|
|
11 Temmuz 2008 Cuma 10:25
|
Yaşam
|
Narnia Günlükleri'nin ikinci bölümü bugün gösterime girdi: Kardeşler, Narnia diyarına geri döndü
Kardeşler, Narnia’ya geri döndüklerinde tamamen farklı bir dünya bulurlar. Savaş meydanında yepyeni bir düşman boy göstermiş; ülkenin sevimli ve iyi niyetli yaratıkları yok olmanın eşiğine kadar gelmişlerdir
Walt Disney Stüdyoları ve Walden Media, C.S. Lewis’in sevilen çocuk klasiğinden uyarlanan “Narnia” serisinin ikinci bölümü “The Chronicles of Narnia: Prince Caspian”ı sunar.
Serinin 2005 yılında gösterime giren Oscar ödüllü ilk bölümü, 180 milyon dolar bütçeli “The Chronicles of Narnia: The Lion, the Witch and the Wardrobe”, dünya çapında 744 milyon dolar hasılata ulaşarak tüm zamanların en başarılı filmlerinden birisi olmuş; Walt Disney Stüdyolarının da bugüne kadar elde ettiği en büyük başarılarından birisi olma onuruna erişmişti.
Oscar ödüllü “Shrek” ve “Shrek 2”nin de yönetmeni olarak adını duyuran Yönetmen Andrew Adamson, ikinci Narnia macerası için ilk filmin de senaryosunu yazmış olan Emmy ödüllü senaryo yazarları Christopher Markus ve Stephen McFeely ile yeniden işbirliği yaptı. Filmin yapımcılıklarını da ilk “Narnia”dan tanıdığımız Oscar ödüllü yapımcı Mark Johnson (“Rain Man”, “Bugsy”, “The Notebook”) ile Philip Steuer (“The Rookie”, “The Alamo”) üstlendi.
Adamson’un ilk film için keşfettiği genç İngiliz oyuncular, yeni filmde Pevensie kardeşleri bir kez daha canlandırdı. Pevensie kardeşlerin portresini çizen oyuncular şöyle sıralanıyor:
• Dört kardeşin en küçüğü olan ve Narnia ülkesindeki yeni macerada Aslan ile ilk karşılaşan Lucy rolünde 12 yaşındaki Georgie Henley; • İlk macerada kendi bencilce çıkarları uğruna kardeşlerine ihanet eden Edmund rolünde 16 yaşındaki Skandar Keynes; • Tedbirli,temkinli ve pratik zekaya sahip abla Susan rolünde 19 yaşındaki Anna Popplewell; • Narnia ülkesini şeytani ruhlu Kral Miraz’dan kurtarmak için verilen mücadeleyi yöneten en büyük kardeş Peter rolünde 21 yaşındaki William Moseley.
İkinci “Narnia” macerasına adını veren ana karakter Prens Kaspiyan rolünde ise, “The History Boys – Tarih Çocukları”ndaki başarılı oyunuyla dikkat çeken 26 yaşındaki İngiliz aktör Ben Barnes kamera karşısına geçti. Genç aktör son dönemde Noel Coward’ın “Easy Virtue” adlı eserinden yapılan aynı adlı uyarlamada Jessica Biel ve Colin Firth’e karşı oynamış; “Bigga Than Ben” adlı bağımsız yapımda rol almış; Matthew Vaughn’un fantastik filmi “Yıldız Tozu-Stardust”ta da yer almıştı.
Yeni filmde ayrıca Pevensie kardeşleri yeni yolculuklarında eşlik eden Kızıl Cüce Trumpkin rolünde Peter Dinklage (“The Station Agent”, “Death at a Funeral”, “Elf”); şüpheci ruhlu Kara Cüce Nikabrik rolünde Warwick Davis (“Willow”, “The Hitchhiker’s Guide to Galaxy”, “Return of the Jedi”) kamera karşısındaki yerlerini aldılar. Yarı insan – yarı boğa canavar Asterius rolünde “Lord of the Rings” üçlemesi ve “The Lion, the Witch and the Wardrobe”dan tanıdığımız Yeni Zelandalı aktör Shane Rangi; insan başlı atların lideri Glenstorm rolünde İngiliz müzikal tiyatro yıldızı Cornell S. John oynadılar.
KADRODA KİMLER VAR
Filmin kadrosunda çok sayıda uluslararası oyuncu da yer aldı. Şeytani ruhlu Kral Miraz rolünde ünlü İtalyan aktör-yönetmen Sergio Castellitto kamera karşısına geçerken, Telmarine ordusunun komutanı General Glozelle rolünde İtalyan sanatçı Pierfrancesco Favino; Miraz’ın ordusundaki yüksek rütbeli subay Lord Sopespian rolünde Meksikalı yıldız Damian Alcazar; Miraz’ın sadık karısı Kraliçe Pruniprismia rolünde İspanyol oyuncu Alicia Borrachero; yaşlı bilge doktor Cornelius rolünde deneyimli Fransız aktör Vincent Grass kamera karşısına geçtiler.
