Kokteyl Network : beygir.com - mackolik.com - sahadan.com - tahminkolik.com - skor.tv - mackolikcomplex.com - havayol.com - magazinkolik.com
türk net en son haber 3 Aralık 2008Güncelleme: 03.12.2008 04:14 rss flas en son dakika haber arama son dakika net haber türk haberler
en net son haber
Ana sayfa haber
Politika Haber
Toplum Haber
Ekonomi Haber
Dünya Haber
Yaşam Haber
Spor Haber
Görüntülü Haber
Haber İndeksi
Haber Arama
Haber Arşiv
Hava Durumu
Yazarlar
Haber Başlıkları
Araştırma Dosyaları
Haber Yorumlar
Haber Üyelik Merkezi
Haber Üyelik Merkezi

Güncel Başlıklar
Avrupa Birliği
YAŞ Toplantıları
Türk Silahlı Kuvvetleri
İlker Başbuğ
Emine Ayna
DTP
Celalettin Cerrah
Polis Emniyet Haberleri
Türkiyede Yabancı Sermaye
Vestel
Add to Google
29 Temmuz 2008 Salı 09:59 Yaşam

BİR TELEVİZYON YILDIZININ PSİKOLOJİSİNİ ANALİZ GİRİŞİMİ: Mehmet Ali Erbil, 34 yıl boyunca hiç yıkılmadı, hep ayaktaydı

Ekranda en ağza alınmayacak sözleri kullandı, birini çıplak da bıraktı. Ölümden döndü, gündemdekilere sert dille göndermeler de yaptı. Canlı yayında izleyicilere iki sevgilisinden hangisiyle evleneceğini sordu, El Kaide’ye selam söylediği de oldu...

Milliyet gazetesinden ASU MARO, Erbil'in psikolojisini analiz etti:

Annesinin koynunda uyuduğu saatleri günün en güzel zamanı kabul eden küçük çocuk, camdan bakarak dua ediyordu.

Saadetine son verecek üvey babasının eve dönmemesi için. Ama hep geldi üvey baba. Bütün dualarına inat. Çok küçük yaşta öğrendi hayal kırıklığını, bir şeyi çok istemenin yetmediğini, bir de anne-babasına bile güvenmemesi gerektiğini...

Erbil ailesinin ikinci oğlu olarak 8 Şubat 1957’de İstanbul’da dünyaya gelir Mehmet Ali. Bir ağabeyi vardır, Mustafa. Babası, aktör Sadettin Erbil. Annesiyle babası ayrıldığında 4 yaşındadır. Çocukluğuna dair ilk anısı, annesi ve ağabeyiyle Yeniköy’deki evlerinden çıkıp dedesinin Sarıyer’deki evine gidişleri. Üç katlı evde korkudan üçü aynı yatakta yatar, zar zor uyurlar.

Küheylan dönemi

Annesi Yurdagül Hanım’ın bir subayla evlenmesiyle bu üçlü ittifak bozulur. Babası da yeniden evlenmiştir, hiçbir yere ait hissedemez kendini.

İlk ve ortaokulu İstanbul, Balıkesir ve Ankara’da okur. Hayali hariciyeci olmaktır. Ama ortaokulu bitirdiği yıl, bir yol ayrımına gelir. Üvey babası onu ve ağabeyini artık evde istemediği için yatılı okuması gerekir. Baba mesleği diye 2 kardeş konservatuvar sınavına girerler. Sadece Mehmet Ali kazanır. Yaşı 13’tür. Kendisini üvey babasına karşı korumayan annesine hep kırgın kalır.

Popüler, neşeli ve yalnız

Başarılı bir öğrencidir. Popüler, neşeli, bir o kadar da yalnız. Hafta sonu herkes evine giderken okulda kalan çocuktur işte... 1974’te Cüneyt Gökçer ona hayatının fırsatını sunar: “Küheylan” oyununda başrol. Tiyatronun star yaratma gücünün olduğu yıllardır ve Kerim Afşar’ın karşısındaki bu gencecik delikanlı gerçek bir efsaneye dönüşür. Tek bir oyunla adının önüne sonsuza dek ‘iyi oyuncu’ sıfatını ekler, ancak o tiyatroya aynı sadakati göstermez. Ankara Devlet Tiyatrosu dar gelir Mehmet Ali Erbil’e. Verilen birkaç ufak rolü beğenmez ve 21’indeyken hayatının akışını değiştirecek bir karar alır: Egemen Bostancı’nın teklifini kabul edip kendini İstanbul’a atar. Yanında nişanlısı Muhsine Kamiloğlu da vardır.

