, ödemeli arandığını görünce şaşırarak, "Kucağında 440 milyar para var, ödemeli çağrı yapıyorsun" dedi. Şağban’ın buna yanıtı ise, "Sus oğlum, sus lan" oldu. Rüşvete dair bu konuşma da polis tarafından dinlendi.
100 MİLYON YTL’YE EL KONSUN
Savcı Tamöz, bürokrat ve işadamlarının rüşvetten elde ettiği gelirin kara para kapsamına alınmasını istedi. Yaklaşık 100 milyon YTL civarındaki nakit para, hisse senetleri, fonlar, gayrimenkuller, banka hesapları ve otomobillere el konulmasını isteyen Savcı Tamöz, tüm bankalara yazı yazılarak zanlıların hesaplarının incelenmesini talep etti.
PANİK TELEFONLARI
Savcı Tamöz’ün operasyonla ilgili bilgi vermesinden sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in birçok bürokratı görevden alması, rüşvetçi bürokratlar ve işadamları arasında büyük paniğe neden oldu. Telefon görüşmelerinde yurt dışına kaçış planları yapıldı. 17 Eylül 2007 günü saat 17.40.11’de Botaş Genel Müdür Vekili Rıza Çiftçi’yi arayan Enerji Bakanlığı Personel Daire Başkanı Satılmış Karakaya, Bakan Güler’in makamına çağırdığını iletti. İddianamede bu konuşma şöyle yer aldı:
Satılmış: Bakan bey şimdi yine aradı. ’Rıza bey buraya bi gelsin, görüşecem’ dedi.
Rıza: Tamam gidiyorum o zaman bakanlığa.
BO... YEDİK İZİN AL Çiftçi’nin, bakan Güler’in yanına giderek konuşmasının ertesi günü BOTAŞ’ta bazı bürokratlar görevden alınırken, bazı bürokratlar ise istifa etti. Olayın yayılmasının ardından işadamları paniğe kapıldı. Bürokrat Seydi Çevik ile Botaş bürokratı Hasan Turgay Günay arasındaki aşağıdaki konuşma da paniği gösteriyor:
Seydi: Yav sen benim dediğimi yap abi ya, gözünü seveyim ya, izin alamıyorsan ben sana rapor alayım. Git sen de.
Turgay: Bo... yedik diyorsun.
Seydi: Vallahi bak ya, şimdi konuşturma telefonda şimdi başımıza iş gelmesin.
Turgay: Hayır doğrudur zaten. Yani o zaman diyorsun şey yap, izin alayım şey yapayım yani.
Seydi: Al abi, al al şimdi bir hafta çarşambaya kadar netleşir.
Turgay: Yani çarşambaya kadar gö...z atıcak.
Seydi: Abi Bakan’a gelmiş izin istiyorlar.
MEŞHUR OLACAKSIN
İşadamı Lokman Usta, avukatı M.L.G. ile konuşuyor:
Lokman: Yapacağımız bişey yok değil mi; gece gelip alacaklar bizi.
Mustafa: Ya haber verirler eğer gözetim altına alacaklarsa zaten kendileri gelip alırlar yoksa haber verirler, gel sorguya derler gelirsin sorguya, beni de çağırırsın zaten ben olmazsam almazlar ifadeni. Ben de girerim sorgulamayı yaparız ondan sonrasına bakarız ne olacağına.
Lokman: Tamam babacım. Meşhur olacam yani demi?
Mustafa:: Sen meşhur olacaksın, evet.
FORMALAR RÜŞVETTEN
BOTAŞ Spor Kulübü’nün formalarının da yine inşaat şirketlerince rüşvet amacıyla yaptırıldığı soruşturma dosyasında yer aldı. İddianameye göre, BOTAŞ Genel Müdür Vekili, Yönetim Kurulu Başkanı ve bazı ihale komisyonlarının başkanı olan Rıza Çiftçi 2 bin 800 YTL değerindeki formaların ödemesini, ihalelere giren Atilla Doğan İnşaat Firması’na yaptırdı. Örgütün kasası durumundaki bürokrat Seydi Çevik, 72 milyon dolar değerindeki ihaleden aldığı 700 bin Euro rüşvetten payına düşen 200 bin Euro ile kendisine bir yat aldı. Çevik, Ankara’nın lüks yerleşim birimlerinden Ümitköy’de 650 bin YTL değerindeki de bir villa satın aldı.
Savcının gelişini böyle öğrendiler
CUMHURİYET Savcısı Mehmet Tamöz’ün, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’i ziyaret etmesinden bir gün sonra sanıklardan İsmail Şimşek ile Seydi Çevik arasında şu görüşme geçti:
İsmail: O arkadaşla görüştüm yani bizde bir şey yok diyor.
Seydi: Dün bakana Cumhuriyet Savcısı gitmiş izin istemiş.
İ: Dünden için.
S: Hıı dün. Bakan da izin vermemişte onu araştırıyorum ben de.
İ: Öyle mi?
S: Kapanan meseler var ya, hepsi ile ilgili izin istemiş.
İ: Öyle mi?
S: Aynen öyle.
İ: O zaman genel müdürlüğün işidir.
S: Komple kapsıyor abi yaa.
İ: Bir ora var bir de o maden işleri varmış, dün istifa ettiler ya aldılar ya açığa maçığa..
S: Ben gereğini yaparım demiş, izin vermemiş.
İ: Öyle mi dur bakalım, o zaman kapanır bu.
S: İşte bugün gidip bir arkadaş görüşecek.
İ: Abi bu iş var ya genel müdürlüğün işidir, hepsi bu Konur sokağın işidir(Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığını kastediyor)
S: Heee genel müdürlüğün işi doğru, doğru.
Akıl almaz paraları torbalarda taşıdılar
POLİSİN operasyon kapsamında çektiği görüntülerde, inanılmaz miktarlardaki rüşvetlerin görüntüleri tek tek soruşturma evraklarına yansıdı. Rüşvetin kimi zaman siyah bir poşette, kimi zaman bir çantada, kimi zaman da bir gazete kağıdına sarılmış halde taşındığı görülüyor. Her fotoğrafın detayının anlatıldığı iddianamede, Savcı Tamöz, polisin başarılı çalışmalarını övdü.
İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) A.Ş'nin vapur, deniz otobüsü, deniz taksi ve feribot seferleri, fırtına nedeniyle iptal edildi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Karaköy vapur iskelesinin kullanılmaz hale geldiğini hatırlatarak, ''Riskli bir durum, tekrar kullanmamız çok zor. Oradan çekilecek'' dedi.
ABD'nin Miami kentinde, bilgisayar kamerasıyla internette naklen intihar eden 19 yaşındaki gencin ailesi, intiharı seyredenlere bir şey yapmadıkları için büyük tepki gösterdi.
Sivas Belediyesince atık su problemine çözüm amacıyla yapımına başlanan ''Atık Su Arıtma Tesisi'' tamamlanma aşamasına geldi.
VE BUNLARIN NEREDEYSE TAMAMI, İSTANBUL'DA
İskelenin yerinde olmadığını gören İstanbullular, işlerine başka vasıtalarla gitmek zorunda kaldı.
|