Filmdeki CGI (bilgisayar çıkışlı animasyon) karakterlere gelince… İnançlı porsuk Trufflehunter’ın seslendirmesini İskoçyalı aktör Ken Stott, Aslan’ın seslendirmesini Oscar adayı aktör Liam Neeson, sahte kabadayı ruhlu fare Reepicheep’in seslendirmesini ise İngiliz komedyen Eddie Izzard yaptı.
“The Chronicles of Narnia: Prince Caspian”ın yapımında anlatılan öykünün oyuncu kadrolu sahnelerinin CGI animasyon tekniğiyle hazırlanmış birbirinden orijinal yaratık efektleriyle tamamlanması yöntemi izlendi. Bu yapılırken kitap serisinin yazarı C.S. Lewis’in hayalgücüne dayalı kreasyonlarından esinlenildi. Animasyonların hazırlanması görevini daha önce “The Lord of the Rings: The Return of the Kings” ve “Titanic”te de yaratıcılığını sergilemiş olan Oscar adayı görsel efekt süpervizörü Dean Wright üstlendi. Wright efektleri hazırlarken “Shrek” ve “Flushed Away”de Adamson ile beraber çalışmış olan VFX uzmanı Wendy Rogers ile omuz omuza çalıştı.
Dean Wright – Wendy Rogers ikilisi film için 1.600’den fazla CGI sahnesinin hazırlanmasına gözlemcilik yaptılar. Tüm bu efektlerin bir kısmı, Londra’daki Moving Picture Company adlı efekt şirketinde gerçekleştirildi. Sözkonusu şirkette daha önce beş “Harry Potter” filmiyle “Wallace and Gromit: Curse of the Were-Rabbit”in efektleri hazırlanmıştı. Ayrıca Oscar ödüllü Framestore-CFC’de ve Yeni Zelanda’daki Weta Digital tesislerinde hazırlanan efektler de “Narnia Günlükleri: Prens Kaspiyan”da kullanıldı. Weta Digital’deki efektleri hazırlayan beş Oscar ödüllü görsel efekt uzmanı Richard Taylor, geçtiğimiz yıllarda “Lord of the Rings” üçlemesiyle “King Kong”un da efektlerini gerçekleştirmişti. Weta Digital’deki çalışmalarda ağırlıklı olarak Narnia’nın yeni sakinleri Telmarine ordusunun kıyafetleriyle silahları dizayn edildi.
“The Chronicles of Narnia: Prince Caspian”ın çekimlerine 12 Şubat 2007 tarihinde Yeni Zelanda’nın kuzey ve güney adalarının her ikisinde birden başlandı. Kullanılan mekanlar arasında ilk “Narnia”nın da çekildiği ünlü Henderson Stüdyoları’nın yanısıra Kuzey Adası’ndaki Coromandel Yarımadasında yeni kurulan siteler de yer aldı. Güney Adası’nda ise Tazmanya Denizi kıyısındaki Haast River Vadisi ile Queenstown yakınlarındaki Paradise Valley (Cennet Vadisi) ile Glenorchy ormanları kullanıldı.
Çekim takviminin Yeni Zelanda ayağını Mart ayında tamamlayan prodüksiyon ekipleri, Doğu Avrupa’ya geçerek Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da kurulu Barrandov ve Modrany Stüdyolarında çalışmaya başladılar. Bu ülkedeki diğer mekanlar arasında Kuzey Bohemya bölgesindeki Usti kenti de vardı. Filmin destansı savaş sahneleri bu kentte çekildi. Ayrıca Polonya ve Slovenya’da da çekim yapıldı.
