|
|
25 Şubat 2008 Pazartesi 10:21
|
Toplum
|
Ve bu da oldu: YÖK, bölündü... 9 YÖK üyesi, YUSUF ZİYA ÖZCAN'A KARŞI bildiri yayımladı
İŞTE, 'BUGÜN İTİBARİYLE TÜRBANA ENGEL ÇIKARTMAYIN' DİYEN YÖK BAŞKANINA KARŞI YAZILMIŞ BİLDİRİ
YÖK GENEL KURULUNUN 9 MUHALİF ÜYESİ, YÖK BAŞKANI YUSUF ZİYA ÖZCAN'IN 'BUGÜN İTİBARİYLE ÜNİVERSİTELERDE TÜRBANLILARA ENGEL OLMAYIN' GENELGESİNE KARŞI BİLDİRİ YAYIMLADI.
YÖK'ÜN 9 ÜYESİNDEN AÇIKLAMA
YÖK'ün 9 üyesi, ''Mahkeme kararlarına uymak anayasal ve yasal bir zorunluluk olup, 'konusu suç teşkil eden emri hiçbir surette yerine getirmemek' de Anayasa'nın 137. maddesinin amir hükmü gereğidir'' dedi.
YÖK üyeleri Prof. Dr. Engin Ataç, Prof.Dr. Atilla Eriş, Prof. Dr. İsa Eşme, Prof. Dr. Mustafa İlhan, Prof. Dr. Tunçalp Özgen, Prof. Dr. Ali Ekrem Özkul, Bülent Serim, Prof. Dr. Fikret Şenses ve Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu imzasıyla ''YÖK Üyelerinden Kamuoyuna'' başlıklı yazılı bir açıklama yapıldı.
Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişikliklerin 23 Şubat 2008'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği anımsatılan açıklamada, şöyle denildi:
''Bu değişikliğin uygulamaya etkisi ile ilgili olarak YÖK Başkanlığıca üniversitelere ve kamuoyuna yapılan açıklamada; yasama organınca yeni bir düzenleme yapılmadan da, Anayasa'nın 174. maddesiyle korunan İnkılap Kanunlarındaki kısıtlamalar gibi, 'kimliği teşhis edilemeyecek bir durumda bulunan kişilerin Yükseköğretim Kurumlarının bina, eklenti ve yerleşke alanlarına alınmaması yönünde tedbirler alınabilir' denilerek, yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafetle ilgili Türk Anayasa Mahkemesi'nin içtihatlarıyla oluşturulan hukuki durum ortadan kaldırılmak istenmektedir.
YÖK Başkanlığının yaptığı bu yorum ve değerlendirme, öncelikle bu değişiklikle Anayasa'nın 42. maddesine eklenen, 'Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanılmasının sınırları kanunla belirlenir' amir hükmüne açıkça aykırı düşmektedir. Çünkü, bu hükümle kılık kıyafet dahil, yüksek öğrenim hakkını sınırlayan sebepleri belirleme yetkisi 'münhasıran kanun koyucuya' tanınmıştır. Dolayısıyla, bu düzenlemenin de 'mutlaka kanun' ile yapılması Anayasal bir zorunluluktur. 2596 sayılı 'Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun'un din adamları gibi bazı özel statüler için olduğu, bunun Anayasa'nın 42. maddesinin öngördüğü yasama organınca çıkarılması gereken yasa olmadığı açıktır. Yasama organı söz konusu yasayı çıkarmadan ne Yükseköğretim Kurulunun ne de üniversitelerin bu konuda düzenleme yapma yetkisi yoktur. 'Hiçbir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı' Anayasa'nın 6. maddesinin amir hükmü gereğidir. Bu nedenle, Anayasa'nın söz konusu hükümleri uyarınca YÖK Başkanlığınca yapılan bu açıklama yetki saptırılması niteliğinde olup hukuken yok hükmündedir.
Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan bu değişiklikler, Türk Anayasa Mahkemesi'nin içtihadıyla oluşan ve AİHM'in de sözleşmeye uygun bulduğu mevcut hukuki durumu ortadan kaldırdığı şeklinde yorumlanamaz. Aksine yorum ve değerlendirmeler Anayasa'nın teklif dahi edilmeyen hukuk devleti ve laiklik ilkesine açıkça aykırı düşecektir. Bu nedenle, Anayasa değişikliğinden sonra da yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafetle ilgili olarak uyulması ve uygulanması gereken hukuki statü, mahkeme kararlarına dayanarak oluşturulan mevcut hukuki durumdur. Mahkeme kararlarına uymak Anayasal ve yasal bir zorunluluk olup, 'Konusu suç teşkil eden emri hiçbir surette yerine getirmemek' de Anayasa'nın 137. maddesinin amir hükmü gereğidir."
DÜN NELER OLMUŞTU?
YÖK BAŞKANI'NDAN REKTÖRLÜKLERE YAZI
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Anayasanın 10 ve 42. maddelerine göre uygulama yapılabilmesi için ayrıca bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığını belirterek, ''Anayasanın 10. ve 42. maddeleri hükümleri karşısında, ancak kimliği teşhis edilemeyecek bir durumda bulunan kişilerin yükseköğretim kurumlarının bina eklenti ve yerleşke alanlarına alınmaması yönünde tedbirler alınabilir'' dedi.
YÖK Başkanı Özcan, üniversite rektörlüklerine ve bilgi için İçişleri Bakanlığı ve Valiliklere gönderdiği yazıda, 23 Şubat 2008'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair 9 Şubat 2008 tarihli ve 5735 sayılı Kanunla, Anayasanın 10. maddesinin dördüncü fıkrasında değişiklik yapıldığını ve 42. maddesine yedinci fıkra olarak yeni bir fıkra eklendiğini hatırlattı.
Anayasanın 10. maddesinin değiştirilen dördüncü fıkrasının, ''Devlet organları ve idare makamları, bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar'' şeklinde düzenlendiğini anımsatan Özcan, Anayasanın 42. maddesine eklenen yedinci fıkrasının ise ''Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir'' diye şeklinde düzenlendiğini kaydetti. Prof. Dr. Özcan'ın açıklamasında öne çıkan ifadeler ana başlıklarıyla şöyle:
* ''Söz konusu anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesiyle, çağdaş uygarlık düzeyine erişmeyi bir erek olarak telakki eden toplumumuzun estetik anlayışını yansıtmayan kılık ve kıyafet tarzlarıyla yükseköğretim kurumlarının bina, eklenti ve yerleşke alanlarına girilmesi teşebbüslerinde bulunulabilecektir.''
* ''Anayasamızın 14. maddesi hükümleri karşısında hiçbir surette himaye görmemesi gereken bu hakkın kötüye kullanılması girişimlerinin önüne geçilmesi için yükseköğretim kurumları yönetimleri tarafından genel kolluk birimleriyle eşgüdümlü bir çalışma başlatılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.''
* ''Muhtemel provokasyonlar karşısında gerekli önleyici kolluk tedbirlerinin alınmasını sağlamak amacıyla valiliklerle koordinasyonun sağlanması gerekmektedir.''
Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde orman yangını çıktı. Yangına Kızılcahamam, Gerede, Çamlıdere, Çerkeş orman işletmelerine ait arazöz ve yangın işçileri müdahale ediyor.
Zeytinburnu'nda, 10 yaşındaki Muhammet Akıncı'nın tekme attığı şişenin içindeki ses bombası patladı. Olayda küçük çocuk ayaklarından hafif yaralandı.
Şırnak'ın merkez Güneyçam köyü yakınlarında terör örgütü PKK militanlarınca yola döşenen patlayıcının infilak etmesi sonucu bir uzman çavuş ile bir çavuş şehit oldu.
Kahramanmaraş'ın dünyaca ünlü dondurma markası Mado'nun Gaziantep yolu üzerinde bulunan tesisi bal arılarının akınına uğradı.
Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde görevli komiser Mehmet F.Ç, tanıdığı kokain satıcılarından tehditle para aldığı iddiasıyla tutuklandı.
Ramazan ayında sigara içtiği için bir dolmuş şoförü tarafından darp edildiğini ileri süren Ankara Barosu avukatlarından Erdal Güzel'in şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı.
|