|
|
23 Haziran 2008 Pazartesi 12:47
|
Toplum
|
YouTube’u kapatan hakim ve savcı kapatma kararından memnun mu? İşte cevabı...
Ntvmsnbc.com'dan YASEMİN ARPA, o savcı ile konuştu:
Dünyanın en popüler video paylaşım sitesi YouTube’u Türkiye’den izleyen okurlar, “Bu siteye erişim engellenmiştir” yazısını ilk gördüklerinde, bu kararın altında Savcı Kürşat Kayral ve Hakim Yusuf Ziya Arıcan’ın imzası vardı. Savcı Kayral, aslında Türkiye’de bir internet sitesinin kapatılmasını talep eden ilk savcı; gerekçe “TSK’ya hakaret!” Ama 2003’teki bu talebi, YouTube’la ilgili ilk talebi kadar ses getirmedi. Kayral talep edince, Arıcan da “YouTube’a erişimin engellenmesi” kararı verince, “ünlü” oldular.
Bu karar bundan sonraki “kapatmalar” için de emsal oldu. Bugün Google’da isimleri aranırsa, haklarında “YouTube’u kapatan hakim ve savcı” olarak binlerce sayfa çıkıyor.
Oysa onlar ne bu ünden, ne de YouTube’un kapatılmasından memnunlar. Savcı sadık bir YouTube kullanıcısı; “Ben kendi kendimi kapattım” diyecek kadar yokluğunu hissediyor. Hakim Arıcan da en büyük tepkiyi kızından görüyor: “Baba ne yaptın!” Ama çaresiz olduklarını söylüyorlar: “Yasa böyle, uygulamak zorundayız!” Bu nedenle, yasanın yarattığı çaresizliğe çözüm bulmak için Ankara Barosu ve turk.internet.com sitesinin “site kapatmalara çare” bulmak amacıyla Abant’ta düzenlediği toplantıya, onlar da katıldılar.
Bir internet sitesine “erişimi engelleme”nin ya da kısaca “kapatma”nın gerekçesi, ‘zararlı içerik’. “Alelacele çıktı” diye eleştirilen 5651 sayılı kanun, internet ortamında Atatürk’ün manevi şahsiyetine hakaret, intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu madde kullanımı teşviki, müstehcenlik, fuhuş, kumar gibi suçları “katalog suç” olarak tanımlıyor ve bu suçlara ilişkin yazılı ve görsel yayın bulunan sitelere “erişimin engellenmesi” cezası veriyor. Ancak, söz konusu sitenin Türkiye’de veya başka bir ülkede hazırlanması fark etmiyor. Yasa, sanki Türk hukukunun, tüm dünyadaki internet sitelerine müdahalesi mümkünmüş gibi hazırlanmış. Bu nedenle, örneğin YouTube’a, Atatürk’e hakaret içeren videoları yayından kaldırması söylendiğinde, YouTube’un bu videolara Türkiye’ye ait bir IP numarasından erişimi engellemesi yetmiyor. Yasa, bu videoların tamamen kaldırılmasını, başka hiçbir ülkeden erişilememesini istiyor. Ancak bu da yetmiyor. Çünkü yasa, erişimi engellerken bu suçla mücadeleyi sürdürmek, cezasını vermek istiyor. Mücadeleyi sürdürecek adli makamlar da, karşılarında ceza verecek bir muhatap istiyor. Oysa YouTube’un Türkiye’de temsilciliği yok, açmayı da düşünmüyor. Gerekçesi, bugün Türkiye’de, yarın Çin’de, öbür gün Pakistan’da temsilcilik açarak, her ülkenin hukukuna uymak zorunda kalarak yayıncılık yapamayacakları... Türk devleti de, 24 Temmuz’a kadar süre tanıdı. Bu süre dolmadan, Türkiye’de temsilcilik açıp, faaliyet belgesi alıp, gerekirse Türkiye’de ulaşılabilecek adres ve muhatap gösterecek. Peki göstermezse ne olacak? Yasa değişmediği sürece, YouTube’a Türkiye’den erişim sonsuza kadar engellenecek.
