|
|
12 Şubat 2007 Pazartesi 12:12
|
Yazarlar
|
Para Kazanamıyoruz...
"Para kazanamıyoruz" dedi Umut. "Bırak para kazanmayı, hatta son zamanlarda zarar etmeye de başladık... "
Konferansın kahve arasında sohbet etmeye başlamıştık Umutla. Umut kamuoyunun tanıdığı bir isim. Soyadını burada yazmaya gerek yok. Çünkü konuştuğumuz sorun onunla bire bir bağlantılı değil.
Umut'un bu yakınmasına cidden şaşırdım ve hemen itiraz ettim: "Yapma be Umut ! Sen para kazanamazsan bu ülkede konfeksiyon üretim işinden kim para kazanabilir ki ? "
Biliyorum ki Umut geleneksel Anadolu sanayicileri gibi değildir. Yani hem para kazanıp, hem de sorarsan "yok vallahi işler çok kötü" diyenlerden değildir.
"Türkiye'de konfeksiyon üretiminden ve dışsatımından para kazanamıyoruz; hatta zarar ediyoruz" diyorsa dedikleri doğrudur.
Doğrudur da, bu doğru beni çok şaşırtıyor.
Umut para kazanamıyorsa kim para kazanabilir ki ?
Zaten bu düşüncemi de hemen Umutla paylaştım: "Yapma yahu" dedim; "sen para kazanamazsan kim para kazanabilir ki ? "
"Üretimini yıllar önce Bolu'ya taşıdın. Çok esnek bir üretim yapın var. Bulunduğun bölgede insanlar seni seviyor. Evli olmadığın için bizim gibi bir aile sorumluluğun da yok. Nerede ise 24 saat çalışacak kadar da çalışkansın. Dil biliyorsun, ulusal ve uluslararası tanınmışlığın var. Dünya eğilimlerini izliyorsun.
Doğru düzgün bir adamsın.
Bu özelliklerin ile dünyada ve Türkiye'de oluşacak her türlü değişime hemen uyum sağlayacak esneklikte ve yapıdasın. Nasıl olur da bana gelip para kazanamıyoruz dersin ? "
Umut hiç kızmadı söylediklerime. Sakince yanıt verdi: "Üretim maliyetleri son dört yılda o kadar arttı ki ! Sanırım 2003'den bu yana maliyetlerdeki artış %40'ı geçti. Bu dönemde döviz kuru da %20 geri gidince tam %60'lık "bir makas" oluştu.
Artık bu makası kaldıramıyoruz. Rekabet edemiyoruz."
...
"Haklısın, değişikliklere uyum sağlayacak kadar esnek bir yapım var. "Bana ne ! " desem; "eğer Türkiye'nin bugünkü koşulları ile üretim yapılamıyorsa ben de üretimimi küçültürüm ya da başka yere taşırım desem", inan hiç sorunum olmaz.
Ama ben öyle diyemiyorum...
Çünkü Türkiye'nin istihdama gereksinimi var. Türkiye'de konfeksiyon sektörü istihdam sağlamazsa hangi sektör istihdam sağlayabilir ki ? "
Bizi dinleyen Şevket ağbi söze karıştı: "Ya inşaat ve turizm ? Hem inşaat hızlandığı zaman yanında bir çok sektörü de çekiyor. Turizm de öyle. Türkiye'nin istihdam için sadece konfeksiyona mı gereksinimi var ?"
"Haklısın ama" dedim Şevket ağbiye, "inşaat sadece 15 ile 40 yaş arasındaki erkeklere istihdam sağlıyor. Hal bu ki konfeksiyon tam tersi, 15 ile 50 yaş arası bayanlara iş veriyor.
O nedenle inşaat ile konfeksiyonu aynı kefeye koyamayız; ancak istihdam anlamında birbirlerini tamamlayan sektörler olarak görebiliriz."
Bir an sessizlik olunca yine yüklendim Umut'a: "Sen girişimcisin, sanayicisin. Senin görevin Türkiye'de istihdamı düşünmek değil ki ! Bırak istihdamı da, işsizliği de, bunun getireceği sosyal sorunları da politikacılar düşünsünler...
Senin bir tek ödevin var: Uluslararası ahlak kuralları ve ulusal yasalar içinde kalarak para kazanmak. Eğer para kazanmak için üretimini küçültmen ya da Türkiye'de hiç üretim yapmaman gerekiyorsa, bunu yapmalısın. Yoksa sanayici de olmazsın girişimci de..."
"Haklısın da ben öyle yapamıyorum" dedi Umut.
Anladım ki politika yapmak istiyor.
Hakkıdır; birikimi, bilgisi, görgüsü, dünya görüşü buna uygundur. Türkiye için umudum, Umut gibilerin politikada yükselmeleridir. Olanağım olursa ben Umut'a oy veririm.
Ertuğ Yaşar; İstanbul, 12.02.2007
ertug@yasar.nom.tr www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|