|
|
15 Haziran 2009 Pazartesi 10:24
|
Yazarlar
|
Çocuğunu azarlayan bir anne baba ne hisseder? Size açıkça yazayım: Kendisinden nefret eder...
Aslında çocuklarımıza sert tepki gösterirken, onları değil, KENDİMİZİ incitiyoruz.
Çocuk eğitiminde, iki çocuk babası bir adam olarak bir deneyimimi sizinle paylaşmak isterim.
Bu deneyimimi çocuk sahibi olan kız kardeşlerimle de paylaşıyorum.
Daha önce de çocuklar ve büyükler üzerine yazdım.
Çocuklar, beyaz bir sayfa olarak değil, karakterleriyle birlikte geliyorlar.
Ve ne yaparsanız yapın onların kendileriyle birlikte getirdikleri karakteri, değiştiremiyorsunuz.
Örneğin benim küçük kızım, aynı annem. Şeklen değil, davranışsal olarak; dünyayı algılayış olarak; hayatta karşılaştığı bir takım 'meseleleri' çözüş biçimi olarak...
Annem, 2000'den beri felçi; üst üste iki beyin kanaması sonrası 3 yaşında kaldı; küçük kızımın annemle davranışsal bir alışverişi ne yazık ki mümkün olmuyor.
Ama çocuğum, benim annemin karakterinin bir kısmıyla birlikte çıkıp geliyor. Sonradan öğrenme değil; doğuştan...
Ve benim, bunu değiştirme imkanım yok. Ortada bir beyaz sayfa yok. Gelmiş bir karakterin, dönüşümü, gelişimi durumu var.
Zaman zaman biz büyükler, çocuklarımızla çatışmalı durumlar yaşayabiliyoruz.
O zamanlarda ne yapacağımı bilememe çaresizliğini tattığım çok oluyor.
Ne desem, faydasız.
Çocuğumu, sözlerimle incittiğim, ama gerçekten de incittiğim anlar oluyor. Bazen bağırıyorum da; sesimi aşırı yükseltebiliyorum.
Bu tür durumlarda, benim gözlemim bu, olan çocuğuma değil, bana oluyor.
Günlerce içimde süren bir hesaplaşma hali yaşıyorum.
Çocuğuma o tepkiyi neden gösterdiğimi, evirip çevirip duruyorum kafamda, atamıyorum,. Çocuğumu incittim diye suçluluk psikozları yaşıyorum. Benim yaşadıklarımın benzerlerini arkadaşlarımın da yaşadıklarını, anlattıklarından biliyorum.
Fakat, benim bazen BAĞIRMAMIN, sert tepki göstermemin, sözlerimle çocuğumu incitmemin, çocuğumun davranışını gözden geçirmesinde, hatasını düzeltmesinde, KESİNLİKLE BİR KATKISI yok.
Hiçbir işe yaramıyor.
Çoğu zaman çocuk, o ses yükselmesinin nedenini bile anlamıyor; çok uçucu.
Biz kendi vicdanlarımızda açtığımız yarayla başbaşa kalıyor; kendi vicdanlarımızı kanatıyoruz sürekli. (Onu ezdim mi, kendisini ezik hissetmesine mi neden oldum; ben öyle söyledim diye kendine güvenini kaybeder mi; vicdan seslerini çoğaltabiliriz...)
Aslında çocuklarımıza sert tepki gösterirken, onları değil, KENDİMİZİ incitiyoruz.
Ben deneyimlerinden yola çıkarak diyorum ki: Anne baba, soğukkanlı olmalı. En etkili cezalar, soğukkanlı verilen cezalar.
Eğer sesinizi yükseltmeden, aşırı tepki göstermeden, sözlerinizle çocuğunuzu incitmeden ona cezalar verebiliyorsanız; en iyisini yapıyorsunuz.
Çocuk üzerinde asıl etkili olanlar, o tür cezalar.
NEVZAT BASIM
NOTLAR:
Okullar tatile girdi; çocuklar evde; çatışmalı durumlar daha yoğun yaşanır bu mevsimde.
Ben kendi yaşadıklarımı yazayım istedim; tam da dönemi denk gelince.
Genelkurmay'ın AKP ve FETHULLAH GÜLEN'i bitirme planı hakkında ise hiç yazmıyorum.
Askerin siyasete müdahalesinden midesi bulanan bir kişi olarak, yazılanları okumak istiyorum şimdilik.
Denk getirirsem, yarın, askerin siyasete müdahalesiyle ilgili olarak 'kalbimin dedikleriyle aklımın dediklerini' konuşturmak istiyorum.
İşkence görmüşler: Allah belasını versin miş o 12 Eylül yönetiminin... Eyvallah! Peki ama sizin hiç mi hatanız yoktu:
12 Eylül Anayasası olmasaydı, bugün İstanbul Boğazı'ndaki kıyı şeridini de, Caddebostan sahilini de, Bakırköy - Yeşilköy - Florya kıyılarını da RÜYAMIZDA BİLE göremezdik.
Kemal Kılıçdaroğlu çoktandır, Deniz Baykal'ın onaylamayacağı şeyleri söyleyip, geri adım atmak zorunda kalıyor.
Yabancı bir dille ibadet eden biz Türklerin en önemli sorunlarından biri de bu: Dualar...
BELÇİKA PKK YÖNETİCİLERİNİ GÖZALTINA ALIP 'MEMNUNİYET' YARATIYOR Kİ, AMERİKA, 'FAZLA ACITMADAN' ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARINI KOMİTEDEN GEÇİREBİLSİN: SİZİN AKLINIZ BUNA EVET DER Mİ?
BAŞBAKANI ÇOK SEVEN, ONU 'ZOR BULUNUR BİR İNSAN OLARAK' DEĞERLENDİRENLERE SESLENMEK İSTİYORUM: ELBETTE, HEPİMİZ İÇİN ÇOK DEĞERLİ İNSANLAR VARDIR. ANCAK BAŞBAKANIN 'GERÇEĞİNİ DE GÖRMEK ZORUNDASINIZ'
|