İlk “kapatma” kararı vererek, Türkiye’de YouTube’a ilginin daha da artmasına yol açtıkları gerekçesiyle “YouTube’u yaratanlar” olarak tanıtılan Savcı Kayral ve Hakim Arıcan, toplantıya verilen aralarda, NTVMSNBC’nin sorularını yanıtladılar. Kayral ve Arıcan’a yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:
“YouTube’u yaratan savcı ve hakim” olarak nam salmışsınız. Sizi “erişimi engelleyen” bir “öcü” gibi görme hali var. Yakın çevreniz ve ailenizden de tepki alıyor musunuz?
Kürşat Kayral (Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Savcısı): Hayır, benim kendi kendime karşı tepkim var. Çünkü ben YouTube’u çok kullanan birisiyim. Özellikle uçaklara karşı büyük bir zaafım var ve YouTube’da uçaklarla, savaş uçaklarıyla ilgili çok güzel videolar var. Ve bu videolara şimdi ulaşamıyorum. Aslında ben kendi kendimi kapatmış oldum. Bu arada sadece yergi değil, övgüler de var. Yanlış yapmamaya özen gösteriyoruz. Çünkü yapılan yanlışın milyonlarca, milyarlarca kullanıcıyı etkilemesi sözkonusu.
YouTube’un açılması için sabırsızlanıyorsunuzdur o zaman...
Kayral: Açılması için aslında en çok istekte bulunan kişi benim. Biz, yasaların gösterdiği prosedür çerçevesinde hareket etmek zorundayız ve yasa bugün bize bunu emrediyor. Yüce Meclis yarın 5651 sayılı yasada bir değişikliğe gider ve “uyar-kaldır” sistemini getirirse hiçbir site kapatılmaz. Cumhuriyet savcılıklarının ana görevi olan siteyi cezalandırmak değil, o videoyu koyan kişiyi cezalandırmak. Bunun bilgileri bize kısa yoldan dönecek olsa hiçbir site kapatılmaz. Kapatılmasına gerek de kalmaz.
Site kapatmalarda cezalandırılan tarafın kim olduğu tartışması yapılıyor. Siz de ‘suç’ unsuru taşıyan videoyu koyan kişiye ulaşamadığınızı söylüyorsunuz.
Kayral: Yurtdışı servis sağlayıcılar bunu bize söylemiyor. Söylememe nedenleri değişik. Örneğin Türkiye’nin Uluslararası Siber Sözleşmesi’ne üye olmaması. Bizim buna en kısa zamanda üye olmamız gerekiyor. Bunun yanında diğer ülkelerde Kişisel Verilerin Gizliliği Kanunu’na dayanarak da bu bilgileri vermiyorlar. Kişisel bilgilerin gizliliği hakkında TBMM’de de bir çalışma var. Bunların bir an önce çıkartılması gerekir. Hiç olmazsa yabancı ülkelerle kısa zamanda temasa geçerek suçlulara ulaşmamız lazım. İnternet sitelerinin kapatılmasıyla ilgili değil, bugün ben Google’da adımı yazdığım zaman tam 47 bin sonuçla falan karşılaşıyorum, bunun 25 bini YouTube’un kapatılmasıyla ilgili. Biz de hoşnut değiliz tabii ki.
Sizin bu konuda bir şikayetiniz var mı?