Çarkıfelek’in dönüşü...

Şan Tiyatrosu’nda müzikallerin altın çağını sürdüğü zamandır... “Hisseli Harikalar Kumpanyası”, “Artiz Mektebi”, “Neşe-i Muhabbet”... Sahnelerde bir daha “Küheylan”daki gibi yıldız olamasa da bir ayda aldığı parayı bir gecede kazanır. Zaten hiçbir zaman da fazla ‘idealist’ olmamıştır kendi ifadesine göre. Üstelik o hâlâ ‘Küheylan’daki çocuk’tur, bunun mirası ona bir ömür yetecek gibidir...

Televizyon dünyasının kapıları ise Derya Baykal’la sunduğu müzik eğlence programıyla açılır önünde. Ardından Çiğdem Tunç’la ekranı paylaşır. Ama tabii bunlar TRT programlarıdır neticede. Karşımızda olsa olsa biraz muzip, zeki, deyim yerindeyse ‘fırlama’ bir genç vardır o kadar. Kimse itilip kakılmaz, yataklara atılmaz, ekranda pantolon indirmek ise hayal bile edilemez.

Ama işte gün olur devran döner, Çarkıfelek de ‘bizler için’ dönmeye başlar. Bundan böyle Mehmet Ali Erbil’siz tek bir günümüz olmayacak, seviye de düştükçe düşecektir. Türk halkı “beynini fazla zorlamayan fiziksel komikliklerle” eğleniyordur, “Amerika’yı yeniden keşfetmeye” gerek yoktur; böyle der. Eleştirildiğinde ise kaplan kesilir, “entelektüel geçinenlere de 10 bin dolar versen onlar da yapar bunu” ona göre.

Programlar isim, kanal değiştirir, aynı kalan tek şey dozu artan ‘sululuk’lardır. Her gün televizyondan, gazino sahnelerinden, çekilen her eğlencelik filmden ‘Mehmet Ali Bey’ parmağını sallar izleyicilere.

Aşk ve kumar...

Kumar tutkusu ve aşk hayatı her an gündemi meşgul eder. İlk eşi ve büyük kızı Sezin’in annesi Muhsine Kamiloğlu’ndan ayrıldıktan sonra Nergis Kumbasar’la evlenir. Küçük kızı Yasmin’in annesi Kumbasar, onun da ikinci ‘anne’si gibidir, ayrıldıktan sonra da her zor durumda kaldığında imdadına koşar, onu sonuna kadar savunur.

Bir ara hayatındaki iki kadından hangisiyle evleneceği konusunda seyircilerine danışırken görürüz onu; Nefise mi, Özlem mi? Sonunda ikisiyle de değil, ‘el değmemiş’ olduğunun altını çizdiği 21 yaşında bir genç kızla evlenir; Sedef Altıntaş’la. Dokuz ay sonra ondan da ayrılır, ilk oğlu Ali Sadi’yi dünyaya getirecek olan dördüncü eşi Tuba Erbil’le evlenir.

2002’de ‘ölümden döner’ Erbil. Nadir görülen, adı ‘kaçış sendromu’ olan bir hastalığa sahiptir. Bu onun ‘dünyevi zevkleri’ni gözden geçirmesine değil ama, ‘ölüm korkusu’nu yenmesine neden olur dediğine göre.

Halkta nereden geldiği tam belli olmayan sonsuz bir kredisi olduğu inancıyla porselen dükkânındaki fil misali kıra döke koşturmayı sürdürür. Ara sıra kenarda tek ayak üstünde durması gerekse de yolundan şaşmaz. ‘Ailenin yaramaz çocuğuyum’ der ve anne babasından göremediği sevgi ve müsamahayı misliyle seyircisinden bekler.

Yolun sonu gibi sanki...