NARNIA’YA DÖNÜŞ: PRINCE CASPIAN’IN ÖYKÜSÜ
C.S. Lewis’in her dönem çok sevilen kitaplarındaki birbirinden büyüleyici karakterler, “The Chronicles of Narnia: Prince Caspian”da bir kez daha beyazperdeye taşındı. Dünya Savaşı dönemi İngiltere’sinde yaşayan Peter, Susan, Edmund ve Lucy Pevensie kardeşler, efsanevi Narnia ülkesine bu defa dolap içerisinden değil, Londra’daki Trafalgar Meydanı yakınındaki bir metro istasyonundan geçiş yaptılar. Narnia ülkesinde dört kardeşi bu kez eskisinden daha büyük inanç ve cesaret sınavı gerektiren tehlikelerle dolu yepyeni maceralar bekleyecek. “The Lion, the Witch and the Wardrobe - Aslan, Cadı ve Dolap”taki inanılmaz olayların üzerinden bir yıl geçtikten sonra Narnia’ya dönen kahramanlarımız, bu efsanevi ülkeye geri döndüklerinde, Narnia zaman ölçütüyle 1.300 yıldan fazla süre geçmiş olduğunu keşfederler. Onların yokluğunda Narnia’nın Altın Çağı sona ermiş, bu çağ artık bir efsane olarak anılmaya başlamıştır. Ülkenin büyüleyici konuşan hayvanları ve mistik yaratıklarından geriye bir avuç kalmıştır. Artık ülkenin her yerinde acımasız Lord Miraz’ın liderliği altındaki Telmarinler adlı yeni bir insan ırkı türemiştir. Ülkenin kudretli ve ihtişamlı Aslan’ı da binlerce yıldır ortalıkta gözükmemiştir.
Pevensie kardeşleri Narnia’ya geri çağıran kişi, ülkenin yeni insan ırkı olan Telmarine’lerin tahtının genç varisi Prens Kaspiyan’dır. Şeytani ruhlu amcası Miraz’a karşı mücadelesinde dört kardeşin desteğine ihtiyacı vardır. Kahraman ruhlu ama huysuz cüce Trumpkin, cesur yürekli konuşan fare Reepicheep ve güvenilmez Kara Cüce Nikabrik’in yardımını alan Pevensie kardeşler, Narnia ülkesini eski büyüleyici ve muhteşem günlerine geri döndürmek için büyük bir maceraya atılacaklardır.
NARNIA KİTAP SERİSİ HAKKINDA
C.S. Lewis’in kaleme aldığı “Prince Caspian”, yedi kitaptan oluşan “Chronicles of Narnia” serisinin ikinci kitabıdır. 2005 yılında filme çekilen “The Lion, the Witch and the Wardrobe” ile başlayan serinin diğer beş kitabının isimleri ise sırasıyla “The Voyage of the Dawn Trader”, “The Silver Chair”, “The Horse and His Boy”, “The Magician’s Nephew” ve “The Last Battle” şeklindedir.
1950 ile 1956 yılları arasında yayınlanan “Narnia” serisi, edebiyat dünyasının en uzun ömürlü ve yaratıcı kitap serileri arasında yer aldı. Bugüne kadar 35 farklı dile çevrilen kitapların toplam satışı yüz milyon adedi geçti; dünya çapında en çok satılan kitap serilerinden birisi oldu.
C.C. Lewis’in geride bıraktığı mirasın sahibi olan ve kurduğu C.S. Lewis Company’nin kreatif ve artistik direktörlüğünü yapan Douglas Gresham (yazarın üvey oğludur), Lewis’in kitaplarının beyazperdeye uyarlanması için 20 yıllık uğraş sergilemişti. 2005 yılında çekilen “The Lion, the Witch and the Wardrobe”un çarpıcı başarısının ardından “hayatımın en büyük hayalinin ikinci perdesi” olarak tanımladığı ikinci film üzerinde odaklandı.
“İlk filmin 2005 yılında dünya çapında büyük ilgi görmesi üzerine bir hayalimin gerçekleşmesine tanıklık ettim. Filmin keyifli olacağını ve dünyadaki sinemaseverlerin hoşuna gideceğini hep beklemiştim ama açıkçası o kadar yüksek bir başarı düzeyi hayal etmemiştim” diyor Gresham…
Yapımcı Mark Johnson da, ikinci filmin birçok açıdan ilkini geride bırakacağına inandığını belirterek şöyle konuşuyor: “Öncelikle bu film birincisinden çok daha büyük çaplı bir yapım oldu. Kamera arkasında çalışan ekip sayısı açısından daha büyük… Kamera önünde görev yapan oyuncu sayısı açısından daha büyük… Hepsinden önemlisi dramatik açıdan daha büyük… Ele aldığımız temalar ve ilişkiler, ilk filme kıyasla daha büyük ve kapsamlı boyutlarda…”
Yönetmen Adamson ise şu açıklamayı getiriyor: “Yeni maceramız ‘Prince Caspian’da, Pevensie kardeşlerin Narnia ülkesini terk etmesinden 1.300 yıl sonrasının öyküsü anlatılır. Narnia’nın yönetimini Telmarin’ler ele geçirmiş ve sevimli yaratıklarımızı ormana sürmüştür. Kraliyet tacının mirasçısı Prens Kaspiyan olduğu halde ,Prens Kaspiyan hain ruhlu amcası Miraz tarafından dışlanmıştır. Pevensie kardeşleri Narnia’ya geri getirmekteki amacı, Narnia sakinlerine sadece acı ve felaket getirebilecek olan Kral Miraz’dan ülkeyi kurtarmaktır.” İlk filmin bilinçli olarak küçük ölçekli tutulduğunu, ikinci filmde destansı savaş sahneleri olduğunu belirten Adamson, “Şimdi o destansı dünyayı görüyoruz. Bu nedenle bu filme en görkemli sahnelerle başlamalıydık. Daha fazla dış mekan kullandık. Narnia ülkesinin yeni ırkı Telmarin’ler için kaleler ve kraliyet sarayları yaptık. Kısacası yepyeni bir dünya dizayn ettik. Ayrıca bu film ilkine kıyasla biraz daha gizemli ve yiğitlik içeren bir film oldu. Böyle olmasında çocukların artık daha büyümüş ve olgunlaşmış olmasının da payı vardır. Böylece öykümüz doğası gereği daha fazla yetişkinlere yönelik oldu.”