Yusuf Ziya Arıcan (Ankara 12. Sulh Ceza Hakimi): Savcı beyler talepte bulununca tabii dosya önümüze geliyor. Biz de görevimizi yasa çerçevesinde yapıyoruz. YouTube kapatılınca; ilk kapatma kararı mahkememce verildi. Zor bir konuydu gerçekten. Çünkü ben YouTube’un onbinlerce kullanıcısının olduğunun farkındaydım. Ancak o video bandın, özellikle maymun postu giydirilmiş Atatürk portresinin yayınlanmasına seyirci kalamazdım. 5651 sayılı yasanın 8/b fıkrasına dayanarak “erişimin engellenmesine” diye hüküm kurdum. Eve dönünce kızım dedi ki; “Ya baba, YouTube’u kapatmışsın”. Nereden biliyorsun, diye sordum, “Girdim siteye, 12. Sulh Ceza Mahkemesi’nin şu sayılı kararıyla erişim engellenmiştir, sen ne yaptın?” diye sordu. Ben de, “Kızım, görevimi yaptım, Atamızla ilgili hakaret içiren yayın vardı, bu nedenle erişimi engelledim. Yakında kaldırırlar, sen de YouTube’a kavuşursun” dedim. Gerçekten önemli bir olaydı. Ertesi gün basında, lehte-aleyhte, bilen-bilmeyen yazılar yazdı. Biz kanunları uygularken işin doğrusu kimseye yaranamıyoruz. Böyle bir derdimiz yok gerçi, kamu adına görevimizi yapıyoruz. Ama bu konuda pekçok eleştiri aldık.
Kürşat Bey uçaklarla ilgili videolara ulaşamadığı için, YouTube’un kapatılmasıyla kendisinin de mağdur olduğunu söyledi. Sizin bir mağduriyetiniz var mı? Arıcan: (Gülerek...) Beni çok etkilemedi. Geogle’den adımı girince benim de hakkımda bu dosyalar çıkıyor. “Biz bunu nasıl kaldırabiliriz” diye sayın Savcımla tartıştık. Savcım, “Bu bizim kanunları uygulama konusundaki sadakatimizin göstergesi ve iftiharımızdır. Eleştirilere katlanmak zorundayız” dedi. Biz de sineye çektik. (Kahkahalar...)
YouTube ile ilgili ilk kapatma kararını hangi tarihte verdiniz? Arıcan: Nisan 2007 sanırım.
İlk karar Atatürk’e hakaretle ilgiliydi...
Arıcan: Evet. Zaten 8/b fıkrasında da münhasıran Atatürk’e hakaret kesinlikle erişimin engellenmesini gerektiren bir suç olarak düzenlenmiş. Biz doğrudan kanun metnini uyguladık. Kürşat Bey talepte bulununca üç-dört saatlik bir araştırma sürecine girdim. YouTube’un yurtdışından yayın yaptığını öğrendim. Biz hakimler önümüzdeki metinlerle bağlıyız, işin teknik yönünü çok bilemeyebiliriz. Teknik ve uzmanlığı gerektiren işlerde kesinlikle bilirkişiye başvururuz. Araştırdık, filtrelemenin mümkün olmadığını görünce kanundaki deyimi aynen kullanarak, “Türkiye’den erişimin engellenmesine” şeklinde hüküm kurduk. “Sözkonusu video bantlarının yayından kaldırılması halinde erişimin derhal tekrar savcılıkça sağlanması” şeklinde “terditli” bir hüküm kurduk. Tabii lehte ve aleyhte yorumlar oldu. Bugün yine aynı talep gelse, aynı şekilde davranırız. O kapatma kararı Türkiye’de emsal oldu.
Kayral: YouTube o videoları kaldırdığını söylediği anda internete baktık, kaldırılmıştı, aynı anda YouTube’u faksla açtık.
Türkiye’de internet alanında katı bir sansür uygulandığı eleştirilerine nasıl bakıyorsunuz?
Kayral: Türkiye’de katı bir sansür mü var? Dünya Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün yaptığı açıklamada Türkiye’nin en sansürcü ülkeler arasında adının geçtiği söylendi ama katı bir sansür değil, sansür de yok. Atatürk’e karşı işlenen suçlar bu şekilde işlenmeye devam ettiği sürece, siteler kapatılmaya devam edecek.
