|
|
06 Şubat 2007 Salı 08:33
|
Yazarlar
|
Hacıyatmaz !!!
Bir MISIR tartışması aldı başını gitti...
Tartışma artık içinden çıkılmaz bir boyut aldı. Çünkü tartışmanın iki tarafı da kendine göre haklı. Üstelik dışarıdan tarafsız olarak bakan biri de – çok garip ama – iki tarafın haklı olduğu yanları görüyor !!!
Tartışmayı izleyenler anımsayacaklar, ama izlemeyenler için hadi biz anımsatalım:
Üç hafta önce Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen kalabalık bir işadamı heyeti ile Mısır’a gitti. O gezide bazı Türk girişimcilerinin Mısır’daki yatırımlarının açılışı yapıldı; bazı yatırımların temeli atıldı; bazı yatırımların anlaşması yapıldı.
Kürşat Tüzmen Hangi Ülkenin Dış Ticaret Bakanı ?
İşte bu nedenle diğer bazı işadamı arkadaşlarımız ve iktisatçılar eleştiriye başladılar: “Türkiye’nin bunca yılda kendi başına, çok zorlanarak, debelenerek (!), emek ve para harcayarak oluşturduğu knowhow’ı (işletme bilgisini), üç sent daha ucuz elektrik ücretine ve beş kuruş daha ucuz işgücü maliyetine feda etmeye değer mi ?
Türkiye’nin dışsatımını geliştirmekle sorumlu Bakanı, nasıl bu biçimde Türkiye’nin sanayisizleşmesine / istihdam kaybına / fabrikalarının kapanmasına ya da taşınmasına neden olacak bir çalışmanın içinde olur ?”
Mısır’ı Teşvikli 49 İlin Başına Oturttular
İhracatın Patronları Tekstili Mısır’a Taşıyor
Bu açıdan bakınca bu arkadaşlar haklıdırlar.
Çünkü Türkiye’de işbaşında olan bir politikacının görevi, Türkiye’nin refahını artırmak; dirliğini ve düzenini sağlamak; ekonomik gelişmesine katkıda bulunmak; Türkiye’deki istihdamı artırmak; Türkiye’nin dışsatımını artırmak ... tır.
Olaya böyle bir “dar açıdan” bakarsanız, herhangi bir Türk politikacısının, yabancı bir ülkede yapılan Türk yatırımlarını desteklemesi size de anlamlı gelmeyebilir.
...
Ama hadi gelin şimdi de öbür açıdan bakalım.
Mısır’ın ABD ile bir ticaret anlaşmasıvar. Yani Mısır’da üretilen mallar ABD’ye hiçbir dışalım gümrük vergisi olmadan giriyor. Ne yazık ki Türkiye’nin ABD pazarı için böyle bir ayrıcalığı yok.
Bu ayrıcalık bazı ürünler için pek önemli değil. Çünkü zaten o ürünlerde ABD’nin dışalım gümrük vergileri %5’den az. Yani 10 dolarlık bir malda sadece 50 sent dışalım gümrük vergisi yükü geliyor.
Ama Türkiye’nin dünya pazarlarında etkin olduğu tekstil ve konfeksiyon ürünlerinde ABD’nin uyguladığı dışalım gümrük vergisi %15’lerin, hatta %20’lerin üzerine çıkıyor. Yani 10 dolarlık bir malda 2 dolara kadar çıkan bir fark oluşabiliyor.
Bu maliyet farkına bir de Mısır’daki işgücü ve enerji maliyetinin ucuzluğunu ekleyin. Türkiye’de yapılan üretimle Mısır’da yapılan üretim arasındaki maliyet farkı %40’lara, hatta %50’lere varabiliyor.
Sentlerin bile konuşulduğu uluslararası rekabet ortamında %40 ya da %50’lik maliyet farkı çok ciddi bir farktır. Ne kadar milliyetçi ve ne kadar ülkesini seven olursa olsun, bu koşullar ve piyasa ekonomisinin acımasızlığı, iş adamlarımızı duygusal kararlar almaktan alıkoymaktadır.
Hiç unutmayalım: Benim işadamı ve yönetici olarak görevim tek ve birdir: Yasal sınırlar ve ahlak kuralları içinde kalarak, işletmemi kara geçirmek. Benim bundan başka bir görevim ve ödevim yoktur ve olamaz da !
Vatanını çok seven bir kişi olarak, ben de eşit durumda seçimimi Türkiye lehine kullanırım. Hatta az bir eksi fark olsa bile Türkiye’yi seçerim.
Ama fark büyüyünce yapacak bir şey kalmaz. Akılcı kararı alırım.
Mısır’a yatırım yapmaya gitmek; aslında gitmek zorunda kalmak, duygusallıktan arınmış akılcı bir karardır. Çünkü bugün o kararı alarak örneğin Türkiye’de 100 kişiyi işsiz bırakmazsanız, yarın Türkiye’deki bütün işletmenizi kapatarak 1000 kişiyi işsiz bırakmak zorunda kalabilirsiniz.
İnsan ne kadar üzülse de, eğer bir parmakta kangren başladı ise, mecburen o parmağı keserek bütün bedeni ve canı kurtarmak zorundadır.
Akıllı işadamı ve girişimci “hacıyatmaz” gibidir !
Yani hangi koşulda olursa olsun sırtı yere gelmez. Darbeyi yer, ama ardından da hemen toparlanır. Yoksa zaten “akıllı” sınıflamasına giremez...
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 06.02.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|