Birinci filmde de bazı kasvetli sahneler olduğunu söyleyen Adamson, “Örneğin Aslan’ın ölümü sahnesi kesinlikle en kasvetli ve üzücü sahnelerden birisiydi. Bu filmin ise daha tekinsiz olma potansiyeli taşıdığını düşünüyorum. Miraz karakteri benzerini gerçek yaşamda da görebileceğimiz türden acımasız ve hain birisidir. Bu da öykümüzü daha korkutucu ve ürkütücü kıldı” diyor.
Yönetmen açıklamalarını şu sözlerle devam ediyor: “İlk filmin, kendini bir davaya kurban etme, fedakarlık ve affetme üzerine bir öyküsü vardı. İkinci filmimiz ise daha kişisel bir öykü içeriyor. Sevdikleri ülkeye geri dönen ama o ülkenin artık var olmadığını gören çocukların öyküsü var. Bu açıdan bakınca ikinci filmin ergenlik, büyüme ve macera anlamına geldiğini söyleyebilirim.”
Bu fikrin kişisel düzeyde bazı çağrışımlar yaptığını ifade eden yönetmen, “Ben Yeni Zelanda’da doğduğum halde çocukluk yıllarım Papua Yeni Gine’de geçti. Geçenlerde o ülkeye gittiğimde çocukluk yıllarımdaki ülkeyle alakası bile olmadığını gördüm. Dolayısıyla bu dört çocuğun Narnia’ya geri dönüşlerinde karşılaştıkları ortamın, Narnia’ya ilk gidişlerindeki ortamla aynı olmadığını görmelerine benzer bir deneyim yaşadım” diyor.
Andrew Adamson sözlerini şöyle noktalıyor: “Kitap serisinin ilki olan ‘The Lion, the Witch and the Wardrobe’u çocukken ilk okuduğumda sonuna gelince şöyle düşündüğümü anımsıyorum: ‘Bu çocuklar Narnia’da kral ve kraliçe oldular. Narnia’ya 15 yıl hükmettiler. Savaşlar yaptılar. Devlere karşı verilen mücadeleyi kazandılar. Tüm bunların üstüne şimdi bir de okula mı dönecekler?’ Kendi kendime bu soruları sorduğum için bir sonraki kitapta ne olacağını bir an önce okumak öğrenmek istemiştim.”
“Prince Caspian”da anlatılan öykünün ilk filmden tamamen farklı olduğunu söyleyen yapımcı Johnson ise şu açıklamayı getiriyor: “Narnia’dan dönen çocuklar, İngiliz okullarındaki sisteme bir miktar uyum sağlamayı başarmışlardır. Ancak Narnia’yı yeniden kurtarmaları gereği ortaya çıkınca aniden bu ülkeye geri dönmek durumunda kalırlar.”
Türkiye’nin ilk internet dizisi “Proje 13”, 9.Bölümü ile gizem, macera ve eğlence dolu hikayesine son hız devam ediyor.
Yasemin Allen, İngiltere'de en çok satan saç tasarım dergisi "Hair'in yenilenen sayısına kapak oldu.
Özcan Deniz, Ece Sükan'la olan öpüşme sahnesi yüzünden sevgilisi Fahriye Evcen ile arasının bozulduğu iddiası için 'ÖYLE BİRŞEY YOK' dedi.
İngiliz The Times gazetesi, 2008 yılının en iyi 100 filmini seçti. Listenin 5’inci sırasında Reha Erdem’in ‘Beş Vakit’ filmi yer aldı.
Bergüzar Korel'in görüntülerinden oluşan videonun sonunda ‘Türban sana çok yakışıyor Bergüzar’ yazısı görülüyor.
Tatlıses, şov programında konuğu Ersin Korkut'la birdirbir oynamasını eleştiren Bayülgen'i yanlış buldu.
|