Arıcan: Sınırsız özgürlük yok. Sizin özgürlüğünüzün başladığı yerde benim özgürlüğüm bitiyor. Bu konuda site sahiplerine bir ayrıcalık tanınmamış. Hepimiz hukukla bağlıyız.
ÇİN SANSÜRCÜ, BİZDE YASALAR BUNA MÜSAİT DEĞİL
Kayral: Sansür, düşünce ve ifade özgürlüğünün engellenmesi demek. Halbuki 5651 sayılı yasada düşünce ve ifade özgürlüğünün engellenmesine yönelik bir suç yok. Biri şu ideolojik fikirleri söyledi, diye yapılan bir başvuruda 5651 sayılı yasanın uygulanma imkanı yok. Zaten 5651 sayılı yasanın çıkış amaçlarından biri çocukları, gençleri ve aileleri korumak. Yasanın gerekçesinde de bu yazıyor. Kumar, müstehcenlik, fuhuş, sağlığa aykırı gıdalar gibi özellikle aile, çocuk ve gençleri korumaya yönelik bir yasa. Ama bu yasanın içine 5816 sayılı Atatürk’e karşı işlenen suçlar da monte edilmiş. Uygulama tamamen bu yönde yapılıyor. Uygulamada sansür olması başka bir şey. Yine internetten öğrenebildiğim kadarıyla Çin bu konuda 60 bine yakın kamu görevlisini sitelerin araştırılması için görevlendirmiş, hatta bireysel kullanıcıların hangi sitelere girip hangi yazıları yazdığına kadar incelemeye almış. Ve yasaklı sitelere giren kullanıcıların bilgisayarlarını bloke etmeye kadar gitmiş. Sansür, bu! Türkiye’de kesinlikle böyle bir olay yok. Çünkü yasa böyle bir olaya müsait değil.
YouTube ile ilgili son kapatma kararı 5 Mayıs’ta verildi. Hiç açılmayabilir de, deniyor. Siz yargı makamları olarak, “Şu videoları yayından kaldırın” dediniz. Bu kararı iletmekte gerçekten muhatap bulamamak gibi bir sıkıntıyı yaşıyor musunuz?
Kayral: Türkiye’de kurulu olan internet servis sağlayıcılarından, yasanın öngördüğü faaliyet belgesi alınıyor. Önemli olan yurtdışındaki internet servis sağlayıcıları. Bunlar müracaatta bulunmadılar. Yalnız burada bir tek muhatap bulabildiğimiz yine YouTube. Avukatları bizim taleplerimizi anında yerine getiriyorlar, ancak onların da Amerika’yla, YouTube’la problemleri var.
NASIL KAPATILIYOR?
Kararla ilgili tebligat nereye yapılıyor?
Kayral: Cumhuriyet Savcılığına “Herhangi bir sitenin içinde Atatürk’e karşı işlenmiş şöyle bir video kaydı var. Hatta bu video kaydını CD’ye çektim, size gönderiyorum” şeklinde ihbar gelir. Biz o kaydı öncelikle bilirkişiye veririz. Hakikaten böyle bir kayıt var mı, nereden diye bilirkişi marifetiyle zabıt altına alırız. Bu işlem yapıldıktan sonra yasanın 8. maddesini kullanarak Atatürk’e karşı işlenen suçlar dahilinde Sulh Ceza Mahkemesi’nden sitenin erişime kapatılması kararı isteriz, karar alınır. Bu karar da “Sitenin Türkiye’den erişimimin engellenmesine ve materyalin kaldırılmasına ve kaldırıldığında derhal açılmasına” şeklindedir. Kapatma kararını Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na gönderiyoruz. Onlar bu siteye erişimin engellenmesi kararını uyguluyor. Yasa kapatmayı hakim kararına bağlamış, ancak açmak için hakime gerek yok, savcı hemen açabilir. Aslında erişime kapatıldığı falan yok sitenin, site orada duruyor. Ancak Türkiye’de bulunan kullanıcılar genellikle ADSL üzerinden, Telekom üzerinden, YouTube yazıp da sisteme girdikleri zaman sistem otomatik olarak kendilerini İletişim Başkanlığı’nın linkine yönlendiriyor. O linkte de bir yazı görüyorsunuz, “Şu mahkemenin şu sayılı kararıyla iletişime kapatılmıştır” diye. Kapatılan tek site YouTube değil. Mesela şu anda YouTube’dan çok daha önce kapattığımız ve halen açmadığımız siteler var. Açılmamalarının nedeni, bize kimse gelip de başvurmadı. “Ben avukatım, ben bu sitenin sahibiyim, size bir dilekçeyle başvuruyorum, bunları kaldırdım”, demedi.
