|
|
24 Ocak 2007 Çarşamba 14:03
|
Yazarlar
|
Ya Kalan Sağlar?
Beş dayım içinde en çok Metin dayımı severdim. 36 yaşında ani bir kalp krizi ile aramızdan ayrılana kadar bana birçok şey öğretmiştir.
Metin dayımın bana öğrettiklerinden en acısı, Kore Savaşı ile ilgili bir Yeşilçam filmini seyrederken öğrendiğimdir. Filmde Türk kahraman ölünce ağlamıştım. Dayım da "ne ağlıyorsun delikanlı ? Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir" demişti. O günden beri o sözü hiç unutmam.
Hiç de sevmem !
Çok insafsız, ruhsuz, duygusuz; ama o kadar da gerçekçi bir yaklaşım. ... Yani şimdi bugün bu sözü mü edeceğiz ? Ölen öldü, biz kalanlara bakalım... Gerçekten bakalım mı ? Giden nasılsa gitti; onun için şu anda yapacak bir şey yok. Ama ya kalanlar ? Ya da kalmak isteyenler ? Bu topraklardan gitmek istemeyenler ? "Bu topraklarda sizin kadar bizim de hakkımız var" diyenler ? Gerçekten bugün onlar için bir şeyler yapma zamanı gelmedi mi ? ... İki yılın aşkın bir süredir Tuzla'da oturuyorum. Tuzla'yı çok iyi bilirim diyemem; ama bugüne kadar hiç Ermeni Kilisesi Yaz Kampı diye bir yerin varlığını duymadım ! Demek ki 1979'da el konulduktan sonra aradan geçen yirmi sekiz yılda her şeyi o kadar iyi temizlemiş ve unutturmuşuz ki ! Ermeni Kilisesi Tuzla Yaz kampının öyküsünü iki gündür günlük gazetelerde okudum. İbretle okunacak bir öykü... Tuzla Yaz Kampı
Şimdi çok daha iyi anlıyorum, 1974 Kıbrıs Barış Harekatının bu ülkenin kimyasını nasıl bozduğunu. Çünkü o harekattın getirdiği etkilerle 1979 yılında (diğerleri gibi) Tuzla Yaz kampına da el konmuş. O yıllarda kimse buna sesini çıkarmamış...
Nasıl çıkarsın ki ?
Zaten 1980 darbesi sonrasında kimselerde ses çıkaracak hal mi kalmıştı ? Derin Devlet (ya da Ulu Devlet), yapacağını yapmış; bütün pislikleri de görülmesin diye "halının altına süpürmüş". Halı uzun zamandır yerinden oynatılmadığı için de o pislikler hala orada duruyor. Eğer Hırant Dink vurulmasaydı, Tuzla Yaz Kampı basın kuruluşları tarafından gündeme getirilemeyecekti.
...
Dünkü günlük gazetelerde Türkiye'de kurulu Ermeni Derneklerinin ortak başsağlığı ilanı vardı. Bir kere daha şaşırdım. Üstelik kendi adıma da utandım. Bunca yıldır (nerede ise kırk yıl), İstanbul'da yaşarım; İstanbul'da bu kadar çok Ermeni derneği, vakfı, kilisesi, örgütlenmesi, ... olduğunu bilmezdim.
Onları o kadar korkutmuşuz ki, kendileri de bu toprakların çocukları olan Ermeni dostlarımız ayakta kalmak için bize görünmeden ve fark edilmeden yaşamayı seçmişler.
Bu ayıbın kime ait olduğuna da varın siz karar verin !
...
Hırant Dink'in ölüm haberini veren (bana göre dünyanın en iyi ve tarafsız ekonomi gazetesi) Financial Times, (sözde) soykırımdan söz etmemiş (yani İngilizcesi ile "genocide" dememiş). Ama "katliam" (İngilizcesi "massacre") sözü kullanılmış.
Editor Shot Dead in İstanbul
İlk kez o zaman kafama dank etti.
Gerçekten Osmanlılar 1915'de en azından bir katliam yapmışlar mıydı ? Bize sürekli anlatılan "tehcir"di (bu kelimenin gerçek anlamını bile tam olarak bilmiyorum). Ve "tehcir sırasında da bazı istenmeyen münferit olaylar olmuştu".
href="http://www.tdk.gov.tr/TR/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&Kelime=tehcir" target="_blank"> Tehcir
Ya gerçek neydi ?
Türkiye sonsuza kadar "ben yapmadım; biz yapmadık" diye inkar mı edecek ? Bir gün biz de, daha önce Almanların, Japonların, Fransızların yaptığı gibi, ... gerçeklerle (ama Diaspora'nın abartılmış öyküleri ile değil de, gerçeklerle) yüzleşebilecek miyiz ? O kadar şaşkınım ki ! Hırant Dink'in vurulmasının arkasından herkes birlik çağrısı yapıyor; ama kimse - hala - "arkadaşlar, şu soykırım iddiasını da Türkiye'de de açıkça tartışalım. Bir şey yaptıysak da bunu kabul edelim ve özür dileyelim" diyemiyor. Toplum baskısı ve korkusu buna izin vermiyor.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul, 24.01.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|