|
|
30 Ocak 2007 Salı 14:37
|
Yazarlar
|
Çatal'ın uygarlık tarihindeki yeri ne ise, siyasetin yeri de o'dur
Çatal ile siyaset'in insanlık tarihindeki işlevleri açısından büyük bir benzerlikleri var:
Çatal da siyaset de aslında 'uygarlığın' ürünleri...
Bugün hiç kimsenin, yemeğini parmaklarıyla yemeyi düşünebileceğini zannetmiyorum...
Temizliği bir ihtiyaç olarak gören insanoğlu, güne yayılan yeme alışkanlığından temiz kurtulabilmek için, çatal denilen aleti geliştirdi...
Siyaset de, 'insanoğlunu yönetmek üzere geliştirilmiş bir uygarlık' aracı...
Eğer yaşam kalitemizi gözetiyorsak, daha kaliteli bir hayat sürmek istiyorsak, çatışması az bir hayata ihtiyacımız var...
Siyaset, çatışmaları çözmek ve tatlıya bağlamak üzere, insanoğlunun kendiliğinden geliştirdiği bir araç olarak, maalesef, sahip olduğu değerli işlevi geniş kitlelere gösteremiyor...
Bu 'araç', geniş kitleler tarafından çoğunlukla aşağılanıyor, siyaset yapanlara küfür ediliyor, siyaseti bir 'çare olmaktan' çıkartmak isteyenler bulunuyor...
Bugün, biz kabul edelim ya da etmeyelim, küresel kabul görmüşlüğü nedeniyle, sorun çözmekte siyaset dışında başka bir aracımız yok...
Kimseyi 'dövmemek', 'öldürmemek' için, elimizdeki en iyi araç, siyaset...
Dövmeden, öldürmeden yönetmek için, 'konuşanlara izin vermek' gerekiyor; zaten siyaset de bu...
Neden bundan sözettiğim konusuna gelince...
Açıkça yazmalıyım ki, Dink cinayeti sonrasında yaşananlar benim de içime sinmedi...
Cinayet sonrası yapılan cenaze töreninde, kendimi incinmiş, kırılmış hissettiğim anlar oldu...
Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilir: Sol'cu bir gençlik kültürünün ürünüyüm...
Ancak yıllar var ki, sol ile yakınlığımı kaybettim...
Giderek kendimi 'ülke sevgisiyle, kendi kültürünü severlik ile tanımlayabileceğim' bir milliyetçiliğin temsilcisi gibi hisseder oldum...
Bu ülkede yıllardır milliyetçiliğin sözcüsü olduğunu iddia edenlerle hiçbir duygusal - düşünsel yakınlığım yok...
Ama bu ülkede doğan, yaşayan, gelişen kültürün de bir rasyoneli olmalı diye düşünüyorum: Rasyoneli, yani akılla ifade edilebilir bir savunuculuğu...
Bugün Ermeni Patriği olarak tanıdığımız kişiyle yıllar önce bir resepsiyonda tanışmıştım...
Vefat eden önceki patriğin yardımcılarından biriydi...
Resepsiyonda sohbet ediliyordu ve şimdiki Ermeni Patriği, sık sık, bize, 'bu toprakların eski sahibi olduklarını' hatırlatıyordu...
Bir ara gerçekten canım sıkıldı...
Hatırlar mı bilmiyorum: Bu kadar sık hatırlatmaya neden gerek duyduğunu sordum ve bu durumun beni rahatsız ettiğini söyledim...
Söyledim, çünkü kılıcın siyasetten üstün olduğu bir tarihin hesabını bana soramazdı: Yani o gün kılıç gücü, meşru bir güçtü ve bizim atalarımız, bu toprakları o gücü kullanarak almışlardı...
Toprak, kimsenin kimseye hediyesi olamazdı... Eğer yüzyıllar öncesine dayalı hakimiyetleri sorgulamak gerekirse, bugün sorgulanmayacak hiçbir coğrafya kalmaz...
Benim, Ermenilerle hiçbir derdim yok; onlara yönelik sempati ya da antipati ilişkisi kuracak bir yakınlığım da... Hiç Ermeni arkadaşım olmadı; onları hep bu ülkenin bir azınlığı olarak tanıdım ve bildim...
Kısa keselim...
O gün, resepsiyonda bulunanlara sıklıkla 'bu toprakların eski sahibi olduklarını' hatırlatan kişi, bir gün Ermeni Patriği seçildi... Türkiye Cumhuriyeti devleti, uzunca bir süre, o kişiyi patrik olarak tanımamakta direndi; hatırlayacaksınız...
Patriğin, bugün geldiği yere; anlayış - kavrayış şekline dikkatinizi çekmek istiyorum: Türkiye Cumhuriyeti Devletine, bu ülkede yaşayanların bütününe sahip çıkan bir Patrik var artık karşımızda...
Üstelik hem cinayet sonrası, hem cenaze sonrası en 'dikkate değer' açıklamaları da o yaptı...
Son söz:
Siyaset, bir uygarlık aracıdır...
Ve ben bu kez, 'Hepimiz Türküz' diye itiraz edenlerin, medyadan seslerini duyurma haklarının yendiğini düşünüyorum; nedense onları bu kez 'ezilen ve horlanan' olarak algılıyorum...
NEVZAT BASIM
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|