Böyle kaç site var?
Kayral: Bizim Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nda 10’a yakın var. Ama Türkiye’yle faaliyetlerini sürdürmek için İstanbul’da bir hukuk bürosuyla anlaşmaları var. Onlar takip ediyorlar. Bize dilekçeyle başvurup sözkonusu videonun yayından kaldırıldığını söyleyince...
PROKSY AYARINI DEĞİŞTİRİP İZLİYORLAR
YouTube’la ilgili sorun neden çözülemiyor?
Kayral: Yasal bir sorun çıktı ortaya. Bize, “Biz bunları yayından kaldırdık” diye geldikleri zaman inceledik ki, bazı videolar komple video tabanından kaldırılmış. Bazılarının üstüne ise şöyle bir İngilizce ibare konmuş: “Türkiye’ye erişimi engellenmiştir”. Yani veri tabanında duruyor. Yani yurtdışındaki bütün yabancılar veya Türkiye’deki kullanıcılar proksy ayarlarını değiştirerek bu videoları aynen görebilirler. Yasa “Yayın içerikten çıkartılır” diyor. Ama şu anda yapılan uygulamada yayın içerikten çıkartılmamış. Sadece Türkiye’den görülmüyor.
Bundan önceki kapatmalarda böyle olmamıştı...
Kayral: Bunda böyle oldu. Bu süreci uzattı. YouTube’un yayın politikası bu. Bilemem de, tartışmam da. Ben yasadaki düz çizgiye göre görevimi yapıyorum.
Yapılması gereken, herkesin erişmesini engellemek mi, yoksa sadece Türkiye’den erişilmesini engellemek mi?
Kayral: Yasanın metninde “Türkiye’de” lafı yok, “Erişim engellenir” lafı var. Zaten TCK’nın 12 ve 13. maddeleri aslında yurtdışında Türkiye alehine işlenen suçları da düzenlenmiştir. Bu maddelerin içeriğine göre de bu konudaki soruşturmalar yapılır.
Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde orman yangını çıktı. Yangına Kızılcahamam, Gerede, Çamlıdere, Çerkeş orman işletmelerine ait arazöz ve yangın işçileri müdahale ediyor.
Zeytinburnu'nda, 10 yaşındaki Muhammet Akıncı'nın tekme attığı şişenin içindeki ses bombası patladı. Olayda küçük çocuk ayaklarından hafif yaralandı.
Şırnak'ın merkez Güneyçam köyü yakınlarında terör örgütü PKK militanlarınca yola döşenen patlayıcının infilak etmesi sonucu bir uzman çavuş ile bir çavuş şehit oldu.
Kahramanmaraş'ın dünyaca ünlü dondurma markası Mado'nun Gaziantep yolu üzerinde bulunan tesisi bal arılarının akınına uğradı.
Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde görevli komiser Mehmet F.Ç, tanıdığı kokain satıcılarından tehditle para aldığı iddiasıyla tutuklandı.
Ramazan ayında sigara içtiği için bir dolmuş şoförü tarafından darp edildiğini ileri süren Ankara Barosu avukatlarından Erdal Güzel'in şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı.
|