Fakat 2006 yılında, belki de ilk kez elinde olmadan ‘kabahat işlediğinde’ beklediği müşfik tavrı pek de bulamaz. Yıllarca bilinçli olarak yaptığı her tür ‘düzeysizlik’, mikrofonun açık olduğunu fark etmeden telefonun öbür ucundaki seyircisine ana avrat düz gitmesi, oyunculuğunu eleştiren bir sinema yazarına ‘beyni sulanmış’ demesi, “Ya Şundadır Ya Bunda” adlı programına tikleri, fiziksel özürleri olan insanları çıkarıp belden aşağı espriler yapması hoş görülür de, bir ‘iş kazası’ yüzünden neredeyse ipi çekilecek raddeye gelir.

Canlı yayında her zamanki ‘zarif’ şakalarından birini yaparak program ekibinden Hilmi Türe’nin pantolonunu indiriverir ve fakat Türe içine pijamasını giymemiştir, olanlar olur... RTÜK atv’ye 12 program durdurma cezası verir, Mehmet Ali Erbil de nefes alıp verdiği sihirli kutudan kendisi için epey uzun bir süre uzak kalır. Hatta birçok insana göre, Küheylan için yolun sonudur artık.

Ne yapsa da bir şey olmuyor ona

Gelgelelim, bu durumdan da sıyrılıp çıkmasını bildi Mehmet Ali Erbil ve 2008’de feleğin çarkını bir kez daha çevirmeye başladı. Önce usul usul... “Bu süreç ne kadar ‘kaygan’ bir zeminde yürüdüğünü fark etmesini sağladı galiba” gibi iyimser yorumlara neden olacak kadar... Derken baktı ki yeri sağlam, başladı ardı ardına bombaları patlatmaya... Ve gene döndü eski ‘şahane’ günlerine.

Bir gün Halil Ergün’ün ‘botoks’uyla uğraştığı için, bir başka gün Paris Hilton’a “Ergenekon soruşturmasına takıldı herhalde” dediği için ve her daim belden aşağı esprileri nedeniyle gündeme gelmeye başladı. Artık biliyor ki ne yaparsa yapsın bir şey olmuyor ona.

‘“Saygı duyduğu büyüğü” Fethullah Hoca’nın huzuruna çıkıp sağlığı için muska da alabilir, canlı yayında El Kaide’ye selam da gönderebilir... En son ‘pijama’ kazasından sonra Mehmet Ali Birand’a “30 yıldır nasıl bir Mehmet Ali görüyorsanız, bundan sonra da gene onu göreceksiniz” demişti.

Çok haklıymış. Nasıl olsa ‘kredisi sonsuz’. Daimi savaş ilan ettiği ‘entelektüel geçinenler’ de kabul etmeli ki, “Küheylan” yok artık. Hatta belki de hiç olmamıştır.

İlgili Başlıklar:
Mehmet Ali Erbil (46 haber)






Türkiye’nin ilk internet dizisi “Proje 13”, 9.Bölümü ile gizem, macera ve eğlence dolu hikayesine son hız devam ediyor.

Yasemin Allen, İngiltere'de en çok satan saç tasarım dergisi "Hair'in yenilenen sayısına kapak oldu.

Özcan Deniz, Ece Sükan'la olan öpüşme sahnesi yüzünden sevgilisi Fahriye Evcen ile arasının bozulduğu iddiası için 'ÖYLE BİRŞEY YOK' dedi.

İngiliz The Times gazetesi, 2008 yılının en iyi 100 filmini seçti. Listenin 5’inci sırasında Reha Erdem’in ‘Beş Vakit’ filmi yer aldı.

Bergüzar Korel'in görüntülerinden oluşan videonun sonunda ‘Türban sana çok yakışıyor Bergüzar’ yazısı görülüyor.

Tatlıses, şov programında konuğu Ersin Korkut'la birdirbir oynamasını eleştiren Bayülgen'i yanlış buldu.

Anadolu Ajansi net haber son dakika flas haber IHA ihlas haber ajansi net haber son dakika flas haber
NET Haber
Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı
resmi abonesidir.
NetHaber Künye: Genel Yayın Yönetmeni: Nevzat BASIM
Yayın Koordinatörü: Emre KULCANAY
Reklam